Son Dakika Haberler

Veli BEYSÜLEN: Güçlü bir Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na ihtiyaç var!

Veli BEYSÜLEN: Güçlü bir Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na ihtiyaç var!
Okunma : Yorum Yap

Güçlü bir Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na ihtiyaç var!

Veli BEYSÜLEN yazdı:

Nazi Almanyası’nın 1939 yılında Polonya’ya saldırısıyla başlayan ve milyonlarca insanın ölümüne yol açan ikinci emperyalist paylaşım savaşının (İkinci Dünya Savaşı) sona ermesinden hemen sonra, dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir işbirliği oluşturmak için 24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM) kendini, “Adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslar arasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır. Nitekim, yaşlı Dünya’mızda uluslararası ilişkilerde, kuvvet kullanılmasını evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma, 26 Haziran 1945’te 50 ülke tarafından imzalanan Birleşmiş Milletler Antlaşması’dır.
 
Böylesine yüce amaçlarla kurulan Birleşmiş Milletler teşkilatı, yapılanmasından dolayı bu amaçlara ulaşılmasını sağlamaktan oldukça uzaktır. Zira hükümetlerin atadığı görevliler, kendilerini atayan ülke hükümetlerinin temsilcisi olmanın ötesine geçemedikleri için her ülke temsilcisi ulusal hükümetinin sorunlara bakışını yansıtmaktadır. Burada belirleyici iki temel noktanın biri ulusal çıkarların insanlığın temel değerlerinin üstünde tutulması, diğeri ise atanan temsilcilerin ülkelerinin memuru olma sıfatını aşamamaları ve temsilcisi oldukları ülkeyi yöneten siyasi kadronun politikalarına boyun eğmeleridir. Yine BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimî üyesine tanınmış olan kararları “veto” yetkisi, teşkilatın yaptırım gücünü kırıyor. Nitekim yıllardır, dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan çatışmaların durdurulması ve barışın sağlanması hususlarında, ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın ellerinde tuttukları veto kartı nedeniyle, bu devletlerden herhangi birinin taraf olduğu veya çözülmesi gereken sorunun tarafı devletlerden birini desteklediği durumlarda sorunlar çözülemiyor. Örneğin; yıllardır Filistin topraklarını işgal altında tutan ve Filistinlileri yerlerinden süren İsrail, bu gücü ABD’nin BM’deki veto desteğinden almaktadır. Şubat ayında başlayan ve halen devam eden Rusya, Ukrayna savaşı da bunun son örneğidir.
 
Ne yazık ki, teşkilatın yetersiz kaldığı tek alan savaşlara müdahale edememek ve ebedi bir barışı sağlayamamak değil. Küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine yol açan aşırı karbon salımı, tarımda genetiğiyle oynanmış ürün üretimi, endüstriyel tarım, denizlerin kirletilmesi, dünyanın akciğerleri olan orman varlığının yok edilmesi, silahlanma yarışı, zehirli kimyasallarla maden aranması, madencilik faaliyetlerinin doğayı tahrip ederek canlı türlerinin yok olmasına yol açması gibi birçok alanda yaşanan olumsuzluklara yeterince müdahale edememektedir. Artan eşitsizlik, gelir adaletsizliği, Kuzey Yarım Küre ile Güney Yarım Küre arasındaki gelir uçurumu, Afrika kıtasını kasıp kavuran açlık, dünya nüfusunun büyük kısmının yoksullukla yüz yüze olması, COVID-19 salgınında aşıların zengin ülkeler tarafından stoklanmasının yoksul ülkelerin aşıya ulaşmalarını engellemesi gibi müdahaleyi gerektiren birçok sorun yaşanıyor.   
 
Evet, Birleşmiş Milletler örgütü, insanlık tarihinin en cesur ve iddialı uluslararası iş birliği girişimi olmakla birlikte, işleyişinde aksaklık ve zaaflar çok olan bir teşkilat. Yapılanmasından kaynaklı olarak yaşananlara uzaktan bakıyor. Yaptırım gücü yok. Özellikle mali bağımlılığı nedeniyle bir avuç güçlü devletin güdümünde.

Bu durumun farkında olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, teşkilatın sorunlara müdahalede yetersizlikler yaşamaması için bir reforma tabi tutulması gerektiğinden hareketle, Dünya çapında dev bir anket çalışması ile insanların nasıl bir BM istediklerini tespite çalışıyor. İnsanlara kısa ve öz sorularla nasıl bir birleşmiş milletler istediklerinin sorulduğu anketin yanı sıra, “Ortak Gündemimiz” başlığı ile hazırlanmış olan rapor BM Genel Kurulu’na sunuldu.
 
Hazırlanan rapor, BM’nin temel değerlerinin yeniden teyit edilmesi çağrısında bulunurken, örgütün temellerinin günümüz dünyasını daha iyi yansıtacak şekilde yeniden şekillendirilmesi gerektiğini kabul ediyor. Ayrıca acil eylem ihtiyacını da kabul eden rapor, iklim krizinin tüm insan yaşamı için varoluşsal bir kriz oluşturduğunun altını çiziyor ve insan faaliyetinin neden olduğu gezegenin hızlandırılmış ısınmasını sona erdirmek için ulusal sınırları aşan birlikte ve etkili bir çalışmanın gerekliliğini vurguluyor.
 
BM, 2020 yılının başlarında insanların öncelik ve beklentileri ile uluslararası iş birliğinin geleceği nasıl etkileyeceğini belirlemek için, bir yıl süren ve 1,5 milyon kişinin katıldığı BM girişimi adı altında bir çalışma yürüttü. Katılımcılar, umutlarını ve korkularını aktardılar, daha şeffaf, kapsayıcı bir BM çağrısında bulundular. İklim değişikliği ile çevre sorunlarını dünyanın uzun vadeli birinci sorunu olarak tespit ettiler.
 
Teşkilatın kuruluşunun 75. Yılı olan 2020 yılında, dünya acil bir küresel sağlık sorunu ile karşı karşıya kaldı. İklim kriziyle ilgili endişelerin yükseldiği 2020 yılında ortaya çıkan COVID-19 pandemisi henüz aşılmış değil. Zira gerek yeni liberal anlayışın uygulanmasına başlanan 1980’li yıllardan bu yana alabildiğine tahrip edilen ulusal sağlık sistemlerinin yetersizliği, gerekse sağlık alanında küresel iş birliğinin yeterli düzeyde sağlanmamış olması, aşı patenti, bilgi paylaşımının olmaması gibi engeller virüse karşı yeterli tedbir alınmasını engelliyor. Bu nedenle virüs mutasyona uğrayarak yoluna devam ediyor.
 
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Teşkilat Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ortak gündemin dayanışma olduğunu belirterek, “Birbirimize bağlıyız, dolayısıyla ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir topluluk veya ülke, karşılaştığı zorlukları tek başına çözemeyeceğini kabul etmeli ve hep birlikte hareket etmeliyiz.” diyerek küresel dayanışmanın önemine vurgu yaptı.
 
BM Genel Sekreteri, genel kurul açış konuşmasında, bu dayanışmanın sağlanması için insanlığın geleceğinin nasıl olması gerektiği ve nasıl güvence altına alınabileceği konusunda küresel fikir birliği oluşturmak üzere, “Geleceğin Zirvesi” yapılmasını öneriyor. Genel Sekreter’e göre Zirve, sürekli bir barışın inşası için daha fazla yaptırım, bölgesel çatışmaların önlenmesi için destek, nükleer silahlar ve siber savaş gibi stratejik risklerin azaltılması konularını ele alacaktır.
 
Zirve’de dünya genelinde insan haklarının çevrimiçi olarak uygulanması da Küresel Dijital İlkeler kapsamında ele alınacaktır. Uzayın barışçıl ve sürdürülebilir kullanımı ve gelecekteki şok ve krizlerin yönetimi gibi konuların da işlendiği rapor ayrıca hükümetler, çok taraflı kuruluşlar, özel sektör ve sivil toplum arasında daha iyi ortaklıklar kurulması çağrısında bulunuyor. Ayrıca daha güçlü küresel sağlık güvenliği ile küresel krizlere daha iyi hazırlanmak için acil durum platformu oluşturulması öneriliyor.
 
Buna ek olarak, dünyadaki 1,8 milyar genç için fırsatlar yaratmak ve umudu genişletmek gerektiğinin altının çizildiği raporda, bu amaçla 2022 için planlanan Dönüştürücü Eğitim Zirvesi ve Küresel Sosyal Zirve de dahil olmak üzere; eğitim, beceri eğitimi ve yaşam boyu öğrenme ile ilgili önlemler önerilmektedir. Herkes için insan haklarına ve onuruna dayalı barışçıl, güvenli toplumlar yaratmaya yönelik uluslararası çabaları koordine etmek için 2025 yılında bir zirve organize edilecek.
 
Raporun kıyamet senaryosu bölümünde, zengin ülkelerin aşıları biriktirdiği ve sağlık sistemleri bunaldığı için COVID-19’un durmadan mutasyona uğrayarak insanlığı tehdit etmeye devam ettiği vurgulanıyor. Buna, insan haklarının sürekli erozyona uğratılması, büyük bir iş ve gelir kaybı yaşanması ve bunun sonucu olan protestoların şiddetle bastırılmasının yol açtığı huzursuzluğun artarak devam ettiği vurgulanıyor.
 
Evet, tüm bunlar ve daha fazlası, dünyanın güçlü bir BM’ye ihtiyaç duyduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. İnsanlık ailesi, sermayenin aşırı kâr hırsıyla doğayı tahrip ettiği, ekosistemi yok ettiği ve bunun sonucu dünyanın hızla yok oluşa sürüklendiği gerçekliği ile yüz yüzedir. BM’nin dünyadaki tüm bu eşitsizliklerin giderilmesi ve sermayenin doğayı, doğal yaşamı yok eden sınırsız yatırımlarının önüne geçmek için yenilenmiş, hantal yapıdan kurtarılmış, yaptırım gücü yüksek, bazı devletlere tanınmış ayrıcalıkların ortadan kaldırıldığı, görevlileri devlet yönetimlerinin talimatını yerine getiren memurlar olma statüsünden kurtarılmış güçlü bir BM’ye ihtiyaç vardır.
 
Dileyelim ki BM Genel Sekreteri’nin, teşkilatın reformdan geçirilmesi gerektiği yönündeki çabası boşa gitmez ve insanlığın geleceğinde söz sahibi, ebedi barışın tesis edildiği adil ve eşit bir dünyanın inşasına imza atmış bir BM gerçekleşmiş olur!    

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)