Son Dakika Haberler

Zaman bile sizin varlığınızı arıyor(*) / Mustafa Necati YILDIRIM

Zaman bile sizin varlığınızı arıyor(*) / Mustafa Necati YILDIRIM
Yorum Yap

Zaman bile sizin varlığınızı arıyor(*)

Tam da iki yazıdır kendini ufaktan hissettirmeye başlayan, bariz varlığını artık günlük hayatta dahi hissetmeye başladığımız Endüstri 4.0, nesnelerin interneti, YZ, transhümanizm, posthümanizm gibi kavramlara hiç değinmeksizin tekno-kapitalizm olgusuna giriş yapmış ve ampirik düzeyde bile yansımalarının dönüştürücü gücüne atıfta bulunmuşken Facebook’un sıradan kullanıcı verisi toplama numaralarından -eğlenceli olanlardan- ‘10 year challenge’ çılgınlığı başladı ve ülkeye ‘türbanını çıkaran kızlar’ tartışması olarak yansıdı. Malum hiper-politik bir memleketteyiz.

Bir süredir muhafazakar mahallede süregiden “Neler oluyor bize?” tartışmaları bu argümanla -hakaret ve aşağılamalar dışında- Nerede yanlış yaptık?” sorusuna evrilirken, laik mahallede genel olarak sevinçle karşılansa da içlerinde öküzün altında FETÖ arayan densizler bile vardı. Ancak yine de mesele her iki mahallede de kalın bir önyargılar perdesi arkasından tartışıldığı için kısa sürede ve alışıldığı üzere görmezden gelme vadisinde, hızlı gündem sisleri ardında gözlerden kayboldu. Ama yine de unutulan bir şey vardı. O kızlar içinde yaşadıkları topluma, ailelerine ve hatta kendilerine isyan ederek bir karar almış, uygulamış, açıklamış ve yetmezmiş gibi “Yalnız Yürümeyeceksin” adı altında bir platform oluşturarak çoktan ilgili kulaklara fısıldamaya başlamışlardı bile.

Kim şu anda ilk regliyle (kapanmayla) karşı karşıya bir genç kızın ruhundan başlayarak, ömrünü erkek matah bir ortamda neyin baskısı altında bile olduğunu anlayamayacak bir halde geçirmiş anneannesine kadar binlerce kadının gizli-açık yalnizyurumeyeceksin.com’da o cesur kızların hikayelerini okumadığını söyleyebilir? Bu gibi küçük hareketler yok hükmünde sayılabilir ama bunun ancak Türk hükümetlerinin Ermeni yasa tasarılarını meclislerinde kabul eden ülkelere söyledikleri kadar anlamı olabilir. Bu küçük kanat çırpışları asla yok olmazlar ve alttan alta işlemeye, sirayet etmeye, dönüştürmeye, etkileşmeye devam ederler.

Tam da bu noktada cepheden şu soruya doğru düzgün bir yanıt vermemiz icab eder: Toplumun tüm ‘ilerici güçleri’ içinden geçtiğimiz kesif gerici süreçte muhalefetsiz, içine kapanmış, bekle-görcü bir ruh halinde Godot’yu -ay ne pis klişe- beklerken bu bir avuç genç kızın kendi güçlerini de aşan bir cesaretle öncü olarak dönüştürme iradesi koymalarından nasıl bir ders çıkarmalıyız? Çünkü bizimki gibi az gelişmiş müslüman ülkelerde gericilik toplumun dokusunda öyle derin izler taşıyor ki ilericilik bir illüzyondan öte bir anlam taşımıyor. O yüzdendir ki dinci-gerici retorik karşısında laik-Kemalist ya da sol söylem iş yapmıyor. Çünkü öyle kaba ve aşağı bir muhafazakarlık satılıyor ki karşıtı da bir türlü kaba ve aşağı olmaktan kurtulamıyor. İşte bu yüzden bu bir avuç kadının hareketi olduğundan daha büyük bir muhalif anlam taşıyor ve daha yakından bakılmayı hak ediyor.

Bunlara kafa yorarken 2016 yapımı, yönetmenliğini Aniruddha Roy Chowdhury’nin yaptığı ‘Pink’ filmini izledim. Hindistan modernleşmesi ve bu bağlamda kadının toplumdaki konumunu tecavüz tehdidi karşısında kendini savunmaya çalışan üç arkadaşın mahkemeye taşınan davası penceresinden ele alan ‘Pink’ ilk sahnesinden son jeneriğe kadar erkek egemen, feodal toplum yapısını tüm çıplaklığıyla, aşağılık iki yüzlülüğüyle gözler önüne seriyor. Hint sineması üzerinden Türkiye gerçeği izlemenin verdiği utancı bir yana koyarsak filmin ilköğretimden başlamak üzere müfredata zorunlu ders olarak eklenmesini isterdim.

‘Pink’in son jeneriğinde Tanveer Ghazi’nin bana kalsa her kadının kalbine işlemesini dileyebileceğim bir şiiri akıyor. Yeri gelmişken paylaşmak istedim.

Pink Poem

Kendinizi bulmaya doğru yola çıkın.

Neden karamsarsınız?

Yürümeye başlayın.

Zaman bile

sizin varlığınızı arıyor.

Zaman sizi de arıyor.

Giyim kuralları…

Fazla düşünmeyin ve onlara

sadece giysi olarak bakın.

Tüm kısıtlamaları yıkın

ve onlardan kendinize silah yapın.

Onları silah olarak kullanın.

Karakteriniz safken bile

neden yüzünüz asık?

Günahkarların sizi

yargılamaya hakları yok.

Kendinizi bulmaya doğru yola çıkın.

Neden karamsarsınız?

Yürümeye başlayın.

Zaman bile

sizin varlığınızı arıyor.

Sosyal normları yakın.

Onlar hain birer tuzak.

Siz fitilin üstündeki

küçük ışık değilsiniz.

Siz öfkenin ateşisiniz.

Siz öfkenin ateşisiniz.

Kendinizi bulmaya doğru

yola çıkın.

Neden karamsarsınız?

Yürümeye başlayın. Zaman bile

sizin varlığınızı arıyor.

Zaman sizi de arıyor.

Şalınızı bir bayrak gibi sallayın,

devrim yaratın.

Gökyüzü de korkacak.

Şalınız düşerse bile,

bir depreme sebep olacak.

Bir deprem olacak.

Kendinizi bulmaya doğru yola çıkın.

Neden karamsarsınız?

Yürümeye başlayın.

Zaman bile

sizin varlığınızı arıyor.

Zaman sizi de arıyor.

(*) Tanveer Ghazi

Mustafa Necati YILDIRIM

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: