Son Dakika Haberler

(T)aciz … / Öykü ARICA

(T)aciz … / Öykü ARICA
Yorum Yap

(T)aciz …

“Bir tacizci, uzun yıllardır okuduğunuz gazetenin satırlarına saklanıp sizinle metroya kadar biniyor. Bir tacizci, severek takip ettiğiniz dizinin ana karakteri; haftanın en az bir günü evinizin içinde, TV ekranından sizi kesiyor. Peki siz bir tacizciyi kütüphanenizde misafir ediyor olabileceğinizi düşünebilir miydiniz? Onu, ev taşırken kolilere yığdığınız kitapların en üstüne yerleştirdiniz…”

‘Tacizci’ dendiğinde nasıl bir imge canlanır hatrınızda? Mesela metroda şpagat açmaya beş kala yaydığı bacaklarıyla dizlerini, baldırınızla yakın temasa mecbur kılarak oturan bir primat? Veya her sabah, kronikleşmiş bir anksiyeteyle bindiğiniz otobüsün, yalnızca ‘fort’ pozisyonlarını geliştirebilmiş, uygarlığın yüz karası mağara adamı? Yahut, işe yaramazlığının neticesinde büyük şehre yenildikten sonra, kalan son faydasızlığını bir beldede sürdürmeye karar vermiş, gece 03.00 sularında ‘Akdeniz Akşamları’nı dinleyince, ‘gönlün, güzel çekmesi’ halinden klavyesini ağlatan eski solcu; günümüzde DM’den yolcu, ak sakallı bir fosil? Ya da evinizin sokağına girdiğiniz gibi sizi, burun direğinizi sızlatan o doldurma parfüm kokusuyla alarma geçiren; bir sabahtan öteki sabaha değin aynı köşede konuşlanıp, sol elinde bayatlamış ay çekirdeği, sağ elinde gazı kaçmış kolasıyla gelene geçene, uçana kaçana, kediye ve kuşa laf sallayan, mahallenizin iti? Keza size duyduğu katran karası sevdanın ardına sığınıp adımlarınızın izini süren, Amerikan gerilim filmlerinden çıkmış sosyopat stalker’lardan hallice eski sevgilinizi, yani belalınızı, yani numunelik dikey sürüngeni ilk önce anımsadınız. Tamam da, biter mi bunlarla?

Haklarınızı savunur gibi yapar da…
Bilgi akışının, haliyle iddiaların ve ifadelerin ışık hızıyla rekabet ettiği bu çok sosyal devirde, tacizci sınıfının yalnızca DM’den akşamüstü yürüyüşlerine çıkmadığını öğrendik. Tacizci sınıfı, apartmanın dibinde konuşlanıp sadece yemiş tüketen ‘tünek hayvanları’ndan da ibaret değil… Tacizci sınıfının bize toplu taşımada köşe kapmaca oynatan profesyonel karambolcüleri de birer motif… Bu sınıfın muayyen bir tipolojisi; mutabık kaldıkları bir saç, tırnak, sakal kesimleri ve kostümleri yok!

Bir tacizci, uzun yıllardır okuduğunuz gazetenin satırlarına saklanıp sizinle metroya kadar biniyor. Bir tacizci, severek takip ettiğiniz dizinin ana karakteri; haftanın en az bir günü evinizin içinde, TV ekranından sizi kesiyor. Peki siz bir tacizciyi kütüphanenizde misafir ediyor olabileceğinizi düşünebilir miydiniz? Onu, ev taşırken kolilere yığdığınız kitapların en üstüne yerleştirdiniz… Uyumadan önce başucunuzda yer verdiniz… Tozunu aldınız, okurken kapağını kıvıramadınız, sizden onu isteyen kadim dostlarınızın gönlünü kırdınız… Dahası, bu tacizci cenah, sizi temsil etmek üzere meclise dahi girdiler; böbrek hasmı düşük bel kot giyip tersten kep takmıyorlar, adi parfümleri sıkmazlar; yemişle, çerezle doymazlar; onların özel dikim takım elbiseleri, göz alıcı kol düğmeleri var ve amber kokuyorlar… Bulursa buharda orfoz tüketir; kalkanı tanımazlar… Saçları pırıl pırıl, yanakları sinekkaydı (bıyıklı olanları da angındır; her bıyıklıyı devrimci sanmayın!) ve kürsüye sabitledikleri postürleri öyle görkemlidir ki!

Anlayacağınız, tacizciliği kendilerine ana hedef bellemiş olan bir güruh, göz koydukları haklarımızı savunur gibi yaparken bize, fazla zahmete girmeden yanaşabilirler… Kimisi böyle politik, böyle stratejist olur… Taciz, tacizdir ve tacizci de tacizcidir ve fakat başından mevzubahis sınıfın kurnazı, mahallenin itiyle pek benzeşmez; öyle aptal değildir… Taciz ve suistimal, taraflarına güvenle çekildiğimiz cenahtan geldiğinde, sudan çıkmış balığa dönmek ne kadar anormal olabilir ki? Olayın ve baş kahramanının bireyde yol açtığı travma sonrası stres bozukluğu, bin feet’ten serbest düşüşle suya çakılmakla eşdeğerdir!

Çokyüzlü, çok alçak, çok hırslı
Güven veren sesiyle söylediklerini dinlediğimiz saygın (!) siyasetçinin, kitaplarından beğeniyle alıntılar yaptığımız çok kapasiteli yazarın; davet edildiği (veya aslında kendini zorla davet ettirdiği) medya programlarını, rol aldığı dizi/film yapımlarını hayranlıkla takip ettiğimiz şöhretlilerin içgüdüleri hıncahınç irinle, zihni tıkış tıkış seksüel fantezilerle, sosyal medyadaki kişi listesi ağzına kadar ‘potansiyel mağdur’ dolmuş pestil ruhlar olabileceklerini düşünmek sizi ürperttiyse, çok iyi; zira bu hepimize fayda olarak dönecektir.

İhtimal dahi vermediğiniz toplumsal figürler, tanınmış kişiler, kitabı yok satan; köşesi çok okunan yazarlar; ilgili aile babaları, gıpta edilecek bir huzurla sürdürülen evliliğiyle (!) eşinin sevgi dolu ve muhakkak ki tekeşli hayat arkadaşı… Çokyüzlü, çok alçak, çok hırslı ve çok tutturuk; alabildiğine obsesif ve ifşa edildiğinde yüzsüzce defansif tacizci alayı, sizden hedeflediğini alana kadar sizinle iletişimi zorlarken, Twitter’daki videolarında çekiyor grev halayı; biricik sevgilisi, müstakbel eşi planlıyor balayı; evli ve çocuklu olanının ise, dışarıdan bakınca, yavrusu tek olayı… Gördüğünüz üzere üst konumlarda jilet gibi giysilerle; kurslar sayesinde ucu açılmış kalemle, özel dersler aracılığıyla güç bela düzeltilmiş diksiyon ile tacizci kimliğini gizlemek, bunlar için en kolayı!

Öykü ARICA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: