Son Dakika Haberler

Uğur Mumcu suikastının 3 sanığı ‘tutuklanmama garantisi’ ile Türkiye’ye getirildi

Uğur Mumcu suikastının 3 sanığı ‘tutuklanmama garantisi’ ile Türkiye’ye getirildi
Okunma : Yorum Yap

Uğur Mumcu suikastının kırmızı bültenle aranan 3 sanığı ‘tutuklanmama garantisi’ ile Türkiye’ye getirilerek beraat ettirildi! …


➡️Uğur Mumcu suikastının arkasındaki örgüt olan Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi olmak suçundan yargılanan ve kırmızı bültenle aranan 3 sanığın “tutuklanmama güvencesi” ile Türkiye’ye gelmelerinin sağlandığı ve beraat ettikleri ortaya çıktı.

Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerinin arkasındaki örgüt olan yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi olmak suçundan yargılanan ve kırmızı bültenle aranan 3 sanığın, mahkemenin “tutuklanmama güvencesi” vermesinin ardından Türkiye’ye geldikleri, savunma yaptıktan sonra da beraat ettirildikleri ortaya çıktı.

Alican Uludağ’ın haberine göre; Mahkeme, beraat kararında sanıkların 2000 yılından önce İran’a gitmesini “28 Şubat döneminde kendilerini güvende hissetmedikleri” gerekçesiyle açıkladı.

Mumcu, 28 yıl önce 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki evinin önünde bindiği arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda hayatını kaybetti. Türkiye’yi sarsan cinayete ilişkin soruşturmada, 2000 yılına kadar hiçbir gelişme yaşanmadı. 17 Ocak 2000 tarihinde ise Beykoz’da Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun ölü olarak ele geçirildiği operasyonun yapıldığı villada ele geçirilen delillerden Uğur Mumcu cinayetine ilişkin ipuçları çıktı. Cinayetin arkasından Tevhid Selam Kudüs Ordusu çıktı. Ardı ardına yapılan operasyonlarda yakalanan Ferhan Özmen, Nejdet Yüksel ve Rüştü Aytufan 2005’te idam cezasına çarptırıldı. Daha sonra cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

ÖRGÜT ÜYELİĞİNDEN DAVA AÇILDI


Süreç içerisinde ise bazı sanıklar hakkında yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu terör örgütüne üye olmak suçundan yeni davalar açıldı. Bu kapsamda dönemin Ankara DGM Başsavcı Vekili Hamza Keleş, 18 Aralık 2008 tarihinde Ahmet Cansız, Selahattin Eş, Ali Akbulut, Aydın Koral hakkında yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütüne üye olmak suçundan dava açtı.

İddianame, sanıklar “örgütte özel görevli olmak, sevk ve yönetiminde bulunmak, örgüte ait kaleşnikof tüfeği bulundurmakla” suçlandı.

İddianamede, 1991-1998 yılları arasında İran’a giden sanıklara burada asker kıyafetli kişiler tarafından askeri ve siyasi eğitim verildiği, bomba yapımının öğretildiği iddia edildi. Buna ilişkin tanık anlatımları delil olarak gösterildi. Bu sanıklar, firari olduğu için haklarında önce yakalama kararı, ardından ise kırmızı bülten çıkarıldı. Dava yıllar sürdü.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren davada ilginç gelişmeler yaşandı. Mahkeme avukatlarının talebi üzerine Selahattin Eş, Ali Akbulut, Aydın Koral ve Ahmet Cansız’ın hakkındaki yakalama kararını “savunmalarını” yapmaları amacıyla kaldırdı. Bunun üzerine Ahmet Cansız dışındaki üç sanık, 2020 yılı içinde Türkiye’ye geldi ve mahkemede savunma yaptı, iddiaları reddetti.

20 Ekim 2020’deki duruşmada mahkemeye çıkan Aydın Koral, “Oğuz Demir’i tanımıyorum. En ufak bir örgütsel faaliyetimiz olmadı. Ben dini ve ilmi araştırmalarda bulundum” dedi. Koral, mahkemenin mahkumiyet kararı vermesi halinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasını kabul edeceğini de ifade etti.

BERAAT KARARI VERİLDİ


Davada 8 Aralık 2020 tarihinde karar çıktı. Mahkeme, sanık savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle Selahattin Eş, Ali Akbulut ve Aydın Koral’ın beratine karar verdi.

GEREKÇE: 28 ŞUBAT


Şüpheden sanık yararlanır ilkesine işaret edilen kararın gerekçesinde, sanıklar Selahattin Eş’in Selam gazetesinin üst düzey yazar ve yetkilisi olduğu, diğer sanık Aydın Koral’ın da yine sanık Selahattin Eş ile birlikte Selam gazetesinin üst düzey yetkilisi ve yazarı olduğu, sanık Ali Akbulut’un da Selam Gazetesinde çalıştığı ve muhabirliğini de yaptığı ifade edildi. “Sanıkların dini inanç ve düşünceleri çerçevesinde Türkiye’de çalışırken 28 Şubat süreci ile birlikte kendilerini güvende hissetmediklerini düşünerek İran’a gittikleri” savunulan kararda, şu değerlendirme yapıldı:

“Sanıkların din ve vicdan, düşünce ve ifade hürriyeti çerçevesinde faaliyetlerini İran’da da yürüttükleri kendilerine dünya görüşü veya hissiyatları yakın olan kişilerin İran’ı ziyaretlerinde onlarla görüştükleri, onlara eşlik ettikleri ve onların çeşitli dini mekan, kişi veya türbelere gitmelerinde ve görüşmelerinde eşlik ettikleri, sanıkların İran’da eşlik ettikleri kişiler ile ziyaret ettikleri kişilerin Yasadışı TEVHİD SELAM KUDÜS ORDUSU örgütü ile irtibatlı olduklarını bildikleri veya bilebilecek durumda olduklarının dosya kapsamından kabulünün sübut bulmadığı, keza sanıkların eşlik ettikleri kişiler ile birlikte gittikleri dini, türbe, mekan ve yerlerin ve Yasadışı TEVHİD SELAM KUDÜS ORDUSU örgütü ile irtibatlı olduğunu bilerek veya bilebilecek durumda olarak buralara gittiklerinin dosya kapsamından sübut bulduğunun kabulü ancak delillerle değil de atfı cürüm ve niyet okuma ile dosya değerlendirmeye tabi tutulduğunda ulaşılabilecek bir sonuç olduğu, mahkemenin ise, dosyada mevcut bilgi, belgelerden ve somut deliller çerçevesinde delil değerlendirmesi yapacağı izahtan varestedir.”

BOMBACININ DOSYASI AYRILDI


Davada yargılanan bir diğer sanık ise Oğuz Demir. Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştiren isim olan Oğuz Demir, o tarihten bu yana firari. Mahkeme, Oğuz Demir ile diğer firari Ahmet Cansız’ın dosyasının ise ayrılmasına karar verdi.

Demir’in davası, 5 Mayıs 2021’de devam edecek.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)