Son Dakika Haberler

Almanya krizlerle hırpalanmış bir Avrupa devraldı / Özgür ÇOBAN

Almanya krizlerle hırpalanmış bir Avrupa devraldı / Özgür ÇOBAN
Okunma : Yorum Yap

Almanya krizlerle hırpalanmış bir Avrupa devraldı

Özgür ÇOBAN yazdı:

Merkel, virüs krizi sırasında sergilediği ağırbaşlı ve özgüven destekli politik tavırlarıyla küllerinden yeniden doğdu

Koronavirüs (Kovid-19) salgını, Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) Lideri ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in politik kariyerinin önemli merhalelerinden birini oluşturuyor. Salgın öncesinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) karşısında geri çekilmiş ve yılgın bir görüntü sergileyen Merkel, virüs krizi sırasında sergilediği ağırbaşlı ve özgüven destekli politik tavırlarıyla küllerinden yeniden doğdu.

Gelecek yıl sonbaharda yapılması planlanan genel seçimlerle birlikte politik kariyerini sonlandıracağını açıklayan Merkel’in, belki de hiç olmadığı kadar yıldızı parlıyor. Salgın öncesinde oy oranı yüzde 25’e sabitlenen partisi yeni anketlerde yüzde 40 bandına kadar tırmanırken, Merkel siyaseten rakipsiz olmanın keyfini sürüyor. Tüm bunların üzerine bir de salgın sırasında sergilenen ekonomik politikalarla vatandaşın ve işverenin minimum mağduriyeti ile virüse bağlı düşük kayıp oranı eklenince Merkel, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığı’na en azından ülkesi sathında sorunsuz başlamış görünüyor.

Peki AB semalarında durum ne?

Birkaç gündür bu konuda yazılan makaleleri okuyorum. Birçoğunda AB başkanlığı sırasında Almanya’nın önündeki en önemli politik denklemin ekonomik tandanslı sorunlar olduğu ifade ediliyor. Doğru ama eksik. Bu mesele resmin bir köşesi yalnızca. Büyük resme baktığınızda Almanya, AB’nin ciddi bir ekonomik türbülansa yakalandığı, Brexit’in neden olduğu sorunların büyüdüğü hatta krize dönüştüğü ve anti-Brükselci aşırı sağın politik saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde dümene geçiyor. Tüm bunların yanı sıra, AB’nin 2021-2027 dönemine ilişkin bütçesinin belirlenmesi, iklim koruma, dijitalleşme, hukukun üstünlüğü, Libya sorunu ve Avrupa’nın salgınla birlikte yeniden şekillenmesi muhtemel dünyadaki rolü meseleleri de Almanya’nın başını ağrıtacak.

Ekonomik sorunlar, bu labirentin en karmaşık safhası elbette. Kovid-19 krizi tabiri caizse AB üyesi ülkelerin ekonomilerini darmadağın etti. Özellikle salgının etkilerinin ağır olduğu İtalya ve İspanya gibi ülkelerde ekonomi yerlerde sürünüyor. Yaşlı kıtanın güneyinde yer alan ülkelerde bu yıl ekonominin yüzde 5 ile yüzde 11 arasında küçülmesi bekleniyor.

Bu bağlamda, Merkel’in bir süre önce sarf ettiği, “Almanya, komşu ülkelerin ekonomilerini canlandırmalarına yardım etmeli” cümlesi daha da önem kazanıyor. Bu, öylesine söylenmiş bir cümle değil. Almanya, AB’nin ekonomik açıdan tartışmasız en güçlü ülkesi ve bir ihracat ekonomisi. Yani AB’nin yaklaşık 400 milyonluk pazarını en yoğun kullanan ülke konumunda. Tam da bu nedenle Almanya’nın bu büyük ihracat zeminini koruması gerekiyor. Bu bağlamda, AB Komisyonu Başkanı, Alman politikacı Ursula von der Leyen tarafından hazırlanan 750 milyar avroluk yardım paketi yeni dönemde hızla yürürlüğe konulacaktır. Merkel’in, bu sorunu pratik bir şekilde bertaraf edeceğine ve Birlik’i sulha kavuşturacağına dair inanç güçlü. Zira, etkisini artıran bir ekonomik krizin, politik faturası da oldukça ağır olacaktır. Birincisi kıta sathında zaten hiç sönümlenmeyen faşizm ateşi, neofaşist partiler tarafından iyice harlanacaktır, ikincisi kıtayı neoliberal politikaların acımasızlığına teslim eden merkez siyaset için erimeye giden, geri dönüşü olmayan bir süreç başlayacaktır, üçüncüsü tüm bu sorunların çıktısı olarak AB’nin dağılması riski belirecektir.

ALMANYA LİDERLİĞİNİ ONAYLATACAK

Almanya, işte böyle bir tabloda AB’nin direksiyonuna geçiyor. Belki de en sorunlu nokta, hemen hemen tüm ülkelerin AB bütçesine az katkıda bulunup bütçeden çok pay almak istemeleri. Söz konusu 750 milyar avroluk pakette de durum böyle. İtalya, İspanya, Yunanistan, Çekya… Birçok AB üyesi ülkeden, “Salgın en kötü bizi vurdu. Bu paradan en fazla payı biz almalıyız” türünden açıklamalar geliyor.

Bununla birlikte salgın süreci bir kez daha teyit etti ki Avrupa ülkeleri birlikte güçlü. Bir süre önce –ufak da olsa- dağılma emareleri göstermeye başlayan Birlik’te bugünlerde “kardeşlik” havaları esiyor. Üye ülkeler, yaşayacakları herhangi bir ekonomik krizden tek başlarına çıkmalarının mümkün olmadığını net bir şekilde gördü. Şimdi AB 750 milyar avroyu bastırıyor ve üye ülkelerin ekonomilerini düze çıkarmalarına yardımcı oluyor. Bu paraya en büyük katkıyı Almanya sunuyor.

Bu ne getiriyor peki?

Bundan sonraki süreçte, daha önce tevazu göstererek üstünlüğünü üye ülkelere belli etmemeye çalışan Almanya’nın güçlü liderliğine tanık olacağız. Almanya liderliğini diğer ülkelere onaylatacak ve AB’yi bu yolla bir arada tutmak için sorumluluk üstlenecek.

Bunun yanı sıra Avrupa medyasında şu aralar sıkça dillendirildiği gibi “AB, Çin ve ABD’nin yanında üçüncü kutup olmak” iddiasında bulunacaksa tabii olarak bunun yolu Birlik’i dağılmadan bir arada tutabilmekten geçiyor. Yeni küresel politik konjonktürün birçok AB lideri tarafından anlaşıldığını açıklamalardan anlıyoruz.

Ezcümle, AB’nin dağılamamasına yönelik çabaların tümünün kesişiminde kıtayı faşizme teslim etmeme ana fikri yer alıyor. Şu anda AB’nin mevcudiyetinin en temel anlamı bu bana göre. AB’de, yeni dönemde bunun farkında olan Alman politikacılar etkili olacak. Şimdi kıtadaki demokrasi cephesi, Almanya’nın liderliği sürecinde AB’nin birlikteliğini güçlendirerek yola devam etmesini umuyor.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)