Son Dakika Haberler

Yabancı basın: Yasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşlerinin mal varlığı, bilinen gelirleri ve yatırımlarını içeriyor

Yabancı basın: Yasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşlerinin mal varlığı, bilinen gelirleri ve yatırımlarını içeriyor
Okunma : Yorum Yap

Yabancı basın: Yasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşlerinin mal varlığı, bilinen gelirleri ve yatırımlarını içeriyor …

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığına dair rapor, Yasanın yürürlüğe girmesi durumunda, en fazla 120 gün içinde ABD Dışişleri Bakanı’nın, istihbarat servisi ve Hazine Bakanlığı’yla birlikte çalışarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve ailesinin (eşleri, çocukları, anne-babası ve kardeşleri olarak belirtiliyor) tahmin edilen mal varlığı, bilinen gelirleri ve yatırımlarına dair rapor hazırlaması isteniyor.


Temsilciler Meclisi’ne sunulan tasarı, Salı günü yapılan oylamada 403’e karşı 16 oyla kabul edildi. Tasarı kapsamında operasyonla ilişkilendirilen Türk yetkililere ve savunma sektörüyle ilişkilendirilen bankalara yaptırım uygulanması öngörülüyor.

Aynı yasa tasarısında, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasına yönelik yaptırım uygulanması maddesi de yer alıyor.

Tasarı yasalaşırsa Amerikan silahlarının, Suriye’de operasyon yürüten Türk Silahlı Kuvvetleri’ne satışı engellenecek.

Tasarının oylanmasından önce söz alan Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Eliot Engel, “Başkan [Donald] Trump, Erdoğan’ı bölgenin istikrarını bozan haince saldırının sorumluluğundan muaf tuttu. Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuzeydoğu Suriye’de yaşanan facianın sorumlularıdır. Her ikisinin de hesap vermesi gerekir” diye konuştu.

McCaul da Türkiye’nin askeri operasyonunun sivil ölümlere yol açtığını ve IŞİD’in yeniden doğuşuna yol açarak küresel güvenliği tehdit ettiğini söyledi. Önceliklerini IŞİD tutuklularının Suriye’deki cezaevlerinde tutularak ABD’ye tehdit olmasını engellemek” olarak açıkladı ve ekledi;

“Tasarımızın amacı çok basit: Türkiye’deki, bu yapıcı olmayan ve ölümcül saldırıyı yürüten kişi ve kurumları geri çekilmeye zorlamak”.

PACT (Türkiye’nin Çıkardığı Çatışmaya Karşı Yasa – Protect Against Conflict by Turkey Act) adlı yasa tasarısında şu maddeler var:

-Operasyona dâhil üst düzey Türk yetkililerinin ABD’ye girişlerini engellemek ve tümüne yaptırım uygulamak.

Bu madde altında, yasalaşması halinde yürürlüğe girdikten sonraki 15 gün içinde Milli Savunma Bakanı, TSK Genelkurmay Başkanı, 2. Ordu Komutanı, Hazine ve Maliye Bakanı’na bu yaptırımların
uygulanması öngörülüyor.

Maddede sadece unvanlar yer alırken şu an bu görevlerde bulunan kişilerin isimlerine yer verilmiyor.

Yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki 30 gün içinde de ABD Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve Ulusal İstihbarat Direktörü’nün bir araya gelerek bir liste oluşturması öngörülüyor.

Suriye’yi işgal etme kararı alan Türk yetkililer, Suriyeli Kürt toplumu ve operasyondan etkilenen topluluklara yönelik saldırılara liderlik eden üst düzey Türk askeri yetkilileri, Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonlarına yardım eden Türk yetkililer belirlenerek listeye eklenecek.

Listenin 60 günde bir güncellenmesi de öneriliyor. Liste her güncellendiğinde, 15 gün içerisinde yeni isimlere yönelik de yaptırımların yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığına dair rapor
Yasanın yürürlüğe girmesi durumunda, en fazla 120 gün içinde ABD Dışişleri Bakanı’nın, istihbarat servisi ve Hazine Bakanlığı’yla birlikte çalışarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve ailesinin (eşleri, çocukları, anne-babası ve kardeşleri olarak belirtiliyor) tahmin edilen mal varlığı, bilinen gelirleri ve yatırımlarına dair rapor hazırlaması isteniyor.

-Silahların Suriye’de operasyonel olan Türk kuvvetlerine gitmesini engellemek


ABD’nin Silah İhracatını Kontrol Yasası’yla belirlenen herhangi bir Amerikan savunma aracı ya da hizmeti, TSK’nın Suriye’deki operasyonlarında kullanması için Türkiye’ye gönderilmeyecek.
Ancak NATO’nun onayladığı operasyonlar ya da Türkiye’de Amerika’nın operasyonları için kullanacağı malzemeler için ya da Başkan’ın acil olarak gördüğü durumlar için bu maddede istisna yapılabilecek.

-Türk ordusu ve savunma sanayine para transferi yapan Türk mali kurumlarına hızla yaptırım uygulamak
Tasarı yasalaştığı takdirde yürürlüğe girdikten sonraki 30 gün içinde ABD Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve İstihbarat Servisi Direktörü bir araya
gelerek bu kişileri ve kurumları belirleyecek.

Sonraki 60 gün içerisinde de yaptırımlar uygulanmaya başlayacak.
Tasarıda, Halkbank için ayrı bir bölüm ayrılmış.

Bu bölüme göre tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten sonraki 15 gün içinde Başkan, Halkbank’a ya da bu bankanın iştiraki niteliğindeki herhangi bir kuruluşa mali yaptırım uygulayacak.

ABD’de Halkbank için hazırlanan iddianame hakkında neler biliniyor?

Türkiye’nin Suriye’deki operasyonunu sonlandırması ve IŞİD karşıtı mücadeleye engel olmaması durumunda, yaptırımların sona ermesi de tasarıda öneriliyor.

Yaptırımlar

Tasarının 11. bölümünde, daha önceki maddelerde uygulanması öngörülen yaptırımlar sıralanıyor.
Buna göre belirlenen kişilerin ve kurumların ABD’deki mal varlıklarına erişimleri engellenecek, satılması ya da yer değiştirmesi mümkün olmayacak.

Bu kişiler ABD’ye kabul edilmez, ABD’ye giriş için vize ya da herhangi başka bir belge alamaz, daha önce aldığı vize ya da belgeler, ne zaman alındığına bakılmaksızın yasa yürürlüğe girdiği anda iptal edilmiş sayılır.

Bu maddenin tek istisnası da, yaptırım uygulanan kişilerin New York’ta bulunan Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ne gitmesini gerektiren durumlar olacak.
Yönetimin, S-400 satışı sebebiyle Türkiye’ye karşı CAATSA 231 numaralı yaptırımlarını 30 gün içinde uygulaması Yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki 30 gün içinde, 12 Temmuz 2019’da parçaları Türkiye’ye gönderilmeye başlayan S400 füze savunma sisteminin satışı sebebiyle, daha önce de gündeme gelen CAATSA yaptırımlarının başlaması öngörülüyor.

CAATSA: ABD’nin S-400 konusunda Türkiye’ye yaptırım uyarısının dayanağı olan yasa


Yönetimin Suriye’deki IŞİD tutuklularını gözaltında tutmaya devam etmesi, ABD’nin güvenlik çıkarlarını tehdit etmemesi için bir plan hazırlaması
ABD Savunma Bakanlığı’nın, hem IŞİD tutuklularının gözaltında tutulduğuna dair, hem de Türkiye’nin askeri operasyonunun bölgedeki etkilerine dair birer rapor hazırlaması ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne sunması talep ediliyor.

Yönetimin, ABD’nin Suriye’deki Kürt toplumuna, özellikle de acil insani yardıma ihtiyaç duyanlara nasıl yardım edeceğine ilişkin bir plan hazırlaması
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın da Suriyeli Kürtlere destek olacağına ve operasyondan etkilenenlerin ihtiyaç duyduğu insani yardımın nasıl yapılacağına dair bir rapor isteniyor.

‘Türkiye’nin operasyonu kabul edilemez’

1952’den bu yana NATO üyesi olan Türkiye’nin “barış ve güvenliğin sağlanması çabalarında NATO müttefikleriyle birlik olması” gerektiği belirtilen yasa tasarısında, şu ifadeler de yer alıyor:

“Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonu kabul edilemez. Türkiye en hızlı şekilde Suriyeli Kürt toplumuna ve operasyondan etkilenen diğer toplumlara yönelik saldırılarını durdurmalı ve güçlerini Türk sınırına geri çekmeli”.“Hedeflenen yaptırımlar, Türkiye’yi, Suriye’deki askeri harekâtından sorumlu tutmak için verilmiş uygun bir cevap olacaktır”.“Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonu, ABD-Türkiye ikili ilişkilerinin nasıl zayıfladığına ve sorunların var olduğuna ilişkin son kanıttır ve ABD ile birlikte NATO müttefiklerinin güvenliğine de zarar vermektedir”.“Suriye Demokratik Güçleri (SDF) ABD’nin, Suriye’de IŞİD’le mücadele ve teröre karşı savaşta önemli bir ortağı olmuştur. ABD, aynı stratejik ve dış politika hedeflerini paylaşan ortaklarını ve müttefiklerini desteklemelidir”.

Bundan sonra ne olacak?

ABD Senatosu’nda da Türkiye’ye
yönelik yaptırımların devreye sokulmasını öngören bir yasa tasarısı bulunuyor.

Senato’daki tasarı da Cumhuriyetçi ve Demokrat üyeler tarafından birlikte hazırlanmıştı.

Tasarıyı Senato gündemine taşıyan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham her ne kadar Barış Pınarı Harekâtı’nın başladığı günlerde Senato’nun yaptırım paketini hızlı bir şekilde oylayacağını söylese de, Ankara’nın Washington ve Moskova ile ayrı ayrı yaptığı görüşmeler sonucunda Barış Pınarı Harekâtı’nı durdurmasının ardından Senato’daki süreç de hız yitirdi.

22 Ekim’de bir basın açıklaması yapan Graham, Başkan Trump ile görüştüğünü ve Beyaz Saray’ın diplomatik çabalarına fırsat tanıyabilmek adına Senato’daki yaptırım paketini şimdilik askıya aldığını açıklamıştı.

ABD Kongresi’nin her iki kanadının da yaptırım paketlerini onaylaması durumunda bu paketler tek bir yasal düzenlemeye dönüştürülerek ABD Başkanı’nın onayına sunulabilir. Trump’ın düzenlemeyi veto yetkisi bulunuyor. Ancak paketin Kongre’ye geri gönderilmesi sonrası yapılacak oylamada üçte ikilik çoğunluğun elde edilmesiyle yaptırımlar Trump’a rağmen yasalaşabiliyor.

BBC, SURİYE ANAYASA KOMİTESİNİ YAZDI


Suriye Anayasa Komitesi hakkında neler biliniyor?

Suriye Anayasa Komitesi çalışmalarına bugün Cenevre’deki BM merkezinde başlıyor.

2011’den bu yana devam eden Suriye iç savaşına siyasi çözüm geliştirmek adına Türkiye, Rusya ve İran arasına yürütülen görüşmeler sonucu oluşturulan Suriye Anayasa Komitesi bugün ilk toplantısını İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirecek.

Suriye Anayasa Komisyonu nedir?

Suriye iç savaşının farklı cephelerinde bulunan grupları temsil eden üyelerden oluşan ve ülkenin yeni anayasasını hazırlamakla görevlendirilen oluşuma Suriye Anayasa Komitesi adı verildi.
150 üyesi bulunan Komite’nin bugünkü toplantısının ön görüşme ile sınırlı kalması, yarından itibaren ise konuların detaylı biçimde ele alınmaya başlanması bekleniyor.
Suriye Anayasa Komitesi fikri ilk olarak Ocak 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde dile getirilmişti.
Bugünkü toplantıda 45 üyeden oluşan bir alt komisyonun oluşturulması hedefleniyor. Alt komisyonda 15 üyenin Suriye hükümetini, 15 üyenin muhalif grupları, kalan 15 üyenin ise Suriye sivil toplumunu temsil etmesi kararlaştırılmıştı.

Komite’nin çalışmalarına başlamasından bir gün önce Suriye’nin kuzeydoğusunda özerk bir siyasi yapı kuran Kürt hareketi, sürecin dışında bırakıldıklarını ifade ederek görüşmelerden çıkacak sonuçların kendilerini bağlamayacağını ifade etti.

Suriye Anayasa Komisyonu neden kuruldu?

Birleşmiş Milletler (BM) himayesi altında çalışacak bir Anayasa Komitesi’nin oluşturulması fikri ilk olarak Ocak 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde yürütülen görüşmelerde gündeme gelmişti.
Daha sonra Rusya, İran ve Türkiye arasında yürütülen görüşmelerde Komite’nin yapısı ve çalışma alanları görüşülmüştü. Ancak Komite’de kimlerin nasıl temsil edileceği konusu taraflar arasında uzun süre müzakere edildi, bu konuda bir mutabakatın sağlanması aylar aldı.

Eylül 2019’da BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Komite’nin üye yapısı konusunda uzlaşmanın sağlandığını duyurdu, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in son detaylar üzerinde çalıştığını söyledi.
Birleşmiş Milletler, Suriye’de siyasi reformların başlatılabilmesi ve ülkede demokratik seçimlerin düzenlenebilmesi yolunda Komite’nin kilit rol üstleneceğini söylüyor.

Geir Pedersen, 28 Ekim’de düzenlediği bir basın toplantısında Komite’nin çalışmalarına başlayacak olmasını ‘Suriye halkı için küçük bir umut ışığı’ olarak nitelemiş, bu Komite’nin aynı masa etrafında oturabilmesinin Suriye hükümeti ile muhalifler arasında varılan ilk uzlaşı olduğunu vurgulamıştı.

Komisyonun amacı ne?

Suriye Anayasa Komitesi’nin nihai hedefi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından alınan ve onaylanan kararların pratikte hayata geçirilebilmesini sağlamak.

Aralık 2015’te oy birliğiyle kabul edilen 2254 sayılı BMGK kararı, Suriye’de silahların bırakılması ve demokratik seçimlerin düzenlenmesi için bir yol haritasının oluşturulması çağrısını yapıyordu. Ancak bugüne kadar taraflar arasında Komite’nin üye kompozisyonunun yanı sıra görüşeceği konuların kapsamı konusunda da anlaşmazlıklar yaşandı.

Suriye hükümeti mevcut Anayasa’nın korunmasını ve üzerinde değişiklikler yapılmasını savunurken, muhalefet yeni bir anayasanın yazılması gerektiğini savunuyordu.

Komisyonda kimler var?

Anayasa Komitesi toplam 150 üyeden oluşuyor. Bu üyelerin 50’si Suriye hükümeti tarafından seçilmiş isimler. 50 üye muhalefeti temsil ederken, kalan 50 üye de BM Suriye Özel Temsilcisi tarafından Komite’ye davet edilmiş kişilerden oluşuyor.

Anayasa ile ilgili konular 45 kişilik alt komisyonda görüşülecek. Bu alt komisyonun bugün kurulması hedefleniyor.

Suriye Anayasa Komitesi’nde kimler temsil edilmiyor?

Her ne kadar Komite’de Kürt üyeler de bulunsa da, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi kanadı olarak faaliyet gösteren Suriye Demokratik Konseyi resmi olarak Komite’nin bir parçası değil.

Suriye Demokratik Konseyi’nin parçası olan oluşumlar, ‘Suriye’nin doğusu ve kuzeyi’ adlı özerk bölgenin idaresini üstlenmiş durumdalar.
‘Suriye’nin doğusu ve kuzeyi’ tarafından yapılan açıklamalarda Anayasa Komitesi’nin kuruluş şekli kınandı ve kendilerinin dışlanmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Yapılan açıklamalarda Komite çalışmaları sonucu alınacak kararların ‘Suriye’nin doğusu ve kuzeyi’ tarafından kabul edilmeyeceği de vurgulandı.

Dün yapılan yazılı açıklamada, “Halkımızın siyasi iradesine yer verilmediği sürece bu komisyonun alacağı kararların bizleri ilgilenmediğini duyuruyoruz” dendi.

ALMANLARIN ÇOĞU TÜRKİYE’NİN NATO’DAN ÇIKARILMASINI İSTİYOR


Almanya’da yapılan bir ankete katılanların yüzde 58’i Türkiye’nin NATO üyeliğine son verilmesini istedi. Yüzde 61 ise Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulanmasından yana olduğunu ifade etti.

Almanya’da yapılan bir anket, halkın çoğunun Suriye’nin kuzeydoğusuna düzenlediği askeri harekât nedeniyle Türkiye’nin NATO’dan çıkartılmasından yana olduğunu ortaya koydu. Alman haber ajansı dpa’nın YouGov kamuoyu araştırma şirketine yaptırdığı ankete katılanların yüzde 58’i Türkiye’nin NATO’dan çıkartılmasını isterken sadece yüzde 18’i buna karşı olduğunu ifade etti. 25-28 Ekim tarihleri arasında yapılan ankete 2 bin 33 kişi katıldı. Ankete katılanların çoğu Alman hükümetinin Türkiye’ye yönelik daha sert bir tutum izlemesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Buna göre, yüzde 61’i ekonomik yaptırımlar uygulanmasını, yüzde 69’u da silah ve teçhizat ihracatının tamamen durdurulmasını talep etti.

Türkiye’nin Suriye’ye yönelik askeri harekâta başlamasının ardından Alman hükümeti, Ankara’ya silah ihracatına kısıtlamalar getirmişti. Ekonomik yaptırım olarak da, Almanya’dan Türkiye’ye yapılan ihracata güvence sağlayan Hermes kredi ve yatırım garantisinin kaldırılması isteniyor. Almanya’da muhalefet partileri de Hermes kredi ve yatırım garantilerine son verilmesini talep ediyor.

Türkiye’nin NATO üyeliğine son verilmesi ise 1949 yılında imzalanan NATO anlaşmasında öngörülmediği için gerçekçi görülmüyor. NATO anlaşmasında herhangi bir değişikliğin bütün üyelerin onayı ile yapılması gerekiyor.

Sol Parti, Türkiye’nin NATO üyeliğine son verilmesini talep ediyor. Ancak koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) meclis grup başkanı Rolf Mützenich de Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulayan açıklamalarda bulunmuştu. SPD’li Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Cumartesi günü Ankara ziyareti sırasında “Türkiye, Almanya için önemli bir NATO müttefiki ve öyle de kalacak” demişti.

YouGov tarafından yapılan ankette Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer’in Suriye’nin kuzeyinde Birleşmiş Milletler liderliğinde güvenli bölge oluşturulması önerisi de soruldu. Ankete katılanların yüzde 30’u güvenli bölge önerisini olumlu karşılarken, yüzde 39’u bu öneriyi reddetti.

Anketi yanıtlayanların yüzde 50’si, Alman askerlerinin bölgede olası bir Birleşmiş Milletler misyonuna katılmasına karşı olduğunu ifade etti. Yüzde 26’sı bu fikri desteklerken, yüzde 24’ü ise görüş beyan etmedi.
Alman Savunma Bakanı’nın güvenli bölge önerisi koalisyon içinde de görüş ayrılıklarına yol açmıştı. Dışişleri Bakanı Maas, öneriye mesafeli yaklaşmıştı. Ankete katılan Hristiyan Birlik (CDU/CSU) seçmeninin yüzde 39’u öneriyi desteklerken SPD seçmenlerinin ise yüzde 29’u öneriyi olumlu bulduğunu dile getirdi.

RUSYA: “YPG TAMAMEN ÇEKİLDİ”


Suriye’nin kuzeyinde YPG güçlerinin çekilmesi için verilen 150 saatlik süre doldu. Rusya YPG’nin boşaltması gereken bölgeden tamamen çekildiğini duyurdu. Bölgede şimdi Türk-Rus ortak devriyelerinin başlaması öngörülüyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda başlattığı Barış Pınarı adlı harekât çerçevesinde Rusya ile Soçi’de sağlanan anlaşma uyarınca YPG’ye çekilmesi için tanınan 150 saatlik süre TSİ 18.00’da doldu. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Kürt güçlerin Soçi mutabakatı uyarınca boşaltmaları gereken bölgeden tamamen çekildiğini duyurdu.

Resmi temaslarda bulunduğu Ermenistan’da konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Şoygu, “Güvenlik koridoru oluşturulacak bölgeden silahlı güçlerin çıkarılması, planlanandan önce tamamlandı” diyerek, bölgeye Suriye sınır muhafızları ile Rus askeri polisinin girdiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, YPG güçlerinin bölgeden çekilip çekilmediğinin Rusya ile yapılacak ortak devriyelerle denetleneceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 22 Ekim’de Soçi’de imzalanan mutabakat uyarınca Kürt milislerin, 150 saatlik ateşkesin ardından, Türkiye-Suriye sınırının 30 kilometre uzağına çekilmesi öngörülüyordu.

Türkiye ile Rusya arasında varılan mutabakat sonrasında Kremlin’den de YPG’ye tehdit gelmişti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Kürt güçlerin silahlarıyla birlikte geri çekilmeyi kabul etmemesi halinde Suriye sınır muhafızlarının ve Rus askeri polisinin de geri çekileceğini ve Kürtleri Türk ordusuyla karşı karşıya bırakacağını söylemişti.

Soçi Mutabakatı’na göre ateşkesin sona erdiği andan itibaren Barış Pınarı Harekâtı alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 kilometre derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyelerinin başlaması öngörülüyor.

Türkiye’nin daha önce ABD ile vardığı mutabakat ise Tel Abyad ile Resulayn arasındaki bölgede güneye doğru 32 kilometrelik bir alanı kapsıyor.

Bu mutabakat ile ilan edilen ilk 120 saatlik ateşkesin süresinin dolmasının ardından ABD’li yetkililer, Kürt kaynaklarına dayanarak tüm YPG milislerinin bölgeyi terk ettiğini duyurmuştu. Ancak yine de bölgeden zaman zaman çatışma haberleri geliyordu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, “Bundan sonra yine çıkmayan varsa onları da etkisiz hale getireceğiz” ifadesini kullanmıştı.

PENTAGON S-400’LERİ BEKLİYOR


Pentagon, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini bu yılın sonuna kadar faaliyete geçirmesini bekliyor.

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Satın Alma ve İdame İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin S-400 sistemlerini yıl sonuna kadar faaliyete geçirmeyi beklediklerini söyledi.

Eylül 2017’de Rusya, Türkiye’nin S-400 sevkiyatını öngören anlaşma kapsamında 4 adet S-400 füze savunma sistemi bataryasını 2.5 milyar dolar karşılığında satın aldığını açıklamıştı.

S-400 sözleşmesi, Türkiye tarafına kısmi üretim teknolojilerinin devredilmesini öngörüyor.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri