Son Dakika Haberler

Montrö tartışmalarına karşı çıkanlar Türkiye düşmanı ilan edildi bile! / Derya Havin GÜNGÖR

Montrö tartışmalarına karşı çıkanlar Türkiye düşmanı ilan edildi bile! / Derya Havin GÜNGÖR
Okunma : Yorum Yap

Montrö tartışmalarına karşı çıkanlar Türkiye düşmanı ilan edildi bile!

Derya Havin GÜNGÖR yazdı:

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı verir. 1936’da imzalanan ve Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren bu sözleşme, barış zamanı sivil gemilerin özgürce geçişini garantilerken Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin geçişini sınırlamamıza hak tanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın ideolojik anlamda “yeni bir tarih yazımı” projesi yürüttüğü ve bu konuda bir yol haritasının olduğu artık herkes tarafından bilinen bir şey. Bu kapsamda tartışmaya açıldığı son derece açık olan Montrö Boğazlar Sözleşmesinden çekilme sinyali ilk olarak Erdoğan tarafından 23 Aralık’ta verildi. Erdoğan, ‘‘Her şeyden önce Montrö Antlaşması Türkiye’ye ne kazandırmıştır, ne kaybettirmiştir bunu hiç düşündünüz mü? Bunların hepsini anlatacağız’’ demişti. Yine Erdoğan 5 Ocak’ta Kanal İstanbul ile ilgili projelerini anlatırken bu yapay su yolunun Montrö dışı olduğunu iddia etmiş ve sözleşmenin Türkiye’nin lehine olmadığını ima ederek ‘‘Montrö’yü hiç kafaya takmayın ya. Montrö sadece Boğaz’ı bağlar. Kanal İstanbul, Montrö kapsamında değildir. (Savaş gemileri Boğaz’dan geçmeye devam edecek mi?) Ona da zaman çözüm buluruz. Gerekirse savaş gemileri de geçebilir’’ sözleriyle ‘çekilme sinyali’ vermeyi sürdürmüştü.

İstanbul Sözleşmesi fırsat bilinerek konu yeniden gündeme getirildi!

İstanbul Sözleşmesi’nin, Cumhurbaşkanı Kararı ile bir gece aniden feshedilmesi sonrası Montrö Boğazlar Sözleşmesi yeniden gündeme getirildi. 20 yıllık AKP deneyimi sonrası en net olarak söyleyebileceğimiz şey kamuoyunu duruma hazırlamak için konunun yeniden tartışmaya açıldığı olur. Ki konu, Meclis’te en tarafsız konumda durması gereken, en üst mercii tarafından gündeme getirildi. Bunun öylesine verilmiş bir örnek olmadığı herkesin malumu.

Hukukçuların, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili alınan karara ilişkin “idari tasarruf ile yasama yetkisinin gasp edildiği ve Meclis’in onayladığı bir sözleşmeden idari karar ile çıkılamayacağı” yönündeki açıklamalarına karşın Meclis Başkanı Mustafa Şentop, söz konusu kararı savundu. Cumhurbaşkanının, bir anlaşmadan, onaylandıktan sonra vazgeçebileceğini söyleyen Şentop, “Bir cumhurbaşkanı ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekildim, Montrö’yü tanımıyorum, feshettim’ diyebilir mi” sorusuna ise “Yapabilir. Mümkün-muhtemel arasında fark var. Yeterli miktar yoğurt bulursanız, Marmara Denizi’ni de karıştırırsanız ayran yapmak mümkündür” yanıtını verdi.

Yani cin, lambadan çıktı…

Gazeteciler de devrede!

Yandaş gazeteci İbrahim Karagül’ün devreye girmesi Montrö Boğazlar Sözleşmesiyle ilgili tartışmayı sıcak tutmak istediklerini kanıtlar nitelikte. Karagül, Sözleşmenin kaldırılmasına karşı çıkılmasını engellemek için şimdiden karşıtları “Türkiye düşmanı” ilan etti bile. Karagül, “Montrö; Boğazlar üzerindeki “tam denetim”e karşı bir vesayet anlaşmasıdır. Kendi vatanımızda egemenlik sınırlanmasıdır. O gün o kadar yapabildik. Zayıfken kaldıramıyorduk. Güçlendik, elbette kaldıracağız. Kaldırılmasın demek, Türkiye’ye karşı başka ülkeleri savunmaktır.” dedi.

‘Montrö’den çekilme’ tartışmalarının amacı ne?

Tartışmaların başlamasının ardından hukukçu ve askerler konuyu nasıl yorumladı, biraz da buna bakalım.

Hukukçu Celal Ülgen, “İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı ve gece yarısı çıkma kararından sonra bu işin içinde başka bir gizli ajandanın da bulunduğunu tahmin ediyorduk” diyerek hedeflerden birinin de Montrö’den çıkmak olduğunu söyledi. İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmek ile Montrö’den çıkmanın arasında önemli farklar olduğunu vurgulayan Ülgen, “Bu sözleşmenin 85 yıl sonra Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kaldırılabileceğini söylemek hukuk tanımazlığın en canlı örneklerinden biridir” dedi. Ülgen, “Montrö’yü kaldırma yolundaki bu beyan, bozulan ABD ilişkileri için yeni bir çağrı ve yeni bir rüşvet içeriğindedir. Türkiye’nin jeopolitik geleceğini ilgilendiren ulusal yararlarımızın olduğu Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden çıkma söylemlerinin nasıl bir tehlike yaratacağını iktidarın ve ulusumuzun bilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“Lozan, Montrö ve Hatay’ın anavatana kavuşturulması… Bu üçü de Türkiye’nin tapu senedidir”

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, konunun Meclis Başkanı tarafından konuşulması nedeniyle iki konunun öne çıktığını söylüyor. İlkinin, konunun ciddiyeti olduğunu vurgulayan Yavuz, “Demek ki böyle bir plan var, yavaş yavaş alıştırıyorlar” dedi. İkinci olarak ise yetki tartışmasına dikkat çeken Yavuz, “Meclisimize başkanlık eden bir şahsiyetin, Meclis’in egemenlik alanına giren bir yetkiyi cumhurbaşkanına gönüllü olarak devretmesi, bir çelişkiyi içinde barındırıyor. Ama bunları yadırgamıyoruz” ifadelerini kullandı. Montrö’nün önemine de işaret eden Yavuz, “Lozan, Montrö ve Hatay’ın anavatana kavuşturulması… Bu üçü de Türkiye’nin tapu senedidir” dedi.

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Şentop’un açıklamalarının Türkiye’nin ve mavi vatanın geleceğini son derece büyük tehlikeye attığını söyleyerek şöyle sürdürüyor: “Son 85 yıldır bu sözleşme sayesinde Karadeniz, her an için bölge dışından gelen 40’tan fazla savaş gemisinin bir barut fıçısına dönüştürdüğü Basra Körfezi olmamıştır.”

“Almanya da Hitler’e böyle bir yetkiyi vermişti…”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Şentop’un açıklamalarının anayasal gerçekliği yansıtmadığını belirterek, “Cumhurbaşkanı’nın bozabileceği anlaşmalar, anayasanın 90. maddesinde sayılan Meclis onayına ihtiyaç olmayan anlaşmalardır” dedi. Altay, “Almanya da Hitler’e böyle bir yetkiyi vermişti, ülkenin başına ne belalar açtığı ortada. TBMM Başkanımızın yasama yetkisini tek adama altın tepside sunması beni incitiyor. Şentop’un, bu ucube sistemin şövalyeliğine soyunması incitiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Geçmişine, bugününe ve geleceğine sahip çıkamayan bir meclis başkanı”

Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan “TBMM Başkanı 1936’da meclisin imza kararı aldığı Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tek bir kişinin iradesi ile iptal edilemeyeceğini bilmelidir” dedi ve geçmişine, bugününe ve geleceğine sahip çıkamayan bir meclis başkanı bu şekilde konuşamaz diyerek Şentop’u istifaya çağırdı.

Türker Ertürk: ‘‘ABD, Montrö’den memnun değil, değişmesini ve denizaltıları ile uçak gemilerini Karadeniz’e sokmak istiyor’’

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı Emekli Tuğamiral Türker Ertürk ise Kanal İstanbul projesinin mevcut hükümete Batı’dan sufle edildiği iddiasında.

VOA Türkçe’ye verdiği yanıtta emekli tuğamiral, ‘‘Çünkü Amerika Birleşik Devletleri Montrö’den memnun değil. Montrö’nün değişmesini istiyor. Kendileri açısından bakılınca haklılar. ABD küresel bir güç. Küresel güç ne istiyor? ABD Deniz Kuvvetleri, kendisinden sonra gelen 14 ülkenin toplamından daha büyük deniz kuvvetlerine sahip. Her denize girebiliyor. Bir tek Karadeniz’e giremiyor. Ön bildirim şartı var, kalış süresi şartı var, tonaj şartı var, en önemlisi de denizaltılarını ve uçak gemilerini sokamıyor. Biz Soğuk Savaş döneminde bile Karadeniz’i büyük güçler için bir rekabet ortamı haline getirmedik. Orada bir itiş kakış olmadı. Bunu devam ettirmenin yolu Montrö sahip çıkmaktan geçer. Ben Montrö için Lozan’ın mütemmim cüzü diyorum. Yani ayrılmaz parçasıdır. Eğer biz Montrö’nün şartları değişirse egemenliğimiz çok zedelenir’’ diyor.

“Boğazdaki Türk Kilidi”

Sinan Meydan, Sözcü gazetesindeki “Boğazdaki Türk Kilidi: Montrö Sözleşmesi” başlıklı yazısında ise konuya ilişkin şöyle yorum yapıyor:

“Atatürk Türkiye’si, 162 yıl devam eden “Boğazlar Sorunu”nu, 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ulusal çıkarlara uygun olarak çözdü. Boğazlar, 83 yıldır Türkiye’nin egemenliği altında. Ancak Kanal İstanbul, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışmaya açarak Türkiye’nin karşısına ikinci bir “Boğazlar Sorunu” çıkarabilir. Montrö düzeninin yıkılmasıyla Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki 83 yıllık “tam egemenliği” sarsılabilir ve dahası Karadeniz bir “Amerikan Gölü” haline gelebilir.”

Bunlar, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin neden kaldırılmak istendiğine ve olabileceklere dair yorumlar… Aşağıya da sözleşmenin maddelerini ve Türkiye’ye sağladı hakları içeren link ekliyorum. Şimdi okuyup kendiniz karar verin. Bu sözleşmenin kaldırılmasına karşı olmak ‘Türkiye’ye karşı başka devletleri savunmak’ mıdır?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)