Son Dakika Haberler

Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil arasındaki dostluğu bitiren iddialar doğru mu?

Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil arasındaki dostluğu bitiren iddialar doğru mu?
Okunma : Yorum Yap

Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil arasındaki dostluğu bitiren iddialar doğru mu?

💥Yılmaz Özdil’in ‘Artı 1’ ile ilgili iddialarına dönemin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Hoş yanıt verdi…

Sözcü gazetesi yazarları Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar arasındaki köprüleri attıran iddialar Türkiye’nin gündeminde. Uğur Dündar, katıldığı canlı yayında, yakın arkadaşı Özdil’in Sezgin Baran Korkmaz’la ilgili attığı imalı tweetlere çok sert tepki göstererek “cenazeme dahi gelme” demişti.

Özdil’in Uğur Dündar’ı öfkelendiren tweeti şöyle:

“Dürüst ve güvenilir (!) araştırmacı gazetecilerin SBK (Sezgin Baran Korkmaz) aşına su katmak istemem ama, SBK’nın kafakola aldığı gazetecilerin listesi ABD’de açılan davanın iddianamesinde yazıyor… Kimlere televizyon kanalı kurdurdukları bile orada yazıyor!”

ARTI 1 İMASINA YANIT

Özdil’in Artı 1’in kuruluşuna ilişkin imalarına konunun muhataplarından Mustafa Hoş yanıt verdi.

Dönemin Artı 1 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Hoş yaşananları Veryansın Tv Youtube kanalında anlattı.

Konuyla ilgili soruları yanıtlayan Hoş, Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde Artı 1’de parasal açıdan ciddi sorunların olduğunu, stajyerlerin ve çalışanların para alamadığını belirtti. Hoş “Para girişi varsa bu parayı birileri yemiş demektir. Ben bunun hesabını sorayım o zaman. Çocuklar aç susuz çalıştı… Saatlerce yürüyüp işe gelen çocuklar vardı.” dedi.

Uğur Dündar’ın Yılmaz Özdil’e verdiği tepkinin haklı olduğunu belirten Hoş, “Yılmaz böyle bir şey yapıyorsa şunu yapmalıydı; alacak ifadeyi ya da iddianameyi, ‘böyle bir şey var ne diyorsunuz kardeşim?’ diyecek. Mıy, mıy, mıy, mıy… Bu ne ya? Biz belgesiyle konuşuruz. Uğur ağabeyi ararsın, telefonla sorarsın. Diyelim bunu yapmıyorsun o zaman açık alanda böyle iddialar var, ne diyorsunuz diye sorarsın. Sorarsın, anlatırız” ifadelerini kullandı.

Mustafa Hoş’un açıklamaları şöyle:

“Artı 1 kurulmuştu, yayına başlamıştı. Aradan 2-3 ay geçtikten sonra Uğur ağabey beni aradı. Ben çalışmak istemiyorum dedim. Sonra ısrar etti. Nedir burası dedim. Burası gazetecilerin yönetiminde olduğu bir televizyon dedi. Ben de o zaman kooperatif sistemini çok doğru buluyorum. The Guardian’ın kuruluşundaki benzer bir yapı gibi… Türkiye’de böyle bir yapı kurulması gerektiğini düşünüyorum. Tabii bunu Türkiye’de yapmak çok zor. Herkesin egosu memleketten daha yüksek olduğu için çok zor bir araya gelmek. Patron var mı diye sordum yok dendi.

‘15 GÜN SONRA ALTAN ERTÜRK ORTAYA ÇIKTI’

Ben başladım, 15 gün sonra Altan Ertürk ortaya çıktı. Bu nedir dedim. Buranın finansal yapısını sürdürmesi lazım dediler. O da soldan gelen, DİSK’de babası var, o yüzden burada olacak ama içeriğe karışmayacak denildi. Sonra Gezi patladı bir anda. Dışarıda bu kadar hareket varken içeride oturamazsın. Gazeteci için böyledir. Patlayınca onun içerisinde yer almak kanalın tanıtımı açısından büyük bir avantajdı. Bunu yapmaya çalışıyorum… Yok biz canlı yayın yapmayalım, sadece ana haberde veririz dediler. Ben kendi irademle birkaç sefer yayın yaptım, mırım kırımlar oldu.

‘YAYINA MÜDAHALE ETMEK İSTEDİLER’

Sonra Altan Ertürk beni çağırdı, yanında Mehmet Karasu vardı. Kanalın tekniği çok kötüydü. Stajyer ağırlıklı, bir kuruş para verilmiyor… Hepsini halledeceğiz, çok büyüyeceğiz, yatırım yapacağız dedi. Aynı zamanda yayınlara çeki düzen vereceğiz dedi. Çeki düzen veremezsiniz, ben ilk girdiğimde patron yoktu dedim. Patronculuk oynayacaksan önce çocukların parasını öde… Bunun dışında söyleyecek bir sözün yok.

‘UĞUR DÜNDAR’I GÖNDERECEĞİZ DEDİLER’

Biz Uğur Dündar’ı göndereceğiz, seni kanalın başına getireceğiz dediler. ‘Bunu duymamış olayım’ dedim, ‘Uğur ağabeyle konuşun’ dedim. Ben Uğur ağabeyle geldim. ‘Yayına müdahale etmeye çalışıyorlar, buna izin vermem yapıldığı anda da bırakırım’ dedim. Uğur abi de ‘bize böyle bir şey söylenmedi, beraber bırakırız’ dedi.

‘SANSÜR GİRİŞİMLERİ ARTTI’

Sonra sansür girişimleri artmaya başladı. Bizzat tehdit anlamında… İki kritik olay oldu. Bir Kabataş’ın provokasyon olduğunu söyledim. Dolmabahçe caminin de yalan olduğu ortaya çıktı. Bunların haber yapılmaması istendi ama yaptık. İtiş, kakış, sertleşmeye başladı… Sonra Divan Otel’de yayından çıkılması istendi. Israrla yayını kesti, sonrasında da film koptu. Ben bıraktım.

ARTI 1’DE CAN DÜNDAR DÖNEMİ

Uğur ağabey ve Tuncay Mollaveisoğlu ben de bırakırım dedim. 15 gün sonra Ali İsmail Korkmaz öldü. O bende büyük bir üzüntü yarattı, o gün açıkladım Twitter’dan, bıraktım, ayrıldım. Bir hafta sonra da Uğur ağabey ve diğerleri bıraktı. Kanalda hiç kimse kalmadı. Sonra Can Dündar’lar geldi, devam ettiler. Bu dönem için özet bu. Daha önce kitabımda yazdım. O dönemde başka bir isim de yok. Ben bir kuruş para almadım. Stajyerlerin parası bile kaldı. Para girişi yoktu doğru düzgün.

İSMAİL HOŞ’TEN YILMAZ ÖZDİL’E TEPKİ: MIY MIY MIY…

Hoş, ‘Sezgin Baran Korkmaz iddialarının nereden çıktığı’ sorusuna şu yanıtı verdi:

Yılmaz böyle bir şey yapıyorsa şunu yapmalıydı. Alacak ifadeyi ya da iddianameyi koyacak böyle bir şey var ne diyorsunuz kardeşim? Mıy, mıy, mıy, mıy… Bu ne ya? Biz belgesiyle konuşuruz. Uğur ağabeyi ararsın, telefonla sorarsın. Diyelim ki bunu yapmıyorsun; o zaman açık alanda, böyle böyle iddialar var , ne diyorsunuz diye sorarsın, anlatırız.

‘BENDEN SONRASINI BİLEMEM’

Niye yaptığını anlamadım. Nedenini bilmiyorum. Benim zaten bir diyaloğum yok. Ama sorsaydı, söylerdim. Benden sonra nasıl bir şey yapıldı bilemem. Can Dündar anlatır istiyorsa.

Hoş, ‘Ekim Alptekin’ hatırlatmasına ise şu yanıtı verdi:

“O dönemde Ekim Alptekin ismi hiç geçmedi. İsmini duyduğum anda da haberleri yazdım zaten. Vardır, arşivde Gazete Port’ta… Bora Jet’in satışı falan diye… O zaman duyduk, yazdık. Ayrıca birisinin FETÖ’cü olup olmadığını ben nereden bileyim. Her şey birbirine girdi…”

‘PARA GİRİŞİ VARSA BİRİLERİ YEMİŞTİR’

Ekim Alptekin’in “ben Altan Ertürk’le arkadaştım. Bana destek olmam istendi. Ben de reklam olarak 1, 2 milyon verdim” sözlerinin hatırlatılması üzerine Hoş şunları söyledi:

Benim olduğum dönemde bilmiyorum. Para girişi varsa bu parayı birileri yemiş demektir. Ben bunun hesabını sorayım o zaman. Çocuklar aç susuz çalıştı… Saatlerce yürüyüp işe gelen çocuklar vardı.

Uğur Dündar’ın tepkisinin haklı olduğunu söyleyen Hoş, şöyle devam etti:

‘YAKARIM, YIKARIM ORTALIĞI!’

“Ben tepkilerinde haklı olduklarını düşünüyorum. Çok sinirleniyorum buna. Ben onurum için yaşarım, buna kimsenin hakkı yok. Bunun hesabını sorarım, kim olduğuna bakmam. Yakarım, yıkarım ortalığı. Bizler bunları sindirebilecek insanlar değiliz. Bunu söylemek bile gücüme gidiyor. Benim hakkımda bir şey varsa bana bunun belgesini gösterin. Hapisse hapis, bunun bedelini ödeyeyim.

Herkesi kirletmeye çalışıyorlar. Herkes kirlendiği zaman kirliliğin anlamı kalmaz. Bu böyle bir şey. Elinde ne varsa Yılmaz açıklayacak bunu.”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)