Çin neden bunları yiyor? / Oğuz Evren KILIÇ - Gazeteler, Haber Manşet, Son dakika Gelişmeleri

şişli escort

escort bayan

istanbul escort

avcilar escort

istanbul escort

istanbul escort

porno izle

porno izle

porno izle

porno izle

porno izle

bedava porno

bedava porno

hd pronolar

sexs hikaye

sexs hikaye

malatya escort escort malatya izmit escort kocaeli escort izmit escort sakarya escort avrupa yakası escort şişli escort ümraniye escort anadolu yakası escort '; } ?>
Son Dakika Haberler

Çin neden bunları yiyor? / Oğuz Evren KILIÇ

Çin neden bunları yiyor? / Oğuz Evren KILIÇ
Okunma : Yorum Yap

Çin neden bunları yiyor?

Çin mutfağı oldum olası bizim coğrafyamıza çok yabancı, korkutucu, hattâ tiksindirici gelmiştir. Özellikle bu son salgın hâdisesinden sonra, Çin mutfağı iyiden iyiye tartışılır oldu.

Bu konuda Çin açık eleştirilerin odağında…

Peki, Çin neden bunları yiyor?

Öncelikle belirtmeliyim ki, Çin üzerinden yaratılan algı çok manipülatif. Zîrâ börtülü böcekli, akla hayâle gelmeyen hayvanların olduğu bir yemek kültürü sâdece Çin’e mahsus değil. Latin Amerika’dan Afrika’ya, tüm Güneydoğu Asya’dan Hindistan’a, birçok coğrafyada bu tür egzotik yiyecek tüketimi son derece yaygın. Buna ek olarak, Çin’de günümüz dâhilinde sâdece bu egzotik gıdalar tüketilmiyor. Hattâ bu gıdaların genel tüketim içindeki yeri oldukça küçük.

Size birkaç rakam vereyim, sonra bunlar üzerinden Çin’in neden böyle bir yemek kültürüne sâhip olduğunu konuşalım.

Çin, bugün itibârı ile yaklaşık 1,4 milyar nüfusa sâhip. Çin, târih boyunca her zaman en fazla nüfusa sâhip coğrafya oldu. Öyle ki, 1600 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfusu yaklaşık 26 milyon kişiden, bütün Avrupa’nın toplam nüfusu yaklaşık 100 milyon kişiden oluşurken, bugünkü Çin coğrafyasında yaklaşık 200 milyon kişi yaşıyordu.

Çin, bugün 1,4 milyarı bulan nüfusunu dünyanın en büyük gıda üreticisi ve tüketicisi olarak doyurmaya çalışıyor. Bu devâsâ nüfusu doyurma işini de oldukça iyi yaptığını söyleyebiliriz. Zîrâ Çin, yetersiz beslenme oranını 25 yıl içinde %24’ten %9’a kadar düşürdü. Bu kadar büyük bir nüfusta böylesine bir azalma sağlamak için elbette devâsâ bir gıda endüstrisi kuruldu.

Çin bugün dünyanın açık ara en büyük su ürünü üreticisi. Dünyadaki toplam su ürünlerinin yaklaşık %60’ını Çin tek başına üretiyor. Bu üretimi nasıl yaptığı ise başlı başına bir mesele. Zîrâ Çin’in deniz ürünü avcıları Afrika’nın, Avustralya’nın, Güney Amerika’nın denizlerinde cirit atıyor. Dünyada hiçbir ülke, Çin kadar yaygın deniz ürünü üretimi ağına sâhip değil.

Bu devâsâ nüfus, son 25 yıldır yaşanan akıl almaz ekonomik büyüme ve zenginleşmenin getirdiği sınıfsal yükselme ile birlikte, yaşam tarzını ve beslenme alışkanlıklarını da değiştiriyor. Son 25 yıl içinde Çin’in et tüketimi o kadar arttı ki, Çin et tüketimi konusunda dünyanın açık ara birinci ülkesi hâline geldi. Çin’in et tüketimi, son 50 yılda yaklaşık %1000 arttı. Bugün Çin’de kişi başına et tüketimi miktârı yaklaşık 50 kilogram. Dünyada kişi başına en çok et tüketen ülkeler olan ABD ve Avustralya’da bu miktârlar sırasıyla 97 ve 93 kilogram. Kişi başı ölçeğinde bu ülkelerin yarısı kadar et tüketiyor olmasına rağmen Çin, toplam tüketimde bu iki ülkeyi çoktan katlamış durumda.

Aslında Çin târihi, biraz da Çin’in yemek alışkanlıklarından okunabilir. Çin, daha yeni yeni Batı mutfağıyla, kırmızı et ile tanışıyor desek abartmış olmayız. Çin toplumu, süt ve süt ürünleri ile arasına mesâfeyi bundan yaklaşık 1400 yıl evvel koymuştu. Zor saklanan, zor üretilen, Çin gibi bir coğrafya için fazla verimsiz ve mâliyetli olan bu ürünler Çin’de yüzyıllar önce besin listesinden çıkarıldı. Yetmedi; 9. Yüzyıl’da Tang Hânedânlığı döneminde Çin’de sığır tüketmek yasaklandı. Aslına bakarsanız büyük oranlarda sığır tüketimi zâten yoktu fakat olan tüketim de devlet eliyle yasaklandı. Görünen gerekçe Budizm ve diğer inançlardı fakat asıl sebep, sığırların iş gücü ve savaş gücü için stratejik öneminin olmasıydı.

Çin kırsalındaki zorlu tarım koşulları, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığa imkân vermeyen coğrafî koşullar ve yüzyıllar içinde bu koşullarca biçimlenen yeme alışkanlıkları neticesinde Çin, ağırlıklı olarak soya, pirinç, su ürünleri ve egzotik hayvanlardan oluşan bir mutfağa sâhip oldu.

Bir de bu işin gıda güvenliği kısmı var ki, işte asıl zurnanın zırt dediği yer burası. Çin, bu devâsâ gıda endüstrisini bu kadar kısa sürede kurmanın bir bedeli olarak, dünyada gıda güvenliği sıralamasında değerlendirilen 113 ülke arasında en güvenli 40. ülke konumunda. Gıdanın ve gıdayı üretecek, taşıyacak, pazarlayacak, pişirecek ve tükettirecek tüm ürünlerin, araçların ve personelin temizliği, bakımı, güvenliği konusunda Çin hiç iyi durumda değil. Çin’de üretilen gıda Allah’a emânet üretiliyor diyebiliriz. İşte zoonoz, yâni hayvanlarda insana bulaşan hastalık ve parazitler konusunda Çin’in bu kadar “üretken” olmasının temel nedeni de burada yatıyor. Çin, gıda güvenliği konusunda yarattığı problemler yüzünden hem kendisi hem dünya için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Çin’in daha fazla kırmızı ete merâk salması ve var olan mutfağını dönüştürmesi durumunda, dünyadaki gıda ve tarımsal ürün fiyatlarının ne hâle geleceğini az çok tahmin etmişsinizdir. Bu nedenle, bırakalım Çin bildiğini yemeye devâm etsin. Dünyanın geri kalanının Çin ile ilgili yapması gereken şey, Çin’in damak tadını ve yeme alışkanlıklarını değiştirerek tüm dünyayı büyük bir kıtlık ve gıda kaosuna sürüklemek değil; Çin’in etkin bir gıda güvenliğine kavuşmasını sağlamaktır.

Av. Oğuz Evren KILIÇ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

porno porno sex porno seyret porno izle sikiş hd porno