Son Dakika Haberler

Erdoğan ne zaman ‘zora’ düşse Baykallar imdada yetişiyor! Deniz Baykal, Erdoğan’a kaç kez yardım etti?

Erdoğan ne zaman ‘zora’ düşse Baykallar imdada yetişiyor! Deniz Baykal, Erdoğan’a kaç kez yardım etti?
Okunma : Yorum Yap

Erdoğan ne zaman ‘zora’ düşse Baykallar imdada yetişiyor!

💥Eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, komuoyu tarafından “Erdoğan ne zaman sıkışsa imdada yetişen isim” olarak bilinir. Bugün Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’ın sahaya ineceği yönündeki haberlerin ardından Deniz Baykal’ın Erdoğan’a el uzattığı dönemler yeniden akıllara geldi.

Baykal, Erdoğan’ı kaç kez ve nasıl kurtardı? Haberimizde….

💥BAHÇELİ: Deniz Baykal olmasaydı Erdoğan olmazdı, AKP olmazdı!

Metin Gülbay’ın yenibirmecra.com’daki yazısından:

“AKP’nin iktidara geldiği 2002 seçimlerine Erdoğan 12 Aralık 1997 günü Siirt mitinginde okuduğu bir şiir yüzünden aldığı ceza nedeniyle katılamamış ve dolayısıyla da milletvekili seçilememişti. Yalnızca AKP genel başkanıydı. Sonra nasılsa bir şeyler oldu ve Erdoğan Siirt’te durduk yerde yenilenen seçimlerle milletvekili seçildi. Bu olayın nasıl olduğuyla ilgili en çok merak edilen şey hâlâ yanıt bulabilmiş değil. Siirt’te seçimler niye iptal edildi? CHP niye bu yapılırken ses çıkarmadı, tam tersine o dönemin CHP lideri Deniz Baykal, Erdoğan’ın milletvekili olmasının yolunu açtı?

Baykal gibi dediğim dedik birinin birdenbire Erdoğan karşısında yumuşayıp demokrasi güvercini kesilmesinin nedeni neydi?

On yedi yıldır beynimi kurcalayıp durur bu soru ama henüz net bir yanıt bulabilmiş değilim. Ama olayları alt alta sıralayıp bir çizelge oluşturduğumda iki şeyin birbiriyle ilişkisi olduğunu düşünmeye başladım. Anlatayım…

2002 seçimlerinde yüzde 34 oyla iktidara gelen AKP’de genel başkan dediğim gibi Recep Tayyip Erdoğan idi ancak milletvekili seçimlerine, yasaklı olduğu için katılamamıştı. Yukarıda anlattığım gibi şiir olayı yüzünden. Erdoğan yasaklı olduğu için Abdullah Gül başkanlığında kurulan hükümetin ilk işlerinden biri TBMM’ye Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması için yasa teklifi sunmak oldu. Çoğunluk kendilerinde olduğu için yasa oy çokluğuyla kabul edildi. Arada dönemin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından yasa veto edildi ama ikinci kez sunulunca o da kabul etmek zorunda kaldı. Böylece Erdoğan sonraki seçimlere katılma hakkı elde etmiş oldu ancak seçimler yeni yapılmıştı ve Erdoğan’ın o kadar bekleyecek zamanı yoktu.

AKP’li hükümet yasanın çıkmasından sonra şiir okuyarak yasaklı hale geldiği Siirt’ten Erdoğan’ı milletvekili seçtirerek tükürenlere tükürdüklerini yalatmak için bir “yol” düşündü. Siirt’in Pervari ilçesindeki seçimlerde üç sandık kurulu oluşturulmadığını ve bir sandığın da kırıldığını ileri sürerek Siirt seçimlerinin iptali için Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu. YSK da bu isteği kabul etti ve 2 Aralık 2002’de seçimi iptal etti.

Böylece milletvekili seçilen AKP’den Mervan Gül, CHP’den Ekrem Bilek ve bağımsız milletvekili Fadıl Akgündüz’ün vekillikleri düştü.

9 Mart 2003 günü yenilenen seçimlerde Erdoğan milletvekili seçildi ve bir süre sonra da başbakanlık koltuğuna oturdu. 2007 yılında yapılan bir sonraki genel seçimlerde ise AKP oy oranını yüzde 47’ye yükseltti. Neredeyse her iki seçmenden birinin oyunu aldı. AKP’liler bayram ederken kıyamet CHP’de koptu.

22 Temmuz’da yapılan seçimden bir gün sonra CHP’li Zülfü Livaneli Vatan gazetesine yazdığı bir yazıyla CHP’yi karıştıracak açıklamalarda bulundu. Livaneli çok ilginç bir ayrıntı verdi yazısında, Deniz Baykal ile Erdoğan’ın 22 Şubat 2003 günü yani Siirt seçimleri yapılmadan iki hafta önce İstanbul’da, Beylerbeyi’nde gizlice buluştuklarını öğrendiğini söyledi. Livaneli, Baykal ve Erdoğan’ın bu buluşmada gizli bir anlaşma yaptıklarını öne sürdü ve “Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa’yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan’ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu” diyerek Baykal’a çok sert bir tepki gösterdi.

Ben bağlantı kurduğum diğer olayı da artık anlatayım. 2010 yılında kendi partisinin bir kadın milletvekiliyle gizli kamera ile çekilmiş seks görüntüleri ortaya çıkan Deniz Baykal istifa etmek zorunda kaldı. Odatv yazarı Barış Pehlivan 10 Mayıs 2010 günü yazdığı bir yazı ile Baykal’ın genel başkanlıktan istifasına yol açan kasetle ilgili bilgi verdi. Pehlivan kasetin 2002 yılına ait olduğunun CHP kulislerinde konuşulduğunu belirtti yazısında. Yazıda 2002 yılında Savcı Nuh Mete Yüksel’e gönderilen bir kasetle şantaj yapılmak istenmesi ele alınıyor ve aynı yıl Çağdaş Eğitimi Destekleme Derneği Başkanı Gülseven Yaşer’e de bir telefon konuşmasıyla komplo düzenlenmek istendiği ifade ediliyordu. Hatırlayacağınız gibi bu telefon konuşmasıyla ÇYDD’nin PKK’li öğrencilere burs verdiği iddiası ortaya atılıyordu tabii bu iddianın yalan olduğu daha sonra ortaya çıktı. 2002 yılı şantajlar yılıydı anlaşılan.

Ama bizi ilgilendiren nokta Baykal’ın seks kasetinin de 2002 yılında çekilmiş olması. 2002 yılında ama hangi ay çekildiği belirtilmeyen (şimdilik bilinmeyen) kasetin Baykal’a karşı daha önce kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorum. Ancak şüpheliyim…

… Baykal’ı o kadın milletvekiliyle gizlice kameraya çekenler kaseti acaba daha önce başka bir şey için kullanmış olabilirler mi? Ya da tabii ki sonradan karşılığını misliyle almak koşuluyla birilerine vermiş olabilirler mi? Bu sorunun gerçek yanıtını bilmiyoruz. Deniz Baykal anlatsa bu sorunun yanıtı ortaya çıkar ama konuşur mu bilemem.”

💥CHP yönetimi ‘Cumhurbaşkanı meşruiyetini yitirdi’ açıklaması yaptı; Baykal, Erdoğan’ın davetini kabul edip Erdoğan’a alan açtı

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ortaya çıkan parlamento dağılımı, Türkiye’de yıllar sonra yeniden koalisyon seçeneğini öne çıkarmış ancak sonradan anlaşıldığı üzere Erdoğan’ın talimatıyla koalisyon hükümeti kurmak için yapılan görüşmeler oyalama taktiğine dönüşmüştü.

Fırat Kozok’un Cumhuriyet’teki 11.06.2015 tarihli haberinden:

Koalisyon senaryolarının gün geçtikçe hararetlendiği Ankara’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal arasında sürpriz bir görüşme gerçekleştirildi. Görüşme, seçim gecesi Cumhurbaşkanı’nın “meşruiyetini yitirdiği” açıklamasını yapan CHP’de rahatsızlık yarattı.

Baykal ile Erdoğan arasında Erdoğan’ın ikametgah olarak kullandığı Dışişleri Konutu’nda kulisleri hareketlendiren görüşme 12.30’da başladı. Görüşme için Baykal önceki gece yarısı 24.00 sıralarında bir “aracı” tarafından arandı ve Erdoğan’ın görüşme talebini kendisine iletildi. Önce “talep Baykal’dan geldi” açıklaması yapan Saray kaynakları ise görüşmenin ardından,“düzeltme” yapıp, talebin Erdoğan’dan geldiğini doğrulamak zorunda kaldı.

Baykal’ın buluşma öncesi Köşk’ten görüşmenin kamuoyuna duyurulmasını istediği öğrenildi.

Görüşme talebini Kılıçdaroğlu’na ileten Baykal, Erdoğan görüşmesinin CHP’lilerin “Kaçak Saray” olarak nitelendirdiği AOÇ’de gerçekleştirilmemesi hassasiyetine uyulması ön şartıyla görüşme için onay aldı.

Dışişleri Konutu’nda Erdoğan’la yaklaşık 2 saat 15 dakika başbaşa görüşen Baykal, çıkışta açıklamalarda bulundu. Her türlü çözüm Cumhurbaşkanı’nın Meclis’te geçici başkan olarak başkanlık görevi yapacak bir milletvekili olarak kendisiyle bir değerlendirme yapma ihtiyacı duyduğunu belirten Baykal, koalisyon tartışmalarıyla ilgili olarak “Burada benim bir koalisyon görüşmesi yapma konumum yok. Olamaz” ifadelerini kullandı. Baykal, Türkiye’nin seçim sonrası yaşanan belirsizlik ortamını bir an önce aşması gerektiğini, Erdoğan’ın da aynı düşüncede olduğunu söyledi.

Baykal, “Her türlü koalisyon çözümüne açık bir anlayış içinde olduğunu gördüm. Muhalefetin kendi arasında bir koalisyon oluşturmasına bir itirazı olmadığını gördüm” dedi. Baykal, erken seçim tartışmaları konusunda da “Erken seçim tercih edilen bir çözüm değil. Bu herkes için böyle. Seçimde millet iradesini ortaya koydu. O irade çerçevesinde çözüm oluşturma ihtiyacı var. Herkes, bu ihtiyacın farkında. Bu ihtiyacın gereğini yerine getirmek lazım” dedi.

…CHP kulislerinde Baykal’ın bu çabasını “rol çalmak” biçiminde değerlendiren bazı yöneticiler de oldu…

💥Bahçeli: Deniz Baykal olmasaydı Erdoğan olmazdı, AKP olmazdı!

Ali Bilge’nin 30 Kasım 2019 tarihli yazısından:

“Peki daha önce Saray’ı ziyaret eden CHP’li olmamış mıydı? Elbette oldu, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra -ki büyük bir yenilgiydi Erdoğan için- 48 saat mi, 3 gün mü ortalıkta gözükmemişti, sarayından çıkamamıştı, bir de baktık ki, CHP’nin Deniz Baykal’ı saraya gitmiş, Erdoğan’ı ziyaret etmiş.

Seçim yenilgisinden; 6 ay içinde yeniden seçime gidilmesi, barışın bitmesi, savaşın başlaması, bilumum terör olayları, Erdoğan’ın yeniden vücut bulması, bu ziyaret sonrası gelişmelerle başladı. İktidarın seçim yenilgisi sonrasında (yasal süre) 45 gün süren görüşmeler ve oyalamacalarla koalisyon kurulması engellendi. Muhalefetin seçim başarısı ortadan kayboldu, üstünlük tekrar Erdoğan’ın eline geçti.

O zaman, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şunu söylemişti “Deniz Baykal olmasaydı Erdoğan olmazdı, AKP olmazdı!”

Evet, CHP’den Saray’a gidişlerin böyle sonuçları olmuştur. Saray ziyaretleri siyaseten sonuçları olan hikayelerdir. İnisiyatifin Erdoğan lehine dönüşmesine yol açan pek çok gelişme yaşamışızdır. Deniz Baykal saray ziyareti sonrasında Erdoğan’ın “Koalisyona açık olduğunu gördüm” diyerek, Erdoğan’a alan kazandırmıştı. Hükümetin kurulması için gerekli 45 günlük yasal sürenin dolması sonucunda Türkiye yeniden seçime gidecek, Erdoğan yaşadığı yenilgiyi bertaraf ederek kaybettiği inisiyatifi tekrar ele geçirecekti. Ayrıca Baykal’a verilen söz de gerçekleşmedi. Baykal, TBMM Başkanlığına da seçilemedi, talip olduğu ve söz aldığı devletin 2 numarasını da, elde edemedi. Erdoğan ve partisi yenilgiye rağmen, muhalefet hatalarıyla 3 önemli kurumu kendisinde topladı; Başbakanlık, Meclis Başkanlığı ve de Cumhurbaşkanlığı ile kuvvetlenerek otoriterlik yoluna devam etti.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

porno izle porno porno sex