Son Dakika Haberler

YARALI BAĞLAMA / Dilek FİDAN

YARALI BAĞLAMA / Dilek FİDAN
Yorum Yap

YARALI BAĞLAMA

Üniversitede bağlama kursuna yazılmıştım. Daha ilk günden sazımı belediye otobüsünün direğine çarpmıştım. Saz çatladı. Gidince hocaya üzgün bir sesle sazımın çatladığını söyledim. “Olsun, yaralı bağlamanın sesi daha iyi çıkar” dedi. Gün boyu içimde tınlayan yaralı teller duydum. O günden beri nerde kimin yarasıyla tanışsam uzun uzun dinler oldum.

Bizim Mucur’da hiç evlenmemiş bir Zehra abla vardı. Ortaokulda defterine “Bitliste beş minare/ Beri gel oğlan beri gel” türküsünün sözlerini yazdığı için babası okuldan almış. Ömrü boyunca artık okulu da göremeyecekti o “oğlan”ı da. Zaman, yaranın derinliklerini kumla mı dolduruyor yoksa daha da mı diplere deşiyordu bilinmez ama sesindeki kırgınlık güçlüydü. Mahrum bırakıldıklarına özlemi, sohbetindeki aceleci ve baskın tavrıyla örtülüydü. Tuhaf avlusu olan, gündüz bile yarı karanlık, derme çatma evlerine her uğradığımızda ben hep yüzünü ve sesini seyretmeye giderdim. Belki yüzlerce yıl önce bir ayrılık ya da kavuşamama üzerine yakılan türkü başka bir çağda onu da ayırmıştı sevdiğinden.

Gün oldu devran döndü büyüdüm. Lüzumsuzca büyüdü dünyam. Türkülerle daha yakından tanıştım. Evde, arabada hep Neşet Ertaş dinlenir bizde. Babam hazin geçen çocukluğuna, savruk geçen gençliğine hep bu türkülerle ağlar. İçli içli, hisli hisli ağlar. “Evvelim sen oldun ahirim sensin”de annemden öncesini hiçe sayarak ağlar. Bizim evdeki yaralı bağlama babamdır. Babamdan geçme, annemden bilenme yürek kırılganlığı başka hikayelerin de gönüllü matemcisi yaptı Gamze’yle beni; Kardeşim, sırdaşım, yara ortağımla. Gönlündeki harman yerinde, zaman diye sabır savuran nice insan oldu yaşamımızda. Aşk, yas, vurgun, müzmin hüzün… Bi yerinden yakalıyor huzurumuzun.

Hangi çölün Leyla’sıdır bilmeden yollarına sürüldüğümüz sevdalar, ömür yetmezse cennetten gün çalarız diyerek sonsuzluk biçtiğimiz sonlu aşklar ne yaralar açtı da geçti. Giden bütün heybetiyle, ikinci el gururuyla giderken bilmez ki bir şarkı, bir koku kalanı duvardan duvara çarpar bir an, bir yerde. Herkesin bir mecnunu, bir gönül kırığı, mazisi yitiği vardır etrafında; bağrını saz yapmış, mızrap arayan. Bakın, dinleyin, içinize çekin gözlerinin her kımıltısını; yüksek sesle acı çeker onlar, sessizlikleri yüksek seslidir, hicazdan hüzzama yüksek perdede dağlarlar yüreklerini.

Demiştik ya; yaralı bağlamanın sesi iyi çıkar diye.

 

Dilek FİDAN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)