Son Dakika Haberler

Yeni bir aydın hareketi için…/ Mahmut ÜSTÜN

Yeni bir aydın hareketi için…/ Mahmut ÜSTÜN
Okunma : Yorum Yap

YENİ BİR AYDIN HAREKETİ İÇİN…

Tarih bize siyasal planda sağ ve sol dalgaların oluşumunda bir “aydın hareketi”nin kritik önemde olduğunu gösteriyor.

Elbette bu dalgalar temelde nesnel/sınıfsal faktörler üzerinde yükseliyor. Ama bir aydın hareketi olmadan da söylemsel/siyasal hegemonya kuramıyor, bu anlamda başarıya da ulaşamıyor. Yine bu dalgalar temelde nesnel/sınıfsal faktörler üzerinde yükselse de aydın müdahalesi bu süreçte çok önemli bir tetikleyici ve hızlandırıcı role sahip olabiliyor.
Bu sürecin bir söylemsel iktidarı yıkma ve yeni bir söylemsel hegemonya inşa etme süreci olduğu ve bu söylemsel yıkma/inşa etme eylemi olmadan sağ ya da sol dalganın başarılı/süreğen olamayacağı kesin.

Aydın hareketleri ve değişim dönemleri…

Aydınlanma döneminden muaf bir burjuva devrim süreci tahayyül edilebilir mi?

Ya da Rusya’da yaşanan ve “Legal Marksizm” olarak anılan yerel “Marksist Aydınlanma” dönemi olmasaydı sol emekçi dalganın hegemonya kurması ve hatta Ekim Devrimi başarılı olabilir miydi?

Nasıl Osmanlı’daki modernleşmeci aydın hareketi ile Kurtuluş Devrimi arasında kopmaz bir nedensellik mevcutsa, 60 ve 80 arası sol yükselişle bizim “Marksist Aydınlanma” ya da “Legal Marksizm” dönemimiz olarak nitelenebilecek 1.TİP dönemi arasında da kopmaz bir illiyet ilişkisi vardır. Bu dönem açık biçimde sağ söylemsel hegemonyanın yıkıldığı solun söylemsel hegemonyasının tesis edildiği bir dönemdir.

Gelelim sağa…

Neoliberal siyasal hegemonyayı post modern söylemsel hegemonyadan yalıtık ele almak, analiz etmek, anlamlandırmak mümkün müdür?

Örneğin Aydınlar Ocağı solun söylemsel iktidarını kırmak ve sağ bir söylemsel hegemonya inşa etmek amacıyla kurulmuştu. Sağ dalganın Türkiye’deki başarısını Aydınlar Ocağı’nın mahsulü olan “Türk-İslam Sentezi“ne gönderme yapmadan açıklamak olanaksızdır. MC iktidarlarından 12 Eylül faşizmine, ANAP’tan AKP iktidarına uzanan tüm süreçte “Türk-İslam Sentezi” çok önemli bir role sahip olmuştur.

Türkiye’de sağın söylemsel iktidarını pekiştiren bir diğer aydın müdahalesi de “Abant Platformu“dur. Abant Platformu temelde “Türk-İslam Sentezi”nin devamcısıdır. Ama liberal ve post modern aşı yaparak hem Türk-İslam Sentezi’ni dönemin ruhuna uyarlamış hem de liberaller ve bir kısım solcular için de kabul edilebilir hale getirerek sağ söylemin iktidarı genişletilmiş ve pekiştirilmiştir.

Tüm bu anlatılanlar sol ya da sağ dalgaların tetiklenmesinde ve süreğenlik kazanmasında aydın inisiyatiflerinin/hareketinin kritik role sahip olduğunu sanırım yeteri açıklıkta ortaya koymaktadır.

Burada bir parantez açmak ihtiyacı var. Zira sol cenahta oldukça yaygın ama yanlış şöyle bir formülasyon hakimdir: Aydın eşittir solcudur ya da solcu olmayan aydın da olamaz… Dolayısıyla bizim Türk Ocağı’nın akademisyenlerine ve Abant Platformu’nun yapı taşı olan akademisyen, yazar vb. kişilere aydın dememiz pek çok kişi tarafından muhtemelen isabetsiz bulunacaktır. Ama durum ne yazık ki hiç de öyle değildir.

“Aydın” demek yalnızca okumuş olan değil “fikir” üreten insan demektir. Bu yaklaşım aydınların varoluşsal çelişkilerini ve dolayısıyla tutarsız yanlarını görmemek demektir. Aydınlar yaptıkları işi sorgulamaya dayandığı için sola yatkındırlar ama toplumdaki sınıfsal güç dengeleri karşısında da etkilenmeye çok açık bir konumdadırlar. Aydınlar, esen siyasal dalgalar ve değişen güç dengeleri karşısında bağışıklığı son derece zayıf bir ara toplumsal kesimdir. Sungur Savran’ın doğru biçimde ifade ettiği gibi aydın ve sol arasında böylesi bir doğrusal ilişki kurmak alışkanlığı dünya ve Türkiye’de sol dalganın güçlü olduğu dönemlerin bugüne devrolunan yanlış bir ilişkiselliktir.

Peki bu böyleyse biz bugün neden bir aydın hareketinin öneminden ve aciliyetinden söz ediyoruz. Zira gelinen yerde rüzgârın hızı kesilmiş, tersine rüzgârın ilk önemli belirtileri kendini göstermeye başlamıştır. Sağ neoliberal söylem krize girmiştir ama yeni bir sol söylem ihtiyacı ortada durmaktadır. Bu ihtiyacın karşılanması sürecin en kritik halkalarından biri durumundadır. Aydınlar içinde bu durumu ve ihtiyacı görenlerin sayısı giderek artmaktadır. Ama yeni söylem çabaları son derece dağınık ve sistemsiz biçime yürümektedir. Zorunlu parantezi kapatarak devam edelim.

Gelelim nesnel faktörlere…

Bu tür süreçlerin en temel tetikleyicisi evrensel sistemik krizler ve bu krize olağan araçlarla çözüm üretil(e)miyor olmasıdır… Bu durum devam ettikçe birbirini besleyen biçimde faşizan ve sol dalgalar gelişir. Bu dalganın sola doğru yönlenmesinde ise stratejik olarak emekçi kimlikli sosyal hareketler, taktik/konjontürel olarak da aydın hareketleri önemli rol oynar.
Stratejik öncelikle, zamansal öncelik denk düşmeyebilir. Söylemsel iktidarın inşası işçi/emekçi hareketiyle tetiklenebileceği gibi tersi de olanaklı, hatta yüksek düzeyde olanaklıdır. Örneğin Rusya’da “Legal Marksizm” ve Türkiye’de 1.TİP dönemi yaygın bir işçi/emekçi hareketini öncelemişlerdir.
İşin strateji yanı böyle… Taktiksel ve konjontürel yana gelecek olursak… Bugün böylesi bir aydın hareketinin inşasının iradi çabayla hem mümkün olduğunu ve hem de çok yol açıcı olabileceğini görüyoruz.

Evrensel planda durum böyle. Gelelim yerel plana…

İktidar bloğunun çatladığı, neo liberalizmle dinci/milliyetçi faşizanlık bileşkesi iktidarn karşıt kitle muhalefetini beslediği bir dönemdeyiz. Ama var olan bu muhalefetin birleşik bir mecrada akmaması en önemli dezavantaj…

Sağ söylemin hegemonyasına teslim olmuş ve muhalefetini bu mecra içinde top çevirmeye indirgemiş CHP’de, niyetine rağmen üzerinde yükseldiği siyasal zeminin nesnel kısıtları nedeniyle HDP’de, söylemsel krizi tek başlarına aşma kabiliyetine sahip olmayan sosyalist siyasal aktörlerde böylesi bir söylemsel yıkma ve inşa sürecini, tek başlarına başarıyla tamamlayacak olanaklardan yoksun durumdadırlar.
Bugün emek ve laiklik güçleriyle, Kürt, Alevi, halkçı/anti kapitalist İslamcı muhalefetin birliğinin varlık ve güç kazanması, oradan tüm siyasal alana söylemsel ve pratik anlamda yayılabilmesi açısından en mümkün ve etkili araç, geniş katılımlı bir aydın inisiyatifi/hareketidir.
Bu aydın hareketi kritik önemdeki bu rolünün yanı sıra emekten yana, kamucu, laik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir söylem inşasıyla neo liberal ve dinci söylemin iktidarını gerilettiği ölçüde hem yeni bir emek hareketinin tetikleyicisi hem de süreğen bir yeni sol dalganın söylemsel mimarı olabilecektir.

KHK mağduru akademisyenler, gazeteciler, emek dostu aydın ve sendikacılar, Kürt ve Alevi aydınları, eşitlikçi/halkçı İslamcılar yukarıdaki hedef ve perspektifle az çok kurumsal ve süreğen bir aydı platformunda bir araya gelebilirler ve memleket ve dünya sorunlarına yeni bir söylemle yanıt üretmeye yönelik raporlar/yayınlar vb. hazırlayabilirler…

Mahmut ÜSTÜN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri