Yusuf Atılgan- “Aylak Adam”… Yazmak onun için bir yüktü / Havin Hivda

Yazmayı sırtında yük gibi gören bir yazar: Yusuf Atılgan

Yusuf Atılgan, yazmaktan çok sevdi okuma işini. Zaten bu nedenledir ki eserlerinin arasına yıllar girdi. Canistan’ı bitirmek bile tek başına yıllar sürdü. Çevresinin yoğun ısrarı olmasa belki de unutturacaktı yazdığını. Fakat yazdıkları unutulacak gibi değildi. Yusuf Atılgan, yazdığı sınırlı sayıdaki eserle adını unutulmazlar arasına yazdırdı, eserleri de elbette.

‘Aylak Adam’ romanı hayata ayak uyduramayan, biçilmiş rolleri reddeden, mutsuz, sıkılgan C.’nin bir yılını anlatır. Kitap 4 bölüme ayrılmıştır ve her bölüm bir mevsimde yaşanır. C. aşkın peşinde kendini tesadüflere teslim ederek sürüklenir. Ama kontrolsüz bir tesadüf değildir bu. Takip eder, aynı sokaklara gider ki karşılaşmalar yaratabilsin.

“…Birden kaldırımdan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi…

“Eli paketliler” hayatı rutin yaşayanlarla ilgili bir metafor

Babasından kalan evlerin kiralarını yiyen, bu nedenle para kazanma kaygısı yaşamayan bir adamdır C. . Bir isim bile çok görülmüş ona. Onun için kimliksiz olmak, topluma ait olmaktan daha iyiydi ne de olsa. C., toplum dayatmalarına, biçilmiş rollere kafa tutan, bir taraftan gerçek aşkı arasa da ait olmaya pek niyeti olmayan biridir. En büyük korkusu bir gün ‘eli paketliler’e dönüşmektir. Bin bir türlü heyecanla başladığı ilişkiler rutine girdiği anda kaçan C. aslında kendi gibi isimsiz B. ile karşılaşabilse belki aradığı aşkı bulacaktı. Fakat yan yana geçtiler, paralel geçip gittiler sokaklardan. Aşk onlara denk gelmedi.

“Kimse bir başkasına ulaşamaz, çünkü kimse kendi sınırlarına varamaz.”

“…Eli paketliler…Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok…”

C.’nin psikanalitik durumu, sağlıksız kişiliği, babasından kalan manevi mirasın yüküdür

C. çok da sağlıklı denilebilecek bir karakter değildir. Babasının ataerkil, kaba, kadın bacağına düşkün halleri, bıyıkları ve C.’nin kulağını yırtarak bedeninde bıraktığı iz C.’nin tüm takıntılarının sebebi olacaktır. Teyzesine karşı hissettikleri, babası yüzünden takıntı haline getirdiği davranışlarıyla aslında çok da sağlıklı bir karakter olmadığını hissettirir. Babası ve teyzesiyle olan ilişkisi onun karşı cinsle ilişkilerini de belirleyen en önemli unsurlardır. C. ne zaman yalnız ve mutsuz olsa teyzesinin kucağına yattığı saadet dakikalarını hatırlar. Yaşadığı ‘oidipus’ kargaşası kendini ele verir.

Hayatın ritmi gibi, ağır aksak…

C. kendi ifadesiyle ‘zengin değil, paralıdır.’  Sanat galerilerini gezer, ilgisini çeken kadının peşine düşer, sokak adlarını keşfeder. Kalabalıklara karışır, yürür…Kesik kesik cümleleri, ağır aksak konuşmasıyla hayatının ritmini hissettirir bize. Kafası dağınıktır, insanları düşünür, yargılar, tahminler yürütür. Yazar, kullandığı üslupla bunu hissettirmekte çok başarılı olmuş.

Aylak Adam

Birden kendi kapısını kapamadığı aklına geldi. Hırsız girse bile kitapları çalmazdı. Ötekiler umurunda bile değildi...”

“…İnsan, en çok kalabalık içinde yalnızdır…”

“...Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum, yalnız kalabilmek için...”

Sarmal Roman Örneğidir

Aylak Adam romanı, sarmal roman örneğidir. Kitabın ilk bölümü C.’nin hayatının sıkıcı ve belli bir rutinde aktığını gösterir. Son derece anlamsız, kopuk kopuk cümleler…Karakterin daldan dala savrulan düşünceleri arasında bir anda dış dünyaya yönelmesi…Okuyucuya sıkıcı ve anlamsız gelebilecek bu ilk bölümde pes etmezseniz eğer tadı zihninize kazınan harika bir eser okuyacaksınız.

Kış, ilkyaz, yaz ve güz olmak üzere dört mevsimle kurgulanan eser ‘kış’ mevsimi ile başlıyor. İlk bölüm aynı zamanda kitabın son bölümüdür. İlk bölüm tek başına okunduğunda anlaşılamayan pek çok nokta ancak kitabın sonuna gelindiğinde anlam kazanır. Kitabi bitirince başa dönmenizi tavsiye ediyorum. Ancak o zaman yazarın sağlıksız ruh halini daha iyi hissedeceksiniz.

Yunus Nadi Roman Ödülü

Aylak Adam, Yunus Nadi Roman Yarışması’na son anda yetiştirilir. 1957-1958 dönemidir. Toplumcu gerçekçi akımın etkin olduğu bu yıllarda bu yarışmadan ikinciliği kazandı. Varlık Yayınları ikinci olan bu romanı 1959’da yayımlama kararı aldı. Dönemin politik koşulları arasında ‘bireysel-sosyal duyarlılıkla’ yazılan bu roman toplumcu gerçekçi sanat anlayışı tarafından görmezden gelindi. Politik koşullar değiştikçe, bireyin toplum içindeki yeri ve yalnızlığı sorgulanır hale geldikçe anlam ve değer kazanan roman zaman içinde yerini sağlamlaştırdı.

Senaryolara ilham verdi

Kitap, senaryolara da esin kaynağı oldu. Çağan Irmak’a ait  “Issız Adam” filmi “Aylak Adam”ın C. karakterinin modernize edilerek günümüz koşullarına uygun hale getirilmesiyle yaratılmıştır.

Issız Adam

 

Havin HİVDA

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?