Son Dakika Haberler

BBC, Türkiye’ye yaptırım kararının stratejisini ve amacını derledi

BBC, Türkiye’ye yaptırım kararının stratejisini ve amacını derledi
Okunma : Yorum Yap

BBC, TÜRKİYE’YE YAPTIRIMIN STRATEJİSİ VE AMACINI DERLEDİ…

“Tarihte ilk defa karşılaştığımız bir durum var: ABD’nin nükleer silahlarının bulunduğu bir ülke ABD güçlerine hava topuyla atış yapıyor”…

Yabancı basın operasyonu, değişen dengeleri, Türkiye hakkındaki yaptırım kararlarını nasıl gördü?

BBC: TÜRKİYE’YE YAPTIRIMIN STRATEJİSİ VE AMACI

ABD, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı nedeniyle üç bakan ve iki bakanlığı yaptırım listesine alırken, çelikte gümrük vergisi yüzde 50’ye yükseltildi ve 100 milyar dolarlık ticaret anlaşması için yürütülen görüşmeler de durduruldu.
ABD Başkanı Donald Trump, dün gece yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yürüttüğü askeri operasyonun, sivilleri tehlikeye attığını ve bölgede barış, güvenlik ve istikrara yönelik tehdit oluşturduğunu söyledi.
Trump, yaptırım açıklamasından kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda bir görüşme gerçekleştirdi. Trump, bu görüşmede Erdoğan’dan ateşkes ilan etmesini istedi.

ABD’li yetkililer, yaptırımların Türkiye’yi ateşkes ilan etmeye zorlama amacı taşıdığını ve operasyonun devam etmesi halinde yaptırımların da sertleşerek artacağını söylüyor.

ABD kimlere yaptırım getirdi?

Trump, dün akşamki açıklamasında ticaret alanındaki yaptırımları açıklarken, kişilere yönelik yaptırım uygulanmasına yetki veren bir Başkanlık Kararnamesi çıkartacağını da söyledi.

Trump, bu kararnameyle yaptırım uygulanacak kişileri ‘Türk Hükümetinin mevcut ve eski yetkilileri ile Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki istikrarsızlaştırıcı eylemlerine katkıda bulunanlar’ olarak tanımladı.

Bu açıklamadan çok kısa bir süre sonra Başkanlık Kararnamesi çıkartıldı ve ABD Hazine Bakanlığı da yaptırımların kapsamını açıkladı.
Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Enerji Bakanı Fatih Dönmez ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı yaptırım listesine dahil edildi.

Üç bakanın ABD’deki malvarlıklarının dondurulacağı, ABD ile herhangi bir mali işlem yapamayacakları ve ABD’ye de seyahat edemeyecekleri açıklandı. Hazine Bakanlığı, yaptırım kapsamındaki kişi ve kurumlarla iş yapan yabancılara da yaptırım uygulayabileceğini ifade etti.
Ticaret tarafında ise Trump’ın getirdiği yaptırımlar, Pastör Andrew Brunson’ın tutukluluğu döneminde olduğu gibi yine çelik ihracatını etkiliyor. Türkiye’den satın alınan çelikte gümrük vergisi yüzde 50’ye çıkartıldı.

Ağustos 2018’de Trump, Türkiye’den alınan çelik ve alüminyumda gümrük vergisini iki katına çıkarmıştı. Bu vergiler, Mayıs 2019’da eski düzeylerine çekilmişti.

Son olarak, Türkiye ile ABD arasında ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılmasıyla ilgili yürütülen yeni anlaşmalara yönelik görüşmeler de durduruldu.

ABD neden Türkiye’ye yaptırım uyguluyor?

ABD’nin yaptırım uygulamasının temel nedenini Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik yürüttüğü Barış Pınarı Harekâtı oluşturuyor.

Trump ile Erdoğan’ın 6 Ekim günü yaptıkları telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Türkiye’nin uzun zamandır Suriye’nin kuzeyinde, Fırat Nehri’nin doğusuna yönelik planladığı askeri harekata başlayacağı belirtilmişti.

Bu açıklama, Trump’ın Erdoğan’a operasyon için yeşil ışık yaktığı yönünde yorumlara neden oldu ve özellikle ABD’de büyük bir tepkinin doğmasına yol açtı.

ABD’de güvenlik bürokrasisi ve Kongre üyeleri, Kürtlerin Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede kritik rol oynadığı ve bu mücadelenin henüz tamamlanmadığını belirterek, bu duruma tepki gösterdi. Trump ise Türkiye’ye operasyon için yeşil ışık yaktığı iddialarını reddediyor.
Trump, doğan tepkiler üzerine Türkiye’nin çizilen çerçeveyi aşması halinde yaptırım uygulayacağını söyledi ve bir süredir konuşulan yaptırımlar dün açıklandı.

Trump’ın açıklamasında, operasyonun yarattığı insani duruma ve bölge üzerindeki istikrarsızlaştırıcı etkisine dikkat çekildi. Trump, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok net bir şekilde söyledim: Türkiye’nin harekatı insani kriz ortaya çıkarıyor ve olası savaş suçlarının işlenmesi için gerekli koşulları oluşturuyor” dedi.

Trump ayrıca Kongre’ye yaptırımlarla ilgili yazdığı mektupta Suriye konusunda ulusal acil durum ilan ettiğini söyledi ve bunun gerekçesini de ‘Türk hükümetinin IŞİD’i mağlup etme mücadelemize zarar veren, sivilleri tehlikeye atan ve bölgede barış, güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyebilecek tehditlerde yaratan eylemlerde bulunması ve bunun ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politikasına sıra dışı ve olağanüstü bir tehdit oluşturması’ olarak açıkladı.
Hazine Bakanlığı da yaptığı açıklamada, yaptırımların “Türk hükümetinin bölgede barış, güvenlik ve istikrarı daha da bozmaya yönelik eylemlerinin bir sonucu” olduğu belirtildi. Bakanlık, Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumun sorumlusunun Türk hükümeti olarak gördüğünü de aktardı.

Bu kararla Kongre’deki yaptırım süreci durdu mu?

Hayır. Trump’ın başkan olarak yetkisini kullanıp uyguladığı yaptırımların dışında Kongre’nin her iki kanadında da Türkiye’ye yaptırım uygulanmasına dönük yasal hazırlıklar devam ediyor.

Senato ve Temsilciler Meclisi’nde hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi üyelerin destek verdiği tasarılarda yaptırım kapsamına finans kuruluşlarının alınması, askeri anlamda işbirliğinin askıya alınması ve yaptırım uygulanan kişilerin arasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da eklenmesi öngörülüyor.
Kongre üyeleri, Trump’ın yaptırım kararını genel olarak olumlu bulmalarına karşın yetersiz olduğunu söylüyor.

Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi, uygulanan yaptırımların Suriye’nin kuzeydoğusundaki insani durumu tersine çevirmeye yeterli olmadığını söyledi.

Cumhuriyetçilerin etkili isimleri arasında yer alan ve Türkiye’ye yönelik yaptırım çağrılarına öncülük eden Senatör Lindsey Graham da, ateşkes ilan edilene kadar yaptırımların artarak sürmesi gerektiğini belirtti.

Kongre’nin Türkiye’ye daha sert yaptırımlar getiren tasarıları bu hafta içinde gündemine alması bekleniyor.

ABD, yaptırımlarla ne yapmayı amaçlıyor?

ABD basınında çıkan yorumlarda, Trump’ın bu kararla son 10 gündür kendisine yönelik eleştirileri dindirme ve Türkiye’yi operasyonu durdurmaya itecek bir mekanizma oluşturmayı amaçladığı öne sürülüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Başkan Trump, Türkiye üzerinde Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri operasyonlarını durdurma ve ivedilikle ateşkes ilan etme konusunda baskı oluşturmayı amaçlayan Başkanlık Kararnamesi’ni imzaladı” dedi.

Dün gazetecilere bilgi veren üst düzey ABD’li bir yetkili, Türkiye’nin mevcut ekonomik zayıflıkları göz önüne alındığında atılan bu adımın çok ciddi olduğunu ve bu yaptırımların Türkiye’nin dikkatini Suriye’nin kuzeyindeki durumun vahametine çevirmek amacıyla tasarlandığını söyledi.

ABD’li yetkililerin açıklamalarından ilk etapta ateşkes ilan edilmesi için zemin yaratmak istedikleri anlaşılıyor. Trump da Erdoğan ile yaptığı görüşmede ateşkes ilan etmesini istedi.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, kısa bir süre içerisinde görüşmelerde bulunmak üzere Türkiye’ye gideceğini açıkladı.

Yine gazetecilere bilgi veren bir başka üst düzey yetkili de önceliklerinin bir an önce ateşkes ilan edilmesi olduğunu belirtti.

Yetkili bundan sonra yapmak istediklerini, “İlk olarak, ateşkesle ve kuzeydoğu (Suriye’de) var olan farklı çıkarlar arasında bir uzlaşma sağlamak. Daha sonra yalnızca ortağımız SDG ve halen bölgede olan kendi askerlerimiz değil, Türk ordusu ve birçok durumda disiplinsiz ve vahşi milislerinin yanı sıra Rusya ve Suriye ordusunun da olduğu yerde kalmasını sağlamak. Daha sonra da Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını gidererek, güvenlik ihtiyacını ve kuzeydoğu Suriye’de yaşayanların ihtiyaçlarını karşılayacak bir dizi plan ortaya koymak” olarak açıkladı.

ABD’li yetkililerin açıklamalarına göre, bundan sonra yaptırımlarla ilgili Türkiye’nin özellikle ateşkes konusundaki tutumu belirleyici olacak.

Ateşkes ilan edilmezse ABD ne gibi yaptırımlar getirebilir?

Başta Trump olmak üzere ABD’li yetkililer, Türkiye’nin ateşkes ilan etmesi ve buna uymaması durumunda yaptırımların sertleşeceğini söylüyor.

Trump açıklamasında, “Türk liderler bu tehlikeli ve yıkıcı yola devam ederse, Türkiye’nin ekonomisini hızlı bir şekilde yok etmeye çok hazırım” dedi.

Senatör Graham da, “Başkan Trump, Türkiye’nin sınırına yakın yerlerdeki belli Kürt unsurlarına yönelik kaygılarını gidermek adına müzakere yoluyla bir anlaşmaya varılarak akan kanın durdurulmasına çalışıyor” diye konuştu.

Başkan Yardımcısı Pence de ateşkes çağrısı yaparak, Türkiye’yi masaya oturmaya çağırdı. Pence’in önümüzdeki günlerde ateşkes konusunda görüşmeler yapmak üzere Türkiye’ye gitmesi bekleniyor.
ABD’li bir yetkili, Trump’ın ateşkes sağlanmasından oldukça emin olduğunu ve bu nedenle bu kadar kısa süre içerisinde böylesine üst düzey bir heyeti Türkiye’ye gönderdiğini açıkladı.

ABD basını, mevcut haliyle getirilen yaptırımların Türkiye açısından önemli bir etkisinin olmasının beklenmediği yorumunu yaptı.
Ancak, Trump yönetiminin ya da Kongre’nin yaptırımları sertleştirmeye karar vermesi halinde Türkiye’nin ABD pazarına girişini veya ticari işlemlerinde dolar kullanımını sınırlayan daha kapsamlı adımlar atılabileceği öne sürülüyor.

ROSSISKAYA GAZETA: “GERÇEK DOSTLAR SAVAŞTA BELLİ OLUYOR”

Rusya’da yayınlanan devlet denetimindeki Rossiskaya Gazeta gazetesi, Suriye’deki gelişmelere dikkat çektiği haberinde şu değerlendirmelere yer verdi:

Gerçek dostlar savaşta belli oluyor

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde geçen hafta Türkiye’nin Suriye’deki harekatının kınanması konusunda Fransa, Almanya, Belçika, İngiltere ve Polonya tarafından verilen karar tasarısı ABD ve Rusya tarafından veto edildi. Bundan sadece birkaç yıl önce Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın bir NATO üyesini NATO üyelerinin tehditlerine karşı savunması imkansız bir şeydi. Görünen o ki Ankara ‘gerçek dostlar savaşta belli olur’ fikrine doğru yaklaşıyor.

Türk yetkililer eski NATO müttefiklerine dair hayallerini bir kenara bırakıyorlar. Türkiye’nin iki milyon Suriyeli mülteciyi Suriye’nin kuzeyine yerleştirme amacıyla Kürtlere karşı yürüttüğü harekat, AB açısından hayat kurtarıcı bir şey. Harekat yeni bir göçmen krizini önleyebilir. Fakat bir sebeple Brüksel bu detaylarla ilgilenmiyor. Bazı Avrupalı liderlerin Türkiye’nin Kürtlere karşı operasyonuna yönelik eleştirel açıklamalar yapma arzusu riskli ve yanlış bir fikir gibi görünüyor. Eski Dünya’nın ABD’nin askeri ya da mali desteği olmaksızın Ankara’yı durdurma şansı yok.”

NEZAVISIMAYA GAZETA: “RUSYA’NIN SURİYE’DEKİ ASKERİ VARLIĞI BÜYÜK ÖLÇÜDE ÇEKİLEBİLİR”

Günlük ana akım gazete Nezavisimaya Gazeta’da Vladimir Putin’in geçen hafta yaptığı Şam yönetimi talep ederse Suriye’deki Rus askerlerini çekmeye hazır oldukları yönündeki açıklamayı hatırlattığı haberinde şu ifadeleri kullandı:

“Açıklama, Moskova’nın Ortadoğu politikalarının önemli bir yönüne işaret ediyor olabilir. Rusya’nın üç yıllık bütçe tasarısındaki mali tabloya bakıldığında Rusya yetkililerinin Suriye’de büyük çaplı bir harekat öngörmediği açıkça anlaşılıyor. Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığının tamamen değilse de önemli ölçüde çekilmesi beklenebilir”.

VEDOMOSTI: “HAREKAT, KÜRTLERİN TAMPON BÖLGEDEN GÖÇÜYLE SONUÇLANABİLİR”

Günlük iş dünyası haberleri ağırlıklı Vedomosti gazetesinin haberinde Rusya Savunma Bakanlığı’na yakın bir kaynağın ‘Kürt birlikleri direnmeye çalışacak ama destekleri olmadan, çok daha hazırlıklı ve güçlü Türk güçlerine karşı durmaları çok zor’ yorumunu öne çıkardığı haberinde, “Barış Pınarı harekatı ateş ve bombardıman getirdi. İsmi verilmeyen bir kaynak, harekatın muhtemelen 1 ay içinde tamamlanacağını ve Kürtlerin tampon bölgeden göçmeleriyle sonuçlanacağını söylüyor. Kaynak, bunun en barışçı senaryo olduğunu da ekleyerek, anlık kararlarıyla bilinen ABD Başkanı Donald Trump’ın Kürtlerle Türkler arasındaki çatışmaya müdahale etmeye karar vermesi halinde durumun daha da sertleşebileceğini kaydediyor” dedi.

MOSKOVSKY KOMSOMOLETS: “ŞAM, FIRAT NEHRİNİN DOĞU KIYISINDAKİ PETROL SAHALARINI KAYBEDEBİLİR”

Rusya’da yayınlanan Moskovsky Komsomolets gazetesi, ‘Barış Pınarı Savaş Kaynağına Döndü’ başlığını kullandığı haberinde, “Bir askeri yorumcu da Türk Ordusu’nun Suriye topraklarında daha derinlere ineceğini ve bunun sonucunda Suriye hükümetinin egemenlik haklarının tehlikeye düşeceğini, Şam’ın Fırat nehri üzerindeki enerji santrallerini ve muhtemelen nehrin doğu kıyısındaki bazı petrol sahalarını kaybedebileceğini söylüyor” diye yazdı.

NEW YORK TIMES ABD’Lİ YETKİLİLERİN İNCİRLİK PLANINI YAZDI: “ARTIK ONLAR ERDOĞAN’IN REHİNESİ”

New York Times gazetesi, ABD Dışişleri ve Enerji Bakanlıklarından yetkililerin Türkiye’deki İncirlik üssünde bulunan yaklaşık 50 nükleer silahı tahliye etme planlarının üzerinden geçtiğini bildirdi.

New York Times gazetesi, ABD Dışişleri ve Enerji Bakanlıklarından yetkililerin Türkiye’deki İncirlik üssünde bulunan yaklaşık 50 nükleer silahı tahliye etme planlarının üzerinden geçtiğini bildirdi.

Gazetenin iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı, ‘Trump Suriye’de İçgüdülerine Güvendi, Felaket Hızla geldi’ başlıklı haberinde, bu silahların İncirlik’ten alınmasının Türkiye ile ABD arasındaki müttefiklik ilişkisinin “fiilen bitmesi” anlamına geleceği yorumu yapıldı.

Gazetenin Ulusal Güvenlik Muhabiri ve Kıdemli Yazarı David E. Sanger’ın imzasıyla yayımlanan haberde, üst düzey bir ABD’li yetkilinin nükleer silahlar için “artık onlar Erdoğan’ın rehinesi” dediğine de yer verildi. Sanger, bu silahları orada tutmanınsa yıllar önce ortadan kaldırılmış olması gereken bir nükleer hassasiyetin sürdürülmesine yol açacağını savundu.

Haberde görüşlerine yer verilen James Martin, Silahların Yaygınlaşmasını Önleme Araştırmaları Merkezi’nden Jeffrey Lewis, “Tarihte ilk defa karşılaştığımız bir durum var: ABD’nin nükleer silahlarının bulunduğu bir ülke ABD güçlerine hava topuyla atış yapıyor” dedi.

Gazete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir ay önce yaptığı, ‘Birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum’ açıklamasını hatırlatarak Türkiye’nin de nükleer silahlara sahip olma isteği bulunduğunu yazdı.

Haberde, ABD Başkanı Donald Trump’ın bazı danışmanlarının anlattığına göre, Trump’ın 6 Ekim’de Erdoğan ile yaptığı telefon konuşmasına yeterli hazırlık yapmadan girdiği ve bu yüzden Erdoğan’ı bu operasyonun iki ülkenin ittifakına vereceği zarar ve yol açacağı yaptırımlar gibi konularda uyarmadığı öne sürüldü.

Gazeteye konuşan ABD’li Senatör ve Silahlı Hizmetler Komitesi Üyesi Jack Reed, “Bu başkan ordumuzu, diplomatik liderleri ve ortaklarımızı böylesi fevri hareketlerle gafil avlıyor. Bu hareketler Rusya’nın ve otoriter rejimlerin işine yarıyor” dedi ve ekledi:

“Başkan savaşları bitirme ve barışı sağlama sözlerinde ciddiyse, IŞİD’in tekrar ortaya çıkmasını engelleyecek ve Suriyeli ortaklarımıza güvenlik sağlayacak bir strateji ortaya koymalı”.

Haberi yazan Sanger, ABD Başkanı Trump’ın siyasette içgüdüleriyle karar vermesini eleştirdi.
Trump geçen yıl “İçgüdülerim başkalarının beyninin söyleyebileceğinden çok daha fazla şey söylüyor” demişti.

Fotoğraf: Ensonhaber

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri