Son Dakika Haberler

YSK üyeleri ve adım adım gelen iptal: Kararı veren üyeler ve iddialar

YSK üyeleri ve adım adım gelen iptal: Kararı veren üyeler ve iddialar
Okunma : Yorum Yap

YSK üyeleri ve adım adım gelen iptal: Kararı veren üyeler ve iddialar

Yüksek Seçim Kurulu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “YSK’da çete var” sözlerine yazılı bir açıklamayla karşılık vererek  “Yüksek Seçim Kurulu, baskı, yıldırma, iftira, hakaret ve tehdit kampanyalarından etkilenmeksizin görevini yapmaya devam edecektir. Bu nitelik ve ağırlıkta olan söz ve davranışları reddediyor ve şiddetle kınıyoruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, YSK’nın İstanbul’da seçimin yenilenmesine ilişkin kararını ‘kumpas’ olarak niteleyerek ‘AKP’nin YSK’da çete mensubu yedi taşeronu’ olduğunu söylemişti.

YSK’den yapılan açıklamada, kurul üyelerini hedef alan söylemleri değerlendirmek üzere toplanıldığı ve oy birliğiyle açıklama yapmaya gerek görüldüğü belirtildi.

Kuruldan yapılan açıklamada şunları kaydetti:

“Kılıçdaroğlu tarafından hedef gösterildik”

“Ancak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline dair kararın açıklanmasından sonra, 7 Mayıs Salı günü Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM çatısı altında yaptığı açıklamada, Kurul üyelerine tehdit, hakaret içeren beyanlarda ve gerçek dışı itham, isnat ve iftiralarda bulunmuş, bazı kurul üyelerini isimlerini okumak suretiyle yuhalatmış ve hedef göstermiştir.

İstanbul seçimlerine AKP’nin itirazları sürerken yandaş gazete Takvim, YSK üyelerini ilk sayfadan verdi. Tüm üyelerin fotoğraflarıyla yer aldığı haber, “İşte o heyet” başlığıyla verildi.

Anayasa ve kanunlar, yasama organı üyesi olmanın sağladığı dokunulmazlığın hukuki korumasına sığınarak, bir kimseye suç işleme ve yargı organı mensuplarına hakaret etme serbestisi tanımaz. Kuşkusuz tüm yüksek mahkeme kararları gibi, Yüksek Seçim Kurulu kararları da hukuki açıdan tartışılabilir ve eleştirilebilir. Hukuki çerçevedeki bu tartışma ve eleştiriler hukuka katkı sağlayacağı için yararladır. Ancak hakimlerin verdikleri kararlar nedeniyle kişisel olarak hedef gösterilmesi ve itibarsızlaştırılması kabul edilemez.

“YSK, geçmişte olduğu gibi bugün de bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda görevini sürdürecektir”

Bu itibarla, tahammül sınırlarını aşan, içeriği kişilik haklarına açıkça saldırı ve suç oluşturan, kişileri hedef gösteren, kurumları ve seçim sistemini itibarsızlaştırma amacı güden ve bu suretle vatandaşların adalete ve demokrasiye olan inancını sarsan itham ve söylemlerden, sorumlu her vatandaş gibi kaçınılması gerekir. Anayasa’nın 79. maddesine göre, Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi üyeleri arasından, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla gizli oyla seçilen meslek mensuplarından oluşan YSK, geçmişte olduğu gibi bugün de seçimlerin dürüstlük içinde yapılmasını temin etmek için, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda, baskı, yıldırma, iftira, hakaret ve tehdit kampanyalarından etkilenmeksizin görevini yapmaya devam edecektir. Bu nitelik ve ağırlıkta olan söz ve davranışları reddediyor ve şiddetle kınıyoruz.”

İstanbul seçimlerinin nihai kararı beklenirken YSK Başkanı Sadi Güven, AKP’li Milletvekillerini ağırladı. Birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler.

YSK’nın “İstanbul seçimlerini iptal etme” görüşmelerinde kararı, görev süreleri uzatılan üyeler belirledi

Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimini iptal ederek yeniden seçime gidilmesi konusundaki kararında, görev süreleri geçen yıl aralık ayında çıkarılan kanunla bir yıl uzatılan altı üye belirleyici oldu. Seçime bir yıldan az süre kalmasına rağmen ve böyle bir değişikliğe gidilmesi Anayasa’daki açık hükme aykırı olmasına rağmen YSK üyelerinin görev süreleri uzatılmıştı. Bunun uygulanamayacağına dair yapılan itirazlar ise seçimden önce Anayasa Mahkemesi (AYM) ve YSK tarafından reddedilmişti. YSK’nın iki üyesi, değişiklikle YSK üyelerinin tamamının seçim döneminde görevden alınması dahil birçok müdahalenin önünün açıldığı uyarısında bulunmuştu.

“Mevcut üyelerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanılmasında fayda var”

Bu değişiklik, 31 Mart seçiminin başlangıç tarihi 1 Ocak 2019’dan sonra YSK üyelerinin yarısından fazlasının değişmesinin söz konusu olduğu, bu durumun seçimlerin düzen içinde yönetimi açısından sorun oluşturabileceği ileri sürülerek yapıldı. Değişikliğe “YSK üyeleri görev yaptıkları süreçte seçim hukuku alanında uzmanlaşmaktadır. Mevcut üyelerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanılmasında fayda mülahaza edilmektedir” gerekçesi öne sürüldü.

CHP, ‘Anayasa’ya aykırı ama’ diyerek kabul oyu verdi

YSK üyelerinin görev süresinin uzatılmasına ilişkin değişikliğin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri süren CHP, Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik öngören kanunun içine yerleştirilen bu düzenlemeye karşı çıktı ama ilginçtir teklifin tamamı üzerindeki oylamada ‘Evet’ oyu verdi. Böylece kanun teklifi sadece beş ret oyuna karşılık 276 oyla kabul edildi.

CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, teklifteki diğer maddeler nedeniyle evet oyu verdiklerini ve YSK düzenlemesine ilişkin rezervlerini koruduklarını belirtirken, “Bunu sağda solda bir şekilde, farklı şekillerde kullanmanızı ayıplarım” demişti.

‘Anayasa’ya aykırı’ itirazı

YSK üyelerinin görev süreleri daha önce de uzatılmıştı. Son olarak 1997’de bu yönde bir değişiklik yapıldı. Ama Anayasa’da 2001 yılında yapılan değişiklikle “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” hükmü getirilmişti. Buna göre altı YSK üyesinin görev sürelerinin 2020’ye uzatılmasına ilişkin değişikliğin uygulanması önünde Anayasal engel vardı.

Teklifin tümüne ‘Evet’ oyu veren CHP, AYM’ye düzenlemenin iptal edilmesi talebiyle giderken Halkın Kurtuluş Partisi de düzenlemenin 31 Mart seçimlerinde uygulanmaması talebiyle YSK’ya başvurmuştu.

YSK’nın iki üyesi uyardı: “Görevden alınma dahil birçok müdahalenin önünün açıldı”

YSK bu başvuruyu reddetti ama üyeler Kürşat Hamurcu ve Yunus Aykın, üyelerin görev süresini uzatan yasa değişikliğinin 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde uygulanamayacağını belirterek karşı oy kullanmıştı. İki üye karşı oy yazısında “Yasal düzenlemenin seçimlerle ilgili ve konjonktürel bir değişiklik olduğunda kuşku bulunmamaktadır” derken, bu değişikliğin uygulanmasının ‘seçimlere bir yıldan az bir süre kala ve hatta başlamış olan bir seçim takvimi içinde bile tüm üyelerin görevlerinin sonlandırılabileceğinin de kabulü anlamına geleceğini’ ifade etmişti.

AYM, CHP’nin seçimden iki hafta önce yaptığı iptal başvurusunu reddetti

Anayasa Mahkemesi de 14 Mart’ta, yani seçimden sadece iki hafta önce, CHP’nin değişikliğin iptal edilmesi talebini reddetti. Karar seçimlere beş gün kala Resmi Gazete’de yayınlandı. AYM kararında düzenlemenin bir ‘seçim kanunu değişikliği’ sayılmayacağını belirtti.

“İptal” kararı veren yedi üyeden beşinin görev süresi uzatılmış

Normal şartlarda görev süreleri geçen ocak ayı başında dolan YSK Başkanı Sadi Güven, üyeler Nakiddin Buğday, Faruk Kaymak, Refik Eğri, Zeki Yiğit ve İlhan Hanağası 31 Mart seçiminde görev aldı. Oysa görev süresi uzatılmasa bu üyeler 31 Mart seçimlerinde görev alamayacak, yerlerine ocak ayı başında Danıştay ve Yargıtay genel kurullarında yapılacak seçimlerle yeni üyeler gelecekti. Böylece YSK başkanı da değişmiş olacaktı.

Değişiklikle bu altı üye İstanbul seçimlerine ilişkin iptal başvurusunda oy kullandı.

YSK iptal kararını dörde karşı yedi oyla almış, üyelerden beşi  iptal yönünde oy kullanırken başkan Güven karşı oy vermişti.

Yani altı üye yerine yeni üyeler seçilseydi iptal talebinde ret kararı çıkabilecekti.

İptal yönünde oy kullanan 7 YSK üyesinden “Refik Eğri” 

Gazeteci Recep Bulut kendisini 1990’lı yıllarda Kayseri’den tanıyan YSK üyesi Refik Eğri’yi yazdı.

YSK üyesi Refik Eğri’nin akrabalarındaki FETÖ bağlantılarına ilişkin iddiaları Kayseri’nin yerel gazetesi Yeni Haber’de yazan Recep Bulut, İstanbul seçimi iptal olmadan önce açıklamalarda bulunan AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin açıklamalarına dikkat çekerek Özhaseki’nin, YSK’nın vereceği iptal kararını önceden bildiğini ima etti.

İşte Recep Bulut’un çok konuşulacak o yazısı:

“Geçtiğimiz pazartesi akşamı YSK’nın İstanbul seçimlerinin yenilenmesiyle ilgili kararının açıklanmasından sonra seçimlerin yenilenmesi için ”evet” oyu veren 7 hakimin adı açıklanınca, açıklanan isimler arasında adı geçen Kayseri Adliyesi eski hakimlerinden Refik Eğri adını görünce dikkatimi celp etti… “Aaa… Bu bizim Refik Eğri değil mi?” diye şaşkınlığımı dile getirmeden edemedim…YSK Üyesi Hakim Refik Eğri’yi nereden ve nasıl tanıdığımı sizlerle paylaşmazsam vebal altında kalırım…O vebalden kurtulmak için gelin size Kayseri Adliyesi eski hakimlerinden Refik Eğri’yi nasıl tanıdığımı anlatayım… Sanırım 1997 yılıydı…

1994 yılında yapılan yerel seçimlerde RP’den Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Şükrü Karatepe, “İçim kan ağlayarak” katıldım dediği 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinden çıkıp katıldığı partisinin İl Danışma Kurulu toplantısında söylediği sözlerden dolayı yargılandığı Ankara 1 No’lu DGM tarafından ‘Halkı din farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik’ ettiği gerekçesiyle, 1 yıl hapis cezasına çarptırılarak görevinden uzaklaştırılınca Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri arasında yapılan oylama da 31 Mart yerel seçimlerinde AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan merkez Melikgazi İlçe Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilmişti.

Seçildikten bir süre sonra bir akşam vaktiydi. Saat 21.00’i gösteriyordu. Sahibi olduğumuz yerel televizyon da program yapmış, programa ara vermiş ve stüdyoda ki kızgın spotlardan bunalıp biraz olsun serin bir hava teneffüs etmek için kapının önüne çıkmıştım…Siyasi konuların ele alındığı program da Şükrü Karatepe’nin yerine seçilen Mehmet Özhaseki’ye icraatlarından dolayı bir hayli yükleniyorduk. Televizyon stüdyomuzun olduğu Alparslan Mahallesi’ndeki binanın önünden geçen RP’nin ileri gelen esnaflarından tanıdığım kişi uzaktan selam verdikten sonra: “Sen ha bire Özhaseki’ye salla dur, az önce senin kalemini kırdılar haberin olsun!” diye esprili bir dille takıldı. Merak etmiştim: “Hayırdır, kimler kırıyor muş benim kalemi mi?” diye sordum. RP’li esnaf: “Haseki’nin evinden geliyorum. Evi bir hayli kalabalıktı. Orada sizin yayınınızı izliyorlardı. Allah var siz de ha bire sallıyordunuz! Bunun üzerine orada ki partililer, Özhaseki’ye niye bunları susturmuyorsun, gücün mü yetmiyor diye sordular. Bunun üzerine Özhaseki, elimden ne gelir ki, laf-söz dinlemiyorlar, bildiklerini okuyorlar dedi. Orada bulunan Hakim Refik Eğri bey de, kolayı var, siz bir dava dilekçesi verin, ben bir celse de onların kalemini kırarım dedi! Ona göre ayağınızı denk alın!” dedi.

Doğrusu, RP’li o esnafın ayaküstü söylediklerini o an için pek ciddiye almadım: “Olur öyle şeyler! Bizim hakkımız da ileri-geri konuşan çok olur!” dedim, geçtim gittim… Ancak aradan birkaç hafta geçtikten sonra bir mahkeme celp kağıdı gelince, o akşam ayaküstü o RP’li esnafın dedikleri aklıma geldi, kendi kendime: “Allah! Allah! Yoksa o esnafın dedikleri doğru mu?” diye bir tereddüde kapıldım…

Öyle ya!

O RP’li esnafın dediği gibi hem Özhaseki davacı olmuş, hem de dava o gece o ev oturmasına katıldığı iddia edilen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanı Refik Eğri’nin mahkemesine düşmüştü… Ben yine de gelişmelerin olağan bir dava akışı sürecinde geliştiğine ihtimal vermeye gayret ettim…Ancak sonra ki gelişmeler şüphemi daha da arttırdı…

O günler de Kurban Bayramını ifa ediyorduk. Kayseri’ye gelen RP Milletvekili Abdullah Gül, Kayseri’de ki yerel televizyonları ziyaret ediyordu. Yayın kuruluşu olarak bize de bayramın ikinci günü öğleden sonra ziyarete gelecekleri bildirilmişti. Dendiği gibi RP’nin önde gelen isimlerinden ve aynı zaman da, partisi tarafından “Gölge Dışişleri Bakanı” olarak görevlendirilen Abdullah Gül yayın kuruluşumuzu ziyarete geldi. Yanında davalı olduğumuz bildirilen dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’de vardı. Kendilerini karşılayıp odamıza da ağırladığımız sırada Sayın Gül, Sayın Özhaseki ile aramızda ki soğukluğu hissetmiş olmalı ki (Belki de Sayın Gül aramızda ki soğukluğu gidermek amacıyla bilinçli bir şekilde Sayın Özhaseki’yi de beraberinde getirmiş olabilir! Ki bence bu olasılık ilerleyen dakikalar da aramız da geçen konuşmadan sonra daha net olarak ortaya çıktı!) beraberinde

Sayın Özhaseki’yi de getirmişti… Sohbetin ilerleyen aşamasında Sayın Gül: “Anladığım kadarıyla aranız da bir kırgınlık var herhalde? Şu mübarek Kurban Bayramında kırgınlık-dargınlık olur mu? “ diye sordu.

Ben: “Şahsen bizim bir kırgınlığımız- dargınlığımız yok ancak Sayın Özhaseki bizden davacı olmuş!” dedim.

Bu sözüm üzerine Sayın Gül, Sayın Özhaseki’ye dönerek: “Öyle mi Mehmet Bey? Öyle şey olur mu? Bir tarafta bu şehrin sorunlarını çözmeye talip olmuş bir belediye başkanımız diğer tarafta bu şehrin güzide bir gazetecisi arasında dava mı olurmuş?” dedi.

Sayın Gül’ün bu yaklaşımından hareketle ben: “Maalesef efendim, hem de ev oturmalarına katılan bir hakimin söylediği iddia edilen sözlerle kalemimiz kırılacakmış!” dedim.

Sayın Gül daha da şaşırmış bir tavırla: “Yok canım, öyle şey olur mu? Kim söylüyor bunları?” dedi.

Ben de: “Valla Sayın Vekilim doğru mu eğri mi bilmiyorum ama bana da o gece Sayın Özhaseki’nin evindeki oturmaya katılan bir partiliniz söyledi!” dedim.

Sayın Özhaseki susmakla yetiniyordu. Sayın Gül’ün, “Yok canım o kadar da olmaz, aslı yoktur, bu tür dedikodulara inanmayın siz!” sözleri üzerine oturduğum masanın çekmecesinden çıkardığım mahkeme celp kağıdını çıkarıp gösterdim ve: “İşte mahkeme celp kağıdı, üstelik dava o gece Sayın Özhaseki’nin evinde ki oturmaya katıldığı iddia edilen hakimin mahkemesinde açılmış!” dedim.

Bunun üzerine Sayın Gül, iş tatlıya bağlama gayretiyle: “Siz celp kâğıdını falan boş verin, bu tatsızlığı da şu mübarek bayramın hatırına tatlıya bağlayalım olsun-bitsin! Dediğim gibi bu şehrin sorunlarına talip olan değerli bir Belediye Başkanımızla güzide bir basın mensubu arasında dargınlık olması hem doğru değil hem de hoş değil!” deyince baştan beri sessiz kalmaya özen gösteren Sayın Özhaseki: “Bizim için dava falan mesele değil efendim, siz istedikten sonra elbette vazgeçeriz. Ancak arkadaşlarımızdan bizim ricamız, bir şey yazacaklar ya da ekrandan söyleyeceklerse bile açıp bir de bize sormaları! Bize sormaları durumunda biz de doğrusu neyse onu söyleriz. Sonra dilediklerini yazabilir, söyleyebilirler elbette!” dedi.

Sayın Özhaseki’nin getirdiği bu yorum üzerine ben de: “Efendim bizim de talebimiz, bize açık, şeffaf ve dürüst gelmeleri! Yoksa bizim hiçbir şahsi talebimiz olmaz, olamaz da!” dedim.

Bu gelişmeden sonra Sayın Gül: “O halde işi tatlıya bağlamış olduk! Sayın Özhaseki’den de rica edelim o şikayetinden vazgeçsin!” dedi. Sayın Gül’ün bu çıkışından sonra Sayın Özhaseki de: “Hay hay efendim, bizim içim mesele değil, avukatlarımıza gerekli talimatı veririz!” dedi.

Ve gerçekten bu bayram ziyaretinden sonra Sayın Özhaseki’nin dediği gibi de oldu…Çıktığımız ilk duruşma da kimlik tespitinden sonra Sayın Özhaseki’nin avukatı, davadan feragat ettiklerini beyan etti.

İşin taraflar arasında tatlılığa bağlandığını ve davadan feragat edildiğini duyan mahkeme Başkanı Hakim Refik Eğri’de bu gelişmelerden sonra bir hayli memnun olduğunu ifade eden bir neşeyle: “Hah! Böyle işte! Ne güzel! Bir tarafta değerli bir Belediye Başkanımız diğer tarafta da güzide bir basın mensubumuz, dava konusu olacak birbirinizden ne alıp veremediğiniz olabilir?” dedi.

Bunun üzerine ben de kendimi daha fazla tutamadım: “Haklısınız efendim de, bazı yargı mensupları bazı ev oturmalarında birilerinin kalemini kırmaya heveslenmese bu işler buraya kadar intikal etmeyecek!” deyince Mahkeme Başkanı Refik Eğri: “Olur mu öyle şey efendim, kim kimin kalemini kırabilir? Hangi yargı mensubu o tür bir oturmalar da öyle bir söz sarf edebilir?” diye işi espriye döktü ve “Davacının davasından feragat etmesi nedeniyle dava düşmüştür!” diye karar verdi… Böylelikle Hakim Refik Eğri’yi ilk kez o gün o duruşma da tanımış oldum…

Yetkili mahkeme Almanya mı yoksa Tunceli Ovacık mı?

Hakim Refik Eğri uzunca bir süre Kayseri Adliyesi’nde hem 2. Asliye Hukuk Mahkemesi hem de 5. Asliye Ceza Mahkemesi başkanı olarak görev yaptı…Aldığı kararlar bir hayli tartışma konusu oldu. Hele hele bir boşanma davası vardı ki dava sonunda verdiği karar günlerce Kayseri Adliyesi koridorlarında espri konusu oldu…

Boşanma davası açan davacının Tunceli-Ovacık’ta, davalının da Almanya’da yaşıyor olması nedeniyle, Hakim Refik Eğri yargılama sonunda, “Yetkili Mahkeme Alman Mahkemeleridir” deyince verdiği bu karar hem Yargıtay’dan dönmüş hem de Adliye koridorların da avukatlar arasında, günlerce, “Yetkili mahkeme Almanya’mı yoksa Tunceli-Ovacık mı?” şeklinde esprilere neden olmuştu. Hakim Refik Eğri’nin 2014 yılında Mersin Adliyesi’ne adeta “sürgün” gibi gönderildiğini duydum. Kayseri eşrafıyla son derece sıcak ilişki içinde olan Hakim Refik Eğri’nin Sivaslı bir hemşerisinin Erciyes Üniversitesi’ne ait bir kamu arsasının usulsüz şekilde işgal etmesiyle ilgili vermiş olduğu karardan dolayı şikayet edildiği ve bu şikayet nedeniyle Mersin Adliyesi’nde Sulh Ceza Mahkemesi Başkanı olarak gönderildiği söylendi, durdu… Her ne kadar doğrudan doğruya Hakim Refik Eğri ile bağlantılı değil ise de AK Parti Sivas Merkez İlçe Başkanlığı yapan kayınbiraderi İsmail Çapraz’da özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası KHK ile mülkiyeti hazineye geçen Sivas Sultan Murat Koleji ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle Ocak 2011’den 2014 yılına kadar aralıksız yürüttüğü AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı görevinden adeta “kibarca” istifa ettirilerek uzaklaştırıldı…Hakim Refik Eğri’nin bir başka kayınbiraderinin de FETÖ operasyonu kapsamında tutuklandığı ve bir süre cezaevinde yattıktan sonra tahliye edildiğine ilişkin sosyal paylaşım ağı Facebook’ta bazı paylaşımlar yer aldı ancak bu iddiaların ne denli doğru olduğu bilinmiyor. Bu iddialar bir yana esas benim Hakim Refik Eğri ile ilgili dikkatimiz çeken bir başka iddia Mersin’den geldi…

Mersin seçim sonuçlarına yapılan itiraz da tartışma konusu olmuştu! 

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın 30 Mart 2014 yerel seçimleri sonrası basına yansıyan bir demecin de Kayseri Adliyesi eski Hakimi Refik Eğri’nin de adı geçince bir hayli ilgimi çekmişti…CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı yaptığı açıklama da, 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçim sonuçlarına yapılan itirazların henüz karara bağlanmadan önce Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun Mersin Adliyesi’ne giderek seçim kurullarında görevli hakimlerle, itirazlarla ilgili görüştüğünü, iddia etmişti… Aytuğ Atıcı’nın ortaya attığı bu iddia üzerine Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, 16 Nisan 2014 tarihinde Mersin İl Seçim Kurulunda görev alan Başkan Hakim Hasan

Aydın, üyeler Hakim Mehmet Dabak, Hakim Adnan Yıldırım, Akdeniz 1’nci İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Refik Eğri, Akdeniz 2’nci İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Celal Kabakurt, Mezitli İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Duran Demir, Toroslar İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Sabahatin Aras ve Yenişehir İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Selçuk Zöhre’nin imzasıyla şu ortak açıklama da bulunmuştu:

“30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahalli idareler genel seçim sonuçlarına yapılan itirazların ardından, Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun Mersin Adliyesi’ne gelerek seçim kurullarında görevli hakimlerle, itirazlarla ilgili görüştüğüne dair CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı tarafından yapılan açıklamaların ve konuya ilişkin basında çıkan haberlerin gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Gerek seçim sürecinde, gerekse seçimlerin yapılmasından sonra, seçim sonuçlarına yapılan itirazların incelenmesi döneminde, Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun Mersin Adliyesi’ne gelerek İl Seçim Kurulu Başkan ve üyesi hakimlerle ve İlçe Seçim Kurulu başkanı hakimlerle şahsen görüşmesi veya telefonla dahi görüşmesi söz konusu değildir. Seçim hakimleri olarak bu seçim sürecinde görevimizi Anayasa, Yasalara ve vicdani kanaatimize göre tarafsız ve bağımsız olarak yerine getirdiğimizden Mersin halkının asla şüphesi olmasın.”

Açıklama aynen böyleydi…Aralarında Kayseri’den Mersin’e atanan ve Mersin Adliyesi’nde 30 Mart Yerel Seçimlerinde Akdeniz 1’nci İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan Hakim Refik Eğri ve diğer seçim kurulu başkan ve üyelerinin yapılan itirazlar öncesi Vali Hasan Basri Güzeloğlu ile gerçekten görüşüp görüşmedikleri bilmiyoruz! Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın da bu iddiayı neye dayanarak ortaya attığını da bilmiyoruz! Ne yönde karar verdiklerini de bilmiyoruz…

Hakim Refik Eğri, 3 Şubat 2015’te Yargıtay Üyesi oldu…Sonra da YSK üyesi. 31 Mart yerel seçimleri sonrası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi yönünde oy kullanan 7 hakimden birinin de Kayseri eski Adliye Hakimlerinden Refik Eğri’nin de adı geçince aklıma 2014 yılı Mersin yerel seçimleri geldi…

Ey Refik Eğri, nereye giderse gitsin taliksizlik bir türlü yakasını bırakmıyor! Tıpkı Mersin’de olduğu gibi seçildiğin YSK’da bile yenilenmesi için “evet” oyu verdiğin İstanbul seçim tartışmaları bile dönüp dolaşıp önüne geliyor!

Cidden senin adına üzülüyorum! Yanlışlık sende mi yoksa sana itiraz edenlerde mi doğrusu bir türlü çözemedim! Mersin’e oradan da Yargıtay üyeliğine, Yargıtay üyeliğinden de YSK üyeliğine atanan Hakim Refik Eğri’nin adını görünce bir an da Kayseri Adliyesi’nde ki anılarım depreşti…Kendi kendime: “İstanbul seçimlerinin yenilenmesi yönünde oy kullanan o 7 hakimden biri de şu bizim Refik Eğri miymiş?” diye mırıldanma gereği duydum…

Ne deyim?

Hay sen çok yaşa emi Refik Eğri!

Hem adına hem de soyadınla!

Durun bir dakika, henüz söyleyeceklerim bitmedi! Pazartesi günü YSK İstanbul seçimleriyle ilgili kararını açıklamadan önce cumartesi günü Ankara seçim yarışını kaybeden AKP’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Ankara’nın moral bozucu havasından kurtulup moral bulmak için geldiği Kayseri’de ilginç bir açıklama da bulunmuştu…

İstanbul seçimlerinin iptal edilip edilmeyeceğine ilişkin itiraz süreci ile ilgide konuşan Özhaseki, “Yüksek Seçim Kurulu’na bütün deliller ve belgeler verildi. Bunu hukuken inceliyorlar. Bir karar verecekler, bu karara uymak da herkesin görevidir. O karardan başka bir türlü anlam çıkararak şimdiden onları etkilemeye çalışmak da doğrusu hiç kimseye yakışmıyor. Saygılı bir şekilde beklemek, çıkan sonuca da herkesin saygı duyması esas diye düşünüyorum” deme gereği duymuştu!

Allah! Allah! Sayın Özhaseki, İstanbul seçimlerinin iptal edilip edilmeyeceğine ilişkin bir bilgi mi aldı ki YSK’nın pazartesi günü vereceği karar öncesi herkesi YSK kararına uymaya davet ediyor?

Sürpriz daha bitmedi! Özhaseki’nin cumartesi günü kameralar karşısında yaptığı bu açıklamadan sonra aynı günün akşamı birçok ulusal kanal da, “Özhaseki, İstanbul Seçim Koordinatörü olarak görevlendirildi” diye altyazı geçmeye başladı… Kendi kendime düşündüm! Allah! Allah! İstanbul seçimlerinin iptali yönünde YSK’dan bir karar çıktı mı ki Ankara seçim yarışını kaybeden Mehmet Özhaseki, İstanbul Seçim Koordinatörü olarak görevlendirildi!

Aklıma yine YSK üyesi eski Kayseri Adliyesi Hakimi Refik Eğri geldi…Acaba Özhaseki’nin Kayseri’deki ev oturmalarının bir benzeri Ankara’da da mı devam ediliyor diye! Hınzırlık bu ya! Gel de düşünme?”

Kaynaklar: Diken- Kemal Göktaş, Oda TV, Sözcü

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

canlı sohbet hattı hint filmleri bahis siteleri beylikdüzü escort teen porno bahis sitesi seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri