Son Dakika Haberler

‘Yetmez Ama Evet’çiler pişman; ya ‘yetmez ama hayır’cı Bahçeli?

‘Yetmez Ama Evet’çiler pişman; ya ‘yetmez ama hayır’cı Bahçeli?
Okunma : Yorum Yap

‘Yetmez Ama Evet’çiler pişman; ya ‘yetmez ama hayır’cı Bahçeli?


2010 Referandumu’nda ‘evet’ diyen “Yetmez Ama Evet”çiler pişmanlıklarını defalarca dile getirdi; ya ‘ yetmez ama hayır’ diyen Bahçeli’nin sözlerini hatırlayan var mı?

2010 Referandumu’nda “Hayır” çağrısı yapan Bahçeli, Erdoğan ile ilgili “ümüğünden tutup Yüce Divan’a çıkaracağım” demişti…


Bugün 12 Eylül 2010 referandumunun yıl dönümü. 12 Eylül 2010’da halkoylamasına sunulan anayasa paketinde değişen maddeler, referandumun içeriği, taraflar ve liderlerin çok konuşulan polemikleri hala önemini koruyor.

Tüm o süreçte yaşananları ve verdiği oydan pişman olanları derledik.


Taslakta neler vardı?


-Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılacak:

11 asıl 4 yedek üyeli Anayasa Mahkemesi, 17 asıl üyeden oluşacak. Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıl için seçilecek. Anayasa Mahkemesine kişisel başvuru yapılabilecek. Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliğinin iptali ile siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına toplantıya katılan üyelerin üçte ikisinin oyuyla karar verebilecek.

-Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeniden yapılandırılacak: HSYK’nın 7 olan asıl üye sayısı 22’ye, 5 olan yedek üye sayısı ise 12’ye çıkarılacak. HSYK 3 daire halinde çalışacak. Kurulum üye yapısı da değişecek.

-Yüksek Askeri Şura: Yüksek Askeri Şura’daki ihraç kararlarına yargı denetimi getirilecek. Askeri yargının görev alanı yeniden belirlenecek.


-15. Madde: 12 Eylül darbesinin sorumlularının yargılanmasını engelleyen “geçici 15. madde” kaldırılacak.

-‘Kamu Denetçiliği Kurumu’ (ombudsmanlık) oluşturulacak: Kurum, TBMM Başkanlığına bağlı olarak kurulacak ve idarenin işleyişi ile ilgili şikayetleri inceleyecek.

-Evetçi cephe

-Hayırcı cephe

-Yetmez Ama Evetçiler

-Boykotçular cephesi

EVETÇİLER: AKP- SP- BBP- GÜLEN CEMAATİ


Referandum kampında “Evet” cephesinin ana gücü AKP oldu. Bunun dışında Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi de “Evet” cephesindeydi. O zamanlar henüz ‘FETÖ terör örgütü’ olarak adlandırılmayan Gülen cemaati ve “Yetmez ama Evet”çiler de bu gruba destek veriyordu.

HAYIRCILAR: CHP-MHP-DİĞER SOL PARTİLER


Küçük sol parti ve örgütlerin önemli bir bölümünün de yer aldığı “Hayır” cephesinde ise önde gelen aktör ana muhalefetteki CHP idi.

İkinci “Hayır”cı güç ise şimdilerde iktidarın küçük ortağı olmasına rağmen sözünün geçerliliği olan, Erdoğan’ı canla başla savunan ve 2023’te yapılacağı beyan edilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP ile yaptıkları Cumhur İttifakı’nın adayının yine Erdoğan olduğunu açıklayan MHP oldu.

‘Meydanlarda vesayet, yargıyı ele geçirme, bölünme ve özgürlük söylemleri’


Haftalar süren canlı kampanya süreci boyunca AKP, referandumun 12 Eylül’le ve “vesayetçi anlayışla hesaplaşmak” olduğunu vurguladı.

AKP, CHP’yi de ‘yargı ve bürokratik iktidarla’ özdeşleştiriyordu.

CHP: Yargıyı denetim altına alacaklar


CHP, AKP’yi ‘yeni Anayasa ile yargıyı tamamen denetimi altına alma planı yapmakla’ suçluyordu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na göre ‘asıl plan buydu ve bazı maddelerse göz boyamak için taslağa serpiştirilmişti’. Kılıçdaroğlu, yeni Anayasa’nın 12 Eylül darbecilerinin gerçek anlamda yargılanmalarının önünü açmayacağını da savunuyordu.

MHP lideri Devlet Bahçeli ise paketi “uzlaşmadan uzak, yabancı dayatması ve parti anayasası” olarak yorumluyordu. Bahçeli’ye göre ‘AKP, AB ve ABD’nin istekleri doğrultusunda, Türk milletinin ihtiyaçlarından kaynaklanmayan bu anayasa değişikliğini millete dayatıyordu’. Bahçeli, ‘paketin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter siyasi yapısı ve kimliğine uygunluk içermediğini, AKP’nin de demokrasi kisvesi altında sunduğu açılımın, esasında bir AKP-PKK projesi olduğunu’ belirtiyordu. Bahçeli ayrıca AKP’yi ‘PKK ile pazarlık yapmakla’ suçluyordu.

Şimdilerde Erdoğan’ın en büyük destekçisi olan Bahçeli, o dönemde Erdoğan’a çok ağır bir dille yüklenirdi. Bahçeli, Erdoğan’ı ‘ümüğünden tutarak Yüce Divan’a çıkaracağını’ söylüyordu.


2008’de kurulan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ise aktif bir boykot kampanyası yürütüyordu

BDP lideri Selahattin Demirtaş bir konuşmasında tavırlarını şöyle açıklıyordu:


“30 yıldır süren bir savaş var. Neredeyse bütün Kürt halkı terörist ilan edilmiştir. MHP, CHP ve AKP’nin söylemlerine bakılırsa bu ülke 50 defa bölünmüştü. Eğer bölünmüyorsa Kürt halkının kardeşlik politikasındandır. Bunu Başbakan’ın anlaması gerekmektedir. Bu kandırmaca Anayasa değişikliğine karşı oy kullanmayacağız. Oy kullanmayıp bu rejimi boykot ettiğini göstermek istiyoruz. Yeni bir anayasada kim özgürlük istiyor, kim ana dilde eğitim görmek istiyor, hangi öğrenciler parasız eğitim istiyor bunu herkes görecektir.”


Gülen: Mezardakilere bile ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım

Kampanya sırasında Gülen Hareketi taraftarları da “Evet” için çalışma yürüttü. Harekete bağlı medya kuruluşları bu yönde yayın yaparken Fethullah Gülen de yandaşlarını şu sözlerle “Evet” için çalışmaya çağırıyordu: “Onların içinde önemli, hayati, bir kısım cellatlıkların bir yönüyle, bir kısım vesayetlerin önünü almaya matuf bir iki madde bile olsa, bence değil yani hayatta olan insanlar, kadınıyla erkeğiyle, çoluğuyla çocuğuyla, dünyanın dört bir yanına dağılmış insanlarıyla, imkan olsa, mezardakileri bile kaldırarak, o referandumda ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın, ben zannediyorum ki kalkarlar da, ben zannediyorum ruhları koşar da.”

‘Yetmez Ama Evet’ kampanyası


2010 referandumu sürecinde özellikle aydınlar ve sol içinde sonradan çok tartışma konusu olan bir kampanya ortaya çıktı: “Yetmez Ama Evet”. Aralarında aydın, yazar, hukukçu, sanatçı, öğretim üyesi ve siyasi eylemcilerin bulunduğu bir grup, eksik olmakla birlikte yeni anayasanın Türkiye’de demokratik hak ve özgürlükler açısından ileri bir adım olduğu, 12 Eylül Anayasasında bir gedik açacağını savunarak bir çalışma başlattı.


Kampanya kamuoyunun ilgisini en çok, 28 Ağustos’ta İstanbul-Taksim’de yaptığı yürüyüşle çekti. Binlerce kişi, İstanbul Barosu önünden geçerken “Darbeci Baro” sloganı attı. İstiklal Caddesi üzerindeki CHP Beyoğlu İlçe Başkanlığı’nın penceresine “Amerika’nın Hayırlı, Türkiye’nin Hayırsız Evlatları, Tarih Sizi Affetmeyecek” pankartı asıldı ve korteje “Hayır” bildirileri atıldı. Kortejdekiler buna “Darbeci CHP” sloganıyla karşılık verdi.

AKP’nin yüzünü güldüren sonuç


Seçim günü, sandıklar açılmadan önceki en önemli haber, gazetecilerin Kemal Kılıçdaroğlu’nun oy kullandığını görüntüleyememesiydi. Zira CHP lideri, oy kullanamamıştı. Kılıçdaroğlu bu durumu daha sonra şöyle açıklayacaktı: “İstanbul’da kaydımın olduğunu ben de biliyordum. Ama bizim bilgimiz dışında tutanak tutulup kaydım siliniyor. Oysa ben de her yurttaş gibi oy kullanacaktım. Ama gerçekten bu tablo hoş değil. Sadece nüfus cüzdanı ile gidip İstanbul’da oy kullanacağımı düşünüyordum”.

Ve ilerleyen saatlerde ise çıkan sonuçlar AKP’nin yüzünü güldürüyordu. Seçmenin % 57,88’si “Evet”, % 42,12’si “Hayır” diyerek yeni anayasayı kabul etmişti. BDP’nin boykot çağrısının etkisiyle katılım ise % 73,71’de kalmıştı.

“Yetmez Ama Evet” pişmanlığı!


12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu için kamuoyunun önünde bu değişikliğe “evet” oyu vereceğini “Yetmez ama evet” sloganıyla açıklayan birçok isim, bugün 2010 Referandumu’nda verdikleri oy nedeniyle pişmanlıklarını paylaşıyor.

Bu isimler referandumdan önce ne demişti, sonra nelerden pişmanlık duydular?


Adalet Ağaoğlu 2010 — “Yetmez ama EVET diyenler ve ‘Hayır’ diyenler hakkında çok yazıldı. İnsan bir özümseme yapmak zorunda kalıyor. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten devlet midir, millet midir?’ bütün hikaye budur. ‘Askerlerin ve yargıçların iktidarı devam mı edecek, sona mı erecek?’ Ben Yetmez ama EVET diyorum, çünkü demokrasi bize hiç Yetmez. Ama EVET diyorum. ‘Evet’ diyerek hak arama hakkını elde ediyoruz. ‘Hayır’ denirse bunu tümden kaybederiz. Yetmez ama EVET demek, demokrasi istiyorum demektir. 12 Eylül’de sandıktan ‘evet’ çıkınca yeni bir dönem başlayacak.”

2016 — “Biz Anayasa Mahkemesi’nin eski raportörü Osman Can’ın peşine takıldık referandum sürecinde. Pişmanlığım bu. Ben bir an bile onun asıl amacının AKP milletvekili seçilmek olduğunu anlayamamışım. Evime kadar çocuklarını getirdi, benim elimi öpsünler diye. Ona kandık o süreçte. Bu yüzden hâlâ başımı duvarlara vuruyorum.”

Kaynakça [1] http://t24.com.tr/haber/adalet-agaoglu-12-eylul-referandumunda-evet-dedigim-icin-pismanim-enayilik-etmisim-osman-cana-kandik,330050

[2] http://arsiv.marksist.org/haberler/1785-yetmez-ama-evet-forumu-13-eylulde-yeni-bir-mucadele-basliyor

Ahmet Altan 2010 — ““Evet” çıkmasını ümitle bekliyorum. Çünkü bu “evet”, zalim bir sistemin temeline şahmerdan gibi vurup, o temeli kıracak.”

2015 — “AKP devrilecek. AKP bu suçu (17–25 Aralık soruşturması) örtmek için daha büyük suçlar işledi. Yolsuzluk bu ülkenin geleneksel bir suçuydu. 4 adam yargılanır, hükümet seçime giderdi, yeni bir hükümet kurulurdu. Bu suçu örtmek için öyle suçlar işlediler ki, hukuk geriye dönemez. Adamın evinden çıkan paralar, tapeler, verilen emirler. Polisin mahkeme kararını uygulamasını engellediğin zaman devlet denen düzeneği patlatmış oluyorsun. Hukuktan geri dönemezler, nasıl dönecekler. Daha hukuksuz yerlere doğru ilerlemek zorundalar, şiddete doğru yürümek zorundalar.”

Kaynakça [1] http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/ahmet-altan/evet/12887/

[2] http://t24.com.tr/haber/ahmet-altan-akp-yakinda-devrilecek,291342


Cemil İpekçi 2010 — “Türkiye’nin sivilleşmesi ve demokratikleşmesi için evet. Anayasa’nın 15. maddesinin kalkması gerekiyor, o kalkmalı ve yargılanmalılar. Ben onun için Evet diyorum. Bu bir sivil toplum hareketidir, ilk defa bir sivil toplumun anayasayı değiştirmesi olduğu için Evet diyorum. Buna hayır diyenlerin çoğunluğu, eksi diktanın, eski despotluğun sürmesini ve bundan rant elde etmek isteyen entelektüel diye geçinen sınıf da öyle, yani aslında entelektüelseniz, hakiki kitap okumuşsanız buna hayır demeniz mümkün değil.”

2013 — “Ben Sayın Tayyip Erdoğan’ın da geçmişten ve de geçmişteki tüm liderlerden ders çıkaracağını sanmıştım, yanılmışım ve merkez bir lider olacağını sandım. Yetmez ama evet dediğimde de Sayın Tayyip Erdoğan’ın gerisini getireceğini düşünmüştüm, meğer sanatçı olmamın hayali imiş. Başta düşünce özgürlüğünü savunan bir Başbakan ve de düşünceden dolayı ceza yemiş biri sonradan nasıl olur da her düşünceyi dava eder?”

Kaynakça [1] https://www.youtube.com/watch?v=5aH5kvedwiI
[2] http://www.radikal.com.tr/turkiye/cemil-ipekci-hukumete-ates-puskurdu-1146989/

Ertuğrul Günay 2010 — “Hayır demek, bilerek ya da bilmeyerek darbeci zihniyetle işbirliği demektir. Hayır oyu çıksa Türkiye bunu nasıl anlatır dünyaya? Bu darbelere bulaşmış olanlar, Türkiye’ye darbeye giden yolda tuzak kurmuş olanlar, cezaevlerinde insafsız davranmış görevliler hep hayır diyecekler. Peki siz niye hayır diyeceksiniz? Hayır çıkarsa Türkiye’yi dünya önünde küçük düşüreceksiniz, Türkiye’yi küme düşüreceksiniz. Vahim olan bu. Hayır çıkarsa Türkiye’nin askeri müdahaleleri içselleştirdiği, demokrat bir ülke olamadığı, vesayet altında olmayı kabul eden bir ülke olduğu, toplumun baskı altında kaldığı ortaya çıkacak. Bunu çok ürkütücü buluyorum, kabus gibi rüyada bile böyle bir şey görmek istemem.”

2016 — “AKP muhafazakar bir parti değil. Muhafazakarlığı kamuoyunu ikna etmek için kullanan, aslında tam bir modernist ve modernizmi rantla iç içe geçirmiş bir ‘türedi zengin’ partisi. Burjuva kültüründen gelmeyen, zenginliğe doymayan bir parti. Bugüne dek İstanbul’dan CHP’li, ANAP’lı, Adalet Partili belediyeler geçti ama bu şehre AKP kadar zarar vereni olmadı. AKP, İstanbul’u geri dönülmez biçimde benliğinden ve kimliğinden uzaklaştırdı.”

Kaynakça [1] http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/hayir-cikarsa-kabus-gibi-olur-haberi-33127

[2] http://www.diken.com.tr/ertugrul-gunay-iktidar-akmyi-yikmak-icin-kampanya-baslatti/

Hayko Bağdat 2013 — “Yetmez ama evet dedik. Hatta şahsen ben sloganın mucidi olmakla övündüm zaman zaman… Öyle bir iktidar ki ne dünya görüşü, ne dinî hassasiyetleri, ne ekonomi politikaları, ne muhafazakâr yaptırımları bana yakındır. Öyle bir iktidar ki cumhuriyet tarihinde “kadın” ve “kadın vücudu” hakkında en çok laf eden garip erkekler topluluğudur. Ve benim için daha kötüsü, bugün uyguladığı kaba saba, baskıcı politikalar için referandumda aldığı desteğin öneminden bahsedip duruyor. Gerçekten öyle mi? Bugün hepimizin başına ahlak komiseri kesilmelerinin sebebi o oylar mıydı? … Eğer ki yaşananlarda sorumluluğum var ise: Allahım kör et beni.”

Kaynakça [1] http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/hayko-bagdat/allahim-kor-et-beni/27861/o

Murat Belge 2010 — “Konu “referandum” olmaktan çıktı, zaten. Merkezinde Kemalizm’in yer aldığı cephe, hükümete duyduğu nefreti her durumda getirip en ön safa koyduğu için, burada da o grup için “anayasa”, “madde”, şu bu değil, AKP’nin ana sorun ve bütün sorun olduğu anlaşılıyor. “referandum”u “referandum” olarak kabul ediyormuş gibi görünerek “hayır” demeyi ya da “boykot” etmeyi savunmak bana daha mantıksız geliyor. Mantıksız olduğu gibi, bir “içtenliği” de yok.”

2015 — “Bütün bu olanlar bir kandırmaca haline geldi sonunda. Ben de doğrusu kendimi kandırılmış hissediyorum. ‘Elim kırılaydı da oy vermeseydim’ diyecek halim yok. O zamanın şartlarında doğru davrandığımı düşünüyorum. Ama yanıltan bir şey olduğu besbelli. Daha önce bizim desteklediğimiz, doğru işler yapan adam uydurma bir Tayyip Erdoğan’mış.”

Kaynakça [1] http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/murat-belge/referandum-oncesinde/12684/ [2] http://www.taraf.com.tr/murat-belge-destekledigimiz-erdogan-sahici-degilmis-kendimi-kandirilmis-hissediyorum/

Orhan Pamuk 2010 — “Darbenin 30. yıldönümünde kurulan sandıkta ‘evet’ diyeceğim. 12 Eylül’le hesaplaşmanın yolu açılıyor. Yargı süreci başlamasa bile referandum 12 Eylül’ün vicdanlarda mahkum edilmesini sağlayacak.”

2016 — “Bugün gücün giderek merkezileşmesi ve ifade özgürlüğüne saygı duyulmamasından ötürü öfkeliyiz.”

Kaynakça [1] http://www.dipnotkitap.net/DENEME/Manzaradan_Parcalar.htm

[2] http://gazetemanifesto.com/2016/06/08/yetmez-ama-evetci-pamuk-ifade-ozgurlugune-saygi-duyulmamasindan-oturu-ofkeliyiz/

Oya Baydar 2010 — “”12 Eylül anayasasını tartışmaya açtığı, kıyısından köşesinden de olsa deldiği, demokrasinin tek değil, ama olmazsa olmaz şartı milli iradeye, parlamentoya, kastlaşan yüksek yargı karşısında ağırlık tanıdığı için geçici 15. Maddenin kaldırılmasıyla, sembolik de olsa, darbecilerin etrafındaki güvenlik zırhını deldiği için evet diyeceğim.”

2012 — “Yetmez ama evet sürecinde ben sadece önüme gelmiş olan ve 12 Eylül anayasasında gedikler açacak olan bir takım anayasa değişikliklerine evet dedim. Yetmez ama’nın anlamı zaten “sadece bunlar değil” demekti. O günlerde yazdığım bütün yazılara bakmak zorunda kaldım sonradan. Her yerde AK Parti’nin ve Erdoğan’ın sınırları olacağını yazmışım. O sınırlara kadar beraber olduğum şeyler var. Ben o sınırları diyelim 500 metre olduğunu düşündüm. Ama o sınırın 50 metre olduğu ortaya çıktı. Şunu da hesaba katın, ben yanlışları üzerinde tepinen bir insan değilim. Orada yanlış yaptım. Bir sürü faktör karışır işin içine ve çok geride olduğunu görürsün. Siyasette pişmanlık olmaz… Ne yaparsam yapayım insanlar bana bunu sormaya devam ediyor. Ben de söylüyorum Evet oyu verdiğim için pişman değilim ve bunun Ak Parti’nin elini güçlendirdiğini de düşünmüyorum”

Kaynakça [1] https://t24.com.tr/haber/evetciler-neden-evet-diyor,90240
[2] http://www.gazeteciler.com/tv-haber/yetmez-ama-evet-dedigi-icin-pisman-mi-58789h.html

Ümit Kıvanç 2010 — “Şimdi bugün mesela demokrasi mücadelesini desteklememek için ya da AKP’li görünmemek için ya da ne bileyim liberal diye suçlanmamak için bulunan bahaneler var ya yani… Bakın, binlerce yasa değişti birkaç ay içinde. Ve bir kısmı önemli şeylerdi onların. Normalde hiçbir parlamento birkaç ay içinde içerisinde binlerce yasa değiştiremez. Bence 500 yıl sonra bugünkü Türkiye’yi inceleyen biri, ‘o dönemde Türkiye’de devrim olmuş galiba’ der.”

2015 — “Askerî vesayet alaşağı edilmeden herhangi bir demokrasi adımı atılamayacağına, toplumumuzun problemli ergen olarak kalmaya devam edeceğine inanıyordum ki, buna hâlâ inanıyorum. İkinci olarak, AKP’nin esas olarak, yükselen yeni bir burjuvazinin çıkarlarına göre davranmasını bekliyor, dolayısıyla rotayı AB’den başka yöne çeviremeyeceğini düşünüyordum. (AKP için sık kullandığım tabir, “zoraki demokrat”tı -yanlış hatırlamıyorsam ben bulmuştum bunu.) Özellikle Kürt sorunu ve Kıbrıs sorununda nihayet gereken yapılabilecek diye umdum. Üçüncü olarak, çok kabaca söyleyeyim: dindarlara güvendim. Dindarlara dayanan bir iktidarın en azından bazı pislikleri yapamayacağına dair inancım vardı. Bunların çoğunun, iktidarı bulunca o güne kadarki hayatlarını kolayca satıvereceklerine ihtimal vermedim.”

Kaynakça [1] http://haber.sol.org.tr/yazarlar/merdan-yanardag/akpnin-ve-yeni-gericiligin-liberal-stepneleri-umit-kivanc-ornegi-28259

[2] http://www.radikal.com.tr/yazarlar/umit-kivanc/cunku-ben-aptalim-1384981/

Roni Margulies 2010 — “Millet askerin anayasasını ben bozarım deyince oylarıyla askere nanik yapmış olacak.”

2016 — “Vesayet kırılmadı. İşin ilginç tarafı, şu anda AKP ‘hayırcı’ konumunda. Bugün aynı maddeler referanduma sunulsa AKP ‘hayır’ kampanyası yapar. Ben hâlâ ‘evet’çiyim. Mesela referandumun en önemli kazanımlarından biri, askerlerin sivil mahkemede yargılanması idi. Ama şu anda bir yasa geçiyor Meclis’ten, askerlerin tekrar sadece askeri mahkemelerde yargılanmasını öngörüyor. EMASYA protokolünü geri getirdiler yahu! 2010’daki bütün kazanımlarımızı AKP şu anda çöpe attı…. Bana dalkavuk diyenler, şimdi Kürtler’e karşı savaş açtığı için AKP’yi destekliyorlar. Gerçi bakarsanız zehirlenirsiniz ama Perinçek’in Aydınlık gazetesine bakınca göreceksiniz ki Erdoğan’ın arkasında duruyorlar. Ben ise o gün de AKP destekçisi değildim, bugün de değilim. AKP bugün, Türkiye’nin uzun zamandır gördüğü en otoriter, en baskıcı parti hâline geldi. ”

Kaynakça [1] http://bianet.org/bianet/siyaset/124030-yetmez-ama-evet-diyenler-gerekcelerini-anlatiyor

[2] http://marksist.org/icerik/Haber/4934/Roportaj-Roni-Margulies-AKP,-Kurtlere-ve-cemaate-karsi-devletle-isbirligi-yapti

Ömer Laçiner 2012 — “Ben AKP’ye oy vermedim ama AKP’ye oy vermiş olmak solun büyük günahlarından birini işlemiş olduğunuz anlamına da gelmez. Ben birisi AKP’ye oy vermişse o anda yanlış bulabilirim ama kırmızı çizgi aşılmış gibi bir durum yok…. Bize de ‘Yetmez ama evet diyerek AKP’yi desteklediniz, iktidara getirdiniz. Solculuğun esasına aykırı davrandınız’ diyen adamlar var. Bu adamlar cahil! Kafası, aklı ve bilgisi yeten varsa, buyursunlar, tartışalım. Ama hepsi kaçacak delik arar bunu söyleyince.”

2013 — “Ben dar kafalı diye, yetmez ama evet diyenleri ikide bir de eleştirenlere diyorum. Bazı durumlar olur, sizin bir oyunuzla sonuç değişir. O zaman kalkıp bir şey söylersiniz. Ama iş bitmişti. O zamanlar Birikim’de de yazdık, verdiğimiz evetin de hayırın da fazla bir önemi yoktu. Benim gibi düşünenler, AKP’nin muhafazakâr demokrat bir parti olduğu tespitini hiçbir zaman unutmadılar. Bu ne demektir? Demokratlıklarının bir sınırı var demektir.”

Kaynakça [1] http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=14284&pid=19

[2] http://www.milliyet.com.tr/-yetmez-ama-evet-dedim-yine-de-akp-yemuhalifim/gundem/gundemyazardetay/18.02.2013/1670092/default.htm

Hasan Cemal 2010 — “Yüzde 42 hayır oyuna karşılık yüzde 58 evet…Bu sonuca sevindim. Çünkü referandum sürecinin başından beri ben de ‘evet’i savunuyordum. Evet’lerin Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından bir fırsat kapısını aralamasını daha yakın bir ihtimal gördüğüm için evet’ten yanaydım. Bu ülkede darbeciliğin ürünü olmayan yeni bir anayasal düzene giden yolun açılabileceğini düşündüğüm için evet diyordum. ‘Bürokratik vesayet’in geriletilmesi, yüksek yargıda geçerli, kendi içine kapalı ‘kast sistemi’nin sona ermesine zemin hazırlayabileceği için evet diyordum.”

2013 — “Soru çok, benim cevaplarım aşağıda… 12 Eylül 2010’daki anayasa referandumda savunduğun yetmez ama evet tavrından dolayı pişman mısın? Hayır. Eğer Erdoğan yarın demokratik değerler konusunda doğru yolu bulursa, onu yine destekler misin? Evet. Erdoğan, böyle bir ‘doğru yol’u bundan sonra bulabilir, diyebilir misin gönül rahatlığıyla? Hayır.”

Kaynakça [1] http://www.milliyet.com.tr/evet-demokrasi-kazandi-ama-daha-cok-sey-var-demokrasi-konusunda-yapilacak-/hasan-cemal/siyaset/siyasetyazardetay/13.09.2010/1288339/default.htm

[2] http://t24.com.tr/yazarlar/hasan-cemal/45-soruda-tayyip-erdogan-ne-yapiyor,7766

Cengiz Çandar 2010 — “Ülkenin “hukuk dışı” bir yönetim yapısına kaymasını önleyebilmek ve rejimin üzerine yığılan “sıkışıklık”ı aşabilmek için en ve şu sıra itibarıyla en meşru araç, halka başvurmak. 12 Eylül’deki referandum bu demek. 12 Eylül referandumunun önemi, 12 Eylül 1980 ile hesaplaşmaktan ziyade, ondan daha da önemlisi Türkiye’nin önünü “hukuk yolu” ile açabilmekten kaynaklanıyor. Ülkenin en büyük kozu olan “hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasi” için “Evet”ten başka yol var mı?”

2013 — “Demokrasiye böyle yürünmez. Bu yolla ‘demokratikleşme’ de olmaz… Demokratikleşmeyle bir ilgisi yoktur. Bu içerikteki bir ‘paket’e ‘yetmez ama evet’ tavrı göstermek, ömür boyu aşağılanmayı ve alay edilmeyi kabullenmek anlamına gelir. ‘Yetmez ama evet’ artık yok. ‘Yeter artık’ var.”

Kaynakça [1] http://www.hurriyet.com.tr/evet-in-en-onemli-gerekcesi-15472386

[2] http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cengiz-candar/yetmez-ama-evete-son-1153917/

Mehmet Altan 2010 — “12 Eylül paketi, işte kaldırılsın mı? Buna evet mi diyeceğiz hayır mı diyeceğiz? Ayıp bir şey. Bu rejim daha kalkmamış, bunu değiştirmek lazım. Bunu değiştirmek konusunda karpuz gibi ikiye ayrılmış bir toplum var. Çünkü onun derdi anayasa değil, siyasi iktidar kavgası. Rejim kavgası yapsa antidemokratik bir 12 Eylül rejiminin burada fiilen devam ettiğini görürsün ve ona ait sınırlı, çok gecikmiş ve yetersiz bir düzenlemeyi zaten tartışmazsın. Ama anketlerde 50 -50 çıkıyor ya. Yani sağlıklı baktığınız vakit, mesela Ak Parti’den nefret ediyorum! Ee o zaman 12 Eylül rejiminden yana olayım! Böyle bir mantık var.”

2012 — “12 Eylül rejimini demokratikleştirmek yerine onu “ele geçirmeye” öncelik verince, yönetim zihniyeti de bundan fazlasıyla nasibini alıyor… Evren’i yargılarken,12 Eylül’ün devletin çatısını oluşturan anayasası başta olmak üzere 600 yasasını da dinamitlemeyince, Evren’i yargılıyoruz ama 12 Eylül rejimini tüm varlığıyla yaşatmaya da devam ediyoruz…“Eski rejim” yeni ellere geçiyor izlenimi bundan dolayı yaygınlaşmakta…”

Kaynakça [1] https://www.cihan.com.tr/tr/mehmet-altan-referandum-ak-parti-karsitligina-kurban-edilmek-isteniyor-144190.htm

[2] http://haber.sol.org.tr/medya/akpyi-elestiren-mehmet-altan-masum-mu-haberi-51071

Perihan Mağden 2010 — “Yeni anayasa diye diye dilimizde tüy bitti. Bence son derece mahcup bir paketi geçirmeye çalıştığında bile, AK Parti’nin kendi içinde bir engel oluşuyor. Böylesine korkunç bir mücadele veriyor Tayyip Erdoğan. Ergenekon ideolojisi, AK Parti’nin içine uzanmış durumda. Bu, o kadar güçlü bir ideoloji ki! BDP’ye bakıyorsun, parti kapatmalara en fazla sen maruz kalıyorsun; ama bu yöndeki değişikliğe hayır diyorsun. Kraldan daha çok kralcısın. Kapatmacıdan daha çok kapatmacı oluyorsun… Bu ülkede, en büyük muhalefet, yargı. Utanç verici bir yerde. Düşünsene, 1980 Darbesi’nin korkunç anayasasını savunan, bu yargı.”

2014 — “Askeriye ile olan ilişkisinde de bir canavar yaratıp suçları üzerine atmasında, bizim 10 yıllardır müşteki olduğumuz modelin yeniden üretimini sağlıyor. Oysa biz, bütün bu modeli kıracak diye ona az da olsa bel bağlamıştık. Ona hiçbir zaman oy vermedim ama zaman zaman köşemde takdis ve tasdikimi verdim. Bu benim için çok önemli. Görüyorum ki; kandırılmışım. Ben öyle hissediyorum kendimi… Ama baktım ki; bu böyle değil. Majestelerinin ordusunu yaratmakmış arzuları. Bunu yarattıkları anda da birden bire pişmanlık içindeler. Balyoz ve Ergenekon operasyonunda mümkün olsa geri sarmaya çalışıyorlar. Ben bunu esefle izliyorum.”

Kaynakça [1] http://odatv.com/buyuk-yandas-odulu-perihan-magdene-0607101200.html [2] http://www.cafesiyaset.com.tr/perihan-magden-kandirilmisim_406983.html

Şahin Alpay 2010 — “Bin kere evet!” diyorum. Bunun temel nedenlerini şöyle sıralayabilirim: Referandumdan “evet” çıkması Türkiye’de yeni, sivil ve demokratik bir anayasa yapılması lehinde bir çoğunluk olduğunu gösterecek; 13 Eylül sabahından itibaren bireysel özgürlükler yanında dinsel ve etnik kimliklerin serbestçe ifadesini ve yaşanmasını güven altına alacak yeni anayasa için kampanya başlayacak. Anayasa değişikliklerinin kabulünün, ana muhalefet partisi CHP’nin kendine çeki düzen vermesine, vesayet düzeni ile olan bağlarını koparmasına da yardımcı olacağına inanıyorum. Bu takdirde Türkiye, başta Kürt sorunu ve askerin sivil otoriteye tabi kılınması olmak üzere, temel sorunlarını çözmek için daha güçlü bir iradeye sahip olacak.”

2014 — “Türkiye artık “benden olmayan vatan hainidir” diyerek toplumu kutuplaştıran, birbirine düşüren; hakkındaki yolsuzluk iddialarının soruşturulmasını engellemek için hukuk devletini yerle bir eden; ülkeyi kargaşaya, keyfî ve otoriter bir tek adam yönetimine doğru götüren; dışarıda ülkenin itibarına zarar veren bir başbakan tarafından yönetilemez… 30 Mart’ta oyumu, AKP’nin karşısındaki en güçlü rakip olan CHP’ye vereceğim. Okurlarımı da CHP’ye oy vermeye çağırıyorum. Bu seçim rüşvete, yolsuzluğa, yönetimde keyfiliğe ve otoriterliğe “dur” demek için bir fırsat.”

Kaynakça [1] http://www.timeturk.com/tr/makale/sahin-alpay/bin-kere-evet.html
[2] http://www.haksozhaber.net/sahin-alpay-oyum-chpye-siz-de-verin-45702h.htm



Kaynaklar: BBC, 140 journal, Serbestiyet

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri