Son Dakika Haberler

GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE! (1) / Veli BEYSÜLEN

GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE! (1) / Veli BEYSÜLEN
Okunma : Yorum Yap

GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE! (1)

Veli BEYSÜLEN yazdı:

Bugün 10 Aralık, “İnsan Hakları Günü”. Evet bundan tam 73 yıl önce 10 Aralık 1948 tarihinde, insanların insan olmaktan dolayı, sahip oldukları temel hak ve özgürlüklerin düzenlendiği “İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ” Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yürürlüğe kondu. Yaşadığımız ülke Türkiye 1949 yılında bu bildirgeyi imzaladı ve taraf oldu. Ancak kabul edilmesinin üzerinden 72 yıl geçtiği halde, Türkiye hiçbir zaman bu bildirgeyi tam olarak uygulamadı. Ne yazık ki, bunun sadece Türkiye’nin sorunu olduğunu söylersek kendimizi kandırmış oluruz. Zira en büyüğünden en küçüğüne, en gelişmişinden en gelişmemişine dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde bu hakların, ihlal edildiğine dair birçok örneği göstermek mümkündür. En basitinden başta silah tekelleri, küresel sermayenin siyaset üzerinde kurduğu vesayetle başlattığı savaşlarla, insanların en temel ve vazgeçilmez hakkı olan yaşam hakkı yok ediliyor. Halbuki İnsanlığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini düzenlemeye ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabule götüren süreç, İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı yıkımın ve yaşattığı dramların bir daha yaşanmaması için, yapılması gerekenlerin tartışıldığı süreçtir. Bu nedenle, bildirgenin kabulünün sloganı “BİR DAHA ASLA” olarak belirlenmişti.    
 
Evet, insanlık tarihi, ilk çağlardan başlayarak, günümüze ulaşana kadar, bir yandan muktedirlerin başlattıkları, savaş, işgal, ve yıkımlarla geleceğe doğru yol alırken, diğer yandan ise barışın sağlanması, tüm insanların, insan olmaktan kaynaklı sahip oldukları haklarının güvence altına alınması ve eşitçe yaşanan bir düzenin kurulması için, yoğun tartışmaların yapıldığı, hatta zaman zaman kanlı mücadelelerin verildiği bir tarihe sahiptir. Nitekim insanlık tarihi, insanlığın toplumsal yaşama geçmesinden itibaren, farklı toplumsal düzenlerde, bireylerin toplumsal konumlarına göre farklı şekillerde uygulanmış olsa da İlk çağlardan itibaren, başta, hukuk yoluyla adaletin sağlanması olmak üzere, birçok alanda insanların sahip oldukları Temel Haklara ulaşmak için verilen mücadelelerle doludur. Mülk sahibi yönetici sınıf ile toplumun diğer katmanları arasında farklar olmakla birlikte, Antik çağda Yunan şehir devletlerinde yurttaşların direk katılımını esas alan demokrasi deneyimi, onu izleyen yıllarda Roma İmparatorluğunda uygulanan yönetim biçimi bu alanlarda önemli ilerlemelerin yaşandığı dönemlerdir. Ancak zamanla dinin toplumsal yaşamda belirleyici olması, din temsilcisi ruhban sınıfının toplum hayatına yön verme egemenliğini ele geçirmesiyle birlikte, bu alanda gerileme yaşandı. Bu durum 16. ve 17. Yüzyıllara kadar devam etti, Rönesansla birlikte, özellikle Avrupa genelinde, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, ruhban sınıfının hakimiyetinin Kilise ile sınırlandırılmasıyla birlikte, hukuk ve insan hakları alanlarında önemli adımlar atılmaya başlandı.
 
Elbette ortaya çıkan yeni durumla birlikte, insanlık, önemli tarihsel birikime dayanarak, toplumsal yapılanmayı bazı kurallara oturtmaya başladı. Bunun sonucu olarak, 18. Yüzyıl boyunca, zaman zaman kanlı mücadelelere sahne olsa da hukuk ve insan hakları alanlarında kazanımların teminatı olan, yazılı belgeler ortaya çıkmaya başladı. Bu süreçte en temel belge, 1789 Fransız devrimi sırasında açıklanan ve bir anlamda bugünkü insan hakları belgelerinin temelini teşkil eden ‘Yurttaş Hakları Bildirgesi’dir. 19. Yüzyıl boyunca, verilen mücadeleler, tek tek ülkelerde yazılı toplumsal sözleşmeleri (anayasa) ortaya çıkardı ve birçok hak teminat altına alındı. 20. Yüzyılın ilk yarısında dünyanın iki büyük savaş felaketi ile karşı karşıya kalması üzerine, harekete geçen insanlık, bir yandan barış içinde refahın paylaşıldığı, daha eşitlikçi bir toplumsal yapı oluşturulması için çaba harcarken, diğer yandan ise Temel İnsan Haklarını teminat altına alan, belgeleri kabul ederek yürürlüğe koydu. Kuşkusuz bu süreçte kabul edilen en önemli belge, 1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen, ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’dir. Bu bildirge başta yaşam hakkı olmak üzere, her insanın insan olmaktan dolayı sahip olduğu, bireysel ve toplumsal birçok hakkın belirlendiği temel belgedir. Nitekim bildirge de yer alan haklar daha sonra devletlerin anayasalarında da kendilerine yer buldular. Kuşkusuz bildirgenin en önemli özelliği, imzalayan ve taraf olan her devlete, bu hakları uygulama da azami çaba içinde olması yükümlülüğü getirmiş olmasıydı. Daha açık ifade etmek gerekirse, bildirgede yer alan haklar insanlara tanınırken, devletlere de bunları uygulama yükümlülüğü getirilmiştir.
 
Evet, 1948 yılında kabul edilen ve insan haklarının anayasası niteliğinde ki bildirgenin temel özelliği, bildirgenin teminat altına aldığı hakların, insanların, insan olmaktan dolayı doğuştan sahip oldukları, doğal haklar olmasıdır. Kısacası bu haklar, devletten devlete veya yönetimden yönetime farklı yorumlanacak ve uygulamada farklılıklar gözetilecek haklar değildir. Gerek bu bildirge gerekse bu bildirgeyi temel alan, birçok uluslararası belgenin ortak diğer özelliği ise bireysel hakların yanı sıra insanların, tek tek bireyler olarak ulaşamayacakları, haklara ulaşabilmelerini sağlayacak düzenlemeler içermesidir. Nitekim, bildirgenin içeriğine bakıldığında genelde bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasını ve geliştirilmesini esas alıyor gözükse de bildirge aynı zamanda, bireysel hakların ayrılmaz parçası olan ve her bireyin, yalnız başına koruyup geliştiremeyeceği; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hakların korunmasında ve geliştirilmesinde, genel anlamda toplumun tamamının veya hak ve menfaatleri ortak olan toplumsal katmanlar ile sınıflara mensup insanların, ortak menfaatlerini korumak üzere, bir araya gelme ve örgütlenebilme haklarını da teminat altına almıştır.
 
Kuşkusuz bu hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi, tek tek devletlere bırakılmayacak kadar önemlidir. Bu nedenle, Temel Hak ve Özgürlüklerin kullanımının denetiminde ulusal ve uluslararası denetim mekanizmalarının yanı sıra devletlerin karşılıklı gözetleme ve denetleme yetkileri de bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı, günümüz dünyasında İnsan Hakları ihlalleri yapan hiçbir devlet, benim iç işim deme hakkına sahip değildir. Kuşkusuz bu belgelerin en temel özelliği, yurttaşların devletin baskı ve zor aygıtlarından korunmalarının, işkence ve kötü muameleye maruz kalmamalarının teminine dair düzenlemeler içeriyor olmalarıdır. Aslında bu özelliğinden dolayı, en gelişmişten en gelişmemişe devletleri yönetenler bu haklardan rahatsızdırlar. Bu rahatsızlık özellikle 1980’li yıllardan itibaren, kapitalist sistemin, uluslararası sermayenin hakimiyetini pekiştirmek üzere, uygulamaya koyduğu, yeni liberalizmle birlikte, daha fazla görünür hale geldi. Dolayısıyla, son yıllarda dünya genelinde ülkeler, burjuva demokrasisinin asgari normlarından bile uzaklaştıkları için, demokrasi de ciddi bir geriye gidiş yaşanıyor. Artık ülkeler artık daha otoriter yönetimlerce yönetiliyorlar. Bu nedenle, birçok hakkın kullanımı gün geçtikçe daha da zorlaşıyor.


 
Halbuki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin başlangıcında; “Her birey ve toplumun her organı bu Bildirgeyi daima göz önünde bulundurarak bu hak ve özgürlüklere saygının yerleşmesini amaçlayan eğitim ve öğretim yoluyla ve hem üye Devletlerin halklarında hem de egemenlikleri altındaki halklarda bu hak ve özgürlüklerin evrensel ve etkin olarak tanınmasını ve gözetilmesini amaçlayan ulusal ve uluslararası tedrici önlemler alarak çaba göstersinler.” denmektedir.

Yine bildirgenin, birinci maddesi: “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.”

İkinci maddesi: “Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal, köken, mülkiyet, doğum veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptirler.”

Gerek başlangıç bölümü gerekse bildirgenin geneline temel oluşturan, ilk iki madde de görüldüğü gibi, bildirge her insanın doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlükleri tanımlamaktadır. Buna göre, her insan yasa önünde eşittir. Hiç kimse, herhangi bir farklılıktan dolayı, işkenceye ve kötü muameleye tabi tutulamaz. 
 
Ne yazık ki günümüz dünyasında insanların bu haklarını kullanmalarında ciddi bir geriye gidiş söz konusudur. Kanımca buna yol açan iki temel faktör var. Bunlardan birincisi; devletler arası olanının yanı sıra sermaye grupları arasında süren karşılıklı çıkara dayanan ticari ilişkilerdir. Özellikle sözde demokrasi ve insan hakları savunucusu gelişmiş devletlerin yönetimlerinin, İnsan Hak ve Özgürlüklerini yok eden az gelişmiş ülke yönetimlerine sessiz kalarak, onlarla ilişkilerini sorunsuz sürdürmeleri, uluslararası denetim mekanizmalarında ki, ağırlıklarını ihlali yapan devletleri koruma yönünde kullanmaları, bu devletleri yönetenlerin daha fazla ihlal yapma konusunda cesaretlendiriyor. İkinci önemli faktör ise her devletin kendisinin geçmişinde veya bu gününde insan hakları ihlallerine dair defosunun bulunmasıdır. Ne yazık ki, her devlet diğer devletin bu tür ihlallerini, kayıt altına alıyor ve işine geldiğinde kullanıyor. Yani devletleri ilgilendiren, insan hakları ihlalleri değil, ihlalleri kendi lehlerine kullanmaktır. Bir başka deyişle, insan hakları ihlalleri, devletlerin yerine ve zamanına göre, birbirlerine karşı kullandıkları şantaj aracına dönüşüyor. Daha açık ifade etmek gerekirse, kapitalizmin hakim olduğu dünya genelinde, devletleri yönetenler ile temsilcisi oldukları sermaye, insan hakları ihlallerini, ihlali yapan devlete, isteklerini kabul ettirmenin aracı olarak kullanmakta sakınca görmüyorlar. Bu nedenle, ihlaller dünyanın bütün ülkelerinde sistematik bir şekilde devam ediyor.    
 
Ne yazık ki, ikinci dünya savaşının hemen ardından, bir daha savaş ve yıkım olmasın, insanlık ailesi ile diğer canlılar ölüm ve acılar yaşamasınlar, doğa savaşlarla tahrip olmasın ve canlı yaşam sürsün diye Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen bu bildirgenin günümüzde eksiksiz uygulandığını ve insanların insan olmaktan dolayı sahip oldukları haklarını, sorunsuzca kullandıklarını söylemek mümkün değildir. Özellikle yaşadığımız ülke Türkiye özelinde insan hakları ihlallerine bu yazının bir sonraki bölümünde değineceğim.

Bir daha görüşünceye kadar hoşça kalın sağlıcakla kalın!

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

dedektif
Alanya escort Manavgat escort Fethiye escort Kemer escort Didim escort Çanakkale escort Aydın escort Muğla escort Tekirdağ escort Manisa escort Balıkesir escort Trabzon escort Elazığ escort Ordu escort Kütahya escort Isparta escort Rize escort Kahramanmaraş escort Yalova escort Giresun escort Yozgat escort Tokat escort Şanlıurfa escort Sivas escort Batman escort Erzurum escort Sinop escort Kırşehir escort Karaman escort Kırıkkale escort Bolu escort Amasya escort Niğde escort Uşak escort Edirne escort Çorum escort Osmaniye escort Zonguldak escort Van escort Erzincan escort Söke escort Bodrum escort Çerkezköy escort Akhisar escort Bandırma escort Ayvacık escort Akçaabat escort Karakoçan escort Altınordu escort Tavşanlı escort Eğirdir escort Ardeşen escort Afşin escort Altınova escort Bulancak escort Sorgun escort Erbaa escort Viranşehir escort Zara escort Kozluk escort Aziziye escort Ayancık escort Kaman escort Ermenek escort Keskin escort Gerede escort Göynücek escort Bor escort Banaz escort Havsa escort Osmancık escort Bahçe escort Alaplı escort Başkale escort Kemah escort Nazilli escort Fethiye escort Çorlu escort Alaşehir escort Altıeylül escort Biga escort Araklı escort Kovancılar escort Fatsa escort Simav escort Yalvaç escort Çayeli escort Dulkadiroğlu escort Çiftlikköy escort Espiye escort Sarıkaya escort Niksar escort Suruç escort Yıldızeli escort Sason escort Horasan escort Boyabat escort Mucur escort Sarıveliler escort Yahşihan escort Göynük escort Gümüşhacıköy escort Çamardı escort Eşme escort İpsala escort Sungurlu escort Hasanbeyli escort Çaycuma escort İpekyolu escort Refahiye escort Kuşadası escort Marmaris escort Süleymanpaşa escort Turgutlu escort Susurluk escort Gelibolu escort Of escort Ünye escort Domaniç escort Fındıklı escort Elbistan escort Çınarcık escort Tirebolu escort Akdağmadeni escort Turhal escort Eyyübiye escort Suşehri escort Yakutiye escort Gerze escort Mengen escort Merzifon escort Ulukışla escort Sivaslı escort Keşan escort Kadirli escort Ereğli escort Özalp escort Tercan escort Efeler escort Didim escort Çine escort Dalaman escort Menteşe escort Milas escort Ortaca escort Seydikemer escort Ergene escort Kapaklı escort Malkara escort Salihli escort Şehzadeler escort Soma escort Yunusemre escort Ayvalık escort Bigadiç escort Burhaniye escort Gönen escort Karesi escort Çan escort Yenice escort Ortahisar escort Yomra escort Perşembe escort Pazar escort Onikişubat escort Pazarcık escort Türkoğlu escort Eynesil escort Görele escort Piraziz escort Yağlıdere escort Çayıralan escort Boğazlıyan escort Zile escort Siverek escort Karaköprü escort Haliliye escort Akçakale escort Şarkışla escort Gemerek escort Oltu escort Palandöken escort Mudurnu escort Suluova escort Taşova escort Toprakkale escort Kilimli escort Tuşba escort Üzümlü escort