Son Dakika Haberler

Muhalefete veryansın eden AKP-MHP ittifakı ‘yerli ve milli’ mi? / Ferhat AKTAŞ

Muhalefete veryansın eden AKP-MHP ittifakı ‘yerli ve milli’ mi? / Ferhat AKTAŞ
Okunma : Yorum Yap

Muhalefete veryansın eden AKP-MHP ittifakı ‘yerli ve milli’ mi?

Ferhat AKTAŞ yazdı:

Gün geçmiyor ki iktidar cenahı birbirinin tekrarı gerekçelere sığınarak dilini sertleştirmiyor olsun. 18 yıl boyunca yatırım yaptıkları fanusun içindeki yalan aleminden ülkeye bakan bu cenah sonradan görme hallerle fanusun dışındaki her şeyi düşmanlaştırıyor, küçümsüyor ve komplo teorileriyle yorumluyor.

Halka yabancılaşmanın iğreti örneği olarak ‘mağlubu belli’ gelişmelere istemeden de olsa hizmet ettiklerine dikkat çekmeliyiz.

Neoliberal, piyasacı ve ihale vurguncusu kimyaları gizlenemeyen vesikaları oldu.

Ortalama muhafazakâr toplamın yaklaşımını yansıtan “çalıyor ama çalışıyor” başlıklı dejenere davranış hali, günümüz iktidar ilişkilerinin sağladığı olanaklarla birlikte, ülke maliyesinde kara delikler açan yolsuzlukları meşru gören payandalığa dönüştü. Fanusun dışında oldukları halde kendilerini içinde zanneden işçi, işsiz, esnaf ve çiftçi geniş halk kesimleri elde avuçta olanı kaybettikçe peyderpey gerçeğe uyanmaya başladı.

İktisadi tablo gidişatın daha kötüye doğru gideceğini gösteriyor. İktidar ilişkilerinde yapısal bir değişim gerçekleşmediği takdirde şu veya bu gerekçeyle AKP-MHP ittifakına oy vermiş yoksullar başta olmak üzere geniş halk kitleleri daha ağır şartların omuzlarına yükleneceği sefalet koşullarını yaşamayı sürdürecek.

AKP’nin iktidara geldiği 2002’de, 130 milyar $ olan ülkenin brüt dış borcu 2020 tablosuna göre 440 milyar $’a yükseldi. Kısa bir süre önce saray tarafından ‘’görevden affedilen’’ Maliye Bakanı damat Berat Albayrak’ın 2 yıl süren Bakanlık serüveninde dış borç tutarı yüzde 27 artış gösterdi. Eksi rakamları gören Merkez Bankası rezervleri mevcut borcun ana parasını geçelim, faiz ödemesinin belirli bir takvim doğrultusunda ödenip/ödenemeyeceği hususunda da belirsizlik yaratıyor.

Bu oranda bir borçlanma tutarı ülke maliyesinin bitik hali ortadayken bunca yıl nereye harcandı?

Türkiye halkının refah seviyesini yükselten yatırımlar olmadığına göre harcamalar ‘milli’ amaçlar için değil, minimal sayıda dönem zengininden oluşan rant çevresine gitti.

Geleceğimizi ‘faiz lobilerine’ ipotek eden bir iktidardan bahsediyoruz.
Pandemi koşullarında bir kez daha görüldüğü üzere ‘sosyal devlet’ olmamanın faturası kendi kaderine terk edilen vatandaşlara kesildi.

10 milyonu bulan işsizlik rakamına ek olarak esnek çalışma adı altında dayatılan tablo sefaleti hiç olmadığı kadar görünür kıldı. Salgınla başa çıkma sorumluluğu da yine vatandaşın omuzlarına yüklendi.

CIAsal İslam ajandasına göre sınır aşırı paydaş yapılara ‘pandemi yardımı’ yapmakla övünen iktidar cenahı, Türkiye halkına ‘başınızın çaresine bakın’ anlamı taşıyan yapay gündemler empoze ediyor.

Saray medyasında halkın yaşadığı temel problemlere dair ne tek satır haber ne yazı ne de bir TV programı görebilirsiniz. Penguen yayıncılığıyla rüştünü kanıtlayan medya organları zamanla rejimin dönüşümüyle bağlantılı olarak hiyerarşik karakterini buldu. Pelikan yapılanması, İletişim Başkanlığı ve RTÜK koordineli şekilde kontrol ediyor. Ülkede kıskaca alınan, ceza ve yaptırım tehditleriyle sesi kesilmek istenen az sayıda gazete, haber portalı ve TV kanalını saymazsak, yüzde 95’i saraya bağlanan medya organlarının esasen tek bir gazete, TV ve haber portalı olduğunu ifade etmeliyiz.

Pandemi, yoksulluk ve çok yönlü hukuksuzluk gibi başat sorunlar bu hizalı medyanın akışında yer bulmaz. Kurgusal fetih-muhalefete had bildirme resitalleri, ‘dünya bizi kıskanıyor’ safsatalı ajitasyon ve dışa bağımlılığı sözde ‘milli ve yerli’ kılıfıyla pazarlama taktikleri günlük yayın akışlarının özetidir.

AKP-MHP sözcülerinin son günlerde halka dönük tepkisel söylemleri “açım dersen bunu abartılı bulurum” diyen reislerinin somut tavrından yüz buluyor.

“Türkiye’de yoksulluk sorun olmaktan çıkmıştır” diyen Bakan ve “Midene kuru ekmek giriyorsa aç değilsin demektir” diyen bir Milletvekili, halktan kopuk saray cenahının yaşadığı ortak yalanı anlatıyor.

Her yönüyle afişe olmuş bir organize suç şebekesi liderinin uluorta tehdit içerikli açıklamalarda bulunmasının iktidar nezdinde olağan karşılandığı anormal ilişkiler döneme rengini veriyor.

Çok sayıda yazar, gazeteci ve siyasetçinin düşünceleri ve şiddet içermeyen muhalif pratiklerinden dolayı hapishanede tutulduğu ülkemizde, yandaş kimyaya sahip organize suç örgütü liderleri ‘infaz düzenlemesi’ adı altında dışarı salındı.

Yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçlarına yansıdığı gibi adalet mekanizmasına güvensizlik had safhada. Güncel verilere göre son birkaç yıl içinde 12-14 yaş arasında 264 tane çocuk ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçlamasıyla hâkim karşına çıkarıldı.

‘Yargıda reform’ müjdesi veren iktidar cenahı, akabinde ülkenin üçüncü büyük partisi HDP’yi kapatma tartışmalarına yoğunluk kazandırdı.

Binlerce HDP’li tutuklu yargılanıyor. Neredeyse tüm belediyelerine kayyum atandı. Partinin fiili olarak çalışmasına müsaade edilmiyor. Yetmiyor olacak ki şimdi de kapatma hazırlığını ‘yargı reformu’ başlığı altında somutlaştırmanın hesabı yapılıyor.

Eşit haklar isteyen Kürt ve Alevi kurumlarının taleplerini ‘fitneye’ eşitleyen egemen zihniyetin sözcüleri “Kürtler ve Aleviler ülkenin çimentosudur” nakaratını dillerine dolayıp ‘hak falan yok’ demeye getiriyor.

Uzun yıllardır iç siyasetin kullanışlı aparatı haline getirdikleri dış politika maceralarının yarattığı tahribatlara dikkat çekiyoruz. Türkiye’yi çok uluslu selefi örgütlerin istasyon durağı, geçiş güzergahı ve lejyoner kimliklilerin farklı ülkelere transfer merkezi haline getiren CIAsal İslam ajandası, rejimin tüm bileşenleriyle sürdürülen stratejik yönelimleridir. Komşularla barış eksenli yapıcı uzlaşıları değil, sonu gelmez gerginliklere bel bağlayan çatışmacı yönü esas alan bu yönelim hedef ülkelerin altyapısına büyük zarar verdirirken Türkiye’de sayıları milyonları bulan sığınmacı sorununa yol açtı. Mezhebi kodlara sahip yayılmacı Suriye politikasında ısrar sürdüğü müddetçe mevcut sığınmacı yükü azalmaz.

Çeşitli isimlerle anılan silahlı binlerce unsura düzenli maaş bağlayan, masraflarını karşılayan ve bunları birden fazla ülkede kullanan iktidar cenahı, vatandaştan topladığı vergileri dar parti çıkarları doğrultusunda ‘hibrit savaş’ yürüttüğü alanlara akıtıyor.

Dönemsel açıdan elde ettikleri bir takım kazanımları abartan, buradan ‘şahlanış’ ajitasyonu çıkaran ve güncelde Kafkasya odaklı hayali Turan algısına oynayan pragmatizm, içeride şişirilen faşizan eğilimlerle birlikte, Türkiye halkının başına yeni belalar açmakla eşanlamlı gelişmelere kapı aralıyor.

Gitmesi gereken, ülkeyi yönetemeyen AKP ve koalisyon ortakları sistematik olarak yalan kampanyalarına yaslanırken gerçeklerin görünmemesi temelinde canhıraş bir çaba göstermekte ve kutuplaştırmadan fayda ummaktadır. Periyodik açıklamalara konu ettikleri, dolaşıma soktukları yığınca itham, suçlama ve iddia oluşumuna dört elle sarıldıkları puslu atmosferi sürdürme hezeyanının ifadesidir.

Siyasi tarihi kriminal çok sayıda pratikle anılan MHP gibi bir organizasyonun bile iktidar alanı üzerinden ‘milli ve yerli’ kılıfıyla sakat fikirlerini pazarlaması, ilkel milliyetçi tepkilerini merkezin görüşü olarak dayatması ve kamusal alanda paralel örgütlenmeye giderken çoğunluğu temsil eden muhalefet partilerine iğreti bir dil kullanarak mesnetsiz suçlamalarda bulunmaları anormal halin normalleştirilmesinin tezahürüdür. Problemli siyasi tarihine ve hangi egemen güçlerin oyuncağı olduğuna bakmadan muhalefeti güvenlik ve beka sorunu” gibi göstermeye harcadıkları mesai paralel nüfuzlarını korumak için gerçekleri tersyüz ettikleri karanlık hesapların ürünüdür.

Egemen güçlerin gerici-şoven yanına yaslanarak hep kazanmaya oynayan bu sorun odağı hareket, üstlendiği rolle Türkiye halkının hak ettiği demokratik siyaset zemininin olgunlaşmasını baltalamaya çalışıyor. Siyaset kurumunun demokratikleştiği koşullarda NATO menşeili milliyetçi hareket, marjinal sınırlarına çekilmekten kurtulamaz.

İktidar sözcülerinin yoğunluk kazandırdığı, parti bülteni gibi çalışan tekel medyasının gündeme taşıdığı kampanyaların ana hedefinde CHP var. Kamuoyu, iktidar değişimi yönünde irade beyan ediyor. AKP-MHP ittifakının oylarında aşağıya doğru hızlı bir erime söz konusu. Tablonun kendileri adına yenilgi doğuracağını görüyor ve muhalefet alanının en büyük partisi CHP’yi yıpratmaya çalışıyorlar.

MHP’nin baraja takılma ihtimali iktidar cenahını seçim yasasında düzenlemeler yapma arayışına iterken Millet İttifakını parçalamaya dönük operasyonel adımların ardı arkası kesilmiyor. Yine gerek CHP gerekse de İYİP’e angaje marjinal kripto unsurların ‘milli ve yerli’ muhalif etiketiyle pazarlanmasını ön alma hamlesinin sacayağı olarak okumak gerekir.

Sistematik kampanyanın esasını oluşturan öğeler CHP’yi çepeçevre kuşatma ve hareket alanını geleneksel sınırları dahilinde tutma yönünden karşılığını buluyor. Geniş kesimler nezdinde başarılı bulunan CHP’li belediyelere çamur atma hazımsızlığıyla birlikte parti teşkilatları hakkında dedikodu mahiyetinde kurgusal haberler servis etme yarışı iktidarın ‘kozmik mutfağının’ 7/24 açık tutulduğunu gösteriyor.

CHP aleyhine olacak şekilde servis edilen kurgusal haberlere günlük sayısal çizelgeler ışığında bakarsanız iktidar cenahının tam kadro buraya çalıştığını anlarsınız.

Sözün özü; İktidarı kaybetmekten çok korkuyorlar. Haklılar da. Korksunlar!

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)