Son pişmanlık / Oğulcan MAVUNACILAR

Son pişmanlık

Gençtim. Yılların bu kadar çabuk ilerleyeceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Belki de o senelerde evlenmek, çoluk çocuğa karışmak bana çok uzak geldiği için bunların hiçbirini gerçekleştirmedim. ‘Şimdiki aklım olsa’ dememeyi çok isterdim, fakat insanlar böyle değil midir zaten? Sonunun ne olacağını bildiği halde aynı hatayı yapmaya devam ederler. Ben de onlardan biriydim işte.

Şimdi birilerine muhtaç oldum. Belki evlenip çoluk çocuğa karışsaydım sevgisini hissedebileceğim biri olurdu. Ancak ben hep kendi kafamın dikine gittim. Özgürlüğüme karışılmasın istedim. Birçok sevgilim, aşık olduğum tek kadın oldu. Kendi hayatım için hepsini üzdüm. Aşkından öleceğim kadını sırf insan kalabalığının bol olduğu şehirlerde yaşamak istemediğim için terk ettim. Oysa ne hayallerimiz vardı. Evlenince kızımız olursa adını Sezen, erkek olursa Deniz koyacaktık ama olmadı, ben kaçtım…

Onunla geçen zamanlarımı hiçbir zaman unutmadım. Sevdiğin kadına son kez dokunmanın ne kadar acı olduğunu tattım ve evinde geçirdiğim o geceden sonra ona hiçbir şey demeden bavulumu topladım. Oturduğum evi yok pahasına sattım. Geçen bu süre zarfında bana ulaşmasını engellemek için otellerde kaldım…

Her şeyi bitirdikten sonra bir otobüs bileti alarak Çanakkale’ye bağlı Geyikli’ye doğru yola çıktım. Orada aradığım evi bulana kadar birçok sıkıntı yaşadım fakat en sonunda özlemini duyduğum yaşantıya kavuştum.

Çok uzun yıllar geçti, yaşlandım. Bu zamana kadar gazetelere, dergilere yazdığım yazılarla hayatımı geçirdim fakat o senelerde elimin tersiye ittiğim her şeyi çok özledim.

Onlardan kaçmayı istememe rağmen insanlara muhtaç oldum.

Bu yüzden kendime bir bakıcı tuttum. Beş sene oldu bakıcımdan başka kimse kapımı çalmayalı ancak bunları kendimi rahatlatmak için kağıda döktüğüm yazıdan bir hafta sonra kapım çaldı. Bana destek veren Meserret’in geldiğini düşünerek ağır adımlarla yürüyüp kapıyı açtım. Ancak karşımda 30’lu yaşlarında saçlarının yanlarına ak düşmüş, iri yeşil gözlü, tanımadığım bir kadın belirdi. Birkaç saniye göz göze geldiğimiz o vakitte içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Önümde duran kadının, “Süleyman Keser siz misiniz?” sorusuyla kendime gelmeye çalıştım. Kısık bir sesle ” Evet” dedim. Karşımda duraksayan kadın biraz tereddüt ettikten sonra kendinden emin bir tavırla boynuma sarılarak ağlamaya başladı. Kulağıma; ” Baba, babam… Yıllarca sana gelmeyi istiyordum, bizi bıraktığın için sana ağzıma geleni sayıp sövmek istiyordum ancak seni karşımda görünce ne kadar bitkin, yorgun ve pişman olduğunu bakıştığımız o beş saniye içinde anladım. Zaten annem de söylemişti hiçbir şeyden haberin olmadığını.” Hıçkırıklarla omzumda ağlayan bu genç kadına sadece, “bir yanlışınız var.” diyebildim. Fakat kafasını omzumdan çekip gözlerimin içine bakarak, “yıllar önce terk ettiğin kadın Handan Akman değil mi?” dedi. Kekeleyerek, “eee, evet. ” dedikten sonra “ben sizin kızınızım.” dedi, duyulur duyulmaz bir sesle.

Bana sarılıp yeniden hıçkıra hıçkıra ağlayarak son cümlelerini sarf etti; “Pişmanlığını gözlerinden çok iyi anlıyorum. Son pişmanlığın fayda etmeyeceğini sen de çok iyi biliyorsun. Fakat ben yıllardır bunun hayalini kurdum. Hala kanlı canlıyken bana bir kez olsun sarılır mısın babacığım?” Ne yapacağımı bilmeden öylece durdum.

En sonunda, ” tabii ki kızım benim tabii ki; Sezenim.”

Oğulcan MAVUNACILAR


Oğulcan Mavunacılar Kimdir?
2 Nisan 1993’te İstanbul’da doğan Oğulcan Mavunacılar, ilk ve orta öğrenimini Reşat Nuri Güntekin okulunda tamamladıktan sonra, öğrenim hayatına Ahmet Sani Gezici Lisesi’nde devam etti. 2012’de Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi / Tarih bölümünü kazanan Mavunacılar, 2016’da pedagojik formasyon eğitimine de tamamlayarak Tarih öğretmeni olarak mezun oldu.
Mavunacılar, çoğunlukla deneme türünde yazmayı tercih etmekle birlikte bitirmek üzere olduğu bir de roman çalışması vardır.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?