Her çocuk, ailesinin bacağından (mı) asılır! / Öykü ARICA - Gazeteler, Haber Manşet, Son dakika Gelişmeleri
Son Dakika Haberler

Her çocuk, ailesinin bacağından (mı) asılır! / Öykü ARICA

Her çocuk, ailesinin bacağından (mı) asılır! / Öykü ARICA
Okunma : Yorum Yap

HER ÇOCUK, AİLESİNİN BACAĞINDAN (MI) ASILIR!

Nefretin birazdan anlatacağım türünü, Ahmet Kaya’nın isim babam olduğunu öğrenen velilerin kreşte kendi çocuklarını, sınıf arkadaşlarımı Öykü KARDELEN’e karşı örgütlemeye çalışmalarıyla tanıdım. Takiben, babamın rol aldığı Yılmaz Güney filmiyle sosyal hayatımda yargılandım. Annemin yer aldığı Kürtçe filmler, yargıların alevlenmesine bahane görüldü. Babamın dayısının “Komser Şekspir” filminden bir bölümde kadın kılığına girmesiyle de (ayakta alkışlanır) toplumun cinsiyetçiliğini tanıdım. Lise dönemimde pul ve afişe çıkmamla şekil alan siyasi hamurum pişmeye devam edecek!…

Şimdi,
Annem sosyal medya kullanmaya başlayana kadar (eskiden beri “listedaş” olanlar bilirler) her sosyal medya platformunda soyadımı “A” olarak bırakmıştım ve tek bir aile fotoğrafım da yoktu; sebepleri çok çeşitli. Sebeplerin başında aile soyadından fazla yürüyen, soyad saçağının altında her hedefine kolayca ulaşmak isteyenlerden olmamam gelir. “Babadan çocuğa” sistemini çok adaletsiz bulduğum içindir. Tanınan bir ailenin çocuğu olmanın sağlayabileceği faydaların yanında, verdiği/vereceği hasar boyutlarını da bilmemdendir. Önce annem, sonra babam sosyal medya kullanmaya başlayınca, tabii ki her ebeveyn gibi çocuklarıyla fotoğraflar koymak istediler, bu da haklarıdır. Derken “kimlerdensin?” sorusu yanıtlanmış oldu.

Ebeveynlerimin mesleki hayatlarının oluşturduğu bir camia mevcut. Bu camianın da ebeveynlerin çocuklarından bazı beklentileri var. Nasıl ki öğretmen olanın çocuğu sınıfta kaldığında, bölüm zümreleri öğretmene de çocuğa da “yeren” gözlerle bakarsa, o camiada da durum budur. Ben bu beklentileri karşılayabilecek istekte de, potansiyelde de değilim. Bazen çok sıradan, bazen çok uç; her hâlükarda tam olarak beklentiyi karşılamayan bir “core” karakterim, devinen karakter özelliklerim, biçim alan bir duruşum var. Yirmi dört yaşımdayım ben.

Babam kuruluşundan bu yana bir siyasi partinin üyesi ve yönetim kurulunda, ayrıca Kültür ve Sanat sorumlusu. Annem partili değil; ancak bir partiye yakınlığıyla bilinir, duruşu da sivrisinden sosyalisttir. Babamı büyüten, ona eğitimde ve meslekte yol gösteren; benim de yıllarca “dede” dediğim, annemin kayınpeder bildiği kişi de bu zamana değin ailece adil bulmadığımız mevcut iktidar partisinin elini sıkmamış bir eski akil adamdır.

Ancak bu “duruşlar” bu partilerin döneminde başlamadı; renkleri daima net olan aile fertlerim yer aldıkları her projede, çıktıkları her tartışma programlarında, kaleme aldıkları her yazıda annemin deyişiyle “doğru”; babamın özellikle son dönemde dediği gibi “İYİ” kalmaya özen gösterdiler; bu özen içten geldiği için de gayretten oldukça tasarruf ettiler.

Bugün sadece taşıdığı soyisimden değil; gençlik yıllarından yaş aldığı döneme kadar dik, adil olmayanın karşısında aykırı, fikrini esirgemeksizin söyleyen bir vatansever olduğu için okların çevrildiği bir babanın kızıyım. Bugün “tanınmış ailenin eski gelini” olduğu için değil; haksızlığa tahammül edemediği ve tahammülsüzlüğün agresyona dönüştüğü; palavralarca önü kapatılmaya çalışan gerçekleri öğrendiği için yürekli çıkışlar yapan, çalıştığı set dahi basılmış “dünya vatandaşı” bir annenin kızıyım. Böylesine kalabalık bir ailenin politize olmuş tek ferdi, ulaşılması da daha kolay bireyi olduğumdan tehdit ve hakaret içeren “dm”lerin haddi, hesabı yapılamıyor. Ebeveynlerimle ve diğer akrabalarımla hiçbir zaman tam anlamıyla uyuşmayacağını bildiğim fikirlerimle, ben bir bireyim; ebeveynlerinin, ki onur duyuyorum duruşlarıyla, tercihlerinden sorumlu tutulan; çocuğun seçimlerinin üstünden ebeveynlere saldırılan bir toplumda, biz böyle bir aileyiz. Eğitim tamamlayıp diploma almış olduklarının soru işareti olarak kaldığı hükümet görevlilerin olduğu; sınavsız geçişlerle avukatların, savcıların, yargıçların “yaratıldığı” bir ülkede, iki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin bizleri bu şekilde yargılamasına elbette şaşırmıyorum.

Velhasıl, Sevgili babam çok meşgul biridir; tweet falancasını takip etmez. Değerli dayısının yanında, oturduğu yerden atıp tutan ahlâksızın esamesi okunmaz. Canım annem ise, yavrusunu sırtlanlara kaptırmayacak kadar “alfa” işte!

Öykü ARICA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: