“Ulan” TRT! / Gülfer AKKAYA

“Ulan” TRT! / Gülfer AKKAYA

“Tam aşkın elinden süklüm püklüm duran adamların haline içimiz yanmak üzereyken, tahrik edici kıyafetleri, uçuk kaçık makyajlarıyla ip gibi ince kadınlar peş peşe geliyor birden; “Ulan, ulan” diye erkeklere höykürüyorlar. Erkeklere ‘ulan’ diyen şarkı TRT’nin makasından kurtulabilir mi?”

Tensel arzu, şehvet, erotizm, yüksek libido…

Alkol, keyif verici maddeler…

Aşk, aşığı pes ettiren özlem, tutuşturan arzu… Dolu sözleri var TRT’nin yasakladığı birçok şarkının…

Sadece duygular mı? Sadece alkol mü? O duygulara sahip, o şişeleri deviren kadınlar ve erkekler de apaçık yer almış şarkılarda.

Erkeği baştan çıkartan fettan kadınlar, erkeği yakıcı oyuna davet eden arzulu kadınlar, erkeği reddeden uçuk kaçık kadınlar… Seks, tutku, aşk oyununda oyun kurucu ya da oyun bitirici dominant kadınlar.

Bir gecelik aşk arayanlardan, keyif verici madde ile uçmuş, sertlikten hoşlanan, sisteme sistemin seçenekleri arasında tercihlerle horozlanan maço delikanlılar…

Romantik, yanık, karşılık bulmamış, yüreği buruk, duyguları bulanmış rakı renginde erkekler…

Tam aşkın elinden süklüm püklüm duran adamların haline içimiz yanmak üzereyken, tahrik edici kıyafetleri, uçuk kaçık makyajlarıyla ip gibi ince kadınlar peş peşe geliyor birden; “Ulan, ulan” diye erkeklere höykürüyorlar.

Erkeklere ‘ulan’ diyen şarkı TRT’nin makasından kurtulabilir mi? Kurtulamaz. Kırp diye kesiverirler işte.

Her ne kadar TRT baba ‘ulan’ diyen şarkıyı kırpmış olsa da, ulan tokadını yemiş erkek daha kendini toparlamadan, bu kez “Erkeğin zillisi, yılanın zehirlisi, ayıp ayıp üstüne” denerek yarı çıplak bir düzine genç, adaleli, seksi, şehvet uyandırıcı, kadınların içini kıpır kıpır kıpırdatan erkekler sürüsü geçiyor notalardan. Ve tabii ekranlardan.

Ayıp ayıp yani. Bu kadar olmaz ki. Biz böyle mi gördük milli, yerli adetlerimizden?

TRT’nin yasakladığı şarkılar listesindeki birçok şarkının ortak noktası seks, alkol, erotizm, arzu diyemiyoruz. Çünkü yasaklar listesinde öyle şarkılar var ki, ne sekse bulaşmış, ne alkol kullanmış, ne keyif verici madde almış! Yine de yasaklanmış.

Yok, öyle politik şarkılar da değiller. Sıradan şarkılar işte. Ama yasaklanmışlar. Bu şarkıları, yasaklayan ekibin önüne koyun, onlar da merak edecek “Neden yasakladık?” diye. O kadar masumlar!

Yine öyle şarkılar var ki yasak listesinde, yasaklayıcı ekip sanırım hiç dinlemeden, sırf adına bakıp basmış yasağı. Listede “Çırılçıplak” adlı şarkı var. Şarkıda bahsedilen çıplaklık bedensel çıplaklık değil, duygusal yalınlık. Sevgiliye maskesiz gidilmesinden falan bahsediliyor ama çırılçıplak kelimesini görünce ve çıplaklık denince akıllarına gelen ilk şey bedenin üryanlığı olunca TRT makası uzanıvermiş şarkıya.

TRT’nin yasakladığı şarkılarda ortak olan nedir derseniz, kraldan çok kralcı işgüzarlığı derim.

Alkol, sigara ve keyif verici maddeden hoşlanmayan başkanlarına yaranmak isteyen yetişkin olamamış, duygusu güdük, aklı eksik, hayal gücü kabiliyeti sıfır, erotizm ve fanteziden nasiplenmemiş, başkana yaranmak için her şeyi yapabilecek kapasiteye sahip, kıraathane müdavimi, yan yana duran kuru iskemle misali hırbolarla dolu fotoğraf geliyor insanın gözünün önüne.

Cinsel saldırıların tavan yaptığı, çocuk yaşta evliliklerin kanunlaştırılması için her çeşit cambazlığın denendiği, annesinin, kız kardeşinin kolundan bacağından tahrik olan adamların ağzının kapatılmayıp, hak ettikleri cezaların verilmediği milli değerlerle yüklü ülkemizde şarkılara saldırmak, yasaklamak serbest.

Ne ki o şarkıların sözleri, o şarkıların anlattığı kadınlar ve adamlar muktedirlerin sevmediği insanlardan, onların karşı oldukları farklı ilişki biçimlerinden bahsediyor.

Kadınlara cinsel saldırı, tecavüz neredeyse serbest, ama bir kadının parmakları arasında sigara, yudumladığı alkol ve arada arzu ile öptüğü erkek/kadın yasak.

Enseste göz yuman “ahlaklı” milli toplum, yetişkin bireylerin rızaları dahilinde sevişmesini zina diye yasaklamak için kolları ikinci kez sıvamış durumda.

Muhalif olan, onlardan farklı yaşam tarzlarına sahip insanların özel hayatlarına, mahremlerine dadandıkça dadanmaktalar.

Düşünmeden edemiyorsun. Zevk aldığımız ne varsa onu yasaklıyorlar, sansürlüyorlar. Yaşamı burnumuzdan getirmeye çalışıyorlar. Kendileri için istedikleri her şey, suç dahi olsa serbest, bizlere gelince her şey yasak, her şey suç.

Öyle ki duygularımızı, arzularımızı, hislerimizi, âşık olmamızı, âşık olduğumuz kişiye sevgimizi, nefretimizi bile kontrol etmeye, baskılayarak yok etmeye çalışıyorlar. Bizleri ya kendilerine benzetecekler ya da sürekli cezalandıracaklar.

N’apalım, sevgilimizle yan yana gelince sıcak oralet mi içelim harareti alır diye?

Hoş, sevgiliyle yan yana gelmek de suç olur yakında. Hatta sevmek bile suç olabilir.

O zaman şapkayı önüne koyup derin derin düşünsün Nazan Öncel, bu zalim AKP düzeninden önce üzen zehirli ballara bugün diyebildiği gibi bol keseden “Git ulan git” diyebilecek mi!

Kim bilir belki sevgililerinin yakasından düşer, TRT’ye beste yapmaya başlar “Bi git ulan TRT” diye.

Gülfer AKKAYA


Gülfer AKKAYA Kimdir?

 1972 Şubat’ında, Sivas Kangal’da Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğdu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde “Kadınların paralı günleri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

Çok uzun yıllar dergi ve gazetelerde editörlük yaptı. Aynı zamanda haber portallarında, internet sitelerinde, dergi ve gazetelerde halen yazmakta.

2000 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunmakta.

2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”,

2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu”,

2014 yılında “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”,

2017 yılında “Yol Kadındır” adlı kitapları yayımlandı.

Maddeci radikal feminist ve sosyalist.

Okumayı söktüğünden bu yana okur-yazar.

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?