Türkiye’deki Suriyelilere dair yaşanan korkular üzerine / Celal TURNA

Türkiye’deki Suriyelilere dair yaşanan korkular üzerine

Gelecek hakkındaki kaygılarınızda haklısınız… Bu kaygılar, sadece zengin Arapların Türkiye’de mal-mülk satın alması, nüfuslarını bizimle eşit sayıya yükseltmeleri (ki bu konuda abartılı gördüğüm noktalar var) değildir. Kaygıyı korkuya dönüştürmüş olmanızı, umutsuzluk taşımanızı size konduramam. Demokratik, laik, özgür ve çağdaş bir yaşam için yüreğini ve cesaretini ortaya koymuş, bunun için her gün toplumsal bilinç, dayanışma ve birlikte mücadeleye katkı verenler korkuyor olamaz…

Gelelim işin yorum, analiz, gözlem ve gerçekler boyutuna; Asıl büyük tehlike, AKP-MHP faşizminin kurumlaşıyor olması, kökten dinci, fundamentalist ve doğmatik eğitim sistemi yoluyla Türkiye nüfusunun Araplaştırılıyor olmasıdır.

İhvanist, selefi, aşiretçi, mezhepçi bir anlayış ırkçı bir kafayla tam gaz ilerliyor. Gericiliği konsolide edebilmek, kalıcı kılabilmek için, yol temizliği yapılıyor. Gerçekten korkunç planlar yapılmış. Ve bir bir devreye sokuluyor. Militer ve paramiliterler silahlandırılıyor. SADAT ve Osmanlı Ocakları vb… Örgütlenmeler hep bu amaçlar için kurduruluyor. Mafya, JİTEM, Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi gibi derin ve illegal güçlerle ittifak yapılmış. MİT, TSK ve Emniyet kadrolaşma yoluyla parti gücüne dönüştürülmüş vaziyette… Yargı, vesayet altına alındı. Medya kontrol altında. Hak, hukuk, adalet, vicdan, “anayasa” askıda. Parlamento işlevsiz kılınmış.

Muhalefete soykırım uygulanıyor.

Tek adam düzeni kurulmuştur. Faşizmin karakteridir bu. Hitler ve Usame Bin Ladin karışımı bir ruh hortlamıştır.

Onlar bunu sürdürebilmek için milli (Kürt düşmanlığı) ve manevi (din) duyguları kullanıyorlar. An itibariyle maalesef manzaramız bu.

Sizlerin şu Araplar korkusu üzerine birkaç şey söyledikten sonra, biraz da bizim mahallenin  durumuna değinmek istiyorum…

Yeryüzündeki Arap nüfus sayısı yaklaşık 300 milyondur. Zenginleri bu nüfusun % 5’i civarındadır. Bunların Türkiye sevdası Özal döneminde başlamıştı. İstanbul’da özellikle Sarıyer semtini istila etmişlerdi. Mülk satın almaktan ziyade, mevsimlik kiracılar olarak geliyorlardı. Özal Ailesinin Araplarla (Suudi) özel bağlantıları vardı.

Erdoğan dönemindeki Arap istilası, ilişkiler açısından Özal’ınkine benzese de farklı bir durum söz konusu. Bu dönemde Erdoğan Arap sermayesini, özelleştirmeler, konut ve arsa satışları ile sıcak borç para gibi ekonomik aktiviteleri geliştirmek için kullandı. Kişisel ve ailevi çıkarlar, rüşvet ve hırsızlıklar, bağışlar vs. gibi ilişkiler ahlaksızlık boyutuna ulaştı.

Suriyeli nüfusun ilerde sosyal patlamalara yol açacağı muhakkak. Erdoğan’ın onları vatandaş ve tabiki seçmen yapma projesi de var. Boşaltılan Kürt Coğrafyasına ve Alevi yerleşim yerlerine yerleştirme gibi projeleri de bir gerçek…

Daha çok durum ve manzara yazmak mümkün… Ancak bunun sürdürülebilirliği asla gerçekleşemeyecek…

Korkmayın…

Neden böyle söylediğimi de sonra yazayım.

Sevgiler…

Celal TURNA

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?