Son Dakika Haberler

Veli BEYSÜLEN: Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü

Veli BEYSÜLEN: Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü
Okunma : Yorum Yap

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (11)

Yazı serimizin bir önceki bölümünün son paragrafında, işçi sınıfının 1985 yılından itibaren 12 Eylül’ün kendisini sindiren baskısını aşmaya ve hareketlenmeye başladığını belirtmiştim. Zira 12 Eylül faşizminin sendikal hareketi baskı altına alması, darbe öncesinde kazanılmış birçok hakkın geri alınmasına ve işçi sınıfının önemli kayıplar yaşamasına yol açmıştı. Bu da yetmemiş gibi, darbe yönetimi tarafından yürürlüğe konan 2821 sayılı Sendikalar ile 2822 sayılı Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt kanunlarında bulunan üyelik ve istifada noter şartı, toplu sözleşme yapmak için işkolunda çalışan işçi sayısının %10’u ile işyerinde çalışan işçinin %50+1’ini üye yapma şartlarının yanı sıra işverene çoğunluğa itiraz yetkisi tanınmasının yol açtığı uzun yetki alma prosedürü gibi düzenlemeler, sendikaların örgütlenmelerini ve toplu sözleşme yapmalarını neredeyse imkânsız hale getiriyordu. Tüm bu nedenlerle alttan gelen basıncın bunalttığı TÜRK-İŞ yasalardaki bu anti-demokratik uygulamaları eleştirmeye ve karşı çıkmaya başladı. Önceleri salon toplantıları şeklinde başlayan bu hareketlilik süreç içinde sokak eylemleri ile mitinglere dönüştü.
 
Bu dönemde, 12 Eylül 1980 darbesi sonrası çıkan sendikal yasalarla sendikalaşmanın, toplu sözleşme ve grev yapmanın koşulları hemen hemen ortadan kalkmışken, sendika yöneticileri arasında bile artık grev yapılamayacağı görüşü ağır basmışken, mücadelenin fitilini ateşleyen önemli grevler yaşandı. İşyerinin kapısında iki grev gözcüsü ile bir pankartın dışında herhangi bir şeyin bulunmasının yasak olduğu süreçte yaşanan grevlerin en önemlisi, 18 Kasım 1986’da İstanbul Ümraniye’deki Netaş işyerinde bağımsız Otomobil-İş Sendikası’na üye 2 bin 650 işçinin katıldığı grevdi. Netaş işçileri, 12 Eylül sonrasının ilk büyük grevini yaparak grev yapılmayacak şekilde düzenlenmiş olan yasaları deldiler. Böylece çoğunluğu 12 Eylül öncesi DİSK’e bağlı Maden-İş Sendikası üyesiyken birçok eylem ve direnişe katılmış olan işçiler, 1963 Kavel direnişçilerinin açtıkları yolda yürüyerek işçi sınıfı mücadelesinde tarih yazdılar. Zira grev yapılamayacağının konuşulduğu bir dönemde, 3 bine yakın işçinin yasalardaki yasaklara rağmen fabrika önüne çıkması işçi sınıfı mücadele tarihinde bir dönüm noktasıydı. Bu grevin yanı sıra Kazlıçeşme deri işçileri ile Migros işçilerinin grevleri de döneme damga vuran grevlerdi. 
 
Önceki bölümlerde belirttiğim üzere, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yaptığı ilk işlerden birisi DİSK ve bağlı sendikaların faaliyetlerini durdurmak olmuştu. Faaliyetleri durdurulan DİSK ile bağlı sendikaların yönetici ve temsilcisi konumundaki 1955 kişi gözaltına alındı ve işkenceye tabi tutuldu. Bunların içinden 1477 kişi hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı askeri mahkemesinde dava açıldı.  Açılan davada 78 kişi idamla yargılandı. İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi, 24 Aralık 1986 tarihli kararıyla, yönetici ve temsilcilere çeşitli cezalar verirken, DİSK ve bağlı 28 sendika hakkında kapatma kararı verdi. DİSK avukatlarının itirazı üzerine dosya Askeri Yargıtay’a intikal etti.
 
DİSK ile bağlı sendikalar hakkında kapatma kararı verilip yönetici ve üyelerinin ise cezalara çarptırıldığı bu süreçte, işçi sınıfı hareketliliği devam ediyordu. 1987 ve 1988 yıllarında da süren hareketlilik 1989 yılındaki Bahar Eylemleri ile zirve yaptı. 12 Eylül sonrasının baskıcı yönetiminde büyük hak kayıpları yaşayan işçi sınıfının 1985 yılından itibaren başlayan hareketliliği, zamanın iktidarının 600 bin kamu işçisinin süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşmaz tavır içinde olması ile birleşince, kamu işçileri 1989 yılı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ciddi bir eylem dalgası başlattılar. Üç ay süren eylem sürecinde, işçiler birçoğu ilk defa yapılan, değişik ve toplumdan destek alan eylemlere imza attılar. Yasaklı birçok eylemin işçilerin yaratıcılıklarıyla aşıldığı bu süreçte, eylemler işyerleri ile sınırlı kalmadı, sokaklara hatta mahallelere taşındı. Birçok ilginç eylem biçiminin geliştirildiği Bahar Eylemleri 12 Eylül 1980 sonrasının ilk büyük işçi hareketi dalgasıydı.
 
Kuşkusuz eylemlerin en önemli özelliği, zaman içinde siyasal içeriğe evirilmesi ve doğrudan ANAP Hükümeti’ni hedef almasıydı. Eylemlilik sürecinde ANAP iktidarı ile onun fiili lideri konumundaki Cumhurbaşkanı Özal’ı protesto eden sloganlar atıldı. Zira işçi sınıfının 12 Eylül’le başlayan yoksullaşması, 1983 yılında iktidar olan ANAP tarafından uygulanan neoliberal iktisat politikaları ile devam etmişti. Bu eylem sürecinin en önemli sonucu, 27 Mart 1989 yerel seçimlerinde gerilemeye başlayan ANAP’ın, 1991 genel seçimlerinde iktidardan uzaklaştırılması oldu.
 
Bu döneme damga vuran bir başka grev ve yürüyüş ise, Zonguldak maden işçilerinin 4 Ocak 1991 tarihinde başlattıkları Ankara yürüyüşüdür. 1990 yılında imzalanması gereken toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde ücret artışları konusunda anlaşma sağlanamaması üzerine, sendika 30 Kasım 1990 tarihinde Zonguldak ve ilçelerindeki Türkiye Taş Kömürü Maden Ocakları’nda çalışan 48 bin işçiyi kapsayan grevi başlattı. 1 ay boyunca, sendika öncülüğünde Zonguldak kent merkezinde eylemler yapıldı. Noeliberal iktisat politikasının uygulayıcısı Turgut Özal’ın başında bulunduğu ANAP iktidarı, özelleştirmeye zemin hazırlamak üzere, izlediği madenleri zarar ettirme politikasından dolayı herhangi bir adım atıp yaklaşım göstermedi. Bu nedenle, sendika 4 Ocak 1991 tarihinde eylemleri Ankara’ya taşımaya karar verdi. Ancak hükümet, işçileri Ankara’ya taşıyacak otobüslerin kente girmelerine izin vermedi. Bunun üzerine sendika, işçiler ile ailelerinden oluşan 100 bin kişilik kitle ile Ankara’ya doğru yürüyüşe geçti. Birkaç defa barikatlarla önü kesilmek istenen yürüyüşçüler her seferinde barikatları aşarak yürüyüşün üçüncü günü Bolu Mengen’e ulaştılar. Geniş bir kamuoyu desteğini alan madenci yürüyüşü basınında ilgi odağındaydı. Yürüyüş kolu 6 Ocak 1991 tarihinde Bolu Mengen’den Ankara’ya hareket etmek üzereyken, hükümetten sendikaya görüşme teklifi geldi. Bunun üzerine sendika yönetimi işçiler ile ailelerinin Zonguldak’a geri dönmelerine karar vererek kendisi görüşmeler için Ankara’ya hareket etti. Öncesi, yürüyüş süreci ve sonrası ile derslerle dolu önemli bir direniş sürecine imza atan sendika yönetiminin bu kararı yürüyüşün beklenen sonucu vermesini engellese de, bu yürüyüş 1989 Bahar Eylemleri ile birlikte emek düşmanı neoliberal politikaların temsilcisi ANAP’ın aynı yıl yapılan seçimlerde iktidarı kaybetmesinde önemli bir rol oynadı.
 
Yukarıda açıkladığım gibi, DİSK davası kararı, DİSK avukatlarının temyiz talebi üzerine Askeri Yargıtay’a intikal etti. Bu arada 1991 yılında çıkarılan 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası ile DİSK yöneticilerinin yargılandıkları Türk Ceza Yasası’nın 141. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Bunun üzerine Askeri Yargıtay, 16 Temmuz 1991 tarihli kararıyla DİSK ile bağlı sendikaların yöneticileri hakkında açılan davayı beraatle sonuçlandırıp kapatma kararını kaldırdı. Böylece DİSK 1992 yılında sendikal harekete geri döndü.
 
Önceki bölümlerde 1961 Anayasası’nın, sendika kurma ve üye olma hakkını uluslararası sözleşmelerin ruhuna uygun bir şekilde tüm çalışanlara tanımasından dolayı, 1965 yılında çıkarılan 634 sayılı yasayla kamu çalışanlarının sendikalar kurduklarını ancak 12 Mart 1971 askeri muhtırası sonrası yapılan anayasa değişikliği ile kamu çalışanlarının sendikalaşmasının yasaklandığını belirtmiştim. 1982 Anayasası sendika kurma ve üye olma hakkını işçi ve işverenlerin kullanabilecekleri bir hak olarak hüküm altına almıştı. Ancak ne anayasada ne de yasalarda bu hakkın yasaklandığına dair açık bir hüküm bulunmamaktaydı. Daha sonra konunun uzmanı öğretim üyeleri yürürlükteki mevzuatta memurların sendikalaşmasını yasaklayan bir hükmün bulunmadığını tespit ettiler. Bu tespitten yola çıkan kamu çalışanları, Türkiye tarafından onaylanmış ILO Sözleşmeleri ile insan hakları sözleşmelerini etkili bir biçimde kullanarak sendikalar kurmaya başladılar.
 
Elbette bu örgütlenme, önüne çıkarılacak idari ve yargısal engellerin oluşturacağı riskler göze alınarak başlatılan bir örgütlenmeydi. Her şeye rağmen yola çıkan öncü kadrolar,  kamu çalışanları sendikacılık hareketini başlattılar. Bu zorlu süreçte kurulan sendikalar arasında bir dayanışmaya ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç vardı. Bu ihtiyacı gören sendikaların kendi aralarında eşgüdüm sağlama çabaları sonuç verdi ve kısa sürede Kamu Çalışanları Sendikaları Platformu (KÇSP) oluşturuldu. Yoğun ve zorlu bir mücadele sürecini özveri ile göğüsleyen öncü kadroların başlattığı kamu çalışanları sendikacılık hareketi, kısa zamanda kamu çalışanları arasında kabul gördü ve hızla kitleselleşti. KÇSP’nin verdiği mücadelenin sağladığı meşruiyet ortamı sayesinde,  başka sendika ve konfederasyonlar da kuruldu ve 1995 yılında yapılan anayasa değişikliği ile kamu çalışanlarının sendikalaşmasının önü açılmış oldu.
 
Anayasanın değişmesi sonucu önü açılan KÇSP içindeki sendikalar, 11-12 Kasım 1995 günleri yapılan toplantıda Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nu (KESK) kurdular. KESK’i oluşturan sendikaların verdiği mücadelenin sağladığı meşruiyetle, 1992 yılında Türkiye Kamu-Sen, 1995 yılında Memur-Sen konfederasyonları kuruldular.

Tüm bu mücadeleler sonucu, 1995 yılında anayasa değişikliği yapılıp kamu çalışanlarının sendikalaşmasının önü açılmış olsa da gerekli yasal düzenleme ancak 2001 yılında yapıldı.
 
Yazı serimiz, 12 Eylül’ün sendikal alanda yarattığı tahribat, sendika siyaset ilişkisi, sendika hakkının herkese tanınması, başta emekliler olmak üzere hak ve menfaatleri ortak olan toplum katmanlarının sendikal örgütlenmelerinin engellenmesi ve yaşanan hak ihlallerinin işlenmesiyle devam edecek. Bir dahaki bölümde buluşuncaya kadar hoşça kalın, sağlıcakla kalın!

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

dedektif
Alanya escort Manavgat escort Fethiye escort Kemer escort Didim escort Çanakkale escort Aydın escort Muğla escort Tekirdağ escort Manisa escort Balıkesir escort Trabzon escort Elazığ escort Ordu escort Kütahya escort Isparta escort Rize escort Kahramanmaraş escort Yalova escort Giresun escort Yozgat escort Tokat escort Şanlıurfa escort Sivas escort Batman escort Erzurum escort Sinop escort Kırşehir escort Karaman escort Kırıkkale escort Bolu escort Amasya escort Niğde escort Uşak escort Edirne escort Çorum escort Osmaniye escort Zonguldak escort Van escort Erzincan escort Söke escort Bodrum escort Çerkezköy escort Akhisar escort Bandırma escort Ayvacık escort Akçaabat escort Karakoçan escort Altınordu escort Tavşanlı escort Eğirdir escort Ardeşen escort Afşin escort Altınova escort Bulancak escort Sorgun escort Erbaa escort Viranşehir escort Zara escort Kozluk escort Aziziye escort Ayancık escort Kaman escort Ermenek escort Keskin escort Gerede escort Göynücek escort Bor escort Banaz escort Havsa escort Osmancık escort Bahçe escort Alaplı escort Başkale escort Kemah escort Nazilli escort Fethiye escort Çorlu escort Alaşehir escort Altıeylül escort Biga escort Araklı escort Kovancılar escort Fatsa escort Simav escort Yalvaç escort Çayeli escort Dulkadiroğlu escort Çiftlikköy escort Espiye escort Sarıkaya escort Niksar escort Suruç escort Yıldızeli escort Sason escort Horasan escort Boyabat escort Mucur escort Sarıveliler escort Yahşihan escort Göynük escort Gümüşhacıköy escort Çamardı escort Eşme escort İpsala escort Sungurlu escort Hasanbeyli escort Çaycuma escort İpekyolu escort Refahiye escort Kuşadası escort Marmaris escort Süleymanpaşa escort Turgutlu escort Susurluk escort Gelibolu escort Of escort Ünye escort Domaniç escort Fındıklı escort Elbistan escort Çınarcık escort Tirebolu escort Akdağmadeni escort Turhal escort Eyyübiye escort Suşehri escort Yakutiye escort Gerze escort Mengen escort Merzifon escort Ulukışla escort Sivaslı escort Keşan escort Kadirli escort Ereğli escort Özalp escort Tercan escort Efeler escort Didim escort Çine escort Dalaman escort Menteşe escort Milas escort Ortaca escort Seydikemer escort Ergene escort Kapaklı escort Malkara escort Salihli escort Şehzadeler escort Soma escort Yunusemre escort Ayvalık escort Bigadiç escort Burhaniye escort Gönen escort Karesi escort Çan escort Yenice escort Ortahisar escort Yomra escort Perşembe escort Pazar escort Onikişubat escort Pazarcık escort Türkoğlu escort Eynesil escort Görele escort Piraziz escort Yağlıdere escort Çayıralan escort Boğazlıyan escort Zile escort Siverek escort Karaköprü escort Haliliye escort Akçakale escort Şarkışla escort Gemerek escort Oltu escort Palandöken escort Mudurnu escort Suluova escort Taşova escort Toprakkale escort Kilimli escort Tuşba escort Üzümlü escort