Son Dakika Haberler

Hasretin Selvi’si… / Erdinç OZAN

Hasretin Selvi’si… / Erdinç OZAN
Okunma : Yorum Yap

Hasretin Selvi’si…

Erdinç OZAN yazdı:

Hasret çekmek, hasrete katlanmak nasıl ifade edilebilir? Veya hasret nedir?

Kimler hasret çeker diye sorsam nasıl yanıtlar alacağımı az çok tahmin edebilirim ancak, herkesin hasreti kendine der gibi her insan kendi hasretinin derinliğini yine kendisi bilir diyelim.

Selvi Yıldırım’ın “Hasret Benim İşim” adlı kitabını okuduğumda ilk aklıma gelenler bunlar oldu.

Şair olsun, yazar olsun okuyucuya bir takım değerler katmak, kişiyi alıp derinlerde yüzdürmek zorundadır.

Okuyucuyu sığ sularda yüzdüren sanatçı, sanatın hakkını hakkıyla veriyor diyemeyiz.

“Hasret Benim İşim” adlı şiir kitabı tam da bu noktaya parmak basıyor.

Kitaptaki şiirler tamamen, hasret, özlem, ayrılık temaları üzerine işlenmiş.

Bir virgül koyup sormamız gerekir: Aynı tema üzerinde kendini tekrarlamadan, tekrara düşmeden onlarca şiiri yazmak nasıl mümkün olabiliyor?

Olabiliyormuş…

“Hayalin geçer kıyılarımdan
Mordur her renk
Tekneler mor
Sensizliğim üşür yalnızlığımda
Ateşler mor
Her gelişin bir gülüş gibi
Aslında her gelişin bir gidiş
Her gelişin bir hayal
Bir bakmışsın bir yokmuşsun
Bir bakmışsın bir mormuşsun
Issızlığın korkar akşamlardan
Geceler mor
Yarının renkleri yok
Ayrılıklar mor
Ne mor salkımlı bahçemiz oldu
Ne devşirme sevdamız
Hasretimiz mor.”

Bakınız şairin ne demek istediğine.

Genelde mor itici bir renktir. Mavi gibi umut aşılamaz. Kendine yaklaşanı iter.

“Hasretimiz mor” diyen Selvi Yıldırım, hasretin kişiyi ne denli derinden yaraladığını nasıl bir simgeyle veriyor.

“Geceler mor” derken de hasretle kuşatılmış gecelerin sabahını yapana kadar kaç yıldız saymış, kaç yıldızın kaydığını gözlemlemişizdir acaba?

Hasret çeken için gecelerin mor oluşunu nasıl betimleyebiliriz ki.

Her gece lacivert değil hasret çeken için. O geceler mor’a bulanmıştır.

Yürek sızlar sabah oluncaya kadar. Hangimiz geçirmedik, hangimiz yaşamadık o mor geceleri?

“Sensizliğim üşür yalnızlığımda / Ateşler mor” derken ayrılığın sızısını, kanayan titremeyi ısıtabilecek bir ateş var mı? Ateş bile yetersiz kalıyor o üşüyen yüreği ısıtmakta.

Selvi Yıldırım, lirik bir sevdayla kaleme almış şiirlerini. Her biri sevda, ayrılık, hasret üzerine kurulu sağlam bir örgüyle örülmüş şiirler. Son derece yalın, net ve anlaşılır.

Kitaba adını veren şiirle tamamlayalım:

“Güz geldi vurdu rüzgar
Bir gül idim dalında
Bülbülüm ya var ya yok
Bir ıslandım bir kurudum
Tek tek düştüm yerlere
Solmak benim işim

Şiirler okudum ve yazdım da
Şarkılar dinledim
Senden uzakta her güne güldüm geçtim

Ya vardın ya yoktun
Ayrılık benim işim

Kah Afrika’da acıktım
Kah vuruldum ortadoğu’da
Bir çocuk olup büyüdüm rahimlerinizde
Gençlik nedir bilmedim
Ölüm benim işim

Sen zulüm edersin
Sıkarsın kurşunları
Acılar saçarsın yeryüzüne
Bakar dururum uzaklardan
Çaresizlik benim işim

Kim varsa yeryüzünde aydın
Ve hangi şair
Yazmışlar kitabını başkaldırının
Susmak benim işim

El sallarsın yine de uzaklardan
Kalbimde yaşar gidersin
Çekip gidersen de bir şey diyemem
Hasret benim işim”

**
Selvi Yıldırım’ın şiir kitabı. Zinde yayıncılık…1. Baskı 2018

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)