Derin sırlarıyla gitti! Yaşar Büyükanıt'tan kalan izler! - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Derin sırlarıyla gitti! Yaşar Büyükanıt’tan kalan izler!

Derin sırlarıyla gitti! Yaşar Büyükanıt’tan kalan izler!
Yorum Yap

Derin sırlarıyla gitti! Yaşar Büyükanıt’tan kalan izler!

FETÖ’nün, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına başlamasından kısa bir süre önce emekli olan Yaşar Büyükanıt, bu sabah vefat etti. Ondan geriye siyasi tarihimize geçen birçok ‘olay’ kaldı.

27 Nisan e-muhtırasından, kozmik Dolmabahçe görüşmesine, Şemdinli’deki saldırıya kadar Büyükanıt’ın “Beraberinde mezarına götürdüğü” sırlardan bazıları…

28 Ağustos 2006 ile 30 Ağustos 2008 tarihleri arasında TSK’nın 25’inci Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Yaşar Büyükanıt, siyasi tarihimize ‘27 Nisan muhtırası’, Dolmabahçe görüşmesi‘ ve Şemdinli saldırısını gerçekleştiren astsubay hakkındaki “Tanırım, iyi çocuktur” sözleriyle geçti. Büyükanıt, derin sırlarıyla aramızdan ayrıldı.

27 NİSAN’DA NE OLMUŞTU?

Genelkurmay Başkanlığı, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23.20’de resmi internet sitesinde bir bildiri yayımlamıştı. Lâiklikle ilgili hassasiyetlerin vurgulandığı açıklama; kamuoyunda “muhtıra” olarak adlandırılmıştı.

2012 yılında TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na 27 Nisan ile ilgili konuşan Büyükanıt, Başbakan’ı şahit göstermiş ve “Muhtıra değildi. Bu, laiklik hassasiyetini ortaya koyan bir metindir” demişti.

DOLMABAHÇE’DE NE OLMUŞTU?

Bu bildirinin hemen ardından o dönem başbakanlık koltuğunda oturan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Mayıs 2007 tarihinde İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı makamında kabul etmişti.

135 dakika süren toplantı, daha sonra ortaya atılan iddialarla siyasi tarihe geçmişti.

“BENİMLE MEZARA GİDECEK”

Bu görüşmenin içeriğine dair Erdoğan “Büyükanıt açıklarsa ben de açıklarım” demiş, Yaşar Büyükanıt da “Benimle mezara gidecek” yanıtı vermişti.

Konuyla ilgili ilk ve son kez gazeteci Fikret Bila’ya 2009 yılında konuşan Büyükanıt “Bu konuda ilk ve son kez konuşuyorum. Ben bulunduğum görevler itibariyle dönemin başbakanları rahmetli Bülent Ecevit ile de Mesut Yılmaz ile de bu tür görüşmeler yaptım. Bunlar devlet işidir. Dolmabahçe görüşmesi de öyledir” yorumunda bulunmuştu.

BİRÇOK İDDİA ORTAYA ATILDI

Dolmabahçe görüşmesine ilişkin aradan geçen sürede birçok iddia ortaya atıldı. Ancak konuyla ilgili en çarpıcı yorum ise yıllar sonra dönemin Başbakan Başdanışmanı Abdülkadir Özkan’dan geldi.

MEĞER FETÖ’YE DİKKAT ÇEKMİŞ!

Şubat 2019’da Habertürk’ten Kübra Par’a konuşan Özcan, Büyükanıt’ın o görüşmede FETÖ tehlikesine dikkat çektiğini şu sözlerle aktarmıştı:

*Çok enteresan bir şey söyleyeceğim. Hatırlarsanız Sayın Erdoğan Başbakan olduğu dönemde Dolmabahçe’deki ofisinde dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile özel bir görüşme yapmıştı. İçeriği açıklanmadı ve Büyükanıt ‘Benimle mezara girecek’ dedi.

*O görüşmeden tam bir ay sonra Ümraniye’de bir gecekonduda mühimmatlar bulundu. Sonra Poyrazköy baskını oldu ve Ergenekon süreci başladı. Bence Sayın Büyükanıt o gün bu cemaatin devlet, emniyet, istihbarat ve ordu içinde ulaşmış oldukları tehlikeli noktayı Sayın Erdoğan’a haber verdi ve ikna etti.

*2007’de Erdoğan bu örgütün devlet içerisinden tasfiye edilme operasyonunu başlatacaktı. Ama bir ay sonra orduya ait mühimmatların bulunduğu, darbe günlüklerinin ele geçirildiği haberleri üzerinden bir kamuoyu oluşturdular.

*Ordunun darbe hazırlığı içerisinde olduğunu ve kendilerinin bu darbeyi deşifre ettiğini söylediler. Süreci manipüle ettiler. Böylece Ergenekon sürecine toplumsal bir destek kazandılar.

*Fakat kuvvet komutanları yavaş yavaş içeri alınmaya başlayınca ve İlker Başbuğ hapse atılınca Sayın Erdoğan bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti. Ergenekon süreci ve Taraf Gazetesi aleyhine konuşmalar yapmaya başladı. 2011 sonrasında da dershaneler tartışmasını açarak örgütün tasfiye sürecini başlattı.

“TANIRIM İYİ ÇOCUKTUR”

Yaşar Büyükanıt’ın sarf ettiği ve siyasi literatüre giren bir diğer açıklaması da 2005 yılındaki Şemdinli soruşturması ile ilgiliydi.

Büyükanıt, Hakkari Şemdinli’de 2005 yılında Umut Kitabevi’ne yönelik düzenlenen bombalı saldırıya ilişkin, sonradan FETÖ’cü çıkan savcılar tarafından açılan davada yargılanan astsubay Ali Kaya için “Tanırım iyi çocuktur” yorumunda bulunmuştu.

Bu açıklama özellikle FETÖ’cüler tarafından “Yargıya müdahale ediliyor” suçlamasına maruz kalmıştı.

ŞEMDİNLİ’DE NE OLMUŞTU?

Umut Kitabevi’ne, 9 Kasım 2005’te bomba atıldı. Saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı. Çevrede bulunanlar 2 kişiyi yakaladı. Yakalananların üzerinden askeri kimlik çıktı. 2 kişiye ait olduğu belirtilen ve kitabevinin önünde park etmiş araçta, 3 kalaşnikof tüfek, bomba malzemeleri ile polis ve asker yelekleri bulundu.

Saldırıyla ilgili Van 3’üncü Ağır Mahkemesi’nde, 19 Haziran 2006’da açılan davada, astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve itirafçı Veysel Ateş’e “adam öldürmek”, “çete kurmak” ve “adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası verildi.

Sanık avukatlarının itirazı üzerine Yargıtay davayı bozdu. Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar görülen davada, mahkeme heyeti görevsizlik kararı vererek dosyayı Van Askeri Mahkemesi’ne gönderdi. Askeri mahkemedeki ilk duruşmada, sanıkların tahliyesine karar verildi.

22 Ocak 2010’da, dosya bu kez Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Avukatların itirazıyla dosya Uyuşmazlık Mahkemesi’nde gitti. Mahkeme, 2 Mayıs 2011’de verdiği kararında, anayasa değişikliği nedeniyle davanın Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’de görülmesine karar verdi.

Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 10 Ocak 2012’de açıkladığı kararında, sanıklara 39 yıl 10 ay 27’şer gün hapis cezası verildiği belirtildi.

SAVCI SARIKAYA’NIN İFADESİ ÜZERİNE KARARA İTİRAZ

Yargıtay kararı tekrar bozarken, sanık avukatları da, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından dönemin Van Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Sarıkaya’nın açıklamaları üzerine, karara itiraz etmişti. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın, sanık astsubay Ali Kaya için “Tanırım, iyi çocuktur” demişti. Bu açıklamanın üzerine Sarıkaya, Büyükanıt hakkında “çete kurmak” ve “yargıyı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla dosya hazırlamıştı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da Sarıkaya’yı meslekten atmıştı. Sarıkaya, 2010’da yapılan anayasa değişikliği ile mesleğe geri döndü.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: