Son Dakika Haberler

Yerel seçim sonrası olasılıklar: Mart’ın sonu ne? / Mahmut ÜSTÜN

Yerel seçim sonrası olasılıklar: Mart’ın sonu ne? / Mahmut ÜSTÜN
Yorum Yap

Yerel seçim sonrası olasılıklar: Mart’ın sonu ne?

Eğer anketler ve alandaki gözlemlerimiz bize büyük bir yanılgı yaşatmayacaksa, İzmir ve Ankara’yı muhalefet bloğunun kazanacağı kesin gibi. Antalya, Aydın’da ise muhalefet bloğunun seçimleri kazanma olasılığı daha yüksek görünüyor. Adana, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Denizli ortada… Bu illerin tümünü bir ittifak tek başına da alabilir, büyük olasılıkla da paylaşırlar… Mersin’de İyi Parti’nin de aday göstermesi nedeniyle durum biraz daha karışık.

Muhalefet bloğunun kazanması ancak tümüyle HDP seçmenin blok olarak CHP’yi desteklemesiyle mümkün…Cumhur ittifakının ise Kayseri, Konya, Trabzon, Ordu, Erzurum, Sakarya gibi illerde kazanması kesin ama büyük illerde kesin kazanacak diyebileceğimiz bir yer yok.

Muhalefet partilerinin ve iktidar bloğu partilerinin geleceğini yakın vadede ve büyük ölçüde belirleyecek olan İstanbul’da ise kıl payı iktidar önde gözüküyor ve/fakat tersi bir sonuç da hiç kimseye şaşırtıcı gelmeyecek.

Tablo Pazar gecesi netleşecek. Biz şimdiden her halükârda seçim sonuçlarının Cumhur ittifakının gerilediğini muhalefetin ise bir iki adım öne çıktığını ortaya koyacağını söyleyebiliriz.

Mart’ın sonu bahar mı?

Seçim sonuçlarının genelde iktidar bloğunun özelde AKP’nin oy kaybının derecesine göre muhalefet bloğu cephesinde umut tazelenmesi yaratacağı kesin. Aynı şey tersinden iktidar cephesi açısından da geçerli. Bu cephede de büyüklüğü, oy kayıplarının oranına bağlı olarak değişecek bir yenilgi ruh hali ve moral yıkım olacağı kesin… Oy kayıpları kadar İstanbul sonuçları da bu ruh halinin lehte ve aleyhte değişimi açısından belirleyici olacak.
Moral faktördeki bu değişimler önemli ama belirleyici değil. Sadece kısa vadeli bir etki yaratabilir…

Sorunun cevabını orta vadeli olarak vermeye kalktığımızda ise, Türkiye’yi daha da derinleşen bir iktisadi, siyasi ve ideolojik kiriz ortamının beklediğini saptamak zorundayız. Zorlu ama içinde geriye/faşizme olduğu kadar; daha özgürlükçü bir ülkeye doğru da sıçrama potansiyelleri taşıyan bir sürece gireceğiz.

İktidarda baskıcı eğilimler artacak…

İktidar bu yenilgiyi kolay kolay kabil etmeyecek, seçim sonuçlarını boşa çıkarmak için muhtemelen elinden gelen her şeyi yapacak. İktidarın seçim sonuçlarından kendini sorgulama ve geriye adım atma mesajı çıkaracağını beklemek hiç gerçekçi değil. Halka yeni umutlar vaat etme olanaklarını yitiren, rıza üretme kapasitesini büyük ölçüde tüketen bir iktidarla karşı karşıyayız. Ve böylesi iktidarlar için “zor”a dayalı bir korku rejimi inşa ederek, iktidarını bu şekilde korumaya çalışmaktan başka bir çıkış yolu yok.
Bu durumu pekiştiren bir başka unsur ise, iktidar bloku içinde geçen seçim “örtük bir operasyonla” ağırlığı artırılan MHP’nin bu seçimden de büyük olasılıkla blok içi ağırlığını daha da artırarak çıkacak olması… Bu iktidar bloğunun “derin”leşmesi ve bu da daha da yoğunlaşan şiddet politikası demek…

Muhalefet pusuya yatacak…

Millet İttifakı unsurlarının ise seçimden kendileri açısından en iyi sonucu elde ederek çıktıkları koşulda bile, “erken seçim” konusunda ısrarcı bir tutum izlemeyeceklerini söyleyebiliriz. İktidar blokunun artan kriz koşullarında tümden yıpranmasını beklemek için pusuya yatıp beklemeyi tercih edeceklerdir. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun mealen “seçim sonuçlarına bakarak iktidara erken seçim baskısı yapmayı etik bulmayız” açıklaması da muhalefetin eğiliminin bu doğrultuda olacağını ortaya koyar niteliktedir.

Muhalefet bu süreçten hakkıyla çıkabilecek mi?

Muhalefet sadece Ankara ve Antalya’yı geri almakla yetinirse, kendi içiyle uğraşmaktan ne bir erken seçim talebinde bulunmaya ne de iktidarın artan baskıcı politikalarını boşa çıkaracak bir politik hazırlık yapmaya zaten fırsat bulamayacaktır. Velev ki böyle olmadı ve muhalefet cephesi seçimden kendi iç sorunlarını erteleyen bir başarı düzeyiyle çıktı. O zaman büyük olasılıkla gerçekleşecek olan muhalefetin daha da sağa kaymasıdır. Elde edilen başarıyı, izledikleri sağ politikalara ve gösterdikleri sağcı adaylara bağlayacaklar ve bu kez daha sorunsuz bir biçimde direksiyonu sağa kıracaklardır. Bu koşullarda da ülkede yaşanan ve giderek de artacak olan faşizan yönelime karşı mücadele potansiyelini atalete sürükleyen, soğuran bir işlev göreceklerdir.

Her halükârda…

Bu tablodan umutsuz, iç karartıcı mesajlar çıkarmak ise en büyük risktir. Hem iktidar bloğunun zayıfladığı ve kendi içinde parçalanma emareleri gösterdiği hem de muhalefetin ya iç hesaplaşmayla ya da daha da sağa kayarak kendi tabanından ve toplumsal beklentilerden daha da uzaklaştığı bu koşullarda var olan temsil krizi daha da büyüyecektir. Artan faşizan baskılar karşı tepkileri de büyütecektir. Dahası ve çok daha önemlisi, ilk belirtilerini henüz şimdiden görmekte olduğumuz gibi işçi, emekçi ve demokratik taban hareketleri siyaset sahnesindeki temsil boşluğunu doğrudan doldurmaya başlayabilecektir.
Önemli olan bu gelişmelerin ayırdında olabilmek ve doğru zamanda ön alıcı bir inisiyatif gösterebilmektir. Bu boşluğu doldurabilecek ve bu krizi ilerici atılımlara çevirebilecek emek dostu, eşitlikçi ve özgürlükçü birikim Türkiye’de vardır.

Türkiye’nin makus talihini değiştirmek, artık düne göre çok daha olanaklı hale gelmiş durumdadır…

Mahmut ÜSTÜN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: