Son Dakika Haberler

Sedat Peker: Kim ‘vatan-millet’ diyorsa, arkasında bir iş vardır!

Sedat Peker: Kim ‘vatan-millet’ diyorsa, arkasında bir iş vardır!
Okunma : Yorum Yap

Sedat Peker: Kim ‘vatan-millet’ diyorsa, arkasında bir iş vardır!

Sedat Peker, videolarının dokuzuncusunu yayınladı.

Suç örgütü lideri Sedat Peker 9’uncu videosunu “Yaşadıkça ve yaşlandıkça değil, direndikçe büyürüz” başlığıyla yayınladı.

Peker’in açıklamaları ve iddialarından öne çıkan başlıklar özetle şöyle:

Arkadaşlarımız bana hep, ‘Neden 40 yaş altındaki insanlara sesleniyorsun? Bizim işimiz bitmedi, biz de genciz, biz de bu ülke için iyi şeyler düşünüp yapmak istiyoruz” diyor. Siz misafirsiniz, ben de misafirim. Ama vallahi tüm anlattıklarım 40 yaş altı için.

“TELEVOLE DENEN ZEHRİ İÇMİŞ İNSANLARIZ”

Biz televole denen bir zehri içmiş insanlarız. Ömrümüzün 15-20 senesi televole denen şeyle geçti. İnsanlar ona çıkmak için para veriyorlardı. Akıl sağlığı yerinde olan bir insanın bırak dinlemeyi… Ben de dinledim, bizden bir şey olmaz. Bizden olsa olsa çöp olur. Vallahi diyorum masanıza oturtmayın, şaka yapmıyorum. Biz sadece aklınızı karıştırırız. Biz değil mi o televoleleri her gün olsun diye 4-5 saat TV başında onları izledik.”

Bir örnek vereyim Can Ataklı mesela. Adamın tarzı var, şekli var. Tanışmıyoruz ama. O da etkilenmiş ya, o da o kuşaktan o da seyredenlerden televoleyi. Bir haber yazmış, ‘Sedat Peker’in yurt dışına neden kaçtığını açıklıyorum’ diye. Meşhur olmak isteyen popçuların, böyle takipçi kasmaları gibi. Koskoca adamsın Can Abi, o yaptığın haber nedir, öyle rezalet mi olur? Olmaz. O yüzden diyorum, bizim hepimizi kaldırıp çöpe atacaksın, bizden bir şey olmaz. Bizim sizinle bir sözlü akdimiz var. Bu sözlü akdimizi ete kemiğe büründürmenin zamanı geldi. Artık zaman geçti, birbirimizi tanıdık. Bu işten büyük kârlı olan sizsiniz, ben küçük kârlıyım. Ama benim de kârım var. Benim kârım ne, kişisel gelişimde aslan avlamak diye bir şey vardır. Hayatında büyük başarı yakaladığında, geçmişte yaptığın ufak tefek hatalar bir anda unutulur, gündem dışı olur. Cezaevi filan onlar komik şey, ben onlarla ilgilenmiyorum. İnsanların algısındakini söylüyorum. Hak etmediğim şeyleri yüklediler bana. Bu hikâyeyi başarıyla neticelendirirsek ben, aslan avımı tamamlamış oluyorum. Yani bu nasıl okula gidiyorsun, öğretmenin sana ‘Senden hiçbir şey olmaz’ diyor. Büyüyorsun bir başarı yakalıyorsun, öğretmenin, ‘O kadar akıllı, başarılı bir çocuktu ki’ diyor. Annen baban bile seni farklı anlatmaya başlar. Bu işte benim kârım bu. Diyeceksiniz ki benim kârım ne? Anlatacağım.

“BELEDİYELERDEKİ RÜŞVET SİSTEMİ”

Sizin kârınız; ben size ülkede nasıl para çalınıyor, belediyelerdeki rüşvet sistemi, alt dernekler var, anlatınca kafayı yiyeceksiniz. Böyle profesyonel hırsızlık mı olur diye. Devlet ihalelerinde de taşeron sistemi. Ben bu ve bunun gibi hikayeleri size anlatacağım, siz bir nesil sonra zaten iktidar size geçecek. Bütün hırsızlıklarını yasal, gayrimeşru her şeyi anlatacağım. Bu kadar adam neden engellemiyor diyeceksiniz, ya engellemek istemiyorlar ki kardeşim. Belediyeler nasıl soyuluyor ben size anlatayım mı? Bak engellemesi de çok basit. Ama hepsini bugün anlatmayacağım. Bugün belediyeleri anlatacağım, taşeron hırsızlığını anlatacağım. Hepsini parça parça anlatacağım. Bir belediye başkanına rüşvet vermeye gittiğinde adam huylanıyor, senden parayı almıyor. Ya kelek yaparsa, ya kayıt yapıyorsa diye. Diyor ki bizim bir derneğimiz var, alt kuruluşa oraya şu kadar yardım yap. Sen gidiyorsun oraya parayı yatırıyorsun, işte hayır işi için bu dernek diyor sana. Hiç kusura bakmayın belediyeciler söz verdik doğru konuşacağız. Sen gidiyorsun paraya yatırıyorsun. Hani Sülü’nün Ankara’da akrabası var ya onun yaptığı işlerin bu belediye aksanı. O dev olmuş… Benim anlattığım belediyelerdeki sistem. Şimdi sen oraya parayı yatırdın ya, belediye başkanına gitmedi diyeceksin para. O ne yapıyor? 100 bin liralık bir iş var, en güvendiği arkadaşına diyor ki 1 milyonluk fatura kes diyor. İstediği insana verme gibi bir saçma bir şey var onu da siz kaldıracaksınız. En iyi teklif verenin ihaleyi alması lazım. Sonra o 1 milyon liralık işi alıyor ama 100 bin liraya yapıyor. Ona 100 bin lirayı veriyor, 100 bin de vergi vs çıkarsa. 800 bin lirayı kılçıksız alıyor cebe indiriyor. Bakın şaka yapmıyorum. Hiçbir polisin, takip altında filan değil, neden ceza almıyor, sonunda beraat ediyorlar, sistem bunun üzerine. Taşeron sistemi nasıl onu da anlatacağım. Bunlar bir ufak hamleyle değişilir. İnsanın karısına, çocuğuna zaafı olur, onu etkileyip seni yönlendirebilirler. Sistem kuracaksınız siz. Bana aslan avını bana yaptıracaksınız ben de size anlatacağım.

BEŞLİ ÇETE, ONLU ÇETE

Siz hep diyorsuuz ya, beşli çete, onlu çete, onlara ihaleyi veriyorlar. 1 milyar dolar, bunlar siz zannediyor musunuz ki bunların işçileri var. Yok. Bunlar alt taşeron sistemi var. Bunlar taşeronlara veriyorlar. 400 bin dolar taşerona veriyor, 600 milyon dolar kılçıksız bu tarafta. Alt taşeronun da alt taşeronu var. Samimi söylüyorum, rezalet, komedi. Tüm sistem bu şekilde çalışıyor. O alt taşeron ne yapıyor? En son o taşeronun da bir altı var, onlar kamyonların filan sahipleri var ya, onlar da yolunu buluyor da, emeğinin karşılığını buluyorlar. Ama ortadaki para ne kamyon, ne o ne bu. Taşeron sistemini kaldırdım diyeceksin. İhaleyi açacaksın, telefondan bile ihaleye girecek, tüm evrakları hazırlayacak. Madem taşeron bunu yapabiliyor, maliyeti bunu 200 milyon niye devletten 1 milyar çekiyor. Bu para nereye gidiyor? Bu para sizde kalınca, asgari ücret 2,5 bin lira ya 10 bin lira para olacak. Siz benim için ne yapacaksınız? Namuslu gazeteciler var ya, ben boşa konuşmam, bir şey konuşuyorsam bana inanın. Beni size, sizi de başkasına mahcup etmem. Diyorlar ki, ‘Sedat Peker’in her dediği doğru çıkmaya başladı’ diyorlar. Bir tanesi yanlış çıksın elimi keseceğim diyorum ya anlamıyor musunuz? Siz gazeteciler, korku iklimi var ya, kırıldı gerçi de. O korku iklimini aşmaları için gazetecilere cesaret vermeniz ama namuslu olanlara. Siz onlara cesaret verince muhalefet partilerinin içinde atarlı yürekli tipler var, onlara da coşkuyu verince, baskıyı kurunca, oy vermeyiz, gidecekler. İktidar keşke (soruşturma) açsaydı, bütün her şey ortaya çıkacak.

KİM VATAN-MILLET-BAYRAK DİYORSA ARKADA BİR İŞ VARDIR

Balkanlar “ümmet lideri” olarak filan görmüyor bizi. Sırplarla ticaret yapıyorlar. Orayı yöneten bir ırkçı parti. Ordaki Müslüman kadınlara tecavüz edenlerin devamı. Araplar malum, yanlış politikalar… Filistin, “biz burdayız Erdoğan nerde” diye slogan atarken burda bu yalaka A Haber “Erdoğan için tezahüratlar” olarak verdi bu olayı. Azerbaycan desen. Bir onlar kalmıştı, onları da gardaş deyip ihalelerine çöktüler. Türkiye bitti, sıra Azerbaycan’da.

Azerbaycan’daki tüm otoyol ihalelerini “beşli çete” aldı. Azerbaycan’daki piyango işlerini Demirören aldı. Azeriler tepkili, her şeyimizi alıyorsunuz diyorlar.

O POLİÇENİN SESİNDE BEN DE UYURUM

Engin Sigorta… Süleyman diyordu ya, ‘Ben o poliçe o sesini çok seviyorum’. Lan şirketin yüzde 5 bin, 7 bin, 57 kat büyümüş. Dünyanın neresinde böyle bir şey var. O poliçenin sesinde ben de uyurum, herkes uyur. Erdal Baba’ya araba, 20 sene evvel sana getirip sigortalattığında Erdal Baba diyordun. Şimdi Erdal Baba lazım değil ki. Bütün holdingler sende, poliçe sesi. E uyursun tabii. Sülü Allah’a yemin olsun, iğnenin deliğinden geçireceğim seni kibrit kutusundan alıp. Bugün senin son günün. Sen Yüce Divan’a gideceksin, yargılanacaksın, hiçbir şansın yok. Anlattıklarımın altlarını da hazırladım, delilleri de bende, seni bitireceğim. Madem ben suç örgütü lideriyim, sana yurt dışına gitmeden önce odanda çağırıp misafir ettiğin… Dur oraya geleceğim, Sülü bekle.

Üç tane ufak çocuğum, iki tane oğlum, iki tane arkadaşım. Biz bir yere gidiyoruz da bunlar nereden öğreniyor diyorum. Nereden öğreniyorlarmış biliyor musunuz? İnternet bir program varmış, saçma sapan her şeyi okudum çocukluktan beri ama yaş geçmiş herhalde teknolojiyi yakalayamıyorum. Bu görselleri, görüntüleri bilgisayara yüklüyorlar. Hangi oteldesin, neredesin eşleşme yapıyor. Bu yüzden arka fonda böyle zevksiz şeyler yapacağız kusura bakmayın. Yoruldum kardeşim. Gecenin birinde çoluk çocuk geldik yeni bir yere yerleştik, epey bir yol geldik. Bugün muktedir olanların çoğu, yaşları çok olanlar ölür ama onların çocukları, torunları benim yaşadığımı yaşayacaklar. Nereden mi biliyorum? Bu ülkede ne yaşanacaksa hep söyledim. Çocukluk arkadaşlarıma sorun. Orta Doğu’da yaşanacakları 25-30 sene önce söyledim. Çin’in yükselişini, Şanghay Beşlisi’ni anlattığımda kimse bilmiyordu. Vallahi gezecekler, ben tecrübeliyim ailemi de kendimi de korurum, sistematiğim var, aklım var. Onlar sudan çıkmış kuş gibi olacaklar. Dünyanın rezilliğini nasıl FETÖ’cüler yaşadı, onlar da yaşayacaklar.

AKİT TV

Akit TV’deki eski dostlarımız bizi ajan yapmışlar, Aydınlık’la aynı manşeti çıkmışlar. Deli bunlar. Sonra düşündüm bunlar şimdi büyük bir operasyona girecekler. Büyük bir saldırıyla karşı karşıyayız. Bir tarafta MOSSAD, bir tarafta CIA. İyi bir komutan en kötü şartlarından da kar etmesini bilendir. Şimdi bu durumu da kendi lehlerine çevirmek için kriz masası kurdular ama bilmiyorlar karşılarında ben varım. Şimdi o verdikleri baş harflerle birlikte sorguda itirafçı oldular.. Lan aptalsınız ya!

BENİ SATMASAYDIN CUMHURBAŞKANI OLURDUN

Ulan Sülü Cumhurbaşkanı olmaya kalktın bir de. Beni satmasaydın olurdun.

Akit TV’nin yazı işleri müdürü var: Murat Alan. İyi bir adam. Sadece bir şey diyeceğim. Kardeşim sen saldırıya uğradığında hastaneye ilk gelen ben değil miydim? En sevdiğim silahım 45’lik Coltumu sana verip “seni çocuğunun yanında dövdüler. Bir baba çocuğunun yanında dayak yememeli bir daha gelirlerse hepsini vur sana cezaevinde ben bakacağım” demedim mi kardeş? Yav kardeşim bir göz göze baktık, o kadar muhabbet ettik seninle. Sen yazı işleri müdürü oldun. Ben senin çocuğun için bu duruşu sergilerken sen benim çocuğuma yapılan… Ulan bu olayı ben mi buraya getirdim? Göreceksiniz suç örgütünü. Sen hariç Murat, senin kalbinin temiz olduğunu biliyorum ama diyebilirdin bu adam her şeyi yapar da ajanlık ne? Bu nasıl bir ayıp ya. Beni öldürseniz de kurtulamayacaksınız. Bu haberi yapıyorsunuz elinizde bir tane kayıt var mı benim ajanlık yaptığıma dair. Şu kadar ajan sayıyorsunuz koruyor diye, bir tanesinin resmini yayınlasanıza.

Ya Şevki Hocam ya. Atatürk’le ilgili düşüncelerin hariç çocukluğumdan beri seni dinledim. Cezaevinde yatarken çoluğumun çocuğumun rızkını dersaneler yapıyorsun diye, yurt dışından çocuklar getirecen onlar kuran bülbülü olacak diye çoluğumun çocuğumun parasını yolladım. Diyemedin mi bundan ajan olmaz her şeyi yapar ajan olmaz diye.

DOĞU PERİNÇEK

PKK Kamplarını ziyaret edip çiçek vermişsin şimdi PKK’yı şöyle yapacağız… Ya senin elinde çiçek verdiğin çocuklar şimdi yönetiyor PKK’yı. Bunlar da böyle hastalık var. Binali Yıldırım oğlunu korumak için alana o çıkmış.

“AKP’NİN SEÇİM KAHVELERİNİ BEN DAĞITTIM. HANİ BEN SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİYDİM. BİR KURUŞ PARA ALDIM MI?”

*Bana pislik mafya diyorlar ya, Ak Parti’nin seçim zamanı dağıttığı kahveler var ya, seçim zamanı. Hepiniz içtiniz, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi, benimdi o, hani ben pislik mafyaydım. Ulan onlarca milyon liralık kahveyi benden siz alıp dağıtmadınız mı her yerde. Lan bir lira mı verdiniz, verdiyseniz hani fatura. Lan size yazıklar olsun.

‘KÜLÜNK’E 1 BUÇUK MİLYON TL VERDİM’

*Metin abiyle, Ömer Külünk diye bir yakını var, nasıl ilişkimiz var, onu anlatayım. ‘Tefeciler benim yeğenimin elinden almış yerini’ dedi. ‘Eee Metin abi?’ dedim. O zamanın parası 300 bin TL, bugün 1-1,5 milyon, dolar üzerinden hesaplayınca o kadar. ‘Bir o tefecilerle konuşsan da şey yapsan’ dedi. ‘Yahu’ dedim, ‘Metin abi şimdi ben konuşsam. Ben ismimi unutturmaya çalışıyorum. Ben arasam, o onu arayacak, o onu arayacak, o onu arayacak, o onu arayacak… Sanki ben tahsilat yapıyormuşum gibi’ dedim, ‘Abi kaç para, ben vereyim parasını.’ O konuda ismi geçen, duyan bir iki iş adamı arkadaşı var, dedim, ‘Üçümüz birlikte 300 bin lirayı ödeyelim.’ Tabii iş para ödemeye gelince hiç kimse ödemez, 300 bini de ben ödedim. Tapuyu aldık verdik. Biz para verdik mi böyle veririz kardeşim.”

“ALMANYA’DAKİ DERNEKLERE PARA YOLLADIM”

*Veya Almanya’da o dernekler var ya, iyi arkadaşlar ben seviyorum, rica ederdi “Para yollar mısın onlara?” diye, el altından onlara para yollardım. Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım.

*Ya şimdi ben böyle deyince bizim diğer milletvekili tanıdıklar, lan bizi de, lan oğlum biz kimseyi söylemeyiz. Ama Biden miden gel film yap, sonra beni karalama kampanyasına abilik yap. İstesem gömmek için evet verdim derdim ama 10 bin değil çok daha fazlasını verdim.

BİNALİ YILDIRIM’A: ÇOCUĞUN GERİ ZEKALI MI, BIRAK O KONUŞSUN

Sayın Başbakan senin oğlunu korumana gerek yok ki. Neden? Adam 15 senede kaç milyon dolarlık servet yapmış. Biz sadece Hollanda’daki ayağını biliyoruz. Diğer ülkelerde kaç milyon doları daha vardı. Bu adam süper dahi olmasa 10 senede 3-5 milyar doları nasıl kazansın? Bıraksana çocuğun gerizekalı mı o konuşsun.

Düşkün Abdülkadir sen gerçekten delisin. Hangi gurursuz, onursuz bir adam kitleri torbayla getirdi diyebilir. Hiç utanmadın mı onu yazarken. Ulan bunu yaz deyip kafana gülle vursalar “yazmam, yalan da bu kadar yalak değilim demen” lazım. Ben suç örgütü müyüm ulan siz insan değilsiniz. Bir de diyor “MİT gelir kafasına sıkar”. Al Sülüyü gel.

Parayla adam öldüren kiralık gruplar var, uluslararası, onlarla görüşüyorlar. Bir Arnavut, bir Sırp bir de Rus gruplarla görüştüler. Tabi geçmişte benim hayatım insanlara hep iyiliklerle geçti. Her şeyi nasıl biliyorsun diyorlar ya çocukluğumdan beri hep iyilik yaptım her kesimden insana.

Bizim Karadeniz akrabamız dostumuz arkadaşımız. Hesapladım Emniyet’in hükümetin muhalefetin buna tepkisi ne olur. Konuşma yaparken orada dedim ki “bu 3 yaşında babaları şehit edilen çocukların intikamıdır. Hamile karılarının şehit edilen kocalarının intikamıdır. Merhamet etmeyeceğiz” dedim. “Eğer ki devleti yıkmaya başarırsanız oluk oluk kanlarınızı akıtacağız” dedim ve planım tuttu, bir patladı! Toplumu da topyekün savaşa dahil etmek için sivil şehit yasasının şeyleri de yapılmıştı.

PAMUKÖREN: DEMİRÖREN ZİRAAT’TAN KREDİ ALDI, FAİZİNİ BİLE ÖDEMEDİ

Şimdi bizim bu pamukören… Biz gazeteyi bastık, Aydın Doğan kargaşalardan korktu tabi, verdi yerleri. 750 milyon dolar. Aslında bir tanesi o kadar ederdi. CNN, Kanal D, Hürriyet hepsini aldık. Bu 750 milyon doları Ziraat Bankası verdi. Ziraat Bankası kimin? Devletin. Devlet kim? Sizsiniz. Bu devletten 750 milyon dolar kredi aldı ve hiçbirini ödemedi bu sahtekar. Ana parayı bırak faizlerini bile ödemediler. Yani siz teknik olarak oraya gitseniz “aç lan kapıyı” deseniz, “çıkın lan buradan” deseniz, (öyle bir şey yapmayın da) “Çıkın lan buradan” deseniz. “Bizim paramız, sahtekar kaç senedir para vermiyon”…

O sene 10 milyon tane çiftçi var bu ülkede, bütün hepsine toplam verdikleri kredi ancak o kadar. Çiftçi kredisini ödemediğinde traktörünü haczediyorlar, bizim Kanal D’yi haczeden var mı?

Sezgin Baran Korkmaz ve Erdoğan

“SEZGİN BARAN KORMAZ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA GİTTİ. HEM 45 MİLYAR DOLARINA ÇÖKTÜLER HEM DE OTELİNE. AĞAR’DAN ÖĞRENMİŞ BU İŞLERİ”

Burayı Allah aşkına iyi dinleyin çok önemli. Söz namuz bileğimi keseceğim. 5 Aralık Resul Home Organize suçlardan sorumlu Emniyet Genel Yardımcısı. Sezgin Baran Korkmaz kim? Amerika’da aranan bir arkadaş. Duymuşsunuzdur, Aslan diye geçen Ermeni bir adam vardır, şu an cezaevinde. Bu adamı arıyor, İçişleri Bakanlığı’na çağırıyor. 5 Aralık günü saati de aklınızda tutun. Akşam veya sabah saat 10 buçuk giriş, 12 buçuk çıkış. Aradaki konuşmayı anlatıyorum. Sezgin Baran Korkmaz’ın 45 milyon dolar bir iş adamından alacağı var. Süleyman buna diyor ki “senin hakkında tahkikat yapıldı dosya var. Sen yurt dışına çık, bu adamın parasını da, yukarının haberi var -Tayyip Abiyi kastediyor- bu parayı da sil, sorun çıkacak. Amerika’dan da büyük para gelecek diye herkes biliyor ya. Ey gidi ey, ne enterasan değil mi? Şimdi bütün kayıtlar çıkacak.

Sezgin Baran Korkmaz 6 Aralık’ta yurtdışına çıkıyor. Bundan sonra anlatacağım hiçbir şeyin önemi olmasa bile İçişleri Bakanı organize suçlar daire başkanı telefonuyla arayıp hakkında 6 aydır Türk polisi tarafından dosya hazırlanan bir adamı İçişleri Bakanlığı’na çağırıyor ve görüşüyor. Yurtdışına çıkmasını söylüyor ve çıkıyor. İşler bozuluyor. Bu 45 milyonu yavrum kabul etti ya Baran, napsın adam, devlet var karşısında. Oteli de istediler. Böyle bir namussuzluk kahpelik olur mu?

İş nasıl bozuluyor? Oteli de istiyorlar ya, Sezgin Baran bakıyor, her şey elimizden gidecek, bunlar 45’le başladı, şimdi otel… Bu dönmüyor Türkiye’ye. 28 Aralık’ta operasyon yapıyorlar. 29 Aralık ne biliyor musunuz, o 45 milyon doların ödenme günü, haciz olacak o gün. Sezgin Baran’ın karısını gözaltına alıyorlar o gün.

Bu Veysi… ben olayı toparlayayım diye beni arayan da Veysi biliyor musunuz? Aranan adamın oteline gidiyorsun, kalıyorsun, yüz binlerce euro hesap, ödemiyorsunuz, sonra adamı gasp ediyorsunuz. Lan siz bu adamın arkadaşı değil misiniz, otele gitmiyor musunuz sürekli? Yediğiniz ekmeğin kabını pisletiyorsunuz. Siz adam değilsiniz. Kayıtlar var. Kardeşlerim gazetecilere baskı yapın, direkt Yüce Divan. İçişleri Bakanlığı’ndan görüşme kayıtları (çıkar), adam kaçıyor.

İstanbul Başsavcısı namuslu adam izin vermiyor. Cumhurbaşkanı’na gidiyor “efendim bu işte bir karışıklık var”, o da diyor ki “benim haberim yok, kanun neyi diyorsa onu yap”. Sırf İçişleri Bakanı’yla görüşmesi bile Yüce Divan’lık.

Sezgin Baran Korkmaz, adayı terk edersen, kayıt yok kardeşim yanlış anlama ama başka birçok şey var. Sakın! Dik duracağız.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)