Son Dakika Haberler

İttifak mı sözleşme mi? / Berke KAHRAMAN

İttifak mı sözleşme mi? / Berke KAHRAMAN
Okunma : Yorum Yap

İttifak mı sözleşme mi?

“…Aksi takdirde günü kurtarmak için yapılan hamleler bir reis götürse de başka bir reisi getirir…”

Bugün toplumsal olarak en büyük problemimiz nedir desek sanırım cevabını toplumsal kutuplaşma ve kamplaşma olarak vermek mümkün. Zira Türkiye içinden geçtiğimiz bu dönemde akıl almaz olaylara maruz kalıyor. İç savaşın ön hazırlığını yapanlar ölüm ve tecavüz listeleri hazırlayanlar, camide marş çalanlar gibi geniş bir kutuplaşma ve buna bağlı bir provakasyon zeminindeyiz.

Herkes birbirine saldırmaya, vurmaya teşne bir halde hayat sürdürüyor; kim kime patlayacak belli değil gibi bir hal. Herkes nefret kusacak yer arıyor, bulamazsa da kendisi bir bahane bulup kusuyor.

Toplumun hali buyken bir yandan da siyaset kendi seyrinde devam ediyor; erken seçim ve ittifaklar önemli başlıklardan. Muhalefet kendi çapında iktidarı yolcu etmenin derdinde, o yüzden eldeki muhalif partileri kombinasyondan kombinasyona sokup öyle mi gider böyle mi gider onu hesaplıyorlar. Tabi insan bunları gördükçe merak ediyor acaba evde yapılan hesaplar çarşıya uyar mı, masa başı kombinasyonlar sandıkta tutar mı?

Benim kendime göre bir cevabım var aslında, ben uymayacağını düşünenlerdenim.

Zira kitleleri bir odağın düşmanlığında buluşturmanın yeterli olmayacağını kısa vadede belki buluştursa da orta ve uzun vadede ciddi sorunlar yaratacağı kanaatindeyim. Şüphesiz bu eleştiriyi yapan ben bir çözüm de sunmalıyım.

Kendimce bir şeyler söyleyebilirim.

Öncelikle muhalefet geçici ve suni birlikteliklerin ötesinde her şey ve herkes için yeni bir başlangıcı mümkün kılmalı. Tüm kesimleri içine alan yeni bir toplumsal mutabakat zemini ve Türkiye’yi eskiye takılı bir rövanş cumhuriyeti halinden kurtarmak için adım atmalıdır. Burada ihtilafları, öfkeleri ve hırsları değil ittifak edilen değerleri öne çıkarmalı; herkes kendi hatasını kusurunu görmeli, öz eleştirisini hem kendine hem topluma karşı vermeli, hem de bu hatalara bir daha düşülmemesi için ders çıkarmalıdır.

Sorunların çözümünde diyalog, eşitlik, adalet, özgürlük ve işbirliğine dayalı bir anlayış esas alınmalıdır.

Yani temel mantık olarak toplumdaki her birey ve kesim kendisi için istediğini başkası için de isteyen müşfik bir hal almalı ki devlet de milletin tüm bireylerini eşit gören ve hizmet eden kadim bir anlayışa gelebilsin.

Bu noktada evrensel hukuk ve demokrasiyi, kendi tarihsel birikimimizle de harmanlayarak ve içselleştirerek bunları daha da geliştirmeye kararlı bir şekilde ortak bir çatıda buluşmalıyız.

Devletin herkes için ortak bir kurum olduğunu unutmamalı. Yukarıda bahsettiğimiz çerçevede toplumu bir araya getirecek olan toplumsal sözleşmenin bu kurumun temel harcı ve bir arada tutan tutkalı olduğu bilincini herkese aşılamalıyız.

Devletin bu noktadaki sorumluluğu ise bu sözleşmenin işleyişini sağlamak ve bir nevi hakem rolünde olmaktır. Bu açıdan devletin kurum olarak vazifesi topluma herhangi bir şey dayatmak değil; toplumda var olan ırk, cinsiyet, mezhep, din, dil, ideoloji gibi farklılıkları ayrımlar yapmadan kendi çatısı altında eşit ve özgür şekilde yaşaması imkanını sağlamaktır. Ancak böyle olursa devlet kimsenin tekelinde olmayacak toplum da hiçbir şekilde vesayet altına alınamayacaktır.

İşte kanaatimce bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan anlayış budur. Bir ittifak kurulacaksa bunun üzerine kurulmalı, beraberlik bu nokta üzerinde sağlanmalıdır. Aksi takdirde günü kurtarmak için yapılan hamleler bir reis götürse de başka bir reisi getirir. Toplumsal kutuplaşmayı bitirmez, sadece düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla birazcık öteler o kadar!

Berke KAHRAMAN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri