NY Times: Türk-ABD ilişkilerine damatlar mı yön veriyor?" - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

NY Times: Türk-ABD ilişkilerine damatlar mı yön veriyor?”

NY Times: Türk-ABD ilişkilerine damatlar mı yön veriyor?”
Yorum Yap

Başkan George W. Bush döneminde Amerika’nın Ankara Büyükelçisi olan Eric Edelman: “Trump, bazı ülkelerle olan resmi ilişkileri aileler ya da ahbaplar arasında ilişkilere çeviriyor. Erdoğan da bu tür ilişkileri kesinlikle tercih eder çünkü kendi ahbap kapitalist rejimini yönetiyor. Ancak bu, tüm Amerikalılar’ı kaygılandırmalı”

➕DIŞ BASIN BÜLTENİ
➕13 KASIM 2019

NEW YORK TIMES: “TÜRK-ABD İLİŞKİLERİNE DAMATLAR MI YÖN VERİYOR?”

New York Times, Türkiye-ABD ilişkilerine ilişkin bir değerlendirme yayınladı.

Gazete, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı, Maliye Bakanı Berat Albayrak, Aydın Doğan’ın damadı ve Trump’ın Türk iş ortağı Mehmet Ali Yalçındağ ile Başkan Trump’ın damadı ve üst düzey danışmanı Jared Kushner’ın oluşturduğu “damatlar üçlüsünün” gerek birbirlerinden bağımsız gerekse bir arada hareket ederek Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki yeni nesil iletişim hattını oluşturduğunu yazdı.

New York Times’ın değerlendirmesine göre Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lehine bazı tavizler verdiği gerekçesiyle Amerikan Kongresi’nde her iki partinin de eleştiri oklarının hedefi olduğu bu son dönemde üç damadın arasındaki bağlar, iki liderin gayriresmi ve genellikle perde arkasında yürüttüğü ilişkisinin dünyanın en çalkantılı bölgelerinden birinde Amerika’nın politikalarını nasıl şekillendirdiğini göstermesi açısından önemli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir televizyon programında damadı ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın arka kapı diplomasisi olarak nitelendirdiği Jared Kushner’la arasındaki özel diyaloğunun Washington ve Ankara arasındaki sıkıntılı ilişkiyi yeniden rayına oturtacağı tahmininde bulunması da değerlendirmenin ayrıntıları arasında yer aldı.
Türk yetkililer ve diğer kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 füzeleri ve yaptırımlar gibi meselelerde hem kendi damadı Berat Albayrak hem de Trump’ın iş ortağı Mehmet Ali Yalçındağ’ı, Jared Kushner aracılığıyla Trump Yönetimi’yle ilişki kurmak amacıyla temsilci olarak görevlendirdi. Gazete, Albayrak’ın Nisan ayında Yalçındağ’ın Trump International Oteli’nde düzenlediği bir konferansa katılmak için Washington’a geldiği sırada Kushner tarafından Oval Ofis’e çağrılmasını buna örnek gösteriyor.

Erdoğan’ın bazı danışmanlarına göre her iki lider de aile bireylerini ya da iş bağlantılarını arka kapı olarak kullanmayı tercih ediyor. Bunun bir nedeni, Erdoğan ve Trump’ın hükümet kurumlarının kendilerine komplo kurabileceği şeklindeki şüphelerinden kaynaklanıyor.
Başkan George W. Bush döneminde Amerika’nın Ankara Büyükelçisi olan Eric Edelman ise bu konuda, “Trump, bazı ülkelerle olan resmi ilişkileri aileler ya da ahbaplar arasında ilişkilere çeviriyor. Erdoğan da bu tür ilişkileri kesinlikle tercih eder çünkü kendi ahbap kapitalist rejimini yönetiyor. Ancak bu, tüm Amerikalılar’ı kaygılandırmalı” diyor.

WALL STREET JOURNAL’DAN İDDİA

Wall Street Journal ise Amerika’ya ait İHA’ların Türkiye’nin desteklediği güçlerin Suriye’de sivilleri hedef aldığını gösteren görüntüler çektiğini yazdı.

Dion Nissenbaum ve Gordon Lubold imzalı habere göre Amerikalı askeri yetkililer, geçtiğimiz ay Türkiye destekli silahlı Araplar’ın Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürt savaşçılara yönelik saldırısında sivilleri hedef aldığını gösteren İHA’larla çekilmiş görüntüleri izledi. Amerikalı yetkililer, saldırıların olası savaş suçu niteliği taşıyacağını komutanlarına bildirdi.

Gazeteye göre, Amerikan İHA’larının çektiği iki saldırıya ilişkin görüntüler, Amerikan Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin hazırladığı bir iç raporda yer alıyor. Amerikalı yetkililere göre rapor, Türkiye destekli güçlerin işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin dört vakayla ilgili kaygıları içeriyor.
Haberde, “Daha önce varlığı açıklanmayan askeri görüntüler, kimi Amerikalı yetkililere göre Türkiye destekli güçlerin işlediği savaş suçlarının birinci elden kanıtı niteliğinde. Kimileriyse görüntülerden bir sonuca varmanın mümkün olmadığı görüşünde” denildi.

Görüntülerin Trump yönetimi içindeki geniş kapsamlı bir tartışmanın odak noktası haline geldiğini vurgulayan gazete, “Bu tartışma, Amerika’nın müdahale etmemesi durumunda Türkiye destekli güçlerin daha fazla savaş suçu işleyebileceğine ilişkin giderek artan kaygılara nasıl yaklaşmak gerektiği etrafında dönüyor. Olası savaş suçları ve buna bağlı başka meselelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Trump arasında yapılacak görüşmede gündeme gelmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan savaş suçu iddialarını soruşturma sözü vermiş olsa da bazı Amerikalı yetkililer, Türkiye’nin meseleyi ne kadar ciddiye alacağı konusunda şüpheli” dedi.

Erdoğan, 18 Ekim’de İstanbul’daki bir basın toplantısında gazetecilerin Suriye’de işlendiği iddia edilen savaş suçlarıyla ilgili sorusuna karşılık olarak, bu suçları işleyenlerin IŞİD üyelerinden farkı olmadığını ve ordunun gerekeni yapacağını söyleyerek yanıt vermişti. Habere göre bir Türk yetkili, konuya ilişkin resmi bir soruşturma açıldığından haberdar olmadığını söyledi.
Öte yandan Başkan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien, Pazar günü konuk olduğu CBS Televizyonu’nun Face the Nation programında Trump Yönetimi’nin, Türkiye’nin ciddiye alması gereken bazı kaygıları olduğunu söyledi.

Amerikan İHA’larıyla çekilen görüntüleri izleyen bazı Amerikalı askeri yetkililer, askeri raporlarla birleştirildiğinde açık savaş suçu işlendiğine ilişkin güçlü kaygıların olduğunu dile getirdi. Yetkililer, Savunma Bakanlığı Pentagon’un kuralları uyarınca bu kaygıları üslerine iletti. Bir askeri yetkiliyse, görüntülerin, ileri derecede değerlendirme gereği arz etmeyen nitelikte olduğunu söyledi”.

REUTERS: “ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ EROZYONA UĞRADI”

Reuters haber ajansı, Türk-Amerikan ilişkileriyle ilgili haberinde, Washington Enstitüsü Yakın Doğu Araştırmaları Türkiye Direktörü Soner Çağaptay’ın ”İki ülke arasındaki ilişkinin şu anda düzgün giden tek yanı Erdoğan-Trump arasındaki kişisel ilişki. Her iki ülkenin de hükümetlerinin birbirine olan güveni erozyona uğradı. Amerika’da Türkiye’ye karşı ciddi bir öfke var, Türkiye’de de aynı hisler Amerika için geçerli,” şeklindeki sözlerine yer verdi.

Reuters’a göre Washington ve Ankara, geçen ay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’nın Kürt müttefiklerine yönelik sınır ötesi operasyon başlatması ve operasyonun Amerika’nın bölgedeki varlığını alt üst etmesi nedeniyle yeni bir kriz yaşadı. Amerika, Suriye operasyonundan aylar önce de Türkiye’nin Rus füze savunma sistemi satın almasından rahatsızlık duymuştu.

Haberde şu bilgiler yer aldı:

“Amerika’nın yaptırım tehditlerini dikkate almayan Türkiye ise Temmuz ayında Rus S-400 füzelerinin ilk bölümünü teslim almaya başlamıştı. Washington buna misilleme olarak Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmış, ancak ilave yaptırım getirmemişti.Türkiye’nin S-400 füzelerini satın almasından büyük öfke duyan Amerikan Kongresi ise geçen ay oylayarak geçirdiği yaptırım paketi tasarısıyla Türkiye’yi Suriye’deki operasyonu nedeniyle cezalandırmayı hedefliyordu. Temsilciler Meclisi ise yüz yıl önce 1 milyon 500 bin Ermeni’nin ölümünü soykırım olarak niteleyen, bağlayıcı olmayan tasarıyı onayladı. Bazı Kongre üyeleri, Başkan Trump’a gönderdikleri mektupta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı Beyaz Saray davetini geri çekmesini talep etti.Erdoğan şimdiye kadar yaptırımlardan kaçınmayı başarmış olsa da Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien, CBS Haber’e yaptığı açıklamada, ‘Türkiye S-400’lerden kurtulmadığı sürece yaptırıma maruz kalma olasılığı yüksek olacaktır. Türkiye bu yaptırımların etkisini hissedecektir,’ şeklinde konuştu.”

Reuters haberine şöyle devam etti:

“Amerika ve Türkiye arasındaki ilişkileri geren meseleler, Rusya ve Suriye’nin de ötesine uzanıyor. Washington, Erdoğan’ın giderek otoriterleşmesi karşısında çoğunlukla sessiz kalmayı tercih etse de Amerikan konsolosluk çalışanları hakkındaki suçlamaların düşürülmesini talep ediyor. 2016’daki başarısız darbe girişiminden sorumlu tutulan Fethullah Gülen’in iadesi ve Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği suçlamaları da iki ülke arasındaki ilişkileri geren başlıca meseleler arasında.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’a gelmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘İlişkilerimizdeki sisli havaya rağmen Başkan Trump’la sorunların çözüme kavuşturulması ve ilişkilerimizin geliştirilmesi noktasında hemfikiriz. Önceki yönetim bakiyesi kimi kesimlerin bürokratik ve siyasi sabotaj girişimlerine rağmen şimdiye kadar pek çok konuda ciddi mesafe aldık,’ dedi.

İkili görüşmede Trump yönetimi’nin amacı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı S-400 füzelerini kullanma planından caydırmak ve Suriye’de kalıcı ateşkesi kabul etmesini sağlamak. İki Amerikalı yetkili, bu noktalarda anlaşmaya varılması durumunda Washington’un Türkiye’yi F-35 programına yeniden dahil etmesi ve yüz milyar dolarlık ticaret anlaşmasının imzalanması önerisinde bulunmasının gündeme gelebileceğini söyledi. Ancak Ankara’nın bu yönde anlaşmaya yanaşacağına ilişkin henüz bir sinyal yok. Üst düzey bir Türk yetkili ise Türkiye’nin S-400’leri satın almadan geri adım atma gibi bir planı olmadığını söyledi. Başkan Trump, geçtiğimiz Aralık ayında Suriye’deki tüm Amerikan askerlerini geri çekeceği açıklamasından bu yana tutumunu yumuşatarak Suriye’nin kuzeydoğusunda bir miktar Amerikan askerinin kalmasına karar verdi. Amerika’nın bu planın parçası olarak IŞİD’le mücadelede Suriye Demokratik Güçleri’ne bağlı savaşçılarla işbirliğine devam etmesi kararı ise Türkiye’yi rahatsız ediyor.
Üst düzey Türk yetkili ayrıca, ‘Amerikan askerlerinin Suriye’deki petrol sahalarında kalmaya devam etmesi Suriye’de yapılanların ruhuna aykırı. Amerika’nın YPG’ye verdiği destek, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik en ciddi tehdit niteliğinde. Bu meselenin altı, iki liderin görüşmesi sırasında çok ciddi şekilde çizilecektir,’ dedi. Ankara ise anlaşmazlıklara rağmen iki lider arasında geçen hafta yapılan telefon görüşmesinin umutları yeşerttiği görüşünde. Türk yetkili, bu konuda, ‘Görüşmenin Trump’ın kişisel desteğiyle sorunların çözülmesine katkıda bulunacağına inanıyorum. Telefon görüşmesi, bu yönde ciddi bir sinyal verdi,’ şeklinde konuştu.

ABD’Lİ SENATÖRLERDEN TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ TASARISI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyaretine başladığı saatlerde iki Demokrat Partili senatör ABD Kongresi’nde Türkiye’de insan hakları ihlalleriyle ilgili yasa tasarısı açıkladı. Tasarıyla ilgili basın toplantısına NBA’de oynayan ve Fethullah Gülen hareketine desteğiyle tanınan basketbolcu Enes Kanter de katıldı.

Türk hükümetinin terörle mücadele yetkilerini siyasi rakiplerini hedef almak için kötüye kullandığını belirtilen yasa tasarısını Massachusetts Senatörü Edward J. Markey ve Oregon Senatörü Ron Wyden sundu. Tasarıda, düşünce suçundan tutuklu olanların ve siyasi mahkumların serbest bırakılması istendi; basın, internet özgürlüğünün ve de hukukun üstünlüğüne vurgu yapıldı.

Kongre binasında düzenlenen basın toplantısında Senatör Markey ve Senatör Wyden’a Boston Celtics’te basketbol oynayan ve Fethullah Gülen’e yakınlığı nedeniyle 2017’de Türk pasaportu iptal edilen Enis Kanter de katıldı.

Tasarıyı açıklayan Senatör Edward J. Markey, “Alarm zillerini çalmak için en iyi zaman. Yarın Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Trump’ın daveti üzerine Beyaz Saray’da olacak. Başkan Trump yakın zamanda ABD güçlerini Suriye’nin kuzeyinden tek taraflı çekerek, Türk güçlerine Kürtler’e yönelik katliam yapmalarının yolunu açan vicdansız bir karar verdi. Bu mesele pek çok ve iyi nedenlerle dikkat çekti. Ancak Türkiye ve dünyadaki Türk vatandaşlarının haklarının ihlali yeteri kadar dikkat çekmemişti” dedi.

Başkan Donald Trump’ın Erdoğan’ın davetini iptal etmesi gerektiğini savunan Senatör Markey, “Başkan Trump, Türkiye’nin insan hakları sicilinin kabul edilemez olduğunu açıkça söylemeli, aynı şekilde ABD Senatosu da tüm dünyada demokrasi ve insan haklarına bağlılığını göstermeli” dedi.

Markey bu tasarıyla Türk halkına ve otoriter rejimlerde acı içinde yaşayan tüm halklara duyarlılıklarını göstermek istediklerini de belirtti ve “ABD’de özgürlüğünüz için savaşma hakkına inanan müttefikleriniz var” diye konuştu.
Senatör Markey tasarının içeriğini de, “ABD’nin Türkiye’de demokrasi ve refahı desteklemesi, gazetecileri, muhalifleri ve Kürtler gibi azınlıkları hedef alan terörle mücadele yetkilerinin kötüye kullanılmasına karşı çıkması, Türkiye’de düşünce suçlularının serbest bırakılması için çalışan sivil toplum örgütlerine yardım sağlaması” olarak sıraladı.
“Haksızca gözaltına alınan gazeteciler ve basın çalışanlarının serbest kalması için taleplerimizi öncelik haline getirmeliyiz. ABD yönetimi, gazetecilerin ve basın kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına baskıyı kesmesi ve Wikipedia yasağının kalkması için Türk hükümetine baskı yapmalı” diyen Massachusetts Senatörü, Türk halkına da “Hakkınız olanları almanız için daima çalışacağız” mesajını verdi.

Hakkında kırmızı bültenle uluslararası arama emri çıkartıldığını söyleyen Enis Kanter’e destek veren Senatör Markey, “Yabancı liderlerin, gördükleri baskıyı dile getirenleri cezalandırmak için uluslararası kolluk kuvvetlerini silah gibi kullanma girişimleri dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemez. Senatör Wyden ve ben, Sayın Kanter’in işini yapabilmesi ve ifade özgürlüğü adına ABD dışına güvenle seyahati için çalışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısında konuşan Senatör Roy Wyden da, Senato Maliye Komisyonu’nun bir üyesi olarak ‘Halkbank ve bankanın İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek için tasarladığı milyarlarca dolarlık komploda Türk hükümetinin rolüyle ilgili soruşturma başlatanlardan biri olduğunu hatırlattı.

Dünyada hükümetler halklarının haklarını ve özgürlüklerini kısıtlarken ABD’nin bir köşede sessizce oturamayacağını söyleyen Senatör Wyden, “Hele ki bu hükümet özellikle de Amerika’nın önemli bir müttefiki olan Türkiye ise bu imkansız. Bugün burada Türk halkının ve başkalarının insan haklarını ihlal etmesini durdurması adına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tam saha baskı yapmak için toplandık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eylemlerinden sorumlu tutmak için de ekip olarak kararlıyız” dedi.

ABD SAVUNMA BAKANINDAN İKİNCİ MEKTUP UYARISI

ABD Savunma Bakanı Mike Esper, Çarşamba günü Başkan Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşme öncesinde Trump’ın Erdoğan’a ikinci bir mektup gönderdiğinden haberdar olmadığını söyledi. Esper, bununla birlikte böyle bir mektuptan haberdar olmamasının mektubun yazılmadığı anlamına gelmeyeceğini de kaydetti.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper Pentagon’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Amerikanın Sesi’nin aktardığı habere göre, Mark Esper, ikinci bir mektupta “Trump’ın Erdoğan’dan S-400’lerin aktive edilmemesi karşılığında F-35 programına geri dönebileceğini vaat ettiği” iddialarıyla ilgili olarak, “Geçen haftanın meselelerini açıkçası takip etmiyorum. Önümdeki meselelere odaklanmış durumdayım. Ama böyle bir şey duymadım” dedi. Esper, bununla birlikte böyle bir mektuptan haberdar olmamasının mektubun yazılmadığı anlamına gelmeyeceğini de kaydetti.

İddiaları yalanlamayan Esper, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Brüksel’deki konuşmasına dikkat çekti ve “Akar’a bir kez daha söyledim. Hem S-400’lere sahip olup hem de F-35’lerle devam edemezsiniz. Bence bu F-35’ler için çok fazla tehdit teşkil ediyor ve tüm NATO müttefiklerimiz de bizle aynı fikirde. Özellikle de F-35’leri satın alanlar ya da deneyen ülkeler…” diye konuştu.
Mark Esper’e, ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley’nin, “ABD’nin Suriye’de tutacağı asker sayısının binden az olacağı kesin, belki 500 ya da 600 olur” açıklaması ve bu sayıya ne zaman ulaşılacağı da soruldu. Milley’nin rakamlarının şu anda doğru olsa da değişebileceğini belirten Esper, “Genelkurmay Başkanı’nın çekilme ve konuşlanmanın ayrıntıları konusunda kısa zamanda beni bilgilendirmesini bekliyorum. Suriye’nin kuzeydoğusundan asker çekmeyi hala sürdürüyoruz. Bu çekilme daha birkaç hafta sürecektir. Bazı ismi bilinmeyen savunma yetkililerinin 950 askere ineceğimiz yönündeki açıklamaları gerçeği yansıtmıyor. Bu sayıları kim, niye veriyor bilmiyorum ama bu doğru değil” dedi.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: