Son Dakika Haberler

TİP’li vekiller Meclis açılışına katılmadı: ‘Tek Adam’ın önünde ‘hazır ol’a geçmeyi reddediyoruz’

TİP’li vekiller Meclis açılışına katılmadı: ‘Tek Adam’ın önünde ‘hazır ol’a geçmeyi reddediyoruz’
Okunma : Yorum Yap

TİP’li vekiller Meclis açılışına katılmadı: ‘Tek Adam’ın önünde ‘hazır ol’a geçmeyi reddediyoruz’…

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Yeni Yasama Yılı açılışı öncesi açıklamalarda bulundu. Baş, yaptığı açıklamada, Genel Kurul’da Erdoğan için ‘esas duruş’ planlandığını söyleyerek, “’Tek Adam’ın önünde ‘hazır ol’a geçmeyi reddediyoruz” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 27. Dönem 5. Yasama Yılı bugün başladı. Açılış programında TBMM Atatürk Anıtı önünde tören ve Yeni Yasama Yılı Açılış Toplantısı yapıldı. Genel Kurul’daki toplantıya AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. Açılış öncesi Meclis’te bir basın açıklaması yapan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, 75 gündür, memlekette yaşanan felaketlere, bir tek gün kaybetmeden çözülmesi gereken sorunlara, yaptıkları ısrarlı çağrılara rağmen Meclis’in asla toplanmadığını kayda geçerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Kendisini sultan, tüm yurttaşlarımızı da tebaası olarak görmeye alışmış durumda”

“Birazdan bir açılış töreni gerçekleşecek. Biz de Türkiye İşçi Partisi olarak, bu açılış töreninde söylenmeyecek, asla söylenmeyecek, ancak maalesef ülkemizin ve TBMM’nin gerçeği olan başlıkları söylemek ve açılış törenine dair aldığımız kararı açıklamak için karşınızdayız. Anayasa’ya göre ettiği tarafsızlık yeminine rağmen partili ve açıkça taraflı bir Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan’ın Meclis’e geldiği her gün, muhalefetin tavrına ilişkin çeşitli tartışmalar yapılıyor. Artık Saray’da yaşamaya alışmış; bu nedenle etrafı iktidarın nimetlerinden faydalanan, halktan kopuk, torpilli bir azınlıkla çevrili olan Tayyip Erdoğan, kendisini sultan, tüm yurttaşlarımızı da tebaası olarak görmeye alışmış durumda. Bu nedenle örneğin yüzüne karşı ülke gerçeklerinin küçücük bir bölümünün söylenmesine bile tahammülü yok. Bunun en somut örneklerinden birisi, sadece genel başkanların konuşma yaptığı 23 Nisan gibi özel bir günde bile Meclis’e gelmemeyi de alışkanlık edinmiş olması. Özetle, kendinden başka, hele kendisine muhalif herhangi bir insanı asla dinlemeyen bir şahıstan söz ediyoruz.

‘Onu ayakta, esas duruşta karşılamayan milletvekilleri belli ki içine dert olmuş!’

Öncelikle milletvekillerine gönderilen davetiyeyi sizlerle paylaşmak isterim. Bu davetiyede bizlere, “bugün açılış töreni yapılacak ve sadece AKP Genel Başkanı konuşacak, sonra dağılacağız” deniyor.  Ayrıca dikkatli bakıldığında Tayyip Erdoğan’ın girişiyle İstiklal Marşı aynı madde içinde yazılmış. Neden biliyor musunuz? Geçen yılların açılışlarında kendisine hak ettiği gibi davranarak onu ayakta, esas duruşta karşılamayan milletvekilleri belli ki içine dert olmuş! Bu nedenle geçen yıl buldukları dahiyane bir çözümü bu yılda hayata geçirmişler ki Tayyip Erdoğan salona girecek, hemen İstiklal Marşı başlayacak ve tüm meclis bu zat-ı muhteremi, mecburen, ayakta hazır ol da karşılayacak! Evet değerli arkadaşlar yanlış duymadınız. Burası TBMM, bugün yeni bir yasama yılının açılışı yapılıyor. Memleketin yüzlerce, binlerce derdi var, paramız pul olmuş, yurtsuz kalan öğrenciler banklarda sabahlıyor, üst üste gelen zamlarla ezilen insanlar geçinemiyoruz diye haykırıyor. Milyonlarca yurttaşımız büyük ve haklı kaygılara sahip ama AKP Grubu’nun tek derdi, tek tasası Tayyip Erdoğan’ın ayakta karşılanması!

‘Danışmanlarının yazıp promptere yüklediği saçmalıkları, Saray propagandası dışında hiçbir anlamı olmayan bir metni okumasını dinlemeyeceğiz’

Biz Türkiye İşçi Partili milletvekilleri olarak sadece AKP Genel Başkanı’nın konuşacağı böyle bir toplantıya katılmayacağız. TBMM iradesini yok sayan bir şahsın, halkın dertlerinin değil iktidarın yalan makinesi haline gelen danışmanlarının yazıp promptere yüklediği saçmalıkları, Saray propagandası dışında hiçbir anlamı olmayan bir metni önündeki cama bakarak okumasını dinlemeyeceğiz. Erdoğan’ı dinlemeyeceğiz çünkü;

-Kendisi Sarayında halkın parasıyla bir günde 8 milyon lira harcarken asgari ücretle hayatta kalmaya çalışan milyonların günde 93 liraya mahkum edildiği bir ülkenin cumhurbaşkanlığı makamını öfkesi, hiddeti, şiddeti, ihtirası ile işgal eden birinin önünde ayağa kalkmayı reddediyoruz! 

-Şahsı “ejder meyveli smoothielerler “aloe veralar” “beyaz çaylar”la beslenirken insanlarımızın çöplerden yiyecek bulmaya çalışmasını aklımızdan çıkaramıyoruz.

-Bu iktidarın zihniyetinin yol açtıklarından dolayı 9 yaşında hayatını kaybeden Oğuz Arda’yı, çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden babayı, kokladığı çiçekle hayallere dalan o umutlu genci, Ali İsmail’i döverek öldürdüğünüzü, zırhlı araçlar altında ezilen çocuklarımızı, 400 milletvekili alamadığınız için kan gölüne çevrilen memlekette çocuklara oyuncak götürürken Suruç’ta katledilenleri kardeşlerimizi, Ankara’da barış istediği için katledilen dostlarımızı, meydanlarda yuhalattığınız acılı annemiz  Gülsüm Elvan’ı, madenciye attığınız son tekmeyi, İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamadığı, sözleşmeden tek bir imza ile çekildiği için öldürülen kadınların isimlerini, yasadığı bir örgüt üyesi muamelesi yaptığınız LGBTİ+’ların her gün yaşadığı ayrımcılığı, belediyelerden üniversitelere atadığın tüm kayyumları, binlerce yoldaşımızın dört duvar arasında olduğunu, aklımızdan çıkaramadığımız için Erdoğan’ı dinlemiyoruz.

-Kendisi şahsı olarak 150 bin metrekareli sarayında saltanatını icra ederken öğrencilere ideal olarak sunulan  6 m2’lik alanda barınma hakkını elde edebilmek için sokaklarda yatmaktan başka çare bırakmayan üstüne de kardeşlerimizi yalancılıkla suçlayan bir kişinin utanmazlığı karşısında esas duruşa geçmeyi reddediyoruz.

‘Saray’ın kapısından çıkması bile doğaya zarar’

-Kalkıp Birleşmiş Milletler’de Paris Antlaşması’ndan bahsedip sonra onlarca araçlık konvoyuyla, özel uçaklarıyla şahsı için onca karbon salınımına sebep olan Erdoğan’ın Saray’ın kapısından çıkması bile doğaya zarar, Saray’ından çıkmasa bile günlük 8 milyonluk masrafıyla orada durduğu her gün bu halka zarar.

“Bu zararın önünde ceket iliklemeyi reddediyoruz”

Bu zararın önünde ceket iliklemeyi reddediyoruz. Her gün ortalama 5 kadının öldürüldüğü bir memlekette çıkıp da aymazca kadın erkek eşitliği fıtrata aykırıdır diyen bir kişinin önünde saygı duruşunda bulunmayı reddediyoruz.

-Bu memleket Afganistan olmasın diye yüz binlerce insanın öldüğü bir tarihi sadece hamaset söylemelerinde hatırlayan ve “Türkiye’nin Taliban inancıyla ters bir yanı yok” diyebilen bir kişinin saçmalıklarına daha fazla tahammül etmeyi reddediyoruz.

‘Sadece İkizdere’de değil, Soma’da, Adliyelerde, Boğaziçi’nde, Çorlu’da değil, burdayız da’

Erdoğan, hani sermayedarlara parsel parsel sattığın, müteahhitlere, talan ettirdiğin topraklardan birinde, İkizdere’de direnen halka söylediğin “Türkiye’nin değişik yerlerinden ne kadar sol varsa, komünist varsa alıp buraya getiriyorlar. Siz bizim önümüzü kesemezsiniz” diyordun ya;  haberin olsun Türkiye’nin dört bir köşesindeki solun, sistemin öğüttüğü emekçinin, ötekileştirdiğiniz “marjinal grupların”, adil bir dünya için mücadele eden, eşit bir hayat mümkün diyen sosyalistin seçerek TBMM çatısı altına getirdikleriyiz biz. Yani sadece İkizdere’de değil, Soma’da, Adliyelerde, Boğaziçi’nde, Çorlu’da değil, burdayız da… Yani senin dahil olduğun her kötülüğün karşısındayız  ve tam bu nedenle seni zoraki saygıyla falan dinlemeyi reddediyoruz!

‘Milyonlarca yurttaşımız gibi bizim de her gün defalarca tekrarlanan yalanları dinlemeye sabrımız kalmadı’

Kuşkusuz bu tavrımızın sadece sembolik bir yanı olduğunun farkındayız. Ancak TBMM çatısı altında da şimdilik sayımızın azlığına bakmadan, aynı duygu ve düşünceleri yüreğinde ve aklında taşıyan milyonlarca yurttaşımız gibi bizim de her gün defalarca tekrarlanan yalanları dinlemeye sabrımız kalmadı. Halkımızdan ve haklılığımızdan aldığımız güçle biz bu oyunda yokuz diyoruz. Haklı olanın güçleneceğine ve bu oyuna son vereceğimize inancımız tam. Bu inanç ve kararlılıkla yeni yasama döneminde hem parlamentoda hem fabrikalarda, okullarda, sokaklarda halkın mücadelesini büyütmeye her türlü halk düşmanı uygulamalara karşı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.

‘Artık bıktığımız bu sesi kürsülerden-ekranlardan değil duruşma salonlarında dinleyeceğimiz günleri hep birlikte getireceğiz’

Halkımıza da söz veriyoruz; Artık bıktığımız bu sesi, günlük hayatımızdan çıkarıp, kürsülerden-ekranlardan değil duruşma salonlarında ayakta ve ceketi halkın önünde iliklenmiş olarak dinleyeceğimiz günleri hep birlikte getireceğiz.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)