Son Dakika Haberler

Yetkin: Öne çıkan yanıyor

Yetkin: Öne çıkan yanıyor
Okunma : Yorum Yap

Yetkin: Öne çıkan yanıyor

Gazeteci Murat Yetkin, YetkinReport‘ta yayımladığı yazısında, kamuoyunda veya kamuoyu yoklamalarında popülerlik ve beğeni anlamında öne çıkan bazı AKP’li figürlerin, zaman içinde çeşitli sebeplerle gözden düştüklerine ya da geri plana çekilmek zorunda kaldıklarına dikkat çekti.

Murat Yetkin, “AK Parti’de önce çıkan Erdoğan’ın popülaritesine yaklaşan isimlerin birer birer yanıyor. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ‘Yüzde 49,5 oy almış Başbakanken harcadı beni’ derken aslında bu gerçeği de söylemiş oluyor. Erdoğan, 2014’te Abdullah Gül’ün yeniden öne çıkmasını önlemek için Davutoğlu’nu, 2016’de Davutoğlu’nun -özellikle Avrupa Birliği ile göç anlaşması ardından- öne çıkmasını önlemek için Binali Yıldırım’ı kullanmış, Yıldırım’ı TBMM Başkanlığından hayli riskli İstanbul Belediye Başkan adaylığına sürerek geri plana itmişti. Bu süreçte bürokrasi deneyimi olanlar öne çıkmamayı tercih ediyor. Örneğin -Mısır ile barışmanın mimarı olduğu halde- MİT Başkanı Hakan Fidan’ı ortalarda görüyor musunuz son zamanlarda? Fotoğraflarda dahi kenarda durmaya gayret ediyor. Bürokrasi deneyimine sahip bir başka isim Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan. Sessizliğini bir defa muhalefetin ‘128 milyar dolar nerede?’ kampanyası nedeniyle Bakanlığını savunma için bozdu, pişman ettiler; o da yeniden sessizliğe gömüldü.” dedi.

Yetkin, yazısının ilgili bölümü şöyle:

Ve Soylu’nun çıkış-iniş grafiği

Soylu, istifa olayından sonra bir yükselişi de Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığını bırakmasından sonra yaşadı. Albayrak’ın gidişi onun yüzünden olmadı, ekonomi iç ve dış etkenlerle uçurumun kenarına gelmişti. Ama iki Trabzonlu hemşerinin geçinemediği de sır değildi. Aynı çizgi İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın görevden alınıp, Ankara’ya pasif göreve çekilmesinde de görüldü. Mart ayında yapılan AK Parti Kongresinde parti yönetimine, bir kısmını daha önce yönetiminde bulunduğu DYP ve DP’den bazı isimlerin girmesini sağladığı kuliste konuşuldu.

Sonra Sedat Peker soruşturması başladı, Peker yurtdışına çıktı ve Mayıs başında salvolarına başladı. Videolarında -şimdiye dek- en çok öne çıkan iki hedef vardı: Süleyman Soylu ve Mehmet Ağar. Üstelik geçmişte Demokrat Parti Genel başkanlığında halef-selef olan Soylu ve Ağar’ın geçinemediği de biliniyordu. Nitekim Ağar ve Soylu medya üzerinden, Ağar’ın özür dilemesiyle sonuçlanan polemiğe girdi.

O arada Peker, Soylu’yu “Berat Bey ile arasını bozmakla” suçluyor, kendisine, üstelik hakkında soruşturma sürerken koruma verenin, dahası devlet adamı gibi korumaları yurt dışı seyahatlerinde de yanında tutanın, “ayrıcalık” verenin de Soylu olduğunu öne sürüyordu.

Soylu gecikerek de olsa iddialar hakkında inceleme istedi, suç duyurusunda bulundu ama muhalefet, örneğin CHP’li Özgür Özel, bunun da bir halının altına süpürme taktiği olabileceğini, parlamento soruşturması açılması gerektiğini söyledi.

Bu gelişmeler Soylu’yu hem kamuoyu gözünde hem AK parti kitlesi gözünde yıprattı. Soylu nereden baksanız iki ay önceki -gücünde demiyorum- etkisinde değil. Bugün bir anket yapılsa en beğenilen siyasetçiler sıralamasında Erdoğan’ı zorlar görüntü vermeyeceğini tahmin edilebilir.

Öne çıkan yanıyor

AK Parti’de önce çıkan Erdoğan’ın popülaritesine yaklaşan isimlerin birer birer yanıyor. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu “Yüzde 49,5 oy almış Başbakanken harcadı beni” derken aslında bu gerçeği de söylemiş oluyor. Erdoğan, 2014’te Abdullah Gül’ün yeniden öne çıkmasını önlemek için Davutoğlu’nu, 2016’de Davutoğlu’nun -özellikle Avrupa Birliği ile göç anlaşması ardından- öne çıkmasını önlemek için Binali Yıldırım’ı kullanmış, Yıldırım’ı TBMM Başkanlığından hayli riskli İstanbul Belediye Başkan adaylığına sürerek geri plana itmişti.
Bu süreçte bürokrasi deneyimi olanlar öne çıkmamayı tercih ediyor. Örneğin -Mısır ile barışmanın mimarı olduğu halde- MİT Başkanı Hakan Fidan’ı ortalarda görüyor musunuz son zamanlarda? Fotoğraflarda dahi kenarda durmaya gayret ediyor.
Bürokrasi deneyimine sahip bir başka isim Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan. Sessizliğini bir defa muhalefetin “128 milyar dolar nerede?” kampanyası nedeniyle Bakanlığını savunma için bozdu, pişman ettiler; o da yeniden sessizliğe gömüldü.

Bürokrasi deneyimine rağmen konuşup öne çıkan Naci Ağbal’ın Merkez Bankası Başkanlığının dört ayı doldurmadığını herkes gördü.
Bürokrasiden gelmediği halde temkinli giden, konuşması gerektiği hallerde bile pas geçen bir başka isim de Adalet Bakanı Abdulhamit Gül. Konuşup öne çıkmadığı zaman Erdoğan’ın ve Erdoğan’a günlük raporlarla etki eden dar çevresinin tepkisini çekmeyeceğini özümsemiş görünüyor.
Son gelişmelere bir de bu açıdan bakmak gerekmez mi sizce de?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)