Telatabi kabilelerinin popülist sansürcülüğü / Süleyman KARAN - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Telatabi kabilelerinin popülist sansürcülüğü / Süleyman KARAN

Telatabi kabilelerinin popülist sansürcülüğü / Süleyman KARAN
Yorum Yap

Teletabi kabilelerinin popülist sansürcülüğü…

İfade özgürlüğünü nasıl yorumladığımız, biraz da ne olduğumuzu ortaya koyan bir turnusol kağıdıdır. Bu siyasette, kültür-sanat alanında, bilimsel bir tartışmada ve hatta gündelik hayatta da duruşumuzu belirler. Bizim bir birey mi, bir taraftar mı, yoksa bir teletabi masalının parçası mı olduğumuzu ortaya çıkartır.

Bizden olmayan yasaklansın!

Önce taraftardan başlayalım, ki bunlar zaten ifade özürlüğünü savunmayı ancak kendi klanları için geçerli sayan bir profildir. Mesela kapitalist sistem içindeki ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları bir demokrat gibi eleştirirler ama Kuzey Kore’deki despotik iktidarın uygulamalarını sosyalizm adına savunabilecek kadar kafayı yemiş olabilirler. O sebeple kendilerine yapılan her baskı ‘faşisttir’ de, mesela Ahmet Altan’ın hapiste çürümesini çok isterler. Eğer ki bir gün hayal ettikleri iktidara kavuşurlarsa, ilk hapse atılacaklar arasında birinci sırada yer alacaklar büyük olasılıkla farklı bakış açılarına sahip sosyalistler olacaktır!

Muhalif kesimlerden başladım çünkü zaten siyasal islamcılar ve ırkçılar konumuz olamayacak kadar ifade özgürlüğüne düşman, her ne kadar içlerinden bazı ahlaken düşükler ve laf cambazları bu meseleyi önemser gibi görünse de… Yani bu yazının konusu olmayacak kadar berbatlar.

Plasebo liberalin ikiyüzlülüğü

Gelelim diğer bir güruha, plasebo liberaller veyahut pseudo-liberaller…

Öncelikle belirtelim ki, Liberal Demokrat Parti’den bazı isimler dışında, bu ülkede liberal pek yok, kendini liberal sanan bir grup cahil ezberci var. ‘Bir gün bir gazete okudum hayatım değişti’ sığlığında bir güruh bu, gazete de gazete ha, Kurtuluş Tayiz falan gibi tiplerin de yazdığı bir misyon gazetesi. Tabii DSİP’den etkilenmiş ‘kendinden menkul entolog, teolog, antropolog marksistimsi’ modasına kapılmış ekiple, Birikim tayfasından beynini yemiş bazı isimlerden etkilenmiş bir okur-yazar ekip de var bunların içinde; ama işte onların da Falım sakız müptelası kıvamında ezberciliği geçemediğini belirteyim. Bu kabile içinde bir Atatürkçü’nün, ifadeleri sebebiyle içeride çürümesi görmezden gelinecek bir mesele. Yani ‘Ahmet Altan yazıp çizdikleri sebebiyle içeride yatarsa bu faşizmdir, ama onun eleştirdiği herkes içeride yatsa da olur’ gibi bir garabet.

Her köşede vatan haini görenler

Peki ya ‘sarı saçlım mavi gözlüm neredesin’ciler… Tabii ki eyvahlar olsun durumları!.. Onlar zaten hemen herkesi vatan haini gördükleri için, kendileri dışında herkes içeride yatmalıdır! Bu sebeple çok üstünde durmaya gerek yok, fikir ve ifade hürriyeti pek bir şey ifade etmiyor maalesef bu cenahta. Bu sebeple de sansüre karşı çok duyarlı olmaları da gerekmiyor, yani diğerleri gibi kıvırtıp nalıncı keseri gibi bir tavır geliştirmelerine çok da gerek yok.

Şark kurnazı sansürcüler

İşte şimdi en şark usulü çifte standartçı kabileye geliyor sıra. ‘Sol liberal’ ve radikal demokrat çevrelere… İlki biraz eklektik ama Türkiye için bir karşılığı olan bir terim, ikincisi çok zorlama bir masal. Bunların özellikle Kürt siyasetine yakın kesiminin farklı bakış açılarına ve eleştirilere yönelik tavrı, sinik Aktroll tavrı gibi bir şey.

Önüne gelene ‘faşist’, ‘türcü’, ‘cinsiyetçi’, ‘ırkçı’ gibi etiketler yapıştıran ve güruh halinde linççi bir tavır sergileyen sözde radikal demokrat kabile bu!

İşte bu zihniyetin yaklaşımı sosyal medyada linççi, medyasında ise sansürcülükle su yüzüne çıkıyor. İfade özgürlüğünden anladıkları, sadece ve sadece kendi ifade özgürlükleri… Bu Artı Gerçek için de geçerli, gazeteduvar için de… Diğerlerini saymaya gerek yok bile…

Sansürlemekte geç kalma hüznü!

Bu yazının yazılma sebebi, son olarak Gülgün Türkoğlu Pagy’nin Ermeni meselesi üzerine olan yazısına uygulanan sansür ve bu sansürün neden uygulandığına ilişkin açıklama…

Öncelikle belirtelim ki, her medya organı belli bir ideolojik filtreye sahiptir. Yazarlarını seçerken de buna göre bir tercih yapar. Gülgün Türkoğlu Pagy uzun süredir gazeteduvar’ın yazarı. Genelde de bu ideolojik profile uyuyor. Ta ki bir konuda farklı bir fikir öne sürene kadar, sadece ve sadece bir konuda…

Tabii ki bazı konularda bu cenahın ne kadar tutucu ve sabit fikirli olduğunu unutmuş ve böyle bir tepki beklememiştir büyük olasılıkla. Sanki ‘bu mecrada Ermeni soykırımı önermesini kabul etmeyen yazamaz’ gibi bir kural koymuşlar da yazar buna uymamış! Ve yazı önce gözden kaçıp konmuş, sonra fark edilir edilmez de anında kaldırılmış. Açıklama böyle yani! Bu kadar net ve bu kadar da ötekileştirmeci, bu kadar ‘tekçi’, bu kadar ‘yasakçı’; onların bolca kullandığı deyimler ya kullanmış olalım!

O takkenin altında kel saklı

İşte bu sebeple Gazetelink Medya’da bu yazıyı yeniden yayımladık. Tüm eleştirileri ve linci de göze aldık, zira bizim linçten korkumuz yok. Beklediğimiz kadar olmasa da bu sözünü ettiğimiz kabileden ‘fırsatçılar’, “Böyle mi tık alacaksınız”, “Böyle mi itbar kazanacaksınız, çok çirkin” benzeri tepkiler de anında gelmeye başladı. Bu bizi sevindirdi; zira bu zihniyetin böyle bir tepki vermesi, ifade özgürlüğünü peynir ekmek gibi kullanan ve ifade özgürlüğüne böylesi düşman olduklarını gösterdi bir kez daha…

Tek kaleye maçta tribüne oynayan zihniyetten zaten ne beklenebilirdi ki!

Ve bir şeyi daha yeniden görmüş olduk: Radikal demokrat geçinenlerin nasıl da totaliter olduklarını… Bu da bonusumuz olsun!

Kim ne derse desin, linç etmek isteyen de etmeye devam etsin. Biliyoruz ki takkeler düşüyor, kel görünüyor zamanla!

Süleyman KARAN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: