canli sohbet hatti film izle film izle film izle hint film izle sohbet teması sohbet '; } ?>
Son Dakika Haberler

Hakikatin Darına Durmak: Alevilikte Kadın (1) / Tevfik USLUOĞLU

Hakikatin Darına Durmak: Alevilikte Kadın (1) / Tevfik USLUOĞLU
Okunma : Yorum Yap

Hakikatin Darına Durmak: Alevilikte Kadın (1)

Tevfik USLUOĞLU yazdı:

Aslında tüm çabalar yetersiz kalıyor. Yüzyılların getirdiği sonuç öyle kolay değişmiyor. Bu duruma yol açan etkenler, ileriki satırlarda detaylı olarak değerlendirilecektir. Tarih boyunca Aleviler ve Arap Aleviler, yaşadıkları baskı ve katliamlardan dolayı var olma mücadelesine girmiş, önce bu koşullarda kadın ihmal edilmiş, sonra bu durum bir alışkanlık haline gelmiş ve kadınlar genel anlamda din dışına itilmiştir. Nitekim din adamları, kanaat önderleri ve aydınların önemli bir kısmı, siyasetçiler toplumun geleceği ile ilgili çalışma yapmamış, bu kaygıyı taşımamış, hatta kadını hiçleştirerek, kadının durumu için ilahi takdir demeye getirmişlerdir meseleyi.

Aslında kadın ve Alevi kadın, “Söylemde Görünür, Pratikte Görünmez Olma Deneyimini” on yıllardır yaşamaktadır.

Tüm bu değerlendirmeler kapsamında diyebilirim ki, Alevi Toplumunun trajedisi, Alevi kadının kaderi olmuştur. Elbette ki toplumsal düzenin, ataerkiyenin, modernitenin, kapitalist ahlakın etkileri önemli oranda büyüktür. Ancak özelde Alevi toplumunu değerlendirdiğimizde, nefsini kontrol etme sorumluluğu hem kadına hem de erkeğe verilmiş iken ve bu durum her iki cinse eşit sorumluluk yükleyerek ileri demokrasinin gerçekleştirmeye çalıştığı eşitlik kriteri ile çok uyumlu olmasına rağmen kadın toplumsal anlamda erkeğin yanında bir özne haline gelememiştir. (Sünni inancında ise bütün sorumluluğu kadına yükler, erkek kendi arzusundan sorumlu olmadığı gibi onu da kadının boynuna yıkar. Yani nefsini kontrol etmesi gereken erkek değil, onun arzu duymaması için kadının örtünmesi, kapanması ve davranışlarına dikkat etmesi gerekir. Ancak inançsal olarak böyle bir ayırım yapmak mümkün iken, gündelik pratik bu ayırımı yapmıyor. Çünkü aynı tarihsel-toplumsal birikim ve yaşam koşulları içinde Alevi kadın ile Sünni kadın yaşamı, Sünni inancın belirleyiciliğinde biçimleniyor. Haliyle Alevi kadın da geleneksel olarak diğer bütün kadınlar gibi ayrımcılığa uğramakta, örselenmekte, ezilmekte ve çaresiz bırakılmaktadır.)
Nitekim 1980’lerin ikinci yarısından sonra günümüze dek giderek artan Alevilikle ilgili araştırmalar, yazınsal çalışmalar akademik ve aktüel yayınlar olsa da, tartışmalar ağırlıkta siyasidir ve Alevilerin devletle ilişkilerine dönük olmaktadır. Oysa Alevilerin içe dönük tartışmaları yapmaları, özeleştiri vermeleri, “tarihe bakmaları” kendi yazınsal ve sözlü kaynaklarını gözden geçirerek belleklerini tazelemeleri gerekmektedir. Bu bellek tazeleme öncelikli olarak; anadil, kültür, kimlik ve kadın konusunda olmalıdır. Böylece toplumu rahminde taşıyan kadının ve Alevi kadının halleri üzerine yeniden düşünmek mümkün olacaktır…!

Biz de meseleye buradan başlayarak toplumsal hafızayı tazelemeye çalışalım:

1) Hz. Hatice ilk iman eden, namaz kılan ve malını İslam davası için feda eden ilk kadındır. Cahiliye Arap toplumunda geleneksel kalıpları aşan, gelecek toplumunun-kültürünün kadını, siyasal yaşamda asli rol sahibi, önemli bir toplumsal dönüşüm modelidir. İslam, Hz. Muhammed’e gelen vahi, Hz. Ali’nin cesareti ve eylemleri, Hz. Hatice’nin malı ile yaptığı cihat ve Peygamberin yanında efsanevi duruşuyla yayıldı demek yanlış olmaz.

2) Hz. Fatma, Peygamberin ve Hz. Ali’nin yanında sımsıkı duran, Hakkın dışında kimseye biat etmeyen, Fedek Hurmalıkları ve Ehl-i Beyt’in haklılığı konusunda en net duruşa sahip olan kadındır.

İmamiyye, Hz. Hüseyin üzerinden Hz. Fatma’ya dayanır. Hz. Fatma Ehl-i Beyt’in içindedir. Hz. Fatma, Zehra-tül Ehl-i Beyt’tir. Hz. Fatma bilgi birikimi ve net tutumu ile efsanevi bir yaşama sahip olmuştur.

3) İslam’daki ilk kadın şehit, Ammar bin Yasser’in annesi Hz. Sümeyye.

4) Ümmü Gülsüm, hitabeti, net duruşu, bilgisi ile nam salmıştır.

5) Sakine (Sukeyna bint Hüseyn), Hakkı her yerde haykıran, sabrı, direnişçi ruhu ile, döneminin en önde gelen kişilerindendi. Sosyal ve edebi yönüyle topluma örnekti. Bilgisi, zarafeti, zekâsı, şairliği, cesareti, ilmi ve Emevilere karşı özgürlük mücadelesi ile bilinir.

6) Hz. Zeynep, mücadelenin, direnişin, ilmin sembolü. Eğer bugün Ehl-i Beyt ve Muhammedi İslam’dan söz edebiliyorsak, bunu Hz. Zeynep’in tavrı, mücadeleci ruhu, zekası ve ilmine borçluyuz. Haklı davasını savunmak için tereddütsüz meydanlara inmiş, eylem yapmış ve haykırışı ile Ehl-i Beyt yolunu diri tutmuştur.

7) Hüsniye, inancından ödün vermeksizin, bilgisi ve cesareti ile Şafii’nin de içinde bulunduğu birçok Sünni ulema ve Harun’u Reşit gibi şahsiyetlerin karşında durabilmiştir.

8) Meryem el İcliyye, Şeyh ed Din Hüseyin bin Hamdan el- Hasibi ve Seyfü Devle desteği ile dönemin üstün kadınıdır. Bilim insanıdır. İlmi, zekası, bilim alanında yaptığı çalışmalar ile bilinir. Bugünkü teleskopun atası olan usturlabı imal etmekte idi. Kendisi gibi ailesi de, bilim alanında çalışmalar yapan insanlardan, mühendislerden oluşmakta idi.

9) Jumana el- Ahmed, Suriye’nin ilk kadın tıp doktoru. Dini bilgisi ve edebi kişiliği ile de bilinir. Şeyh Süleyman el- Ahmed’in (Arap edebiyatı, dili ve Alevi kimliğine büyük katkıları olan önemli dava insanı) kızı ve Bedevi Cebel’in (Ahmed Süleyman el Ahmed- Suriye Parlamentosunda Milletvekilliği yapmış, Arap edebiyatının önemli isimlerinden) kız kardeşi.

10) Makbule Diblan, Türkiye’de, ilk kadın Arap Alevi Milletvekili, tıp doktoru. 1949’da Türk Kadınlar Birliği kurucularından ve kadın haklarının kazanılması ve genişletilmesi için mücadele eden biri. 1947’de kurulan “Kadın Gazetesi” başyazarı idi. Dini değerler çerçevesinde modern hayata ayak uydurulabilmesi, 4320 sayılı kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli olan yasanın yazımı ve hayata geçmesinde yer almıştır. Adana’da ilk sanayi atılımını yapan, Adana Belediye Başkanlığı yapan, Fransız işgaline karşı Çukurova’da mücadelenin sembollerinden Mehmet Fuat Dıblan’ın kızıdır.

11) Ümmü Seleme, Kadıncık Ana, Kız Ana, Elif Ana, Dilber Ana, Anşa Bacı… vs.

12) Hz. Meryem, tarihe yön veren kutsiyet. Kur’an da Meryem süresi ile kutsanmıştır.

13) Zennubiya, Palmira kraliçesi. Antik Yunanca, Aramice, Arapça, Latince bilen, felsefe, tarih ve siyaset konusunda tam bir deha. Tarihin kaydettiği en direngen, baş eğmez, en onurlu kadın hükümdar. “Uygarlığın Gücü elbet bir gün Güç Uygarlığını yenecektir” şiarını işgalci Roma İmparatorluğuna karşı haykırmıştır. Tarihi bir direnme simgesidir.
Bu belirlemeler ışığında diyebiliriz ki, Alevi kadının önünde onlarca model var. Ancak bu modelleri görünür kılmak için, Ehl-i Beyt kültürü ve ahlakını günümüz koşullarında yeniden inşa etmek, Alevi kimliği, kültürü, ahlakı kapsamında kadını yeniden inşa etmek gerekmektedir. Bu yapılmadığı için toplumsal sorunlar çığ gibi büyümektedir.

Toplumun bu durumu, sorunların üzeri örtüldüğünden kaynaklanıyor…

Toplumsal hafıza büyük oranda yok olmuş, dindarlık gericilikmiş gibi algılanmaktadır. Bu durumdan dolayı kadın, iki olumsuz tercihten birine yönelmektedir.

a) Sorgusuz sualsiz ne olduğunu bilmediği bir dini yaşantı ve hurafecilik

b) Modernliğin içinde Kapitalizmin metalaştırdığı yaldızlı bir yaşantı ve dinsel reddiyatçılık…!

Bu durum toplumsal çöküntü ve asimilasyonu hızlandırmaktadır. Bu durumun önemli bir boyutu din adamlarının boynundadır. Kadının günahı da buna müdahale etme kaygısı duymayan, toplumu, gençleri, kadını dış dünyaya hazırlamayan, kimlik bilincini vermeyen, bu kaygıyı taşımayan kimi din adamlarındandır. Oysa bilinçli bir kadın, özgüveni yüksek bir kişilik ve toplum ortaya çıkarır. Bu, Aleviliğin temelini oluşturan “Akıl ve Ma3rife/ bilgi-bilgelik” kapısını daha sağlam kılar.

Nitekim Hz. Ali, “Akılsız dindarlığın bir değeri yoktur. Akıllılık, her şeyi layık olduğu yere koymaktır.” şeklinde buyuruyor. Kur’an-ı Kerim’de, akılla ilgili yaklaşık 50 ayet vardır. Bunları ileri satırlarda değerlendireceğimizi belirterek, Şems Suresi 8. Ayette “Ona (insana) doğruyu yanlıştan ayırma gücünü verdik” şeklinde buyurmaktadır, Allah. Hem de “kasem üslubu ile”. Yani, 7 defa-7 ayette yemin ederek, 8. Ayette bu belirleme ile kesin hüküm koymaktadır. Hz. Ali, “Bir din akıl dairesi dışına çıkıyorsa o din, din değildir” şeklinde buyurmaktadır. Alevilikte bu belirlemeler, “7iccetül 3akıl (bilgiyi akıl süzgecinden geçirme, aklın kabul etmediğini kabul etmeme, sorgulama, sorularla hakikate varma ilkesi) ile esas haline getirilmiştir. Bu anlamda Alevilik insan doğasına en uygun inanç sistemidir diyebiliriz. Nitekim İslam akıllı insana (baliğ- dini mükellefiyette baliğ olmakla ilgilidir.) hitap etmekte ve sorumluluk yüklemektedir.

Alevi kadın da kendini bu çerçevede gözden geçirmeli, kendine özgü bir taliplik kurumu (eğitim sahası) oluşturarak, Akıl ve Ma3rife (bilgi, bilgelik, gerçek olan, hakiki bilgi, hakikate ermek) mizanında kendi özerk örgütlenmesini de oluşturmalıdır.

Devam edecek…

—————————————

*Bu yazı şu çalışmalar kapsamında ortaya çıkmıştır:

1999 ve 2000 yıllarında, Sosyoloji Lisans programı kapsamında, Saygıdeğer Hocam Nurgün Oktik’ten “Kadın İncelemeleri ve Feminist Teori” konusunda ders almıştım. Ardından 8 Mart 2000 tarihinde yine hocamın moderatörlüğünde Muğla İl Özel İdare salonunda, “Erkek Gözüyle Erkek Olmanın Eleştirisi ve Kadın Sorunu” adlı sunumumu gerçekleştirdim. Aynı yıl, Atak Dergisinde adı geçen sunum ile “Kadın ve Özgürleşme; Batı Avrupa Uygarlığında Akıl ve Duygu Ayırımı; İslamiyet’in Bedene Yaklaşımı; İslamiyet’te Örtünme Yaklaşımı ve Ahlaki Niteliği” adlı makaleleri yayınlattım (Bu makaleler, “Toplumu Yeniden Kurmak” kitabımda yer almaktadırlar.) Aynı dergide 2005- 2006 yıllarında “Kimlik, Cinsellik, Türban ve Kuran’daki İslam” adlı kapsamlı yazı dizim yayınlandı. Bu yazı dizisi yıllardır, kitap formatında durmasına rağmen, kadın konusunda tam anlamıyla çözüm önerme noktasında, fikirlerim yeterli olgunluğa ulaşmadığı kanısından dolayı bekletiyorum… Bunun dışında, sözlü tarih kapsamında, 2006-2009 yılları arasında farklı inançlardan 100’ün üzerinde kadınla çalışma yaptım. Kayıtları arşivimde durmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında, Atak Dergisi yazar kadrosuyla sistematik olarak hazırladığımız çalışma ve kitaplar oldu.

Alevilik ve Kadın konusu çok ihmal edilen bir alan diyebilirim. Belirttiğim çalışmalar dışında özellikle önerebileceğim, yazının başlığını da ödünç aldığımız, “Hakikatin Darına Durmak: Alevilikte Kadın” kitabını yayına hazırlayan Bedriye Hoca’nın çalışmalarıdır. 2015’te Eskişehir’de gerçekleşen ”Aleviler ve İnsan Hakları” adlı Sempozyumda “Suriye Savaşı, Tekfirci Terör ve Alevi Katliamları” adlı sunumum ile katılmıştım. Sempozyumda saygı değer Bedriye Poyraz Hocam ile aynı kürsüden konuşmacı olma onurunu yakalamıştım. Bedriye Hoca, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde görev yapmakta ve Dersim kökenli akademik birikim ile önemli bir değerimizdir.

2001’den başlayarak Alevi toplumunun gerçekliğine ışık tutmak, kökenim olan Alevi toplumuna aldığım eğitim ve sahip olduğum bilgi oranında müdahalede bulunarak; vefa borcumu ödemek amacıyla yazınsal ve eylemsel çalışmaları öne çıkarmaya başladım. Bu konudaki ilk yazım, “Türkiye’nin Çoklu Kimliği İçinde Kendini Yeniden Arayan Bir Halkın Öyküsü: Arap Aleviler”– 2001’de; ardından sevgili Ergin Sertel’in çalışması olan, “Dini ve Etnik Kimlikleriyle Nusayriler” kitabının oluşumu için arşivimi, eleştirilerimi ve desteğimi sundum.

2004’te Alevilik üzerine işaret parmağımı kaldırıp kürsüden seslenme onuruna nail oldum. Saygıdeğer Yrd. Doç. Attila Erden (Etnelog- Halk Bilimci, ABKBF Genel Başkanlığı ve sekreterliği ile Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanlığı’nı yürüttü.) Erdoğan Aydın ve Ergin Sertel ile beraber Antakya Kültür Merkezinde ilk panelimizi düzenledik. Bu çalışmadan sonra onlarca oturumda yer alarak Alevi halkı üzerine değerlendirmeler yaptım.

2014’te “Aleviler ve Direniş Eksenindeki Yeri” konulu, Serinyol PİRSAD’ın düzenlediği Bedirge Kültür Sanat Festivali Kapsamında: Arjantin, Lübnan, Suriye ve Türkiye’den katılımcılarla, tarihte ilk defa böyle bir buluşma gerçekleştirerek tarihi bir panel gerçekleştirdik. Bu çalışma yeni bir dönemin kapısını araladı. Dünyadaki tüm Aleviler birbiriyle iletişim kurma fırsatını yakaladı. Ardından Samandağ/ Meydan, daha sonra Ankara, Mersin ve Adana’da benzer etkinlikler gerçekleşti. Bu etkinlikler Aleviler ve özelde Arap Alevileri için yeni bir soluk başlattı. Serinyol’daki panelin Sonuç Bildirisi ile yeni bir süreç örüldü diyebilirim. Bu çalışmayı yereldeki kimi kişi ve kurumların sabote etme çabalarına rağmen, varımı yoğumu koyarak bu sürecin örülmesini sağlayarak, emek harcayan arkadaşlarla tarihe not düştük (Bununla ilgili ilerde değerlendirme yazısı hazırlayacağım). Ardından, gelen konukları kendi ülkelerinde ziyaret ettim. Deneyim paylaşmak adına önemli çalışmalara imza attık. Hatay, Adana, Mersin, Ankara, İstanbul, Eskişehir, İzmir, Ordu, Beyrut, Trablus, Viyana, Köln, Frankfurt, Amsterdam, Sydney, Buenos Aires gibi şehirlerde önemli çalışmalar yürüttük. 2020 Fatr/ Ramazan Bayram kutlaması amacı kapsamında tarihi bir ilke daha imza attık. Arjantin merkezli, Türkiye, Lübnan, Suriye, Brezilya, Panama, Kolombiya, Venezuela, Şili, Avustralya, İngiltere, Avrupa’dan topladığımız videolarla, dünya çapında bir görünürlük sağladık. Bu konuda iki video yayınladık.

Tüm bu çalışmaların yanı sıra, Arap Alevi Gençlik Meclisi ve Asi-Der adına organize ettiğimiz Panellerde “Sena Akparlak”-” Zeynep Aksoy”, Asi-Der, Hariret Adar ve Makbule Diblan etkinliğinde Hülya Oruç, Adana Karataş’ta gerçekleştirdiğimiz panelde, “Muna Yüceol Özezen ve Sena Akparlak”, Mersin’de Düzenlenen Kilikya Kültür Sanat ve Spor Festivali Kapsamında, Suriye’yi konuştuğumuz Panelde Hamide Yiğit ve Tülay Hadimoğulları Oruç (daha çok Suriye deki Savaş üzerine), Kilikya Nehir Kültür Derneği’nin düzenlediği kimi etkinliklerde (Muna Yüceol Özezen- Sena Akparlak- CHP Milletvekili Müzeyyen Şevkin), Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü’nün Düzenlediği Arap Alevi Konferansı (Muna Yüceol Özezen- Verda Yüceer- Sıtkıye Matkap), Asi-Der (2016-2018) de Aynur Çiçek’in Başkanlığı ve Arap Alevi Gençlik Meclisi Kapsamında, Arap Alevi Kadın Meclisi deneyimi dışında genel olarak Arap Alevi kadını yeterli oranda görünür değil..!

Arap Aleviler ve Örgütlenme Modeli üzerine, birçok değerli şahısla yaptığımız (bununla ilgili ilerde bir değerlendirme yazısı yazacağımı belirtmek isterim) çalışmaların yanı sıra, Örgütlenme Modeli üzerine, Bedirge, Atak, Savtna gibi dergi ve gazetelerde yazılarım yayınlandı.

*Yazarın görüşleri editoryal politikamızla uyumlu olmak zorunda değildir.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

porno porno sex porno seyret porno izle sikiş hd porno