Son Dakika Haberler

Dünden bugüne EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) / Erdinç OZAN

Dünden bugüne EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) / Erdinç OZAN
Okunma : Yorum Yap

Dünden bugüne EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) -6

2018 erken seçiminin yaklaşmakta olduğu bugünlerde siyasi parti liderleri de meydanlarda sık sık EYT’den söz eder oldular. Hiç kuşku yok ki bu aşamaya gelinmesinde sekiz yıldır verilen amansız mücadelenin büyük etkisi var. Belki siyasiler bu büyük kitleyi fark ettiler, belki de hep farkındaydılar. Ne var ki, o farkındalık hiç bu kadar etkin olmamıştı.

İktidar partisi haricinde, muhalefet liderlerinin EYT’yi seçim bildirgelerine almaları, meydanlarda söz etmeleri tesadüf olmasa gerek. Üç kez üst üste Halk Arenası programında Uğur Dündar’ın konuyu liderlere sorması ise binlerce tweete kayıtsız kalamaması veya en sonunda Dündar’ın da konuya hakim olduğu gerçeğini karşımıza çıkartır.

Şimdi de EYT’nin köklü isimlerinden ve hareketin öncülerinden olan Serpil Koçak ile olan konuşmamıza gelelim:

EYT size ne kazandırdı diye sormak istiyorum ilkin.
KOÇAK: Dostlar kazandırdı. Ölümsüz dostluklar kurmamızı sağladı. Böylesine içten ve karşılıklı dostluk ortamının oluştuğu başka hiçbir platform, grup, topluluk yoktur. EYT, benim de olduğu gibi tüm bireylerinin yaşamlarında renklilik olmuştur. Düşünün, güç bela yaşamını devam ettirebilen insanların karamsar dünyalarını rengarenk çiçeklerle dolduğunu. EYT evvela bunu başarmıştır. Kendime dostlar buldum. Dost oldum. Dostluklar paylaştım.

Karşılaştığınız zorluklar neydi?
KOÇAK: Ben hayatın içindeki mücadelelerden çıkıp gelmişim. EYT de onlardan biriydi sadece. EYT elbette çözüme ulaşacaktır. Yani çözümsüz değildir. Hiçbir mücadele, yaşam mücadelesi denilen, ayakta kalabilmek kadar geniş kapsamlı ve zorlu olmamıştır benim için.

EYT’ye nasıl bulaştınız?
KOÇAK: Mağdur olduğunuz bir konu varsa ve bazı güzel insanlar o konuya parmak bastılarsa bir yerinden sizin parmağınız da oraya basar.

EYT’nin varlığından nasıl haberiniz oldu?
KOÇAK: Herkes gibi. Yani bu hareketin içinde olanların nasıl haberleri olduysa öyle.

Sosyal Medya mı?
KOÇAK: Büyük ölçüde evet. İsterseniz Nevin Yörük’e de birkaç şey sorun. Şu anda yanımda.

Siz İzmir’de yaşıyorsunuz. Nevin Yörük Ankara’da.
KOÇAK: Olabilir, bu dediğiniz doğru ancak şu an benim yanımda. EYT dostluğu böyledir. Yol, km. falan bize vız gelir. Biz dostuz.

(Gerçekten bu bir sürpriz olmuştu. Nevin Yörük de bu dizinin konuklarından biri olacaktı. Kendisini arayıp birkaç soru soracaktım. Ama, Ankara’da ararken İzmir’de bulacağım hiç aklıma gelmemişti.)

Sayın Yörük, sizi Ankara’dan arayacaktım ama benim için de sürpriz oldu. EYT’ye geçmeden şu an içinde bulunduğunuz duygularınızı öğrenebilir miyiz?
YÖRÜK: Sadece mutlu olduğumu söylemek isterim. İzmir’deyim ve EYT’den bir dostumun evinde konuğum. Üstelik ‘konuk’ sözcüğü biraz donuk bile kalabilir. Burası benim kendi evim gibi desem… Yani bizde konukluk olmaz.

Anlıyorum. Bu tüm EYT’liler için geçerli mi?
YÖRÜK: Genelleme yapmak belki doğru olmaz ama büyük oranda öyledir.

Gerçekten de imrenilecek bir durum. Peki, bu dostluk yani EYT dostluğunun ardındaki giz nedir?
YÖRÜK: Mağduriyet.

Biraz açar mısınız?
YÖRÜK: Yolu sevgiden geçen herkes bir gün bir yerde buluşur ya. Aynı konuda mağdur olan insanlar da bir gün bir yerde buluşuyor.

Çok anlamlı oldu. EYT’ye geçersek, siz nasıl bulaştınız. Bildiğim kadarıyla hareketin öncülerindensiniz.
YÖRÜK: Bu sorunuza Serpil Koçak’ın yanıtından daha farklı bir yanıt verebilmem söz konusu değil. Hepimiz bir şekilde, bir tarafından bulaştık bu harekete. Genelde sosyal medyayı kullanarak haberleştik.

Ankara dışında etkinliklere katıldınız mı?
YÖRÜK: Mümkün olduğunca katılma gayreti içinde oldum.

Hak gaspı ya da hak ötelenmesi konusunda ne dersiniz?
YÖRÜK: Hakkımızı alacağız. Asla vazgeçmeyeceğiz.

Hakkınızı almak yıllarca sürerse ve bu süreç içerisinde emekli olursanız yani, yaşınız dolarsa ne olacak? Bırakacak mısınız?
YÖRÜK: Asla… Çocuklarımız var, torunlarımız var. Onlar için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu iş bizimle bitmiyor.

Biri İzmir’den diğeri Ankara’dan EYT’nin iki önderi Serpil Koçak ve Nevin Yörük’le olan söyleşimizden sonra sözü başka bir noktaya getirmek istiyorum. Bu bölümün başında EYT’nin gündem olmaya başladığını siyasilerin seçim yaklaştıkça EYT’den söz ettiklerini belirtmiştik. Peki EYT’liler bu konuda ne düşünüyorlar. Esra Demirel‘e bu soruyu sorduk. Verdiği yanıtı aynen aktarıyorum.

“Bizim davamız sağ-sol davası değil. Bizler bu işe EYT’nin gasp edilen hakkı için girmedik mi? Açık ve net her yere yazmadık, söylemedik mi? Telefonlarla aramadık mı? Tweetler atmadık mı? EYT başkan ve önderleri yıllardır bunun için emek harcamadı mı? Sağa sola koşuşturmadı mı? Bizimle alay edenler, sayfalarından engelleyenler, Başkanlarımıza randevu vermeyenler, karşılarına çıkıp derdiniz ne diye sormayanlar, taleplerimizi görmezden gelen, EYT tekliflerini reddedenleri mi destekleyeceğiz? Bize ne sağ- sol partilerden? Kimse artık sağ-sol parti diye oy kullanmıyor. Sağı solu yok bu işin. Hakkımızı verenler var, vermeyenler var. Yahut da vereceğini söyleyenler var, hiç söz etmeyenler var.

BİZ EYT ‘YE SÖZ VERENLER
1- Muharrem İNCE
2-Temel Karamollaoğlu
3-Meral Akşener
4-Doğu Perinçek

Biz başka kimseden (bakın kimseden diyorum, parti demiyorum) duyduk mu EYT’yi emekli edeceğim sözü.
Bahçeli ve Erdoğan’dan söz değil seçim öncesi KHK ile yasanın çıkartılmasını ve emeklilik hakkımızın verilmesini talep ettik. Çünkü yetki onlarda. Eğer bir an önce KHK ile yasayı çıkarır hakkımızı verirlerse hiç şüphe yok ki, EYT’den yığınla oy alırlar. Ama, seçim sonrasına bırakırlarsa veya hiç söz etmezlerse biz de kime inanmışsak oyumuzu ona veririz. Kimsenin bize kızmaya hakkı yoktur. Biz anamızın ak sütü gibi hakkımız olan emekliliğimizi istiyoruz.

En baştan beri söylediklerimiz bu ve EYT’nin oyu çok, desteklediği tarafı kazandıracak kadar çok bizim oyumuz. Versinler hakkımızı. O üç kuruş maaşlara muhtacız ki zaten hakkımız.

Seçimden önce hakkımız verilmezse, tabii ki söz verene oyumuzu vereceğiz. Boş sözlere artık karnımız tok. “Haklısınız” denilmesine de karnımız tok. Madem haklı olduğumuzu söylediniz bunca zaman, verin hakkımızı.
Bu konuda Başkan ve önderlerimizin son dakika açıklamaları ne olursa bizler de topyekûn oyumuzu o karar doğrultusunda tabi ki kullanırız.

Benim fikrim bu çünkü EYT olarak haklıyız, hak ettiğimiz haklarımızın verilmesini istiyoruz, çok zor durumdayız.

EYT’li Esra Demirel’in söyledikleri bunlar. Buna benzer çok sayıda EYT’liden mesajlar aldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Bir gerçek var ki asla yadsınamaz. O da EYT’nin sekiz yıldır iktidardan sürekli olarak talep ettiği haklarının verileceğine olan inançlarının artık tamamen sıfırlanmış olması. Konuştuklarımın hemen tamamı bu iktidarın haklarını vermeyeceği görüşündeler. Bu da kitleyi muhalefete itmiş görünüyor. EYT Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği seçimle ilgili olarak yayınladığı manifestoda, üyelerinin siyasal tercihlerine karışmayacaklarını, kendi özgür iradeleriyle oylarını kullanmaları gerektiğini açıklamasına rağmen EYT’nin muhalefete yeşil ışık yaktığını söyleyebilirim.

Erdinç OZAN


Erdinç OZAN Kimdir?

1957 Rize doğumlu. Rize Lisesi Edebiyat bölümünü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize Meslek Yüksek Okulunu ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.
Ekonomist ve yazar.
29 yıl Rize’de, 24 yıl İstanbul’da 6 yıl Karabük’te yaşadı. Ayvalık’a yerleşti ve son bir yıldır burada yaşamakta. Özel sektörde satış ve pazarlama uzmanı ve müfettiş olarak çalıştı. Emekten yana olduğu için kendi deyimiyle 22 kez iş değiştirdi ve 19 işten kovuldu.

Yazı yaşamına 1980 de öykü yazarak başladı. Yüzlerce Sanat-Edebiyat dergisinde ve gazetelerin sanat yapraklarında şiir, deneme, öykü ve eleştirileri yayımlandı. Eleştirel yazılarında eş-dost ayrımı yapmadan yanlışların altını cesurca çizmesiyle tanındı. Toplumcu-Gerçekçi sanat anlayışını benimseyen yazar, tüm karakterlerini yaşamın içinden aldı. Sanal dünyalar ve ütopik duygulardan uzak, hayatın katı gerçeklerini akıcı bir dille gözler önüne serdi. Gerçeklerden yola çıkarak gerçeğe ulaşmayı hedefledi. Yaşanmış ya da yaşanmakta olan hayatları kuytu köşelerden alıp okurlarıyla buluşturdu.

İlk kitabı ”Dağlar da Ağlar” (öykü) Haziran 2014’te yayımlandı. Bu kitaptan sonra kendisine ”Dağları ağlatan yazar” yakıştırması yapıldı. İkinci kitabı ”Dökün Beni Yıldızlara” (roman) Ağustos 2016’da yayımlandı. Hemen her okuyanı gözyaşlarına boğan bu roman emeklilikte yaşa takılanların yaşadığı sosyal dramı gözler önüne serdi. İşsizliğin yol açtığı sebeplerle dağılan bir ailenin anlatıldığı kitap EYT tarafından sahiplenildi. Kitabın İzmir Karşıyaka’daki imza günü develi bir eylemle mitinge dönüştürülerek edebiyat tarihinde bir ilke imza atılmış oldu.

İrem adlı bir kız çocuğu olan Erdinç Ozan, yerel basında aynı zamanda köşe yazarlığı yapıyor. Edebiyat dergilerinde  öykü ve denemeler yazıyor. 2017’nin son ayında üçüncü kitabı doğu ve batı kültürleri arasındaki çatışmayı gerçek bir aşk düzleminde konu alan ‘Narin Safran’ ve ”Balıkçı Kız” adlı romanı yayımlandı. ”Şirin mi Şirin” ve ”Tophane” isimli romanları ise yayımlanmayı bekliyor.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri