Son Dakika Haberler

Takımdan Ayrı Düz Koşu; Türkiye’de futbolun endüstrileşmesi kimin yararına? / Hüseyin ORTAK

Takımdan Ayrı Düz Koşu; Türkiye’de futbolun endüstrileşmesi kimin yararına? / Hüseyin ORTAK
Okunma : Yorum Yap

Takımdan Ayrı Düz Koşu; Türkiye’de futbolun endüstrileşmesi kimin yararına?

Hüseyin ORTAK yazdı:

“Sadece futboldan anlayan, futboldan da anlamaz.”
(Ceasar Louis Menotti)

Bizim kuşak, Türkiye’de futbolun 1960’lı yıllarını pek bilmese de akılların ermeye başladığı 1970’lerin ortalarından itibaren Türkiye’deki futbol ve sorunlarıyla oldukça ilgilidir.

İstanbul’da maçların İnonü Stadı’nda oynandığı, misafir takımlara sınırlı kontenjan verilmediği; herkesin neredeyse yanyana oturarak maç izlediği, tezahüratın rakip takımı aşağılamak için değil, takımı yüreklendirmek için yapıldığı, en çirkin tezahüratın “Aslan FB kova GS” yılları, bizim kuşakların anılarında hâlâ tazedir.

12 Eylül faşizminin ülkeyi kara bir bulut gibi kapladığı yıllarda Türkiye’nin yönünü değiştiren büyük düzenlemeler ve yasaklar arasında futbolla ilgili birkaç küçük değişiklik de vardı ve bu değişiklikler Türkiye’de futbolu hem sportif ve mali hem de toplumsal etki gücü açısından bambaşka bir yöne sürükledi ve bugünlere gelindi. Yapılan değişikliller neydi derseniz sadece iki değişiklikle her şey başladı diyebilirim. Değişiklik ve düzenlemelere kısaca değinecek olursak; Gece maçları haftalık ve düzenli hale geldi bir de misafir takım izleyici sınırlaması getirildi ve güvenlik gerekçesiyle kotaya uygun az sayıda izleyici misafir takım taraftarlarından kendilerine ayrılmış bölümde maçları izlemeye başladılar.

Birinci değişiklikle futbol radyodan dinlenen bir faaliyet olmaktan çıkarıldı ve televizyondan zaman ayırılarak toplu izlenen bir gösteri haline dönüştü. Bir diğer değişiklikle beraber kazanma arzusu holiganlık ve kör bir rekabet hırsıyla yer değiştirdi. Rekabetin körleştirdiği taraftarlar ise kendi takımlarının, klüplerinin mükemmel olduğuna inanan birer bağnaza dönüştüler.

Böyle bir güzide müşteri kitlesi üzerinde de hem yeni ürün çıkartma hem de satış yapmak çok kolay hale dönüştü.

Böylesi mümbit ortamda da ticari hamleler de peşi sıra geldi. TRT’nin yayınladığı maçlara alınan ve bir türlü bitmeyen bezdirici reklamlar, takımların formalara reklam almaya başlaması ve Futbol Federasyonunun 1994-95 futbol sezonu için 7.2 Milyon USD bedelli yayın ihalesi gibi hamlelerle klipler yayın ve sponsorluk gelirleriyle tanıştılar.

Profesyonel futbol, trübün, yayın ve sponsorluk gelirleriyle kasaları dolan klüplerin şirketleşerek borsaya açılmalarıyla birlikte hem kulüp yapısının hem de şirket yapısının ayrı tüzel kişiliklerde ama aynı organizasyon içinde olduğu tuhaf bir organizasyon yapısına kavuştu.

Böylesi verimli bir dönem ardından mali sermayenin bankacılık sisteminin kulüplere ilgisi gözle görülür ölçüde arttı. Daha önceleri sponsorluk ve/veya bağışlara aracı olmakla sınırlı olan ilgi, spor kulüplerinin gelirlerindeki ve nakit akışlarındaki iştah açıcı değişikliklerle birlikte 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren bankacılık sistemi kulüplere büyük limitlerle kredi açar hale geldi.

Finans kesimiyle daha önceleri alacak senedi/ promosyon karşılığı alınan ceklerin iskonto ettirilmesi şeklinde ve ağırlıklı olarak mali sermayenin kurumsal olmayan taraflarıyla kurulan ilişki, uluslararası mali sermayenin banka satınalma, ortak olma gibi yollarla Türkiye’ye para yağdırdığı sözünü ettiğim tarihten başlayarak hızla gelişti. Mali sermayenin bu ilgisi Türkiye’de Futbolun girdiği çıkmaz sokaktan önceki son virajdı diyebiliriz.

Türkiye’de spor kulüplerine bankacılık sistemi üzerinden verilen krediler en fazla 3 ila 7 yıl vade aralığında kullandırdı ve bu krediler vadesinde ödenemeyince faiz oranları, kullandırma komisyonları, kullandırım şartları değiştirilerek vade uzatımına gidildi. Sonuç olarak aldıkları kredileri bir türlü ödeyemeyen bankalara göbekten bağımlı ve bankaların asalak muamelesi yaptığı bir endüstriyel futbol sektörümüz ortaya çıktı. Merak edenler kredi kullandırırımlarını ve vade yenilemeleri ile ilgili bilgileri Kamuyu Aydınlatma Platformu sayfalarında hem banka hem de borsaya koteli kulüpler özelinde bulabilirler.

Bankaların kulüplere kredi kullandırması baştan itibaren hatalı bir bankacılık örneğiydi. Nasıl mı?
Futbol kulüpleri (muhasebe/ finans terimleriyle konuşacak olursak) şerefiye üreten organizasyonlardır. Bu şerefiye ise turnuva yahut lig başarılarıyla kazanılır. Dolayısıyla kulüplerin bir üretici firmayla benzer özelliğinin olduğunu söyleyemeyiz. Bu durumda bir kulüple bir sanayi şirketine aynı nitelikte kredi verilmesi doğru degildi. Futbol kulüpleri işletme yapıları gereği sermaye ve sermaye benzeri kredilere ihtiyaç duyarlar. Bu tip krediler sermaye artırımı, tahvil bono ihracı yahut eldeki bonservislerin menkul kıymet haline getirildiği varlık finansmanı işlemleri şeklinde olmalıydı.

Kervanı yola çıktıktan sonra düzenlemeyi adet haline getirmiş Türkiye mali sermayesi ve kamu yöneticileri bu konuda da bir mali mevzuat oluşturma ve buna uygun davranmaya ikna etme yerine kısa vadede ortaya çıkan sorunları kapatmayı tercih ettiler ve sonuçta Türkiye Futbol Federasyonu’nun lisans Kurulu gibi en kritik kurulu bankaların kontrolüne geçmiş oldu.

Bir taraftan bankalar diğer taraftan
maçları naklen yayınlayan kuruluşun abone sayısını ve dolayısıyla kârını maksimize etme amacıyla perde arkası katkısı gözardı edilemeyecek play of, ligden düşmenin kaldırılması, pazartesi maçları gibi acemilikler Türkiye’de sporun hem gelişimini hem de seyir keyfini azaltır hale gelmiştir.

Bu ikili baskı spor finansmanında gri alanların ve kayıtdışılığın artması gibi olumsuzlukları üretme potansiyelinin yanısıra çok daha önemlisi futbolu ön plana çıkarmakta ve gelir getirme ihtimali düşük spor dalları zayıflama ve kaybolma tehlikesine sokmaktadır.

Yazımın başında Arjantin’i dünya şampiyonu yapan teknik adamlardan Menotti’nin bir sözünü alıntılamıştım. Menotti’nin bu sözü ülkemizde hızla değişen ve endüstrileşen futbolu ve genel anlamda sporu bekleyen tehlikeler açısından da uyarıcı bir söz gibi sanki. Ne dersiniz?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri