Son Dakika Haberler

Erhan CEYLAN: İçimizdeki Naziler!

Erhan CEYLAN: İçimizdeki Naziler!
Okunma : Yorum Yap

İçimizdeki Naziler

Erhan CEYLAN yazdı:

Bu toplumun bir ferdi olarak yaşamanın yükü her geçen gün artarak ağırlaşıyor omuzlarımda. Acıdan, kederden kuruduk. Orhan Veli’nin dizelerindeki gibi, “kelimeler kifâyetsiz kalıyor” artık.  

Yaşananlar karşısında hissettiklerimizi “acı, mutsuzluk, yalnızlaşma” gibi duygularla ifade etmek artık mümkün değil; bunların çok ötesine geçmiş durumdayız. Toplumsal bir cinnet hâli. Bu saydıklarımda bir tür tevekkül, edebi, felsefi, sanatsal  diyebileceğimiz, kendimizi ifade biçimi olarak bir takım  yaratı malzemeleri çıkabilir; bir yanıyla yüceltir de insanı. Ama bambaşka bir yerde, bir garip âlemdeyiz artık. Ruhlarımız ecüş bücüş bedenlerimizi terk edeli hayli zaman olmuş, farkında değiliz. Kendi  pisliğimizde boğuluyoruz.

Her bakımdan hızla yoksullaşıyoruz. Yozlaşmışlık toplumun hücrelerini ele geçirmiş. Şiddet çözüm diye dayatılır olmuş, nicedir. 

Dinci tarikatlar istedi diye İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Hayvan düşmanları istedi diye köpekler hunharaca katlediliyor. Ülkeyi yönetenler bu türden taleplerin hangi kesimden geldiğine bakıp ona göre tutum belirliyorlar. Böyle olunca da, oy gelecek yerden lütuf esirgenmiyor; oy’a tahvil edemediklerini de işte kafalarına kürekle vura vura katlediyorlar. 

Bu toplumun çok sorunu var; fakat asıl önemlisi, bu toplumun ciddi ahlak sorunu var. Bu yüzden bir türlü başımız beladan kurtulmuyor, iki yakamız bir araya gelmiyor.

Naziler gerek Almanya içinde, gerekse işgal ettikleri ülkelerdeki Yahudi nüfusu topladılar, sonra bunları ne yapacaklarını düşünmeye başladılar. Öyle ya, bunca insanı beslemek, barındırmak büyük mesele. Sonra birinin aklına dâhiyene bir fikir geliverdi; gaz odalarında boğ, fırınlarda yak, küllerini de toprağa savur. Kurtul! Böylece, koca bir problemi kolayca çözmüşlerdi. Üstelik, öyle maliyetli de değil! 

Almanya’nın Dachau Kenti’nde kurulmuş Toplama Kampı’nı ziyaret etmiştim. Gaz odalarına girdim, insan yakma fırınlarına dokundum ellerimle. Seçmek zorunda bırakılsaydım, gaz odasında olmak mı, gazın vanasını açan el olmak mı isterdim, diye düşünüp ürperdiğimi hatırlıyorum!

Konya Belediyesine ait köpek toplama kampında yaşanan o görüntüleri ürpererek izlerken geldi bunlar aklıma. Arka planda sözde barınak çalışanı bir grup katil, köpekleri kürekle döve döve öldürürken yakında sırasını bekleyen zavallı köpekler… Açlıktan, hastalıktan kemikleri görünüyordu birçoğunun.

Sahi, o köpek toplama kamplarında görev yapan (!) veterinerler vardı bir de! Bütün bunlar olurken onlar ne yapıyorlardı? Bembeyaz önlükleri lekelenmesin diye odalarından mı seyrediyorlardı olanı biteni? Kendilerine emanet edilmiş o katliam yuvasında onca şey yaşanırken onlar üç maymun oyunu mu oynuyorlardı? O veterinerlerin konuşmaya yüzleri var mı bilmem, fakat Veterinerler Odası mı, birliği mi her neyse, bir an önce özeleştiri yapmak zorundalar. 

Şimdi birileri, “köpek sorunu bir sistem sorunudur, birkaç çalışanı suçlamak asıl sorumluları perdelemeye yarar” diyeceklerdir. Evet, tastamam doğru! O köpek toplama kamplarını yöneten, işleyişin her kademesindeki görevlilerden başlayarak Belediye Başkanına kadar herkes, denetlemedikleri, görmezden geldikleri, göz yumdukları cinayetlerden birinci derecede sorumludur. Birinin suçu ötekini haklı çıkarmaz. 

O katil çalışanın işini nasıl da rahat ve fütursuzca gördüğüne bakılırsa olay münferit değil, bir kerelik de değil. Sistemli olarak sürdürülen bir katliam var ortada. 

Peki, durum böyle olsa da, köpekleri hunharca katleden, sözde barınak çalışanı o katillerin suçlarını ortadan kaldırır mı? “Emirleri uyguladım,” diyerek hadi kanunlardan kaçtın, vicdanından da kaçabilecek misin? Gerçi sizin gibi güruhta vicdanın kırıntısı var mıdır, şüpheliyim. 

Ha, bir de o görüntüleri cep kamerasına çeken biri vardı, bekleyin, çok yakında hakkında soruşturma ve koğuşturma başlatacaklardır: “Belediyemizin ‘itibağrını’, devlet kurumunun sayğınlıgınıııı…”

Mamak Belediyesini de unutmuş değilim tabii. O kadar çoklar ki, hangisini sayalım. Katillikte yarışıyorlar sanki! Bunlar tesadüfen ortaya çıkabilenler sadece. Şu anda bile kim bilir kaç barınakta benzer katliamlar yaşanmakta! 

O Mamak ki, bir dönem cezaevinde misafir ettiği Devrimciler ile anılırdı. Şimdi düştüğü hâle bak! 

Konya Belediyesinin katillikte bir anda zirveye oturmuş olmasının en önemli sebebi, öldürme yönteminin toplumda infial uyandırmasıydı. Zannedilmesin ki, birkaç iyi belediye hariç, ötekiler çok masumdur. Belediyelere ait kampların çoğunda köpekler açlıktan birbirlerini yiyor, bakıcı şiddetine uğruyor, ıslak, soğuk beton zeminlerde titreye titreye yatıyorlar, tedavileri doğru dürüst yapılmıyor. Onlar da zehirleyerek öldürüyorlar, Mamak’ta olduğu gibi. Ölümlerden ölüm beğen yani!

Bu korkunç örnekler, köpeklerin toplanıp sözde barınak denilen ölüm kamplarına tıkılmalarının gayrı insani olduğu gerçeği bir yana, problemi çözmek şöyle dursun daha da beter derinleştiğini bize gösteriyor. Hayvan korumacılar yıllardır bu barınak meselesinin çözüm olmadığını, olmayacağını haykırıyorlar. 

Uzatmadan; ben hiçbir dine mensup değilim, fakat Karma’ya inanırım. O masum canlara yaşattıklarınız için, dilerim ve umarım ki Tanrı hepinizin bin türlü cezanızı versin. Aynı acıları sevdiklerinizde yaşayın. 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)