Son Dakika Haberler

Yandaşlar yine konuyu yanlış anladı / Derya Havin GÜNGÖR

Yandaşlar yine konuyu yanlış anladı / Derya Havin GÜNGÖR
Okunma : Yorum Yap

Yandaşlar yine konuyu yanlış anladı!

Derya Havin GÜNGÖR yazdı:

ABD, demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek tarihi bir gün yaşadı. Eylemler devam edecek mi bilinmez ama dün başlayan eylemde göstericiler Kongre’yi bastı. İşte ABD’de Kongre’yi basan ‘taraftarı’ yanlış algılayan Türkiye’deki iktidar yandaşları tam da bu noktada komik duruma düştü.

ABD’nin görevi bırakmakta direnen önceki dönem Başkanı Donald Trump, Joe Biden’la girdiği başkanlık yarışında hezimete uğramıştı. Kazanacağından son derece emin girdiği ‘demokrasi yarışında’ kaybetmeyi sindiremeyen Trump, seçimlere son an’a kadar itiraz edeceğini beyan etti. Trump’ın bu konuda kolayca pes etmeyeceği de dün insanları sokağa çağırmasıyla anlaşılmış oldu; öyle ki Trump, yandaşlarını adeta galeyana getirdi. Sokağa çıkan Trump taraftarları Kongre binasını bastı. Hangi medya grubundan olduğuna bakmaksızın basın mensuplarına saldıran bu eli silahlı çeteler, basının ekipmanlarına el koyarak tümünü parçaladı. Olayların büyümesi sonucu 4 kişi hayatını kaybetti. Demokrasinin bir yönünün de kaybetmek olduğunu kabul etmeyen Trump, Twitter hesabından olayları yatıştırmak yerine nefret söylemlerine devam etti. Trump’ın olayları kaşımaya devam etmesi üzerine tüm sosyal medya hesapları 12 saatliğine askıya alındı.

Konuyu bu şekilde özetledikten sonra Türkiye’deki iktidar yandaşlarına Trump konusunda AKP’liler nerde duruyor, bununla ilgili bilgi vermek gerekli.

‘Erdoğan bir tek benim sözümü dinler” diyen Trump, Erdoğan tarafından da neredeyse “kanka” olarak lanse edilen bir isim. Yani ABD-Türkiye ilişkileri Trump-Erdoğan döneminde “şahsi” ilişkiye dönüştü. Trump kimi zaman ‘mektupla’, kimi zaman ‘ekonomi üzerinden tehditle’, kimi zaman da ‘cesaretlendirerek’ istediğini bir şekilde hep aldı (bakınız Rahip Brunson), hep yaptırdı. Erdoğan da bu yakın ve ‘samimi’ ilişkiden memnun olacak ki Trump ve Biden arasında geçen seçim yarışında tüm iktidar kanadı açıkça Trump’ı destekledi. Hani şu popülist, gulyabani ağızlı, ötekileştirici, nefret söylemleriyle Twitter üzerinden bile insanların sabrını kaşıyan/taşıran, sağcı, dinci, koltuk sevdalısı, demokrasiden ve elbette basından nefret eden, kaybetmeyi hazmedemeyen, kazanmak için din ve kutsal kitabı kullanabilen, elinden gelse seçimi türlü bahanelerle iptal ettirebilecek şahıs… İşte o kişi Trump. Yani AKP’nin desteklediği isim.

Biden ise seçim kampanyasında ‘Erdoğan’ın gitmesi için muhalefete destek verilmeli’ açıklaması yapan isim. Ve bu açıklama sonrası Türkiyeli muhalifler iktidar tarafından doğrudan Biden’cı olarak etiketlendi.

ABD’de yaşanan bu eylemin kimin taraftarları tarafından çıkarıldığını tam kavrayamayan yandaşlar, aynı zamana denk gelen Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemleri ABD’deki eylemlere bağladı. Bu durumda “dostum Trump” hem kendi ülkesine hem Erdoğan’a karşı darbeye yeltenmiş oluyor! Kafalar yine çok karışık…

Güvenlik zafiyeti mi?

Yandaşların kafa karışıklığını bir tarafa bırakıyorum. ‘ABD Kongresi’ne düzenlenen baskın güvenlik zafiyetini ortaya çıkardı’ yorumlarına yönelik olacak son sözlerim.

İstihbarat konusunda tüm dünya hakkında neredeyse anlık bilgiye sahip olan ABD’nin bu çapta bir eylemden habersiz olması çok da akla yatkın gelmiyor. Acaba, bu koltuk sevdalısı anti-demokratik liderlerin ülkeleri sürükleyebileceği tehlikeye dair bir örneğin yaşanmasına fırsat mı verildi?

Çünkü bu zafiyet şöyle işe yaramış oldu: Olay öyle bir noktaya geldi ki Trump kendisine en yakın isim Pence’e ‘seçimlere itiraz et’ çağrısı yaptığında, “Anayasa’ya bağlılık” açıklaması yaparak Pence bile Trump’ı yalnız bıraktı. Trump, başlattığı savaşın yalnızlaşan, istenmeyen adamı/kurbanı oldu.

Ne dersiniz?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)