Son Dakika Haberler

“Erdoğan’ın Esad’ı reddetmeye devam etmesi tecritine neden olabilir”

“Erdoğan’ın Esad’ı reddetmeye devam etmesi tecritine neden olabilir”
Okunma : Yorum Yap

DIE WELT: “ERDOĞAN’IN ESAD’I REDDETMEYE DEVAM ETMESİ TECRİTİNE NEDEN OLABİLİR”

Türkiye ile Rusya arasında varılan Soçi mutabakatı dünya basınında yankı buldu.

BBC, SOÇİ MUKABATINI DERLEDİ

Türkiye, son bir hafta içinde Suriye’de etkili iki küresel güçle, ABD ve Rusya ile iki mutabakat metnine imza attı. Rusya ile varılan anlaşmada, Suriye ordusunun sınırın hangi bölgelerine gireceği, YPG’nin 30 kilometre güneye çekildikten sonra ayrı bir silahlı güç olarak varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği, Türk-Rus ortak devriyesinin ne kadar süreceğiyle ilgili sorular yanıtsız.

Suriye savaşının başında Devlet Başkanı Beşşar Esad’a karşı silahlı muhalifleri destekleyen Türkiye’nin önceliği, YPG’nin ortaya çıkışı ve ülkenin dörtte birini kontrol altına almasıyla birlikte değişti.
ABD ile 17 Ekim’de ve Rusya’yla 22 Ekim’de imzalanan mutabakatlarla da, YPG’nin Türkiye sınırından çekilmesi öncelikli amaç oldu.
ABD ile varılan mutabakatla, Barış Pınarı Harekâtı’nın yürütüldüğü Ras’ul Ayn-Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik bölgeden YPG’lilerin en az 32 kilometre güneye çekilmesi ve ardından Türkiye’nin kontrolünde olacak bir güvenli bölgenin oluşturulması kararlaştırıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’nın Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı 6 buçuk saatlik görüşmede de, sınırın geri kalanı ele alındı.

Buna göre ABD ile varılan anlaşmadaki 120 kilometrelik güvenli bölgedeki durumun korunmasına, ancak sınırın geri kalanındaki bölgelerde 30 kilometre derinliğe kadar Suriye ve Rusya askerlerinin girerek YPG’nin çekilmesini sağlamasına karar verildi.

150 saat sürecek olan bu görev 29 Ekim’de, Türkiye saati ile 18.00’da doluyor.

Ardından Rusya ile Türkiye ordularının, sınırın 10 kilometre güneyine kadar inecek olan ortak devriyesi başlayacak.

Ancak metinde değinilmeyen bazı noktalar ve cevabı verilmeyen sorular da var.

BBC, bu soruları 7 başlıkta inceledi:
Mutabakat, İdlib ve Afrin dâhil tüm sınırı mı kapsıyor?

Mutabakat muhtırasında bu konuyla ilgili iki ifade yer alıyor. Birincisi, 3. Maddede yer alan “Bu çerçevede, Tel Abyad ve Ras Al Ayn’ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir” ifadesi.
Diğeri ise 5. maddede yer alan ifade:
“Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir”.

Bu ifadelere göre, Barış Pınarı Harekât alanı olan Rasulayn ve Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik sınırın dışında kalan tüm sınır boyunca 30 kilometrelik derinliğe kadar Rusya ve Suriye güvenlik güçlerinin gireceği anlaşılıyor.
Ancak Ankara’ya göre, bu mutabakatın daha çok ABD’nin bölgeden çıkmasıyla oluşan boşluğun nasıl yönetileceği ile alakalı.
ABD’nin çekilmeden önce askerinin bulunmadığı, Fırat Nehri’nin batısındaki İdlib, Afrin, Azez ve Cerablus bölgeleriyle ilgili bir atıf ise yok.

Daha önce ABD ile varılan mutabakat kapsam dışı bırakılsa da, Eylül 2018’de Soçi’de varılan İdlib mutabakatına ya da Türkiye’nin daha önce askeri operasyon yürüttüğü Afrin ve Fırat Kalkanı bölgelerinin kapsam dışı bırakıldığına dair bir ifade mutabakat metninde yer almıyor.

Ancak Ankara için, metinde yer alan YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girilecek olması şartı önemli. Kapsam dışı bırakıldığına dair bir ifadenin bulunmadığı bu alanlarda, Tel Rıfat ve Menbic dışında YPG’li yok.
Tel Rıfat ve Menbic için de ayrıca bir madde yer alıyor, buralardan YPG’nin tamamen çekileceği belirtiliyor.

Mutabakattan önce Suriye ve Rusya’dan yapılan açıklamalarda, Suriye sınırının güvenliğinin ancak Suriye ordusu tarafından sağlanabileceği belirtiliyordu.
Fırat’ın batısında kalan sınır bölgelerinde mutabakatın uygulanıp uygulanmayacağı, Suriye ordusu ve Rusya ordusunun buralara girip girmeyeceği, Türk-Rus ortak devriyesinin buralarda da yapılıp yapılmayacağı, sahadaki gelişmelere bağlı olarak izlenebilecek.
Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ve mutabakatın duyurulmasının ardından Putin, Esad’ı telefonla arayarak bilgi verdi.

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre Putin, Esad’a “Türkiye ile varılan her anlaşma, tüm terör gruplarıyla mücadeleye odaklanıyor” dedi.
Esad da ülkesindeki tüm terör gruplarıyla mücadeleye devam edeceğini, Suriye topraklarındaki herhangi bir işgali sonlandırmak için çalışacağını söyledi. Suriye-Türkiye sınırına ordusunu sevk etmeye hazır olduğu bilgisini Putin’e verdi.

Mutabakatın 2. maddesinde Rusya ve Türkiye için, “Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar” ifadesi yer alıyor.

Şam ve Moskova, İdlib’deki Nusra ve diğer silahlı grupları terörist olarak gördüğünü ifade ediyor.
Şam, Afrin ve Fırat Kalkanı Bölgesi’ndeki Türkiye destekli muhalifleri de “terörist” olarak kabul ediyor.

Sınırdan çekildikten sonra YPG’lilere ve silahlarına ne olacak?

Bu sorunun yanıtı da mutabakat metninde yer almıyor.
Varılan uzlaşmaya göre YPG’liler, silahlarıyla birlikte sınırın 30 kilometre güneyine çekilecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus mevkidaşı Putin’le düzenlediği ortak basın açıklamasında YPG’nin geride bıraktığı tahkimat ve mevzilerin imha edileceğini de söyledi.

Ankara’da yapılan değerlendirmeler, Rusya’nın, silahlarıyla birlikte güneye çekilecek olan YPG’lilerin eğitimli ve silahlı bir güç olarak gözden çıkarılamayacağı yönünde.

YPG’nin ayrı bir silahlı güç olarak muhafaza edilmesi yerine Esad’ın kontrolüne alınması için Suriye ordusuna katılabileceği, Rusya’nın 2016 sonunda kurduğu ve finanse ettiği 5. Kolordu’ya entegre edilebileceği öngörülüyor.

Şam, Rusya’nın aracılığıyla YPG ile 13 Ekim’de yaptığı anlaşma kapsamında Türkiye sınırına gelmişti. Ardından Lavrentyev, Suriye ordusu ile Türkiye askerleri arasında herhangi bir çatışma çıkmasını engellemek için Rusya’nın devriye yapacağını duyurmuştu.

Basın açıklaması sırasında Putin de, “Suriye yönetimi ile ülkenin kuzey doğusunda yaşayan Kürtlerin kapsamlı bir diyalog başlatması çok önemli” dedi. Şam ile YPG’nin teması, yine Rusya aracılığıyla devam ediyor.

ABD, askerlerinin büyük bir kısmını Irak sınırı üzerinden kuzey doğu Suriye’den çekse de, güneyde, özellikle Deyrezzor’da ve bazı petrol kuyularının olduğu bölgelerde kalmaya devam ediyor. Burada YPG ile ABD’nin işbirliği devam ediyor.
YPG’lilerin ABD askerinin bulunduğu bölgelere gidişine izin verilip verilmeyeceği de bilinmiyor.

Türkiye’nin hedeflediği 444 kilometrelik güvenlik bölge oluşturulacak mı?

Mutabakat metninde güvenli bölge ifadesi geçmiyor.

ABD ile varılan mutabakatta, TSK’nın kontrolünde olacak güvenli bölge oluşturulacağı belirtiliyordu.
Ancak Rusya ile imzalanan metinde, herhangi bir bölge belirtilmeden “Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır” cümlesi yer alıyor.

Türkiye’nin 444 kilometre yeni bir yapılaşma ve yerleşim yerleri oluşturmayı hedeflediği güvenli bölge, şimdilik sadece 120 kilometrelik alanda uygulanacak.
Rusya ile varılan mutabakata göre YPG buralardan çekilecek ve iki ordu ortak devriye yapacak ama güvenli bölge inşasına dair bir detay ya da net bir ifade, mutabakatta yer almıyor.

Rusya ile ortak devriye ne kadar süreyle yapılacak?

YPG’nin çekilmesinin sağlanacağı 150 saatlik süre, 29 Ekim Salı günü, Türkiye saati ile 18:00’de doluyor.

Ardından mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacak.”

Türk yetkililer, bu devriyeler için herhangi bir süre kısıtlaması olmadığını, ucunun açık olduğunu belirtiyor.

Suriye askerleri 150 saatin sonunda sınırda kalacak mı?
Suriye ordusunun Rus askerleriyle birlikte Çarşamba günü 12:00 itibariyle gireceği sınır bölgelerinden YPG’nin çekilmesinin ardından buralarda kalıp kalmayacağına dair bir bilgi de mutabakat metninde yer almıyor.

Ankara’ya göre, Suriye ordusu, bu bölgelerde kalacak.

Halihazırda Fırat’ın doğusunda, Barış Pınarı Harekâtı’nın dışında kalan bölgelerin önemli bir kısmında Suriye ordusu zaten aktif. ABD askerlerinin çekilmesiyle birlikte 14 Ekim’den itibaren bu bölgelere Suriye ordusu girmişti.
Suriye ordusu şimdi bulunduğu yerlerden de, mutabakat uyarınca 23 Ekim ve sonrasında gireceği bölgelerden de, 150 saatlik sürenin dolması sonrasında çekilmeyecek.

Fırat’ın batısıyla ilgili belirsizlik ise sürüyor.

Ankara’nın, Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin olduğu bölgelerde Suriye ordusunun yeni bir çatışmaya yol açacak faaliyetlerini yakından takip edeceği belirtiliyor.
30 Ekim’de Cenevre’de Anayasa Komitesi’nin toplantısına kadar ve görüşmeler sırasında da Suriyeli muhaliflerin Fırat’ın batısındaki durumunu koruması hedefleniyor.

Adana Mutabakatı nasıl uygulanacak?

Mutabakatta, Rus lider Putin’in Ocak ayından bu yana gündeme getirdiği, Ankara ve Şam arasında teması zorunlu kılan Adana Mutabakatı da yer alıyor:

Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.

Bu ifade, tek bir maddede değinilen Adana Mutabakatı’nın uygulanması için Rusya aracılığıyla iki başkent arasında temasın başlayacağı şeklinde yorumlanıyor.

Ancak buna dair net bir ifade yok, herhangi bir zaman ya da koşul da mutabakat muhtırasında belirtilmiyor.

Rusya lideri Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Lavrentyev, Barış Pınarı Harekâtı başladıktan sonra yaptığı bir açıklamada “Türkiye ile Suriye’nin, Rusya aracılığıyla temas halinde olduğunu” söylemişti.

BBC Türkçe’ye konuşan Beşşar Esad’ın danışmanı Buseyna Şaban da, iki ülke yetkililerin görüşüp görüşmediği dair soruyu “Türk hükümeti ile bir bağlantı yok. Siyasette her şey mümkün. Şimdi bir bağlantı yok ama ileride ne olabileceğine dair bir fikrim yok. Ama Türk işgalciler çekilmeli ve kendi topraklarına dönmeliler” diye yanıtlamıştı.

Adana Mutabakatı, Suriye yönetiminin PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye’ye tehdit oluşturmasını önlemeyi amaçlıyor ancak 2011’den bu yana fiilen uygulanamıyor. Putin’in Ocak ayında bu protokolü gündeme getirmesinin amacının Türkiye ile Suriye arasında diyaloğun başlatılması olduğu belirtiliyor.
Aynı mutabakat, tarafların bu taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak ve gözlemek için bazı mekanizmalar kurmasını da sağlıyor. Suriye ve Türkiye’nin üst düzey güvenlik yetkilileri arasında doğrudan telefon hattı kurulması, diplomatik temsilciliklerde güvenlik işleri için özel temsilcilerin atanması bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor.

Kamışlı neden ortak devriye yapılacak yerlerin dışında bırakıldı?

Mutabakat metninde, YPG’nin 30 kilometre güneye çekilmesinin ardından yapılacak olan Türk-Rus ortak devriyesinin alanı belirtilirken “Mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır” denilerek Kamışlı kapsam dışı bırakılıyor.
Suriye’deki savaşın ikinci yılında, Temmuz 2012’de kuzeydoğu sınırında Esad’ın ordusu çekilirken, YPG bu bölgelerin kontrolünü almıştı.

Ancak Suriye ordusu, Kamışlı şehir merkezindeki bazı bölgelerden ve havalimanından çekilmedi.
Bugüne kadar havalimanının kontrolünü elinde tuttu. Şehirdeki devlet binalarında da, diğer bölgelerdeki YPG bayraklarının aksine Suriye bayrağı var.
Burada Şam tarafından görevlendirilen memurlar görev yapmaya ve maaşları da Şam tarafından ödenmeye devam ediyor.
Buradan da 30 kilometre derinliğe kadar olan bölgeden YPG’liler çekilecek. Ancak sonrasında Türk ordusu Kamışlı’ya girerek Rus ordusuyla ortak devriye yapmayacak.
Kamışlı, sınırın hemen diğer tarafında, sadece birkaç yüz metre ileride başlıyor. Ortak devriye görevi sınıra sıfır noktasında ve Kamışlı’nın doğusunda Irak sınırına kadar olan bölgede yapılacak, sadece şehir merkezi kapsam dışı bırakılıyor.

CNN: PUTİN’E HEDİYE: “PUTİN’E HEDİYE OLDU”

ABD’li yayın kuruluşu CNN, Soçi Mutabakatı’nı ele aldığı haberinde, “Amerikalıların Suriye’nin geleceğini şekillendirmede bir yeri yoktur. Moskova ve Ankara’nın Suriye’de farklı pozisyonlar benimsemelerine karşın, uluslararası sınırların yeniden çizilmesini gerektirmeyen bir sonucu desteklediler. ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi Putin’e bir hediye oldu. Moskova’nın aracılığıyla Ankara’yla Şam yakınlaştı” dedi.

NEW YORK TIMES: “ÜSTÜNLÜK PUTİN’E GEÇTİ”

New York Times (NYT) gazetesi ise, “Soçi Anlaşması’yla Rusya bölgedeki nüfuzunu artıracak. Bölgedeki hakimiyette üstünlük Putin’e geçti. Giderek daha açık bir şekilde görülüyor ki son dört yıl süresince hava saldırılarıyla Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetini kurtaran Rusya, oradaki güç dengesinin de belirleyicisi olacak” diye yazdı.

TIMES: “MUTABAKAT ESAD’I GÜÇLENDİRECEK”

İngiliz Times gazetesi, “Batı diplomasisindeki kargaşa, Putin’in güçlenmesine imkan verdi. Trump yönetiminin Kürtlere desteğe son vermesi Putin’e, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yönetimini sürdürmesini sağlama fırsatı tanıdı. Soçi’deki zirve, Türkiye’nin işgalinin sonunu simgeleyebilir. Ancak bölge ve dünya için bunun bedeli ağır olacak. Varılan mutabakat Esad’ı güçlendirecek, Rusya’nın da küresel bir diplomatik ve askeri güç olarak yeniden güçlenmesinin tasdiki anlamına gelecek” dedi.

FINANCIAL TIMES: “PUTİN ERDOĞAN’I YÖNLENDİRDİ”

İngiliz Financial Times, “Putin, Suriye konusunda Erdoğan’ı etkileyerek yönlendirmeye çalışıyor. Erdoğan ile Putin arasında dün Soçi’de yapılan görüşme, Rusya’nın önemli bir güç simsarı olarak Suriye’de ne kadar hayati bir rol oynadığını gösteriyor. Putin ise Erdoğan’ı yönlendirdi” şeklinde kaydetti.

TELEGRAPH: RUSYA, ABD’NİN YERİNİ ALIYOR

Daily Telegraph gazetesi, “Türkiye ve Rusya, Suriye’deki askeri harekâtı durduracak şekilde anlaştı. Soçi’deki görüşmeler, Rusya’nın, Suriye’nin kuzeydoğusunda en fazla siyasi ağırlığı olan güç olarak hızla ABD’nin yerini aldığını gösteriyor. Erdoğan ve Putin arasında varılan mutabakatla Kürtler Kobani ve Tel Rıfat’tan da çekilecekler. Türkiye ise 1 yıldan uzun süredir bunu talep etti” diye yazdı.

GUARDIAN: “ANKARA, MOSKOVA’NIN ŞAM’I İKNA ETMESİNDEN MEMNUN OLACAK”

İngiliz Guardian gazetesi, “Ankara, Moskova’nın Şam’ı ikna etmesinden memnun olacak. Erdoğan ve Putin, Türkiye’nin Kürtlere saldırısının durmasını sağlayacak bir tampon bölge oluşturulmasında anlaştı. Ankara, Moskova’nın Şam’ı, Kürtlerin yerine Suriye’nin kuzeydoğusunda daha fazla alanı kontrole ikna etmesinden memnun olacaktır. Moskova’nın bunun karşılığında Türk heyetinden, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterileceği konusunda güvence aldığı anlaşılıyor” dedi.

DIE WELT: “ERDOĞAN’IN ESAD’I REDDETMEYE DEVAM ETMESİ TECRİTİNE NEDEN OLABİLİR”

Alman Die Welt gazetesi, “Rusya, Türkiye’yi Beşar Esad ile doğrudan temasa yönlendirmek istiyor. Erdoğan Esad’ı reddetme tutumunda devam ederse, bölgede daha da fazla tecrit olabilir. Putin tam da buna engel olmak istiyor. Çabası Türkiye’yi Esad ile diyaloga yönlendirerek Suriye’nin savaş sonrası düzenine dair Rus bakış açısını nihayet gerçekleştirmek. İranlılar da bunu destekliyor. Bunun için Moskova ve Tahran 1998 yılında imzalanan Adana Anlaşması’nı kullanıyor. O zamanlar Suriye ve Türkiye, daha önce Ankara’ya düşman olan Şam’ın PKK’ya desteği sonlandırması ve Türkiye’ye yönelik riski azaltmak için Suriye-Türkiye sınırında devriye görevi yapması konusunda uzlaşmıştı. […] Mevcut anlaşma Erdoğan açısından yeterli olmayabilir, bunu Ruslar da biliyor. O nedenle Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Adana Anlaşması’nın ‘düzeltilmesinin’ mümkün olduğunu açıkladı. Ruslar açısından bu, Esad ile Erdoğan arasında doğrudan temas için ödenecek yüksek bir bedel değil. Ancak bunun için de Türkiye’nin Esad’a karşı silahlı muhalefete bir son vermesi şart. Oraya kadar da daha yürünecek çok yol var” dedi.

BERLINER ZEITUNG: “UZLAŞININ EN BÜYÜK KAYBEDENİ KÜRTLER”

Berliner Zeitung gazetesi, “Hiç kuşkusuz Erdoğan ile Putin arasındaki uzlaşmanın en büyük kaybedenleri ülkenin kuzeyindeki Kürtler. Önce Türkiye’nin hücumu Amerikalılar tarafından yarı yolda bırakılan Kürt liderlerini, düşmanları Esad’dan geçen hafta silah yardımı istemek zorunda bıraktı. Şimdi de Ruslar ve Suriyeliler, geri çekilmelerini izleme yükümlülüğünü Türk düşmana taahhüt etti” diye yazdı.

KREMLIN: “KÜRTLER ÇEKİLMEZSE, TÜRKLER ONLARI ‘EZİP GEÇECEK”

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dimitri Peskov, Rus basınına yaptığı açıklamada, Kürtlerin Moskova-Ankara mutabakatı kapsamında sınır bölgesinden çekilmemesi halinde Türkiye’nin Kürtleri ‘ezeceğini’ söyledi.

Peskov, Kürtler çekilmezse, Suriye sınır gücü ve Rus askerlerinin de bölgeden çekileceğini ve Türk ordusunun Kürtleri ‘ezip geçeceğini” söyledi.

Sputnik’e göre, Kremlin sözcüsü, ABD’nin Suryie Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin Ankara ile Moskova arasında dün varılan mutabakatın ve Rusların Kürtleri sınır bölgesinden çıkarabileceğinin “ok da inandırıcı olmadığı sözlerine de cevap verdi.
ABD’nin Suriyeli Kürtlere ihanet edip yalnız bıraktığını da söyleyen Kremlin Sözcüsü Peskov, ayrıca ABD’nin Suriyeli Kürtleri sınır bölgesinde kalıp Türk ordusuyla savaşmaya teşvik ettiğinin göründüğünü belirtti.

Peskov “ABD son yıllarda Kürtlerin en yakın müttefikiydi. Ama sonunda Kürtleri terk etti ve esasında onlara ihanet etti. Şimdi de Amerikalılar Kürtleri Türkiye sınırında bırakmayı tercih ediyor ve neredeyse onları Türklerle savaşmaya zorluyor” dedi.

Öte yandan Rus Interfax ajansı, Ankara ile Moskova’nın yeni Rus S-400 hava ve füze savunma sistemi teslimatı için görüştüklerini duyurdu.
Rusya’ya ait ve tek silah satma yetkisi olan silah şirketi Rosoboronexport’un başkanı Alexander Mikheyev de mevcut S-400 siparişinin teslimatının, füzeler de dahil olmak üzere tamamlandığını belirtti.
Mikheyev teslimat için 72 uçuş gerçekleştirdiklerini, her şeyin “hiçbir sorun olmadan, dikkatle” gerçekleştirildiğini ve teslimatın planlanandan önce tamamlandığını söyledi.

Mikheyev yeni S-400 görüşmeleriyle ilgili olarak da “Şu an seçenekleri, finansal modeli ve teslimat tarihlerini görüşüyoruz. Yer belirleme çalışmaları ise son evrelerine ulaştı bile” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün Rusya’nın Soçi kentinde yaptığı ve yaklaşık 6 buçuk saat süren görüşmesinden, Suriye-Türkiye sınırının Suriye tarafı için ortak mutabakat metni çıkmıştı.

10 maddelik metne göre Tel Abyad ile Rasulayn arasında, 120 kilometrelik alanda, 32 kilometre derinliğinde oluşturulacak olan güvenli bölgenin uygulanmasına devam edilecek, 1998’de Suriye ile Türkiye arasında imzalanan Adana Anlaşması’nın uygulanacak ve bunun için Rusya kolaylaştırıcı rol oynayacak ve mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacak.

ABD SAVUNMA BAKANI ESPER: “TÜRKİYE SAVAŞ SUÇU İŞLEMİŞ GÖRÜNÜYOR”

ABD Savunma Bakanı Mark Esper Türkiye’nin Suriye’de savaş suçu işlemiş olabileceğine inandığını ve Ankara’nın bundan sorumlu tutulabileceğini söyledi.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper Türkiye’nin Suriye’de savaş suçu işlemiş olabileceğine inandığını söyledi.

Suudi Arabistan’a dün yaptığı ziyaret sırasında CNN televizyonuna bir mülakat veren Esper’e ‘Barış Pınarı Harekâtı’na’ katılan Suriyeli milislerin yargısız infaz ve işkence yaptığına dair iddialar soruldu.
“Haberleri ben de gördüm, bunları izlemeye çalışıyoruz” diyen Esper “Bunlar korkunç ve eğer doğrularsa – ki ben doğru olduklarını varsayıyorum – bunlar savaş suçlarıdır” ifadesini kullandı.

Esper “Sorumluluk sahibi olanların hesap vermesi gerekir; birçok vakada bu, Türkiye hükümeti olur” ifadelerini kullandı. ABD Savunma Bakanı Esper “Bunların olmasına izin veremeyiz” diye konuştu.
Esper geçen hafta yaptığı açıklamada da Türkiye’nin Suriye’deki muhtemel savaş suçlarından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tam olarak sorumlu olduğunu söylemişti.

Uluslararası Af Örgütü, Türk Silahlı Kuvvetleri ve müttefiki Suriye Milli Ordusu’na (eski adıyla Özgür Suriye Ordusu) bağlı milisleri Suriye’nin kuzeydoğusunda ağır insan hakları ihlallerinde bulunmak ve savaş suçu işlediğini iddia etmişti. Örgütün hazırladığı raporda bölgede ‘Meskûn yerlere keyfi saldırılara ilişkin yoğun kanıtlar’ olduğu ifade edilmişti.
Türkiye ise bu iddiaları reddeden bir açıklama yapmıştı. 20 Ekim Pazar günü yapılan açıklamada, “Sözkonusu asılsız iddiaları, Suriye’den kaynaklanan ve ulusal güvenliğimize kasteden terör tehdidine karşı mücadelemize karşı başlatılan karalama kampanyasının parçası olarak değerlendiriyoruz” denilmişti.
Açıklamada ayrıca “Harekâta destek veren Suriye Milli Ordusu’nun, kendi unsurlarının neden olduğu iddia edilen sivil zayiat vakalarını incelemek üzere bir Soruşturma Komisyonu kurduğunu bu vesileyle hatırlatmakta fayda görüyoruz” ifadelerine yer verilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün Soçi’de Suriye konusunda bir mutabakata varmıştı. Mutabakat uyarınca YPG güçlerinin 150 saat içerisinde Suriye sınırındaki 30 kilometrelik bölgeden çekilmesi kararlaştırılmıştı. Ayrıca Türkiye ve Rusya’nın bir hafta sonra “Barış Pınarı Harekatı” alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 kilometre derinlikte Kamışlı şehri hariç olmak üzere ortak devriyeye başlaması konusunda uzlaşmaya varılmıştı.

AB’NİN SURİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ JEFFREY: “YPG OYUN DIŞI KALMADI”

Soçi’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin arasında varılan Suriye mutabakatına ABD cephesinden ilk tepki Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’den geldi. Jeffrey, “Türkiye bundan çok fazla şey kazanmadı. Rusya’dan, ABD’den aldığından daha azını aldı. YPG oyun dışı kalmadı” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ABD Senatosu’nın Dış İlişkiler Komisyonu’nda senatörlerden gelen soruları yanıtladı. “Türkiye’nin Suriye’nin Kuzeydoğusundaki Harekatının Etkisinin Değerlendirilmesi” başlıklı oturuma Ankara ve Moskova arasında Soçi’de varılan ve Türkiye ile Rusya’nın Suriye’de 10 kilometre derinlikte ortak devriye yapmalarını öngören mutabakat damga vurdu.

Oturumda önce kayıtlara da geçen yazılı açıklamasının bir özetini okuyan James Jeffrey, Türkiye’nin Suriye harekatı için “Üst üste yapılan uyarılara ve Trump yönetimi tarafından üst üste teklif edilen teşviklere rağmen ne yazık ki Türkiye akıllıca hareket etmedi” dedi. Suriye Özel Temsilcisi, “Türkiye’nin Suriye operasyonu kaçınılmaz mıydı?” sorusuna, “Gerçekten böyle bir olasılık vardı. Kaçınılmaz değildi” yanıtını verdi.
James Jeffrey, Türkiye’nin operasyonda çok ileri gidemeyeceğini söylediğini ve Türkiye’nin de ileri gitmediğini söyledi. “Suriye’de 32 kilometre derinliğinde 440 kilometre genişliğinde güvenli bölge istediler. Biz onlara 30 kilometre derinlikte ortak devriye ve YPG’nin çekilmesini teklif ettik. Bu sadece masada olan bir anlaşma değil, aynı zamanda Türkiye’nin operasyonu başlamadan önce uygulanan bir anlaşmaydı” sözleriyle ABD ve Türkiye arasındaki güvenlik mekanizması sürecine dikkat çekti.

Suriye Özel Temsilcisi, Rusya ve Türkiye arasında Soçi’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin arasında varılan mutabakatı değerlendirirken, “Rusya bizim Türkiye ile yaptığımız anlaşmadan kopya çekerek pek çok açıdan bizimkine benzeyen bir anlaşma yaptı. Ama Türkiye bundan çok fazla şey kazanmadı. Türkiye Rusya’dan ABD’den aldığından daha azını aldı. Ama bu süreçte Suriye’nin kuzeydoğusunu karıştırdı, IŞİD mücadelesinin altını oydu, Rusları ve rejimi herkes için trajik olacak şekilde dahil etti” ifadelerini kullandı.
James Jeffrey, Soçi mutabakatını Türkiye’nin Suriye’deki hedefleri açısından değerlendirirken “YPG geri çekildi ama tam anlamıyla yenilgiye uğratılmadı ya da oyun dışı kalmadı. Yani Türkiye’nin amaçlarından biri gerçekleşmedi” şeklinde konuştu.
James Jeffrey, oturumun ilerleyen dakikalarında bir kez daha Soçi mutabakatına değindi, “Bence boşluklarla dolu. Türklerin yol almasını durduracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Oturumda Suriye’de Türkiye’nin operasyonu sırasında savaş suçu işlenip işlenmediği sorusu soruldu. James Jeffrey, “Türkiye destekli ve Türkiye komutasında bulunan muhalif güçlerin en az bir kere savaş suçu işlediklerini söyleyebiliriz. Türkiye’den bu konuda açıklama talep ettik” dedi.

Senatörlerin Trump yönetiminin Suriye politikası konusunda sert sorularla sıkıştırdığı Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Başkan Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı öncesinde kendisine danışılmadığını belirtti. Jeffrey, oturumda Trump yönetiminin Türkiye’ye Suriye operasyonu konusunda net ve sert bir mesaj vermediği yönündeki eleştirilerin sorulduğu bölümde “ABD askerleri bir NATO müttefikine karşı savaşma emrini alsaydı, Türkler belki iki kez düşünebilirdi. Ama ABD askerlerine bu emir verilmedi” dedi.

Jeffrey, Türkiye ile geçtiğimiz hafta varılan uzlaşma konusunda “SDG komutanı Mazlum Kobani bize yazılı bir mektup gönderdi. Anlaşmanın koşullarını yerine getirdiklerini söyledi. Türk tarafını bekliyoruz. Türklere de sahada gördükleri bir durum varsa bize bildirmelerini söyledik” ifadelerini kullandı.
James Jeffrey, “Ateşkes süresi dolunca ne olacak?” sorusuna cevap verirken de, “2 saat önce doldu. Türkiye’nin hassasiyetleri sebebiyle buna ateşkes diyemiyoruz. SDG devlet dışı bir aktör ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak görülüyor. O nedenle ara verme diyoruz” şeklinde konuştu.

Senato’daki oturumda, senatörlerden biri Türkiye ve Amerika arasında güvenli bölge konusunda yapılan müzakereler sonrası yapılan açıklamada güvenli bölgenin unsurlarının ve YPG’nin çekilmesi beklenen bölgenin parametrelerinin net bir şekilde yer almadığını gündeme getirdi.

James Jeffrey soruya cevap olarak Türkiye ile Suriye’de güvenli bölge oluşturulması müzakerelerine değinirken, “Hiç harita kullanmadık. Anlaşma yürürlüğe girdiği anda Türk askerleri neredeyse güvenli bölge de oradaydı. Kulağa özensiz bir yöntem gibi gelebilir ama aslında işe yaradı. Türkiye’nin güvenli bölgenin nasıl görüneceğine ilişkin yorumlarına meydan okumak istemedik” ifadelerini kullandı.

Suriye Özel Temsilcisi oturum sırasında Başkan Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı konusunda kendisine önceden şahsen danışılmadığını, Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında 6 Ekim’de gerçekleşen telefon görüşmesinde odada olmadığını ancak görüşmenin içeriğine ilişkin kapsamlı bir şekilde bilgilendirildiğini söyledi.
James Jeffrey’e “Hakim olduğunuz bir dosyada görev için emeklilikten çağrıldınız. Yıllarınızı verdiğiniz uzmanlık alanınızda size danışılmaması size kaygılandırmıyor mu? diye soruldu. James Jeffrey, ABD’de önceki yönetimlerde de benzer şeyler yaşadığına atıfta bulunarak “İlk kez olmadı. Daha önce de oldu” dedi.

ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı sonrası haber ajanslarına ABD askerlerini taşıyan zırhlı araçlara patates fırlatıldığı görüntüler yansımıştı. James Jeffrey’ye o görüntüler soruldu. Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, “Bunun kimin fikri olduğuna bakmamız lazım. Suriye’nin kuzeydoğusunda askerlerimize taş ve meyve fırlatıldığını ilk ve tek burada gördüm. Burası Esat rejiminin askerlerinin olduğu bölge” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri