Tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin aileri ve CHP’li vekillerden açıklama

Tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin aileri ve CHP’li vekillerden açıklama

Mecliste Milletvekilleri ile Boğaziçi Üniversitesi’nden tutuklanan öğrencilerin aileleri basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Muğla Milletvekili Nurettin Demir, İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ve Sezgin Tanrıkulu katıldı.

Basın açıklamasında tutuklu öğrencilerin serbest bırakılmasını talep eden milletvekilleri “Bu çocukların Saray’ın emriyle tutuklandığını tüm kamuoyu bilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri tarafından şunlar ifade edildi:

“Değeli Basın Mensupları,
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, Boğaziçi Üniversitesi’nde 19 Mart tarihinde Afrin operasyonu sonrası birtakım tartışmalar yaşandı.

Okulda ‘lokum’ dağıtan bir grup öğrenci ile…

…‘İşgalin, katliamın lokumu olmaz’ pankartı açan başka bir grup öğrenci arasında olaylar gelişti.

Bu gelişmelerden sonra AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan da ekranlara çıkıp protestocu öğrencileri
‘terörist, vatan haini, komünist, gayri milli’ ilan ederek öğrencileri hedef gösterdi.

Sonrasında gözaltılar yaşandı ve gözaltındaki öğrencilerin 9’u ‘terör propagandası yapmaktan’ tutuklandı.

Önceki gün ve dün gözaltılar yaşandı. 2 öğrenci daha gözaltına alındı.  Erdoğan yargıya talimat veriyor, yargı da hemen harekete geçiyor. İfade özgürlüğü, eğitim hakkı, kısaca Anayasa, Erdoğan’ın talimatıyla rafa kaldırılabiliyor.

Biz CHP olarak Erdoğan’ın yargısının aldığı kararları kesinlikle kabul etmiyoruz.

Değerli Basın Mensupları,

Biz, CHP olarak, üniversitelerde barışçıl bir ortamın hüküm sürmesinden yanayız. Ancak AKP üniversitelerde faşizan uygulamalarıyla barışı ve özgürlüğü yok etmektedir. Erdoğan ‘Komünistlere okuma hakkı tanımayacağız’ diyerek açıkça bir nefret suçu işlemiştir. Hiç kimse düşüncesinden dolayı Anayasal hakkından mahrum bırakılamaz. Üniversiteler her zaman bilimin ve aydınlığın merkezi olarak, her zaman özgür düşüncenin ifade edildiği ortamlar olmuştur. İnsanlar savaşa karşı barışı savunduğu için asla haklarından alıkonulamaz, hedef gösterilemez ve yargılanamaz. Cumhurbaşkanı dahi olsa, hiç kimse bu ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünü keyfine göre yok sayamaz.

Eğer bir üniversitede bir grup Afrin için lokum dağıtıyorsa, orada başka bir grup da ‘katliamın lokumu olmaz’ diyebilme hakkına sahiptir.

Erdoğan’ın dediği gibi olaylarda hiçbir fiziksel şiddet yok.

Saray iktidarı, dün nasıl Barış Akademisyenlerini hedef aldıysa bugün de barış diyen öğrencileri hedef almıştır. Bunun nedeni basitçe milliyetçi bir tutum değildir. Saray iktidarı, ekonomik ve toplumsal bir kriz içerisinde, gençliğin direnişinden korkmaktadır.

Değerli Basın Mensupları,

Saray iktidarı, provokasyon amaçlı eylemlerle üniversitelerde baskıyı artırmanın yollarını aramaktadır. Bir Cumhurbaşkanı’nın var gücüyle üniversiteleri bu kadar hedef alması, bir korkunun işaretidir. Erdoğan gençleri, OHAL rejiminin sağladığı imkanlarla baskı altına almayı ve sindirmeyi amaçlamaktadır.

Boğaziçi’nde yaşananlar nedeniyle tutuklanan öğrencilere dünyadan büyük destek gelmektedir. Dünya çapında tanınmış iki binden fazla akademisyen, tutuklu öğrencilere destek vermek amacıyla bildiri yayınladılar. Bildiride “Kampüs içindeki tutuklamalar, Türkiye’de muhalefeti bastırma eğilimin bir parçasıdır” deniliyor.

Şu anda gözaltılar devam etmektedir. Okuldaki öğrenciler ve öğretim görevlileri tedirgin durumda, aileler de artan baskılar karşısında kaygı içindeler. Öğrencilere gözdağı veriliyor, takip ediliyor, öğrenciler tehdit ediliyor.

Cezaevindeki öğrenciler de yine keyfi şekilde gözaltına tutuluyor, psikolojik işkenceye maruz bırakılıyor.

Değerli Basın Mensupları,

Sizinle Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü eski Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek’in konuya ilişkin bir açıklamasını okumak istiyorum.

Hocamız, tutuklanan bir öğrenciden bahsediyor ve diyor ki:

“Bunların terörle alakaları yok. Bunlardan bir tanesi benim öğrencimdi. Üniversitenin kravat takan tek çocuğu, karıncayı bile incitmez. İsmi geçen çocukların hepsine ben kefilim.

Eğitim hakkı ilk gündeme geldiğinde başörtülü öğrenciler vardı ve girebildikleri tek üniversite Boğaziçi Üniversitesi’ydi.

Biz o dönem Anayasa suçu işledik.

Ama bugün Anayasada komünist öğrenci okula giremez diye bir şey yok ancak öğrencilere yapılan muameleye bakın.”

Hocamızın sözleri bir gerçeği açıkça ifade ediyor.

12 Eylül’de darbeci zihniyet bu ülkenin pırıl pırıl gençlerine ne yaptıysa, 28 Şubat’ta öğrencilerin eğitim hakkı nasıl ellerinden alındıysa, bugün de 20 Temmuz darbecileri aynı şeyi yapmaktadır.

Buradan öğrenci kardeşlerime sesleniyorum:

Asla korkmayın. Siz yanlış bir şey yapmadınız. Haklılığınız er geç ortaya çıkacak. Biz sizlerin ne kadar yurtsever olduğunuzu, ülkemizi ne kadar çok sevdiğinizi ve ülkemizi kimlerin sevmediğini çok iyi biliyoruz. Bir gün gelecek, size bu zulmü yapanlar toplumun vicdanında yargılanacak. Yalnız değilsiniz.

Değerli Basın Mensupları,

Konuşmamı sonlandırırken tekrar bir hatırlatmada bulunmak istiyorum:

‘Afrin lokumu’ diye basına yansıyan olaylarda herhangi bir fiziksel şiddet yaşanmamıştır. Saray’ın ve havuz medyasının Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik saldırısı, şehitlerimizle ilgili değildir. Saray iktidarı üniversiteli gençleri korkutarak baskı altına almayı hedeflemektedir.

Biz ‘komünist gençlere eğitim hakkı vermeyeceğiz’ diyen Erdoğan’a karşı eğitim hakkına sonuna kadar sahip çıkacağız. Eğitim hakkı Anayasal bir haktır, hiç kimse engelleyemez. Üniversiteler halkımızındır, gençlerimizindir.

Biz, CHP olarak, gençlerimizin ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Bu çocukların Saray’ın emriyle tutuklandığını tüm kamuoyu bilmektedir.

Tutuklanan gençlerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Ülkemizde savaş çığırtkanlığının değil, barış dilinin kazanacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.”


‘Türkiye’nin en parlak öğrencilerini böyle baskı altında tutmayın’

CHP’li Sezgin Tanrıkulu konuya ilişkin “Toplantı ve gösteri ve yürüyüş hakkı temel bir insan hakkıdır, hiçbir şekilde suç değildir. Öğrenciler Boğaziçi’nde görüşlerini ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı ise kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir üslupla öğrencileri hedef göstermiştir. Ben yargıya sesleniyorum, sizin de evlatlarınız var. Türkiye’nin en gözde üniversitesinin en parlak öğrencilerini böyle baskı altında tutmayın.” dedi.CHP’li Sezgin Tanrıkulu konuya ilişkin “Toplantı ve gösteri ve yürüyüş hakkı temel bir insan hakkıdır, hiçbir şekilde suç değildir. Öğrenciler Boğaziçi’nde görüşlerini ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı ise kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir üslupla öğrencileri hedef göstermiştir. Ben yargıya sesleniyorum, sizin de evlatlarınız var. Türkiye’nin en gözde üniversitesinin en parlak öğrencilerini böyle baskı altında tutmayın.” dedi.

‘Boğaziçili çocukları içeri atabilirsiniz ama seslerini kesemezsiniz’

CHP’li Orhan Sarıbal ise “Gençler üniversitelerde huzursuz. Sokakta insanlar huzursuz doğada canlılar huzursuz. AKP ve Saray rejimi topluma zarar veriyor. OHAL koşullarıyla ülkeyi zapturapt almaya çalışmaktadır. Kimsenin ses çıkarmasını istememektedir. Barış, demokrasi, özgürlük kelimelerinin konuşulması dahi istenmemektedir. Boğaziçili çocukları içeri atabilirsiniz ama seslerini kesemezsiniz. Onların bir an önce serbest bırakılmalarını ve eğitim haklarının iade edilmelerini talep ediyoruz.” dedi. 

‘Bu çocukların geleceğiyle oynamayın!’

CHP’li Nurettin Demir, “Bugün 100 binin üzerinde öğrenci ya hapishanede, ya tutuklu ya da okullardan uzaklaştırılmış durumda. Biz aileleri ve öğretim üyeleri adına iktidarı aklıselime davet ediyoruz. Bu çocukların geleceğiyle oynamayın. Bunların geleceğiyle oynayanlar kendi gelecekleriyle oynarlar.” dedi.

Tutuklu öğrenci babası: ‘Biz bu öğrencilerin hedef tahtasına çıkarılmasını kabul etmiyoruz!’

Tutuklu öğrencilerden Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Yılmaz, “Bizim görüşme talebimiz tüm siyasi partileredir. Tutuklanan öğrenciler, öğrencilik yaşamlarının her döneminde birçok başarıya imza atmış öğrencilerdir. Bu öğrenciler sanata, resme, tiyatroya, folklora düşkün ve yetenekli öğrencilerdir. Bu öğrenciler insanı seven, iyilikten yana olan ve kötülüğü de kabul etmeyen bunu da toplumla paylaşabilen öğrencilerdir. Ortada ne şiddet, ne yaralama ve hatta ne de bağırma vardır. Biz bu öğrencilerin hedef tahtasına çıkarılmasını kabul etmiyoruz. Çocuklarımızın eğitim hakkı kısıtlanmıştır. Dünyanın en büyük üniversiteleri bu öğrencilere kapılarını açtı. Bu yetenekli öğrencilere ‘Türkiye’de okumak hakkı vermek istiyor musunuz’ sorusunun yanıtını vermek durumundayız. Taraflı basın organları ve köşe yazarları çocuklarımızı aşağılayan yayınlara devam ediyorlar. Bizim çocuklarımızın yetenekleriyle, zekalarıyla baş edemeyeceklerini hepsi görecektir.”

Tutuklu öğrenci annesi: ‘Benim oğlum vatan haini değil ama ben oğlumla gurur duyuyorum’

Tutuklu öğrenci Yusuf Noyan Öztürk’ün annesi Belgin Öztürk ise “Yerli ve milli olmadığı söylenen çocuklardan birinin annesiyim. Yusuf Noyan Öztürk’ün annesiyim. Oğlum Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Sosyoloji Bölümü çift anadal öğrencisidir. Fakülte birincisidir. Bir anda terörist, komünist ilan edildi. Ben bana oğluma ailemize yapılan bu şiddeti kabul edemiyorum; çünkü benim oğlum hayatınızda tanıyabileceğiniz en naif insandır. Geçen yıl yemekhane iftar saatinde kapatılıyor diye, imza toplayıp arkadaşları rahat yemek yiyebilsin diyen bir çocuktur. Benim oğlum vatan haini değil ama benim oğlum düşünen, zeki, olayları anlamaya çalışan biridir. Ben oğlumla gurur duyuyorum.” dedi.

Haydar Koçak

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?