Son Dakika Haberler

Erk(erlik) balonu ve kadın cinayetleri…/ Mahmut ÜSTÜN

Erk(erlik) balonu ve kadın cinayetleri…/ Mahmut ÜSTÜN
Okunma : Yorum Yap

ERK(EKLİK) BALONU VE KADIN CİNAYETLERİ… GERÇEKTE ÖLDÜRÜLEN NEDİR?

Mahmut ÜSTÜN yazdı:

Tecavüz, kadına yönelik erkek şiddeti ve cinayetlerinin arkasında ne vardır? Erkeğin ontolojik kötülüğü- vahşiliği mi? Feodal “namus” anlayış mı? Bunların da bir payı olabilir ama esas önemlisi bence bunlar değildir. Bu işin temelinde mülk ve iktidar ilişkilerinin belirleyici olduğu bir değerler sistemi yatmaktadır.

Mülk ve iktidar gerçekte bir avuç kişinin ve açık ara da bir avuç erkeğin elindedir. Böylesi tabansız bir rejimin yaşayabilmesi gerçek mülk ve iktidar ilişkilerinden yoksun bırakılmış bazı kesimlere “yalan iktidar ve mülk alanları” verildiğine dair bir illüzyon yaratabilmekle mümkündür. Bu iktidar alanlarının gerçek değil de büyük ölçüde hayali olması ilk başta düşünüldüğünün aksine bu alandaki ilişkileri çok daha ayrımcı ve sert bir ilişki haline dönüştürür. Zira gerçek bir gücün verdiği rahatlık ve öz güven bu sahte iktidar ve mülkiyet ilişkileri alanında mevcut değildir. (1) Türk’ün Kürt’e, Sünni’nin Alevi’ye, erkeğin kadına yönelik iktidar alanları gibi… Erkek kadını eni sonu kendi mülkü ve iktidar alanı gibi görür…

Kadın tümüyle erkeğin inisiyatif ve tasarrufu alanındadır. Kadının en temel belirleyenleri itaat ve sadakat olan bu iktidar ve mülkiyet sınırların dışına taşan her davranışını cezalandırmak meşru bir haktır erkek egemen mülkiyet ve iktidar ilişkileri zihniyetine göre… Tam burada belirtmek gerekir ki bu balon iktidar tanımı gerçek iktidar ve mülkiyet ilişkilerinden farkı vurgulamak için yapılan bir tanımdır. Gerçek mülkiyet ve iktidar ilişkileri karşısında balon olan bu iktidar biçimleri Kürt, Alevi, kadın vb. üzerinde baskının çok daha acımasız biçimlere dönüşmesine yol açar. Zira balon iktidar sahipleri gerçek iktidar sahiplerinden çok daha kaba saba ve acımasız uygulamalar yaparlar ama tam da iktidarlarının ve mülkiyet zanlarının temelsiz olması nedeniyle…

Namus kavramı da bu iktidar ve mülkiyet ilişkilerinin daha feodal ve geleneksel bir bakiyesidir. Feodal zihniyetin etkisi dışına çıkmış bir erkek de benzer bir şiddet anlayışına sahip olabildiğine göre olayın özü feodal değerlere saplanıp kalmakla ilgili olmaktan ziyade iktidar ve mülkiyet ilişkilerinin içerisinde yer almakla bağlantılıdır. Tabi bizim gibi şu anda hem feodal kültürün hem de kapitalizmin mülkiyetçi değerlerinin en vahşi biçimde iç içe geçtiği ülkelerde kadına yönelik şiddet, tecavüz ve cinayet daha da yaygın bir hal almaktadır.

Ne var ki sözünü ettiğimiz gibi erkeğe sistemce bahşedilen iktidar ve mülkiyet alanı aslında balon bir iktidar ve mülkiyet alanıdır. Kadının en minimal anlamda bile bağımsız insani ve cinsel kişiliğini ortaya koyma gayretiyle bu balon patlayıvermektedir. Ve bütün ezikliğini bu balon iktidar ve mülkiyet alanın yarattığı sahte kibir ve böbürlenmeyle ikame etmeye çalışan erkek, bütün gerçek aczi ve ezilmişliğiyle çırılçıplak ortada kalmaktadır. Yani kadının kendi bağımsız kimliği ile hareket etmeye yönelik her girişimi ünlü “Kral Çıplak!” haykırışının etkisine yol açmaktadır. Kadının kişiliğini, bedenini, yaşama tercih ve biçimlerini kendi mülkiyet ve iktidar alanında sanan erkek aslında bütün iktidar böbürlenmelerine karşın gerçekte hiçbir gerçek iktidara sahip olmadığını, aslında sıradan ve aciz bir modern köle-serf olduğunu görmenin derin travmasıyla baş başa kalır. Elbette bunu kabul etmek istemez. Böyle bir zavallı olmadığı, kadının kendi iktidar ve mülkiyet alanında olduğunu göstermek için zavallılıktan öteye artık açık bir alçaklığa yönelir.
Bir de işin, cinsel güç alanında erkekliğe atfedilen cinsel iktidar balonunu da patlatan, faş eden bir yanı varsa; ki çoğunlukla da vardır, erkek kendinin artık toplumda tümüyle itibarsız, dışlanan ve alay konusu olan biri haline geleceği vehmine kapılır ve aslında bu vehim yersiz de değildir. Hele de hala toplumun diğer erkeklerinin yalan cinsel iktidar balonları patlatılmamış ve faş edilmemişse…

Oysa erkek kendisine atfedilen iktidar ve mülkiyet alanının içi boş olduğunu kavrasa, kadınlarla eşit bir ilişki kurmayı becerse, kadın gibi kendisinin de esasta aynı çark tarafından öğütülmekte olduğunu fark etse, yaşamı ve aşkı güzelleştirecek bir mücadelede kadınlarla eşit yoldaş olmayı başarsa, aslında kendi özgürlüğü doğrultusunda çok belirleyici bir adım atmış olacaktır.
Kadının açık esareti erkeğin esaretinin bir örtüsüdür. Bu örtü kaldırılmadan kadın özgürleşemez. Kadın özgürleşemeden erkek de özgürleşemez.

Bu temel doğrudur ama biliyoruz ki imtiyazlardan vazgeçmek çok zordur; garip ama yukarıda vurguladığımız gibi, yalan ve kırıntı imtiyazlardan vazgeçmek gerçek imtiyazlardan vazgeçmekten çok daha zordur.
Bu yüzden kadınların özgürlük mücadelesi bütün insanlığın özgürlük mücadelesi içinde eşit ve özgür bir geleceği şekillendirmek açısından çok özel ve kıymetli bir yere sahiptir. Bu mücadelenin de ilk ayağı kadınların kendilerine biçilen “beyaz gelinlik” ve “zetina dikiş makinası” seçeneği içerisine hapsolmaktan çıkması, hayallerini “hayırlı bir koca ya da sevgili” ki bu kariyeri ve parası olan ve mümkünse de yakışıklı bir erkek demek) üzerine kurmaktan kurtulmalarıdır. Kadınların önceliğini ekonomik ve toplumsal olarak bağımsız kişiliklerini geliştirmeye vermeleridir. Ve tabi ki bu doğrultuda örgütlenmeleri ve mücadele yükseltmeleri…

Örneğin askerlikte sıradan erlerin birine şu kule sana emanet burayı sen koruyacaksın, gelen geçene dikkat edeceksin, kimsenin yanaşmasına izin vermeyeceksin denilmesi bu tür bir balon iktidar ilişkisidir. O er artık kendini diğer erlerden farklı ve üstün sayar. O artık sıradan erlere hot zot yapan, gücü yetiyorsa doğrudan şiddet uygulayan, dünkü er arkadaşlarını mütemadiyen “yukarıya” gammazlayan biri haline gelir. Bu iktidar alanının kaybetmemek için her şeyi hatta yerine göz koyanları öldürmeyi bile göze alabilir. Bu tür uygulamalar sadece askerlikte değil iktidar ve mülkiyet temelli bir toplumun hemen her alanında yaygındır.

Müdür, bir dizi müdür yardımcısı, onların altında bir dizi şefler ve onların altında sözde birim sorumluları vb. Orhan Kemal’in ünlü Bekçi Murtazaları yani…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri