Yasal köle: Kadın / Tülay Yıldırım EDE

Yasal köle: Kadın

5 Aralık kadınların seçme ve seçilme hakkının yıl dönümü. Tam 84 yıl oldu yasal olarak kadınlara bu hak tanınalı. Dün bazı ayrıntılar takıldı, aklımın haksızlıklara başkaldıran köşesine…

Nedir kadının toplumdaki yeri? Yeterince özgür mü sizce? Özgür irade gibi bir insiyatifin yegâne sahibi mi? Omuzlarına yüklenenlerden sonra kadına nasıl bir hak tanınmış ve bu hakkı kullanması beklenmiş toplumca? Seçtim, seçildim….Neyi seçtim, nasıl seçtim, seçildim mi, neye seçildim…?

2018 yılını bitirmenin eşiğinde olduğumuz şu zamanlarda, herkes kadının artık özgür bir birey olduğunu, iş sahibi olup kendi ayakları üzerinde durduğunu, erkekle eşit hak ve hürriyetlere sahip olup yaşamını idame ettirdiğini söyleyip kadınların sorunlarını örten tablolar çizmekte. Geçmişle karşılaştırdığımızda, özellikle batıda kadınların iş alanında aktifliği kendini göstermekte. Ancak ekonomik bağımsızlık zırvalığı, bazı evlerin baş köşelerine yerleşmiş vaziyette.

Araştırmalara göre; çalışan kadınlarla batıdaki kadınlar, erkekler tarafından daha fazla şiddet görüyor. Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiş, kaç yazar. Kadının örgürlük alanı daraltılmışken, kadınlığı ayaklar altına alınmışken, metâlaşmışken, şiddetle ahbap olmuşken, küçük yaşta gelinlikle tanışmışken, omzundaki yüklerle görünmeyen kamburlarla yaşamaya mahkûm olmuşken, seçse ne seçmese ne? Seçilse ne, ki seçilmek istese bu hakkı ona veren nerde?

Kimse feministlik zırvalıklarıyla kelâm savurmasın ortaya. Kimse kadın artık şöyle-böyle gibi yalanlarla avutmasın kimseyi. Kadına olan biten bir şey yok. Kadınlar ne kadar adım öne gitseler, aynı anda adımları sayılıyor, birilerinin yüzüne şans gülse de, birilerinin ocağına şans yan bile bakmıyor. Özellikle doğuda/güneydoğuda, kadının omzundaki yükler insanlıktan utanılacak kadar ağır.

Şiddet gören kadın, aşağılanan kadın, metâlaştırılan kadın, fuhuşa zorlanıp pazarlanan kadın, tacizlere uğrayan kadın, çocukların tüm yükünü yüklenen kadın, hem annelik hem babalık yapmak zorunda olan kadın, toplumun lekelemek için fırsat kolladığı kadın….

Hâl böyle olunca, kadının seçme ve seçilme hakkı çok da ayyuka çıkacak bir hâl almıyor. Seçilme hakkı zaten çok azına nasip oluyor. Nasip olan bile, erkeğin gölgesinde, saçı uzun aklı kısa mantığıyla ayakta duruyor bu ülkede.

Seçme ve seçilme hakkını bir kenara bırakın da, önce kadına “İnsan” gibi yaşama hakkı sunun evvelâ. Aldığı nefesin içini doldurması için şans verin. Yediği lokmaların boğazına dizilmemesi için çaba gösterin. Çocuk yaşta evlenip küçük bedeninin ezilmesine müsaade etmeyin. Kadınları; istenildiği gibi şiddet uygulanabilecek, taciz edilebilecek, mallaştırılacak varlıklar olarak görmekten vazgeçin. Kadına dişi olarak değil, “İnsan” gibi yaklaşmayı şiar edinin. Bunları sağladıktan sonra oturalım ve seçme/seçilme haklarından konuşalım.

Kadına hak ettiği değer verilince, görün bakın nasıl güzelleşiyor dünya ve erkek egemen sistemin yıkıntıları nasıl güzelleşiyor kadınların elleriyle…

Tülay Yıldırım EDE

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?