2019'da Türkiye'de Cumhuriyet.../ Celal TURNA - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

2019’da Türkiye’de Cumhuriyet…/ Celal TURNA

2019’da Türkiye’de Cumhuriyet…/ Celal TURNA
Yorum Yap

2019 YILINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİN BİR YORUM…

Bazı sayfalarda Cumhuriyet Bayramı’na dair paylaşımların altına yazılan yorumları tek tek okudum. Tanıdığım ve sevdiğim arkadaşlarımın da aralarında olduğu bu tartışmalarda topa girmek istemezdim. Ancak;

Tartışmalarınız ideolojik, sosyolojik, tarihsel, hatta psikolojik açıdan eksiklikler içeriyor. Daha çok siyasi tartışma şeklinde yürümüş.

Bütün tarihi olay ve gelişmeleri burada sıralayacak değilim. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, Türkiye zemininde alt yapıdan yoksun bir şekilde “Kurtuluş Savaşı”nın başarısı üzerine inşaa edilmek istendi. Kurtuluş Savaşı’nı birlikte veren halklar, 1921’de savaş devam ederken Anayasa etrafında anlaştılar. Sözleştiler.

Savaş 9 Eylül 1922’de sona erdi. Temmuz 1923’te Lozan’da sonuçlandı.

Cumhuriyetin ilanına doğru gidilirken -Lozan’dan hemen bir hafta sonra- önce I. Meclis dağıtıldı. Lazistan, Kürdistan, Dersim ve Alevi Mebusları evlerine gönderildi.

10 Ağustos 1923’te Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ağırlıklı olarak belirlediği yeni milletvekilleri Meclis’e geldi. Yani Cumhuriyet’in ilanından iki buçuk ay önce bunlar yaşandı. Buna rağmen 115 civarında Hilafet yanlısı, Cumhuriyet karşıtı Milletvekili de Meclis’te bulunuyordu. Sert tartışmalar oluyordu.

Kürtler ve Aleviler ile Sol yanlısı olanlar ise tamamen dışlanmıştı. Hilafet yanlısı Muhalif Grubun Lideri konumundaki Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, Mustafa Kemal’in bilgisi dahilinde Yaveri (Muhafız Alay Komutanı) Topal Osman’a öldürtüldü.

Cumhuriyet böyle bir siyasi atmosferle ilan edildi.

Sonra… Türkiye’nin bugün yaşamakta olduğu “SORUNLAR”ın kilometre taşları bir bir döşendi.

1839 Tanzimat Fermanı’yla devlet içinde alınan asimilasyon kararları yürürlüğe sokuldu. “Türk-İslam” sentezi Devlet’te hakim kılınacaktı!!!. Devlet bu ideoloji üzerine tanzim edilecek denildi.

Bu devlete “Ulus Devlet” denildi. Ve 1924 Anayasası yapılarak halklarla Kurtuluş Savaşı yıllarında yapılan sözleşmeler tamamen bozuldu. Ve iç kavgalarımız kronik bir hal aldı.

1925’te Şark Islahat Planı ile birlikte… Vatana İhanet Kanunu çıkarıldı ve İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

Özellikle Kürt bölgelerinde hareketlenmeler oldu. İrtica olarak tanımlanan dinci ve hilafetçiler yer altına indi. Çok sayıda darağaçları kuruldu. Ne kadar ırkçı varsa devlette ve partide egemen kılındı. Ermeni Soykırımı’nın ideoloğu olarak kabul edilen Şükrü Kaya İçişleri Bakanı ve Parti Genel Sekreteri yapıldı.

Bir numaralı Kürt düşmanı Mahmut Esat Bozkurt Adalet Bakanı yapıldı!

ULUS DEVLET VE TÜRK-İSLAM SENTEZİNE UYGUN GÖRMEDİKLERİ DERSİM’İ PİLOT BÖLGE OLARAK BELİRLEDİLER

Ulus devlet ve Türk-İslam sentezine uygun görmedikleri Dersim’i ‘pilot bölge’ olarak belirlediler ve 1926’da ilçe yapıp Elazığ’a bağladılar.

1927’de Mustafa Kemal, en yakın arkadaşı olan İbrahim Tali Öngören’i milletvekilliginden ayırarak Dersim’e vali olarak gönderdi. Ve Dersim Katliamı‘nın hazırlıklarına o zaman başlandı.

“Öyle bir İŞ yapacağız ki” … Türk-İslam sentezine uymayan bütün kimlikler sinecek, korkacak ve ses çıkaramayacak duruma getirilecek denildi… Ve 1937-1938’de olanlar oldu!

Dersim’de bir halk, bir inanç, bir dil soykırımdan geçirildi, adeta haritadan silinmek istendi…

Atatürk dönemi ideolojik olarak böyle bir manzara sergiliyordu. İslami kanadı Diyanetle kontrol altına alacağını sanmıştı. Solcular için 141, 142, 146; İrtica için 163. maddeleri idam içerecek şekilde ceza yasalarına koydular. Tedbir aldıklarını sanıyorlardı.

Irkcılık ve faşizm gibi insanlık suçları için ise hiçbir önlem alma gereği duymadılar. Çünkü özünde iktidar onlardan oluşuyordu.

Elbette emperyalistlere karşı birlikte verilen Kurtuluş Savaşı da, onun liderliği de, Cumhuriyet’in ilanı da, bunun Lozan‘da dünyaya kabul ettirilmesi de, Harf Devrimi de, Medeni Kanun, Laiklik, kılık-kıyafet ve bir takım kadın haklarının getirilmesi çok değerli ve önemlidir.
Ne var ki Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ve her zaman onların yanında olan Mezopotamya ve Anadolu halklarına asimilasyon ve soykırım uygulamak Allah’tan reva mıdır?

Bu nasıl bir ruh, nasıl bir vicdan, nasıl bir Müslümanlık ve nasıl bir adalettir?…

Önce insan olmayı becerelim. Ve birlikte yaşam için Cumhuriyeti demokratikleştirelim. Başka bir şansımız da yoktur. Kısacık ömrümüz için bu topraklar hepimize yeter. Ve kefenin cebi de yoktur.

Bu arızalı siyasetin cılkını iyice çıkaran AKP-MHP faşizmini başımızdan defederek işe başlıyabiliriz.

Celal TURNA

*Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazetelink‘in editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: