Son Dakika Haberler

Oikonomos: Evdeki Hesap Neden Çarşıya Uymuyor? / Hüseyin ORTAK

Oikonomos: Evdeki Hesap Neden Çarşıya Uymuyor? / Hüseyin ORTAK
Okunma : Yorum Yap

Oikonomos: Evdeki Hesap Neden Çarşıya Uymuyor?

Hüseyin ORTAK yazdı:

Günümüzde çok sık duyduğumuz ekonomi kelimesini kullanan ve onu kavram haline getiren Antik Yunan felsefecilerinden Xenophon’dur.

Xenophon, Türkçede Anabasis (On binlerin Dönüşü) adlı eserinde,
Kardeşini devirerek Pers tahtını ele geçirmeye çalışan Kyros için savaşan paralı askerlerin öyküsünü anlatır. Paralı askerlerin hikayesini anlatırken de anlatıldığı dönem açısından Anadolu’nun coğrafyası, yaşayan halkları, gelenekleri ve bunların yaşam koşulları hakkında önemli bilgiler verir.

Xenophon, Türkçede bu eserinden ötürü bir tarihçi olarak bilinse de Sokrates’in diyalektiğini izleyen ve karşılıklı konuşmalar şeklinde yazılmış felsefi eserleri de vardır.

Günümüzdeki ekonomi kavramının temellerini oluşturan Oikonomos isimli eseri bunlardan bir tanesidir.
Xenophon bu eserinde zenginliği biriktirmek ve korumak amacıyla hane halkının yönetimi nasıl olmalıdır sorusuna cevap aramıştır.

Adam Smith’in 1776 yılında yazdığı Milletlerin Zenginliği adlı esere gelinceye kadarki dönemde tarım hasatının ve hayvansal ürünlerin aile içinde ve ailenin mülkiyetindeki hayvanları arasında paylaşımı ile kiliseye ait toprakların yönetimi gibi konular Oikonomos’un başlıca ilgi alanı olmuştur.

Adam Smith’den başlayarak Oikonomos, ülkelerin ve toplumların ekonomik kararlarının sonuçlarını inceleyen bir alana dönüşmüş ve piyasanın kendi doğasına içkin olmayan bilinçli kararların etkisinin incelenmesi anlamı taşıyan ekonomi politik adını almıştır.

Ekonomist Olmak İsteyenler Kimlerdir?

Ekonomi Politik… 1970 ve 80’lerde bizlerin öğrencilik yıllarında donanımlı bir insan olmak isteyen, halkı, ülkesi ve dünyanın geleceği için güzel idealler taşıyan birçok öğrenciyi kendine çeken bu fiyakalı isime sahip ekonomi bilimi, 1990’lardan başlayarak farklı sürece girdi.
Bu süreçte teori olarak adlandırılan neo liberal tekerlemeler ve dar perspektifli varsayımlar üzerinden onların matematiksel ispatlarına çalışan bir alan haline dönüşen ekonomi bilimi, iklim değişikliğinin toplumsal etkileri, eğitim ve gelir eşitsizliğinin sınıflar arası farkların derinleşmesinde oynadığı roller gibi alanları neredeyse tamamen görmezden gelmeye, daha da önemlisi analiz dışı tutmaya başladı. Büyüme ve büyümenin finansmanına odaklandı.

Deyim yerindeyse ‘büyüme’ kavramı, kabilenin yaşadığı köyün meydanındaki totem gibi saygın bir figür oldu.

1990’ların ortalarından başlayarak yaşanan seri krizlerin ve bunalımların etkisiyle finansal sistemin krizlerine odaklanan ekonomi bilimi bugün, bir grup veri seti üzerinden tahminlerde bulunan bir tür yakın izleme işleriyle uğraşır hale geldi.

Kabilenin Totemi Hakkında Kuşkulu Olmak Gerekli Mi?

Siyasal yönetim başarısının, siyasal iktidarın ekonomik başarısına indirgendiği, ekonomi başarısının da büyüme olarak tanımlandığı neo liberal iktidarlar döneminde büyüme kavramı popüler sağ yönetimler tarafından kullanılan en mühim sığınak haline dönüşmüştür.

Siyasal günlük dilde ise çalışan sınıfların gelir ve ücret adaleti, sosyal hak taleplerini öteleme yöntemi haline gelmiştir.

İltifat marifete tabidir dercesine “Önce büyüyelim sonra paylaşırız” şeklinde formüle edilebilecek bu söz öbekleri çok zorda kalınınca tüm ülke vatandaşlarının bayrak, ülke bütünlüğü gibi ortak değerlerinin tehlikede olduğunu söyleyen güçlü imalara dönüşebilmektedir.

Bu Karanlıkta Biz:

Nobel edebiyat ödüllü yazarımız Orhan Pamuk‘un Kara Kitap adlı romanında, gizemli bir şekilde ansızın ortadan kaybolan karısını arayan roman kahramanına bu arayışında gazete manşetleri, telefon rehberlerindeki rastgele numaralar da eşlik eder. Yazar, bu yakıcı arayış romanında tesadüflerin etkisini, bu şekilde bir yaratıcı olay örgüsüyle romanına katar.

Sanat hayatı mı taklit eder? Hayat da sanatı taklit edebilir mi? Bu sorunun cevabının “evet”olduğunu düşünüyorum.

Bu yazıyı yazarken sevgili dostlar, telefonumun müzik çalarından da müzik dinliyorum. Tam evdeki hesap ile çarşı hesabı uyumsuzluğuna başka bir deyişle ülkemizin derinden yaşadığı ekonomik krizle ilgili bölüme başlamışken hoparlörden Hugo’nun 99 Problems (99 sorun) adlı parçası çalmaya başladı…

Hah! Tam Kara Kitap sendromu dedim.

Hepimizin artık iyice ikna olduğu üzere 2018 Ağustos ayından bu yana ülkemiz ekonomisi, döviz talebindeki artışlara aşırı tepki verir hale geldi.
Bu ve birbiriyle sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak bağlantılı gelir dağılımı, yoksullaşma, işsizlik, sanayi üretiminin düşüşü, ekonomik hayatın oyuncularının rekabete dayanıksızlıkları gibi konuları
unutarak yahut İstihdam Kalkanı, KOBİ kalkanı gibi “kalkanların” arkasında perdeleyerek her cuma başka bir gündemin peşinde koşuyoruz.

Geçtiğimiz Cumanın gündemi buzdolabı satışlarındaki yükselmelerin refah ve büyümeyi nasıl desteklediğiydi. Nüfusun büyük kısımının köylerde ve kentlerin refah imkanlarından görece faydalanamadıkları zamanlara ait bu refah kriterleri, nüfusunun %98’inin irili ufaklı şehirlerde yaşadığı 2020 Türkiye’sinde bir siyasal iktidarın ekonomik başarı kriteri olarak kullanılabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan…

Buzdolabı satış grafiği kamuoyu tarafından şaşırtıcı bir hararetle tartışılırken bu cuma da ‘320 milyar ton doğal gaz rezervi’ bulundu açıklamasıyla sarsıldık.

2017 yılında (mülkiyeti devlete ait) Türkiye Petrolleri Anonim Ortalığı’nın (TPAO) envanterine giren Basınç Kontrollü Sondaj (Managed Pressure Drilling – MPD) sistemi ile donatılı Fatih sondaj gemisi Karadeniz’de T1 kuyusunda bu rezervi bulmuştu.

Bulunan rezervin büyüklüğü ülkenin yaklaşık 10 yıllık evsel ısınma ihtiyacını karşılayacak gibi görünüyor. Enerjide dışa bağımlılığımızı birkaç yıl içinde azaltacağı propagandasıyla ilan edilen bu yeni zenginlik,
Türkiye’nin doğalgaz tedariği amacıyla Rusya ve İran’la imzaladığı uzun vadeli alım sözleşmeleri yüzünden umulan ekonomik etkilerini 10 yıldan uzun süre sonrasında gerçekleştirebilecek gibi duruyor.

Merak edenler sözleşmelerin süreleriyle ilgili Yeni Şafak Gazetesi’nin 4 Eylül 2019 tarihli nüshasında yer alan ve Sertaç Aksan tarafından yapılan haberde detaylı bilgileri bulabilirler.

Yine bu haberde, sözleşmelerin vade bilgilerinin yanısıra Avrupa’da en pahalı doğalgazı neden Türkiye’nin kullandığı ve ısınma faturalarımızın neden aile bütçelerini deldiği ve neden birçok yurttaşın faturalarını düşürebilmek için kış aylarını yarı ısınarak geçirdiği konularında fikir sahibi olabilirler.

Neo Liberalizmin en önemli fikir babası Hayek’le aynı tarihte Nobel Ekonomi ödülü alma talihsizliği yaşayan Mydral, Dönem başı beklentiler (ex ante tahminler) ile dönem sonu sonuçları (ex post sonuçlar) analizi gibi ekonomik analizi dinamik hale getiren ve beklentilerden sapma olasılığını ekonomik analizin hayati noktasına yerleştiren önemli bir bilim adamıdır.

Onun (ekonomi biliminin henüz neo liberalizm çözümsüzlüğüne uğramadığı yıllarda) ürettiği bu analiz yöntemi toplumsal refahın herkes için kabul edilebilir bir noktaya gelmesinin yavaş ilerleyen bir süreç olduğunu, sadece ekonomi bilimine ait tekniklerle sağlanamayan derin bir kavrayış ve hayal gücü gerektirdiğini söyler.

Mydral’ın görüşlerinden hareketle ekonomik sorunların çözümünü sadece ekonomide, onun içinde de büyümede aramak, ekonomik büyümeyi siyasal başarının odağı haline getirmek, bizim gibi ülkelerde sorunları çözmekten çok derinleştirici etki yaratıyor şeklinde bir değerlendirme rahatlıkla yapabiliriz.

Ülkemiz ekonomisinin kalkınmayı ve çalışanların yaşam koşullarında iyileşmeyi kısa vadeli öncelikli hedefleri arasına koyması gerekmektedir.

Kaynak üretme ve/veya kaynaklarını verimli kullanma konusunda unuttuğumuz kadar uzunca bir süredir sorun yaşayan Türkiye ekonomisinde herkesin mutabık olduğu evdeki hesapla çarşıdaki hesabın uyumsuzluğunun altında bu etkenler rol oynamaktadır.

Bu sürecin oluşturduğu ve siyasal iktidar tarafından da gözlenen sosyal memnuniyetsizlik, polisiye önlemlerle bastırılamayacak kadar çok boyutlu ve derin olmaya adaydır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri