Son Dakika Haberler

Ayşe Kulin’den Kılıçdaroğlu’na övgüler: Çok uzun bir süredir namuslu bir adam görmek istiyordum politikada

Ayşe Kulin’den Kılıçdaroğlu’na övgüler: Çok uzun bir süredir namuslu bir adam görmek istiyordum politikada
Okunma : Yorum Yap

Ayşe Kulin’den Kılıçdaroğlu’na övgüler: “Çok uzun bir süredir namuslu bir adam görmek istiyordum politikada. İlk defa temiz, pırlanta gibi birini gördüm politikada”…

Ayşe Kulin: Millet İttifakı beni heyecanlandırıyor…

Yazar Ayşe Kulin, İpek Özbey’in “Sadece Soruyorum” programının konuğu oldu.

Ayşe Kulin, Gezi’den laiklik tartışmalarına kadar birçok soruya yanıt verirken ülkenin bugünkü durumundan endişe duyduğunu ancak Millet İttifakı’na güvendiğini belirtti.

Kulin, Millet Ittifakı’nın bileşenlerinden CHP ve İYİ Parti Genel Başkanlarına duyduğu beğeniyi anlatırken özellikle Kılıçdaroğlu ile ilgili övgü dolu ifadeler kullandı.

Kulin’in yanıtlarından öne çıkanlar özetle şöyle:

ATATÜRK OLMASA CUMHURBAŞKANLARIMIZIN ÇOĞU KÖYLERİNDE DAVAR GÜDÜYOR OLURDU

“Şimdiki çocuklar yakın tarihini bilmiyor. Öğretilmiyor. Sanıyor ki mavi gözlü bir adam geldi, padişaha in dedi, bu adam padişahın yerine geçti ve cumhuriyeti ilan etti. Demek ki artık Cumhuriyet’in kuruluş hikayesini öğretmiyorlar çocuklara, felsefesini bilmiyorlar.

Kim olduğunu hatırlamıyorum. Geçenlerde bir milletvekili, ‘bir temsili oyun oynanmış da, esir kız varmış, birileri gelip kurtarmış’… Gayet sıradan piyesler oynanır kurtuluş günlerinde. Arka arkaya gelir özellikle Ege’de o kurtuluş günleri. Neymiş, esaret altında göstermiş! Kusura bakmayın ama bir ülkenin parlamentosu basılırsa, içindeki milletvekilleri yaka paça dışarı atılırsa, kabinesi dağıtılırsa, silâhlarınıza el konulur, ordusu çözülür ve o silahlar tersaneye mühürlenirse o şehir esir düşmüş demektir. Bunun başka tarifi yok. Biz bunu çocuklarımıza anlatamıyoruz. İnsan tarihinden utanmamalı. Esir düştük, parçaladılar memleketimizi; sonra biz Kurtuluş savaşı verdik, o kurtuluş savaşını vermeseydik, biz bugün Anadolu’ya sahip olamayacaktık. Türk çocuğunun bunu bilmesi lazım. Ondan sonra Atatürk’ü sever ya da sevmez. Bugün herkesten önce başta oturanların şükran duyması lazım. Çünkü her çocuğa, her yoksul, her köylü çocuğa, birinci sınıftan üniversiteye kadar bedava eğitimin kapılarını açmış insan Atatürk. O olmasaydı cumhurbaşkanlarımızın çoğu köyde davar güdüyor olurlardı. Başta Süleyman Demirel olmak üzere. Kendi anlatıyordu, ‘ben 25 kuruşa sırtımda küfeyle köyün zenginlerini geçirirdim karşıya’ diye. Devlet okullarında fırsat eşitliğinde okundu. Biz bununla iftihar etmeliyiz.”

“DİNDAR VE KİNDAR NESİL”

Dindar ve kindar nesil ne işe yarayacak bilmiyorum ama tutturdular ‘din elden gidiyor’ diye. Din elden gitmez; ama vatan elden gider.

“KILIÇDAROĞLU NAMUSLU, TEMİZ, PIRLANTA GİBİ

Kılıçdaroğlu’na cok güveniyorum, yıllar önce CHP’nin başına geçtiğinde benim içime bir huzur geldi çünkü cok uzun süredir namuslu bir adam görmek istiyordum politikada. Adamlar gelip geçiyordu ama altları hep şaibeliydi. İlk defa temiz, pırlanta gibi birini gördüm politikada.

İkincisi, bu ‘kodu mu oturtan’ takımını ben hiç sevmem, sevenler var Türkiye’de biliyorum. Ama bu adam, uzlaşmacı bir adam, sesi yumuşaktı, tehditlere filan gelen bir adam değildi. Onu gönlüm sevdi. Gandhi gibi yürüdü sonra. Gidip ben de katıldım o yürüyüşe. Belli bir tempoda… herkes yapamaz bunu, tırnakları düştü adamın. Herkes yapamaz.

Türkiye’nin karakterini biraz değiştirmesi lazım. Hakikaten çok sert ve uzlaşmasızız. Sürekli çatışma,  sürekli birbirini itham etme… Sürekli inat… İnat çok kötü bir şey, bir yere kadar iyi ama ondan sonra insanın kendisini akrep gibi sokar o inat. Daha uyumlu, daha masa başında işleri çözebilecek (biri lazım)… siyaset karşılıklı fedakarlıklar yapabilmedir. Yani hep bana, hep bana olmaz. Karşıdakini de anlayacaksın, empati duyabileceksin.

Ben Kılıçdaroğlu’nun ‘öteki’ olduğu için de bu duygulara sahip olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu Alevi ve ötekileştirilmiş bir gruba ait. Ben fi tarihinde Alevilerin bu ülkede çektiklerini öğrendiğimde kendi hesabıma çok utanmıştım. Ben sünnî gelenekleri olan, iki taraftan da dindar bir ailede büyüdüm. Ve onlara dedim ki ‘bu yalanlara nasıl kanabildiniz?’ ‘Alevilere atılan iftiralara nasıl inandınız?’ Yani bu adam (Kılıçdaroğlu) öteki olmanın verdiği birikimle çok yararlı olabilir diye düşünüyorum. Yalana filan sapmaz bir adam. Böyle kurgu, FETÖ filan gibi şeylere hiç tevessül etmeyecek biri olarak düşünüyorum.

AKŞENER’İ ÇOK BEĞENİYORUM AMA İNADINDAN VAZGEÇMELİ

“Meral Akşener’i çok beğeniyorum ama bir inadı var, onu kırması gerekiyor. Milliyetçi gelenekten geldiği için Kürtlere karşı tutumunu yumuşatması gerekiyor. Çünkü birlikte yaşıyoruz bu ülkede ve başaracaksak birlikte başaracağız. Kürtler bu ülkede varlar. Bu inadı kırmak gerekiyor. “

“ÖLDÜRÜLSEM DE BURADAYIM”

Kulin, “yurt dışında yaşamayı hiç düşündünüz mü” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Ben sonuna kadar bu memlekette kalırım, burada ölürüm veya öldürürüm. Hepsini göze alarak kalırım. Ama benim çocuklarımdan giden oldu. Gitme demedim ama haklı buldum onları. Torunum evine yakın okula başlayacaktı, yazın o okul imam hatip olmuştu. İngiltere’de okullar Türkiye’de olduğu gibi bedavadır. Ama özel okullar çok çok pahalı. İki çocuğunu burada özel okula veremediği için toparlanıp Ingiltere’ye gitti.

Eşim benim için korkuyor. Ama ben 80 yaşına bastım bu eylül. Ölümden hiçbir korkum yok. Ben doğruları çekinmeden her zaman söyledim.

TÜGVA MESELESİ

“Takip ediyorum ama onlarla ilgili söyleyecek hiçbir sözüm yok.

Ama şunu söylemek istiyorum. Türkiye’de hukuk her zaman biraz aksadı, paranın sesi her zaman biraz çok duyuldu ama uyuşturucu kaçakçılarına kadar düşmemiştik. Bunlar duyulmamıştı en azından.”

CEMAAT VE TARİKATLAR MESELESİ: ‘MÜSLÜMANLIK ENSEST GİBİ ANLATILIYOR

“Din elden gitmez, din gönüldedir dedim ama din de elden gidebilir. Bugün din adamı deyip saygı duyacağınız, saygı duymanız gereken insanlar efendim “baldızla sevişmek evliliği bozmaz”, “bir kere çocuk istismarından bir şey çıkmaz”, “adet gören kız çocuğu evlendirilebilir”… Kız çocuğu 10 yaşında da adet görebiliyor. Yani bunları söyleyebilen adamlar, din adamı diye dolaşıyor ortalıkta. Her takkeyi, sırtına cübbeyi geçirenler olmadık şeyler söylüyor. Bunlar Kuran’da yok, nereden çıkarıyorlar? Bu insanların bahsettikleri dinden ben soğudum. Ben dindar bir ailede büyüdüm. Bunu ikinci defa anlatacağım: Babaannemin evinde oynuyordum, komşunun bahçesinde erikler vardı. Banaannem, ‘çocuğun canı çekmiş’ diyerek erik istedi. Doldurup bir tabak verdiler. Babaane niye yalan söyledin dedim. Erikleri boşalttı, o tabağa et koydu. ‘Erik bahabe, bunu götür komşuya ver, onlar bizim kadar et pişirmiyor, kokar’ dedi. Niye direkt et koyup götürmedik diye sorunca, ‘gönülleri kırılır’ dedi. Sen birine yardım edeceksen onu ezmeden yapacaksın. Çünkü sen Müslümansın. Ben bu şekilde dinin maneviyatını öğrenerek büyüdüm. Şimdi maneviyat diye, ahlak diye bir şey kaldı mı? Dinleyin bu adamları, neredeyse ahlaksızlığa teşvik. Neredeyse Müslümanlık ensestlik gibi anlatılıyor. Bu ne biçim din anlayışıdır. Olacak şey değil yani!”

LAİKLİK TARTIŞMALARI

Laiklik diye bir tartışma kalmamıştı. İsteyen başörtüsünü takıyor, istediği gibi yaşıyor hale gelmişti. Bugün Meclis’e bakın hepsinin birden çok eşi vardır. Kimse buna karışmıyor. Karşılan laikler, onlara karşılıyor. Bugün bir lokantada içki içenlerin ödü kopuyor fotografları çekilecek diye. İçki içmek ayıp mı? Padişahlar da içiyorlardı.

GÜNDÜZ KUŞAKLARI

Cehalet utanılacak bir şey olmaktan çıktı. Bu sadece televizyonda değil her yerde böyle.”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)