Son Dakika Haberler

Akşener’den dikkat çeken ‘üçüncü ittifak’ çıkışı: CHP yalnız kalsın diye ittiren bir el var

Akşener’den dikkat çeken ‘üçüncü ittifak’ çıkışı: CHP yalnız kalsın diye ittiren bir el var
Okunma : Yorum Yap

Akşener’den dikkat çeken ‘üçüncü ittifak’ çıkışı: “CHP yalnız kalsın diye ittiren bir el var; biz her şeyin farkındayız!”

-İYİ Parti lideri Meral Akşener, seçime tek başına girmelerine yönelik iten bir elin olduğunu söyledi. Akşener, “Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi bir ittifak kuralım. CHP yalnız kalsın diye ittiren bir el var. Biz her şeyin farkındayız.” dedi.

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın sorularını yanıtlayan İYİ Parti lideri Meral Akşener gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener, “Niye seçim istemiyorsunuz denildi. Biz de istiyoruz dedik. Hurra bir yöneldiler bize, Sayın Erdoğan’ın işine yarar dendi. Biz kendimizi sayın Erdoğan’a göre ayarlayacaksak, politika yapmayalım” dedi.

Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

İSTİŞARE KÜLTÜRÜNÜ ORTADAN KALDIRDI:

Beğenmedikleri ‘Eski Türkiye’de liderlerin Türkiye adına yaptıkları, bir araya gelip liderler Türkiye’nin milli çıkarları açısından bir araya gelirlerdi istişare yaparlardı. Sayın Çiller başbakanlığı döneminde AB ile bir toplantıya gideceği zaman rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ve rahmetli Erbakan hocayla mutlaka görüşürdü. Sayın Erdoğan maalesef Türkiye’deki siyasi istişare kültürünü ortadan kaldırdı. 2017 referandumunda muhalefet ‘Hayır’a çok sert çalıştı. O zaman İYİ Parti yok ama İYİ Parti’yi kuranların tamamı Hayır’a çalıştı. Doğal olarak bir düzlemde buluşuldu ve seçim geldi Millet İttifakı kuruldu. Biz kendi aramızdaki istişareleri devam ettirdik. DEVA ve Gelecek Partisi kurulunca onlar da muhalefet takımında yer aldılar ittifak kısmı hariç yani yarın ne olur ona bakacağız ama muhalefet takımında yer aldıkları için onlarla da istişareler sürüyor.”

ERDOĞAN’IN SAADET ZİYARETİ:

Sayın Erdoğan’ın yaptığı istişare işi ilginç. Erdoğan, sistemin tepe taklak gittiğini görünce Cumhur İttifakı’nı genişletmek amaçlı ziyaretlere başladı. Ben o istişare kültürünün Türkiye’ye çok faydası olacağını düşündüğüm için ‘Memleket Masası’ teklifini önermiştim. Küçük ortak Sayın Bahçeli, minik ortak ise Sayın Perinçek onlar çok çirkin ve pis dille suçladılar. Türkiye’nin ekonomisindeki sorunlarla ilgili hepimizin fikirleri ve çalışmaları var belki fayda sağlar ümidiyle söylenmiş bir teklifti.”

NEDEN ÖZELLİKLE SAADET PARTİSİ:

Her ne kadar gömlek çıkmış olsa da Milli Görüş çok uzun erimli bir gelenek. ‘Adil düzen’ diye bir kavramın ilk defa onların dili ile Milli Görüş ile ortaya konulmuş. Türkiye’yi belli noktalarda değiştirmek, dönüştürmek iddiasıyla yola çıkmış aynı zamanda seküler devlet ile, seküler devleti alkışlayanlarla dindar insanların yan yana gelip barışmasını da sağlamaya yönelik yolculuk bu. Bunu akademik bir gözle söylüyorum. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının yolculuğu ise daha pragmatist zaman zaman oportünist bir yolculuk. Sizi beğenmediğini ifade eden en küçük eleştiride bulunan dünkü dostlarınızı ve Saadet Partisi’nde kalmış size yol gösterenleri çok çirkin bir dille suçladınız. Bir dönem Saadet Partisi mensuplarını çok iğrenç çok pis kelimelerle suçladılar. Vatan haini oldular, terörist oldular hepimiz olduk.

TEPE TAKLAK GİTMEYE KARŞI ALINAN BİR ÖNLEM:

Sadece ben değil, Rıza Akçalı, Nevzat Ercan tazminat ödemiş üç kişiyiz. Erdoğan’ı ve Refah Partisi’ni koruduğumuz için tazminat ödedik Doğruyol Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı üç kişi bu insanlar. Fakat en küçük eleştiride ‘Vatan haini, terörist’ olduk. Bugün gelinen noktada bu dil sayın Erdoğan’ı ve iktidarını bitiriyor. O yüzden Sayın Asiltürk üzerinden bir özür ve sistemin içine alma harekatı bu. O kibir, üstten bakma Saadet Partisi’nde kalan mensuplarına uygulandı ve bugün Sayın Asiltürk’ün evine gidip ‘abim’ demek tepe taklak gitmeye karşı alınan bir önlem.”

CUMHUR İTTİFAKI’NI BİR RADYOYA BENZETİYORUM:

Ben Cumhur İttifakı’nı bir radyoya benzetiyorum. O radyonun makine kısmı AK Parti ve Sayın Erdoğan. Bir düğmede Bahçeli’nin bir düğmede Perinçek’in eli. İç politikadaki düğme Sayın Bahçeli’nin eli, dış politikanın sahibi de Sayın Perinçek’in eli. Ankara’da AK Parti’nin üç dönem milletvekilliğini yapmış sayın Selçuk Özdağ öldürmek amaçlı dövüldü. Orhan Uğuroğlu, Afşin Hatipoğlu gibi iki gazeteci dövüldü. Ondan evvel Alaattin Çakıcı Sayın Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti. Ondan önce Sayın Kılıçdaroğlu’nu linç etmeye çalıştılar. Yumruk atan adamı bir yatır haline getirdiler. Bütün bunlara baktığınız zaman ben Sayın Erdoğan’ın bu işleri kınayamadığını gördüm. Hele en son Sayın Kılıçdaroğlu’nu Alaattin Çakıcı tehdit ettiği zaman Bahçeli’nin ‘dava arkadaşımız’ diyerek yanında durması… Bu Türk siyasetinde ilk defa oluyor. Daha önce siyasetçiler arası tartışmalar olurdu ancak bu ilk defa oldu. İlk defa ana muhalefet partisi başkanını temsil eden başkanı tehdit eden mafya mensubuna sahip çıkıldı. Erdoğan’ın hiçbir tutum aldığını da görmedik.

NE BAHÇELİ NE DE ERDOĞAN DUYDU:

Cinping Perinçek’ten bahsediyorum. Biz Uygur Türkleri konusunda, kadınlara yapılan tecavüzler konusunda çok hassasız. Türkiye’nin çok önemli bir bölümü de hassas. Davos’ta sayın Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı Perez, Filistin üzerinden ‘one minute’ yaptı, biz de hep beraber alkışladık. Filistin’in yanında durmak doğru bir tavır. Şimdi geldik Kahire’nin orta yerinde Erdoğan, şehit Rabia’nın sesini duydu onu da alkışladık ama biz ailesi mezalime uğramış Uygur Türkü kızımızı kürsüye çıkardık. Bu kızımızı ne Bahçeli ne de Erdoğan duydu. Bu kızımız Müslüman, bu kızımız Türk. Bu kızımızın ailesi kamplarda, bu kızımızın yaşıtları Çinli erkekler tarafından tecavüze uğruyor. Uygurları yok farz eden bir Cumhur İttifakı. Bu kızımızı PKK’lı, DAEŞ militanı, FETÖ’cü yapan bir Cinping Perinçek. Böyle bir şey olabilir mi? Rabia’yı, Filistin’i duyan Erdoğan bu kızı duymuyor. Dolayısıyla bu iki düğme milli görüşten gelen seçmenin vicdanını kanatıyor.”

DÜNYAYI YAKARSA GARİPLER YAKAR SAYIN SOYLU:

“Sayın Perinçek’in bir beyanı var. ‘Hem MHP, Hem AK Parti, Vatan Partisi’nin Çin, Amerika, Rusya, AB konusunda görüşlerine gelmiştir. Onun ortaya koyduğu stratejisinde yürümektedirler’ anlamı çıkıyor. Uygurlu kızımıza dair tek bir kelamın edilmemesi ile Sayın Perinçek’in demek ki doğru söylediği anlamı çıkıyor. Dolayısıyla Sayın Bahçeli’nin de Sayın Erdoğan’ın da Cinping beyfendiye cevap vermesi gerekiyor. Sistemin başında genel başkan olan kişi, bu iddiaya cevap vermek zorunda. Sayın Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun denilmeyen bir durum var. Daha vahimi söyleyeyim. Annesine hakaret edilmiş İçişleri Bakanı Bakanlar Kurulu’nda konuşamamışlar tweet üzerinden ‘Batsın bu dünya’ diyor Müslüm baba gibi. Ben de ilave edeyim Dünyayı yakarsa garipler yakar Sayın Soylu.”

SİZ AYNI HÜKÜMETİN BAKANLARISINIZ:

Yani anlaşılıyor ki AK Parti’nin bünyesinde hem ekonomi hem de hukuk alanında reform yapılması, AB ve Amerika ile ilişkilerin düzeltilmesini isteyen insanlar var. Bunlardan birinin sayın Erdoğan olduğunu düşünüyorum ben. Bunlara karşı çıkanlar da var ama asıl vahim olanı şu, Sayın Abdülhamit Gül’le Sayın Süleyman Soylu yani biri Adalet Bakanı diğer İçişleri Bakanı… Telefon açıp konuşamıyorlar, Bakanlar Kurulu’nda konuşamıyorlar, tweet üzerinden konuşuyorlar. Cıvıklık, ciddiyetsizlik bu. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Siz aynı hükümetin bakanlarısınız. Ben Süleyman Soylu’nun babasını bilirim, annesini de görmüşlüğüm var. Yapılan elbette yanlıştır, bu çirkinliklerin önüne geçmek gerekir. Ancak bu çirkinliklerin önüne geçecek kişilerden biri de İçişleri Bakanı olarak Sayın Süleyman Soylu’dur. ‘Bakan olsan ne olur’ demek, kendi aralarında kime mesaj veriyorlar bilemiyorum ama bu başlı başına bu işi yapamıyoruz demenin çok vahim bir şey.

KADINLARA SÖVMEK MODA OLDU:

Bu iktidar zamanında kadınlara sövmek moda oldu. En son noktada Sayın Erdoğan’ın kızına da yapıldı. Türkiye’de ailenizden biri politika yapılıyorsa, bu küfrü, bu iğrençliği tadacaksınız. Damadın abisinin bulunduğu televizyonda 2015’te benim kocamı aldattığım söylendi. Söyleyenler de beraat etti. Onun için her ölümlü ailesinden bir kadın üzerinden böyle bir küfür yiyecek Türkiye’de. Bunun önüne geçmesi gerekenler şikayet edemezler. Bu, o pis dilin getirdiği sonuç. Şununla bununla suçlarsanız insanı, sürekli daha fazlası gelir. Yetmez. Onun için biz İYİ Parti olarak makulün peşindeyiz. Esnafın, işsiz gencin sesi olmaya gayret ediyoruz. Yani şiddete uğrayan bir kadınla ilgili Twitter’da tablo açmazsanız savcı harekete geçmiyor bu ülkede. Bu yüz karası bir şeydir.

“HDP KAPATILSIN” ÇAĞRISI:

Ben Türkiye’de gerçek bir ciddiyetsizlik ve cıvıklık görüyorum. HDP’nin kapatılması ile ilgili mevzu, yöntemi, kanunu, hukuku açık. Hatta AK Parti’nin kapatılmasından sonra onlar tarafından partilerin kapatılmasının zorlaştırıldığı bir dönemden geçtik. Bunların hepsi Meclis’te oldu. Bugünkü şartlara göre Bakanlar Kurulu kapatabilir, başsavcılık resen müracaat eder, herhangi bir grubu olan parti MYK’da karar alır genel başkan gidip şahsen müracaat eder. Böyle yöntemler var.

“CHP YALNIZ KALSIN DİYE İTTİREN BİR EL VAR”

İki şey oluyor, dürüst olarak konuşalım şimdi. Sureti haktan görünüp, muhalefet partilerini tanzim etmeye çalışan, muhalefetin kanaat önderi gibi kendini konumlandıran insanlar var. Şimdi bir arkadaşımız gelip bana dedi ki sakın parti bünyesinden ayrı, bir ittifakla gitmeye aldanmayasın. Şimdi o ilgili arkadaşın, partimizin tek başına girmesini iddia etiğini görüyoruz. Niye seçim istemiyorsunuz denildi. Biz de istiyoruz dedik. Hurra bir yöneldiler bize, Sayın Erdoğan’ın işine yarar dendi. Biz kendimizi sayın Erdoğan’a göre ayarlayacaksak, politika yapmayalım. Niye kurduk biz İYİ Parti’yi. Türkiye’de bazı şeyleri olumlu yönde değiştirmek için yola çıktık. Siyasi partilere bağırmanın maliyeti yok ama oraya yarıyor dedikleri kişi ve kurumlara yarıyor. Daha ilginci parlamenter sistem dedik biz, sayın Erdoğan’ın da seçilemeyeceğini görüyorum. Parlamenter Sistem Erdoğan’ın işine gelir, böyle gidin diyorlar. Şimdi bu insanlara yönelik de her şeyin farkındayım. Demokrat Partisi, Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi bir ittifak kuralım. CHP yalnız kalsın diye ittiren bir el var. Sayın Erdoğan ne ister. Benim Erdoğan veya Bahçeli ile kişisel bir sorunum yok ama sayın Erdoğan’a düşman olduğunu iddia eden kanaat önderlerimiz, şimdi bu tutum izliyor.

“TEK BAŞINA SEÇİME GİRMEK GİBİ BİR KORKUMUZ YOK”

Ama bu sistemle girilecek seçime. Bizim baraj sorunumuz yok, bizim herhangi bir problemimiz yok ama burada güç birleştirmesi ile ilgili bir mesele var. Biz ittifak olarak girdik, Saadet Partisi ekstra milletvekili çıkardı. Bizim oylarımızla CHP 21 milletvekili çıkardı, biz de CHP’nin oyları ile 4 milletvekili çıkardık. Tek başına seçime girmek gibi korkumuz yok. Hükmü veriyorlar ya bir taraftan da hepsi Tayyip Erdoğan düşmanı, ben değilim. Onların bu öneriyi yapmaları çok manidar. Ben onları bilemem. Ben hayatımda hiç komplo üzerinden konuşmadım. Uzun bir dönem de siyasette kaldım. Genellikle insanı meseleler ve zaaflar üzerinden yürür. Şimdi mesela, bana bir şey bulamıyorlar söylemeye. FETÖ bitiyor, vatan haini. Böyle gidiyor. Ama biz sayın Erdoğan ile Bahçeli’nin dilinden kurtardık paçayı, yerli ve milli olduk. Bunun söylenmesine ihtiyacımız yok. Ama bu komplolara inanmanın getirdiği bir şey var. Devletin kurumları ile kendini özdeş gören siyasetçiler var, kanaat önderleri var. Yönlendirmeye çok müsait. Benim yedi göbek sülalemde boş verin FETÖ’yü o zaten yok. Biz mıymıntı insanlardan hoşlanmayız. Benim ailem mıymıntılıktan hoşlanmaz. Açık ve net dayak yerim posta yemem diyen insanlardanız biz. Dolayısıyla daha kabadayı tarikatlardan yok. Sülalemde bir kişi bile yok. Yedi göbeğim araştırılabilir. Bunu diyebilecek siyasetçi azdır bu ülkede. Bu komplo üzerinden bakıldığı zaman böyle oluyor. Ama demek ki zaaflar korkular üzerinden de insanlar bir takım roller alabiliyor.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)