Son Dakika Haberler

Davutoğlu, Meclis’in 3’üncü büyük partisine şart koştu: Bizden siyasi parti muamelesi görmesi için…

Davutoğlu, Meclis’in 3’üncü büyük partisine şart koştu: Bizden siyasi parti muamelesi görmesi için…
Okunma : Yorum Yap

Anketlere göre yüzde 3 ile 5 arasında oy alabilecek olan Davutoğlu, Meclis’in 3’üncü büyük partisi HDP’ye şart koştu: Bizden siyasi parti muamelesi görmesi için…

Davutoğlu: “HDP terörle arasına mesafe koyarsa bizden herhangi bir siyasi parti muamelesi görür”…

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, katıldığı bir programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunurken, “HDP terörle arasına mesafe koyarsa bizden herhangi bir siyasi parti muamelesi görür” dedi.

Medyascope’un konuğu olan ve Ruşen Çakır ile Sedat Pişirici’nin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, akademisyen olarak Türkiye’de bir Kürt sorunun varlığını kabul ettiğini ancak HDP ile de uzlaşamayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı ile ilkeleri arasında uyuşmazlık olduğunu belirten Davutoğlu, “Birtakım ayak oyunlarıyla şahsiyetim rencide edilecek boyuta geldi. Fedakarlık yaptım, çekildim” dedi.

Davutoğlu, başbakan olarak kalması halinde Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) 15 Temmuz Darbe girişimini planlayanları tasfiye edeceğini söyleyerek şöyle devam etti:

“Sanki darbeyle devrilen bir başbakanmışım gibi, 12 Eylül’den sonra Ecevit ve Demirel’e uygulanan yasaklar bana uygulandı. Kripto FETÖ’cüler ve FETÖ unsurları ki Pelikan çetesi içinde de mevcuttur, benimle birlikte bir kriz çıkacağı ve istikrarsızlık şartları içinde 15 Temmuz’a gidileceği hesabı yaptı.

“İyi bir şey olduğunda Erdoğan dönemi, kötü bir şey olduğunda Davutoğlu dönemi deniyor”

“Apo’ya çiçek verenler bugün ‘AKP’nin politikalarını biz oluşturuyoruz’ diyor. AKP’den ayrılma sebeplerimden biri imar yasasıdır. Hiçbir müteahhitle müzakere yapmadım. İhalenin kuralına kim uyarsa ihaleyi o alır. AKP’den ayrılma sebeplerimden biri imar yasasıdır. Hiçbir müteahhitle müzakere yapmadım. İhalenin kuralına kim uyarsa ihaleyi o alır. Ben çekilirsem devlet işleyişe kavuşur, Cumhurbaşkanı’yla ilişkim devam eder diye düşündüm. Ama parti kurumsallaşmadı. Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atamaya kadar giden bir nefret objesi haline geldim. İyi bir şey olduğunda Erdoğan dönemi, kötü bir şey olduğunda Davutoğlu dönemi deniyor. Ben aynı insanım. ‘Komşularla sıfır sorun’ dahil olmak üzere Türkiye’nin etkin dış politika anlayışını sürdürmek bakımından aynı insanım. Bunun değişmesi gerektiğini düşünmüyorum.

“AKP İç Anadolu’da MHP’ye oy kaybedecek, doğuda da Kürt seçmeni kaybedecek’ dedim”

“İşsizliği eleştirmek aileyi eleştirmek değil, eleştiriye açık olacaklar. Ama benim eşimin tıp konferansları iptal ediliyor. Bunlar varken kimse beni sadakat testine tabi tutamaz. Dünkü Kudüs mitinginde Kılıçdaroğlu, Karamollaoğlu ve benim konuşmalarımın metinlerine baksanız ayırt etmeniz zor. Bu dil AKP kitlesinde kimi rahatsız eder? Geldiğimiz yer sevindirici. AKP ve MHP de çağrılmıştı. Keşke Cumhurbaşkanı da katılsaydı. ‘İttifak yasasını çıkarmayın, bu en çok AKP’ye zarar verecek. AKP İç Anadolu’da MHP’ye oy kaybedecek, doğuda da Kürt seçmeni kaybedecek’ dedim. Cumhurbaşkanı karşı tarafın ittifak kuramayacağını düşündü. Aşırı güç kazandığınızda, o gücün ortaya çıkardığı bir yanılsama olur. Her şeyi yapabileceğinize ve karşı taraftakinin hiçbir şey yapamayacağına kanaat getirirsiniz.

AKP’nin dar siyasi zihniyete sahip çevreleri bizi Millet İttifakı’yla eş gösterip AKP kitlesinden koparmaya çalışacaklardır. Başaramazlar, biz o kitlenin içinden geldik. Akademisyen olarak baktığımda bir Kürt meselesi vardır. Türkiye’de bu mesele demokratikleşme sorunudur. Çerkeslerin de kendilerine has talepleri var, unutulan dillerini öğrenmek gibi. Bu sorunların sebebi demokrasi eksikliğidir. Ben Kürtler’in sevdiği bir Türk’üm. Suikast tehlikesine ilişkin istihbarat raporu olmasına rağmen Diyarbakır’a gittim. Cuma namazı çıkışı muhteşem bir kalabalık toplandı, sevgi seli oluştu. Erdoğan Çözüm Süreci’ni bana emanet olarak verdi. Sürmesi için her çabayı gösterdim. Başbakan olduğumda acı bir gerçeği fark ettim:

Çözüm Süreci adı altında kamu düzeni yok edilmeye başlanmıştı: Paralel mahkemeler, haraçlar. HDP ve onların Kandil’deki akıl hocaları 7 Haziran üzerinden kibre kapıldı ve Türkiye’yi terör yumağına sokmaya çalıştı. HDP sütten çıkma ak kaşık gibi konuşuyorlar Temmuz 2015’te Kandil’den yapılan terör çağrısına HDP sessiz kaldı. Temmuz 2015’te kararlı bir mücadele başlattık. PKK, DHKP-C ve DEAŞ; üçü birden ülkeyi tehdit ediyordu. Terörle mücadele talimatını verdik. HDP zihniyetiyle hiçbir zaman uzlaşmayacağım aşikar. Onlara oy veren kitlelere saygı duyarım. O kitlelerin tercihini değiştirmeye çalışırım. HDP terörle arasına mesafe koyarsa bizden herhangi bir siyasi parti muamelesi görür.”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)