Nöbetin 136. gününde "Alamos, Kazdağları'nı terk et!" çağrısı - Gazeteler, Haber Manşet, Son dakika Gelişmeleri
Son Dakika Haberler

Nöbetin 136. gününde “Alamos, Kazdağları’nı terk et!” çağrısı

Nöbetin 136. gününde “Alamos, Kazdağları’nı terk et!” çağrısı
Okunma : Yorum Yap

Nöbetin 136. gününde “Alamos, Kazdağları’nı terk et!” çağrısı…

Kazdağları’ndaki çadırlı nöbetin 136. Gününde Kirazlı/Balaban mevkiindeki maden alanında ve Çanakkale merkezde eylem gerçekleştiren Heryerkazdağları, madenci şirketlerin Kazdağları’nı terk etmelerini istedi.

Kirazlı/ Balaban mevkiinde altın madeni projesi olan ve ağaç kesimleri ile gündeme gelen Alamos Gold ve yerli iştiraki Doğu Biga Madencilik’in 13 Aralık’ta yenilenmeyen işletme ruhsatının iptalini isteyen yaşam savunucuları, altıncı şirketler gidene kadar Kazdağları’nı terk etmeyeceklerini ilan ettiler.

İlk olarak nöbet alanında toplanarak madenin kapısı önüne günlük yürüyüşlerini yapan yaşam savunucularına Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Sanatçı Dayanışması, Kazdağları İstanbul Dayanışması ve İstanbul Şişli’den gelen doğa severler destek verdiler. Maden kapısının önünde “Onlar ormandan gidene kadar biz burayı terk etmiyoruz” diyen yaşam savunucuları, herkesi çadırlı nöbete katılmaya çağırdılar.
Maden kapısından sonra Çanakkale merkezde Golf Çay Bahçesi’nden İskeleye kadar yürüyüş yapan gruba ilgi çok yoğundu. Yürüyüş boyunca “Ormanlar, nehirler sermaye değiller”, “Her yer Kazdağı, her yer direniş”, “Kazdağları sincabı yalnız değildir” sloganlarını atan yaşam savunucularına yürüyüş boyunca “İnsan Ağaç İda” kuklası da eşlik etti. Türkiye’nin tüm bölgelerindeki doğa katliamlarının da karşısında olduklarını, talan edilen yerlerin isimlerini yürüyüş boyunca duyurmaya çalışarak ifade eden yaşam savunucuları, ekoloji mücadelesinin birleşerek kazanılacağını da söylediler.

Yürüyüşün ardından İskele Meydanı’nda yapılan basın açıklaması öncesinde Kirazlı/Balaban’dan zincirlerinden kurtulmuş olan “İnsan Ağaç İda” da doğa severlerle birlikte yürüyerek İskele Meydanı’na geldi. Meydanda Kazdağları’nın çığlığını haykıran İda tüm Çanakkalelilere şöyle seslendi:

“Dostlar, Alamos canavarının elinden zor kurtuldum. Sesimizi duymanız lazım. Bizlere yardımcı olmanız için yanınıza koştum.

Önce hepimizi zincirlediler, ellerimizi bağladılar. Sonra sırayla haykırışlarımıza, yakarışlarımıza aldırmadan.. Hayır, hayır, ağlamayacağım. Zincirlerimi kırarken nasıl kararlıysam bugün size yaşadıklarımızı anlatırken de ağlamayacağım. Çığlıklar bağırışlar arasında yüzlerce kardeşimi hiç acımadan öldürdüler. Öyle büyük bir acıydı ki gördüklerim, tarif etmem imkansız. En acısıysa neydi biliyor musunuz? Yüzyıllar boyu yaşam verdiklerimizin yanı başında öldürülmemiz ve sesimizin yeterince duyulmaması…Hepinize oksijen verdik, hiç karşılık beklemedik. On binlerce canlıya yuva olduk, hiç yüksünmedik. Peki Şimdi? Karşılığı bu mu olmalıydı? Zincirlerimi kırmasaydım şimdi ben de ölmüş olacaktım. Neyse ki güç bela zincirlerimi kırdım ve yanınıza gelebildim. Sizler Alamos gibi değilsiniz biliyorum. Sizlerin dostumuz olduğunuzu biliyorum. İşte bu yüzden yanınızdayım. Sizden yardım istemeye geldim. Uzun yoldan geldim, biraz yorgunum ve üzgünüm. Yüzbinlerce kardeşimi öldürdü Alamos. Eğer durduramazsak yüzbinlerce hatta milyonlarca kardeşimi daha öldürecek. Size yaşam veren bizlerin öldürülmesine daha fazla sessiz kalmayın. Başarabiliriz, kalanları kurtarabiliriz. Ben de zincirlerimi kıramayacağımı düşünüyordum. Ama karar verdim, harekete geçtim ve işte zincirlerimi kırdım ve yanınıza geldim.
Bakın! Aylardır hatta 5 aydır gece gündüz demeden bizleri Balaban tepesi yanı başında yalnız bırakmayan bir avuç insan var. Bizi hiç terk etmediler. Her gün yanımıza gelip kalanlara bir şey yapılıp yapılmadığını kontrol ediyorlar. Bu insanlarla birlikte bize yardım edin. Bakın bizler, zincirlerimizi kırdık ve birbirimize sarıldık. Siz de ellerinizdeki zincirleri kırabilirsiniz. Aylardır yanımızda nöbet tutan bu insanlarla bir olabilirsiniz. İşte o zaman Alamos canavarını durdurabiliriz. Gelin hep birlikte Alamos canavarını durduralım. Bunu hep birlikte yapabilir ve kalan kardeşlerimizi kurtarabiliriz.
Ya hep birlikte yaşayacağız, ya hep birlikte yok olacağız. Kardeşlerim sizi bekliyor.”

Kukla Ağaç İnsan İda’nın ardından Kazdağları İstanbul Dayanışması adına konuşan Önder Yılman, İstanbul’da Kazdağları ile dayanışma için yapılmış olan eylem ve etkinlikleri aktararak “Hiçbir mücadele tek başına başarılamaz. Gün birleşme günüdür. Kazdağları’nın sincapları rahat uyumadıkça, İstanbul’un martıları da, Van’ın kedileri de, Ankara’nın keçileri de rahat uyuyamayacaklardır” dedi.
Konuşmasında siyanürle altın aramanın doğaya verdiği zarardan bahseden Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Mehmet Akbulut, Kazdağları’nın mücadelesinin önemli olduğunu, tüm Kazdağları coğrafyasındaki doğa tahribatlarına karşı mücadele ettiklerini söyledi.

Kazdağları Sanatçı Dayanışması’ndan şair Mustafa Köz de mücadelenin sanat ve sanatçı olmadan olmayacağına dair yaptığı konuşmasında şunları söyledi:

Kazdağları’nın kalbi, bizim de kalbimiz
“Acayipleşti havalar
Bir güneş, bir yağmur, bir kar
Atom bombası denemelerinden diyorlar
Strontium 90 yağıyormuş ota, süte, ete
Umuda, hürriyete kapısını çaldığımız büyük hasrete
Bizler kendi kendimizle yarıştayız gülüm
Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz
Ya dünyamıza inecek ölüm” diyordu Nazım Hikmet 1958 Strontium 90 şiirinde.
O zaman yeryüzünde ölüm vardı. Savaşlar, nükleer sızıntılar, toplu kıyımlar, doğa talanları… Bugün yeryüzü şairin öngörüsünden uzak değil. Yine savaşlar, yine nükleer denemeler, yine talanlar…Onlar öldürmek istiyorlar, biz yaşatmak istiyoruz. Yeryüzünün üstünü savaşlarla, altını doğa kıyımlarıyla öldürmek istiyorlar. Gözlerini çoktandır Kaz Dağları’na diktiler. Kurdu, kuşu, ladini, meşeyi yok etmek istiyorlar.

Biz sanatçılar da direndik, direniyoruz yeryüzünün ve gökyüzünün ellerinden tutan kardeşlerimiz gibi, kardeşlerimizle…
Bugün buradayız…Yarınsa nerede bir çınarın, defnenin, karıncanın, sincabın canı yanarsa orada…
7 Ekim’de 320 şairin, oyuncunun, ressamın, müzisyenin, yazarın vicdanlarıyla imzaladıkları “Kazdağları Sanatçı Dayanışması Bildirisi” ile de söyledik sözümüzü, bugün de söylüyoruz, söyleyeceğiz. Vicdanımız Kaz Dağları için sürekli ayakta. Vicdanımız Artvin Cerattepe, Uşak Eşme, İzmir Efemçukuru, Turgutlu Çaldağı, Fatsa, Hasankeyf, Munzur Dağı, Murat Dağı, Balıkesir-İvrindi ve Kuzey Ormanları için sürekli ayakta.
Yeniden, “yarın için çok geç olmadan” diyoruz.

Konuşmaların ardından Heryerkazdağları adına okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Kanadalı Alamos Gold ve yerli iştirakçisi Doğu Biga Madencilik AŞ’nin, 13 Ekim’de işletme ruhsatı süresi dolmuş ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yenilenmemiştir. Buna rağmen çevresel etki değerlendirme raporunun geçerli olduğu alan sınırları içinde ağaç kesimi devam etmiştir.
Kirazlı’da 136 gündür, gece gündüz nöbet tutan Kazdağları direnişçileri ağaç kesimini iki kez belgelemiş ve suç duyurusunda bulunmuştur. Bayramiç’te yapılan basın açıklamasından sonra Bayramiç Orman İşletme Müdürlüğünce ihale edildiği öğrenilen ağaç kesimlerinin durdurulması konusundaki talep yetkili makama iletilmiş ve ağaç kesimleri şimdilik durdurulmuş görünmektedir.
İşletme ruhsatı olmaksızın işleri el altından yürütmek isteyen Alamos Gold şirketi Kazdağları’ndaki tüm maden çalışmalarına son verip katlettiği bölgeden ayırdığı toprak örtüsünü yerine koymalı ve bir an önce rehabilitasyon çalışmalarının başlayabilmesi için Kazdağları’nı terk etmelidir. Ruhsatı olmayan şirket neden hala Kirazlı’yı işgal etmektedir? Doğa katliamının yapıldığı bölgenin rehabilitasyonu için acil olarak bir bilim ve uzmanlar kurulu oluşturulup nasıl bir strateji izleneceği belirlenmelidir. Kazdağları’mız, ormanlarımız, derelerimiz yerli-yabancı altıncı şirketlerin kuşatması altındadır.
Bir diğer tehlike, Koza Altın İşletmeciliği, Serçiler köyünde altın madeni arama çalışmalarına başlamış ve maden sahası içinde ağaç kesimi yapıldığı görülmüştür. Burası da yine
Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu olan Atikhisar Barajına 3.8 km mesafededir. Ne Koza ne de Alamos Gold’un Kazdağları’nda yeri yoktur. Kazdağları yöresinde içme suyumuzu zehirleyecek, ormanlarımızı katledecek onlarca benzer proje sırada beklemektedir. Para hırsıyla gözü dönmüş bu ve benzeri şirketlerin, çevre sağlığı için geç kalınmadan ruhsatlarının iptal edilmesi, Çanakkale halkı ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak talebimizdir. Anayasanın 56. maddesi gereğince, sağlıklı bir çevrede yaşamak, hakkımız ve doğamızı korumak, ödevimizdir.
Ormanlarımız, sadece altın madeni ya da kereste değildir. Orman, insanların, kaybettiğimizde geri getiremeyeceğimiz bitkilerin, kuşların, sincapların, karacaların yaşam alanıdır. Yerli ya da yabancı, doğamızı katletmek isteyen bu şirketler gidene kadar Kazdağları’nı terk etmeyecek, her ağacı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı savunmaya devam edeceğiz.”

Basın açıklaması İda Ağaç İnsan’ın herkesi kucaklamasıyla ve çadırlı nöbete destek çağrısıyla son buldu.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: