Son Dakika Haberler

Gazetecilik ne zaman entübe oldu? / Seran VRESKALA

Gazetecilik ne zaman entübe oldu? / Seran VRESKALA
Okunma : Yorum Yap

Gazetecilik ne zaman entübe oldu?

Seran VRESKALA yazdı:

“Gazeteci”… Vikipedia’da gazetecilik mesleğini icra eden; güncel olaylar, akımlar, konular ve kişiler hakkında bilgi toplayıp, olabildiğince tarafsız bir şekilde yayımlamaya gayret gösteren kişi olarak geçiyor. Burada dikkat çeken kısım elbette “olabildiğince tarafsız” tanımlaması… İnsan dediğimiz varlık tarafsız olur mu sorusunu tartışmaya açmak lazım burada ama konumuz daha derin…
**
Gazetecilik pratiğinin statü ve güç kazanması siyasetteki rolüyle başlıyor aslında; 1828’de İngiliz tarihçi Macaulay, Parlamento’da gazeteciler locasını ülkesinin “dördüncü kuvvet”i olarak tanımlamıştı. Bu yaklaşıma göre, çağdaş demokrasilerdeki yürütme, yargı ve yasama ayrımının yanında gazetecilik bunları denetleyen dördüncü gücü oluşturuyor…du…
**
Günümüzde ise, medya birinci güç olmaya terfi etmiş durumda… En kısa haliyle basın bir savaşı başlatabilecek, aynı zamanda bitirebilecek güçte; haliyle medya bir kurumun, bir siyasetçinin, bir devletin elindeki en büyük güç unsuru artık… Eskiden, gazeteciler parlamentoya, senatoya, kabineye, partiye, devlet erkanına sırtını dönse, hiçbirinin bir işlevi kalmazdı. Kontrol edilemez, özgür bir güçtü… ama artık egemen ve iktidar olan kimse, yanına aldığı ve gücünü kullandığı ilk alan medya oluyor.
**
Gazetelerin ve gazetecilerin düştüğü durum ortada… Türkiye medyasında ana akımın iktidar yanlısına dönüşmesindeki zirve nokta, 2018 yılında Doğan medya grubunun hükümet sevdalısı Demirören Holding’e satılmasıydı. Bugün hala tartışılan bu satış, medyadaki ekonomi-politik nedenlere bağlı ve yıllara yayılan erozyonun bir sonucudur. Gazetecilere gelince, eğer yandaşsanız, rahatlıkla yalan ve uydurma haber yapabiliyor ve ruhunuzu satabiliyorsanız, eleştirel ve muhalif gazeteciliğin en çok saldırıya uğradığı bu dönemde çok kolay sıyrılabilir hatta ekranlarda parlarsınız bile. Ama tek derdiniz kamuoyunu bilgilendirmek ve serbestçe oluşumuna yardım etmekse, işte o zaman büyük sorunlar başlıyor. Editöryal bağımsızlık veren doğru mecraları bulmakla, işinizi yapmanıza engel olmaya çalışan iktidar sevdalısı patronlarla, hakkınızda açılan sayısı belirsiz soruşturma ve davayla, saçma sapan sebeplerle ifadelere çağrılmakla, gözaltılarla, satın alınmış yargıyla hatta hapisle uğraşmanız gerekiyor.
**
Eleştirel gazeteciliğe yönelik saldırılar 15 Temmuz’dan sonra iyice sertleşerek, Türkiye halkının ulusal gazete, radyo ve televizyonlardan edinebileceği bağımsız bilgi akışına erişimini engelledi. Gerçi izleyici ve okuyucuların çoğunluğu basın özgürlüğünün kendi haber alma haklarını kısıtlayacak ölçüde daraldığını Gezi sürecinde fark etmişti zaten ama durum hiç bu kadar vahim olmamıştı. Baskıların hedefinde artık sadece belli bir medya ve gazeteciler değil, aynı zamanda Kürt basını, Cumhuriyet Gazetesi ve gazetede çalışan hükümeti eleştiren seslerin olduğu aşikardı. Üstelik söz konusu Kürt gazeteciler olunca, ortamda daha da öne çıkan bir sessizlik hali olduğu da muhakkak… Gazeteciliğin bir suç aktivitesi olarak kabul edildiği bir ülkede, tarafsız olmanız gereken bir işiniz varsa, biraz da vicdanınız, olabildiğince tarafsız olmaya çalışmak, haliyle büyük bir güç gerektiriyor.
**
Peki, özgür basın kaldı mı? Gazeteci yorum yapmalı mı? Türkiye medyası ne zaman entübe oldu? “Gerçeğe ayna tutan medya” paradigması gerçek mi? Ülkede gazetecilik yapmaya çalışmanın ne olduğunu, gazeteciliğin geldiği yeri ve bu soruları Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat’a sorduk, bakalım bize neler anlatmış?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)